4.19.2003

Ýstiklâl Marþý... Tam

"Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin"
..

“Bütün anlaþmazlýklarý ortadan kaldýrmalýyýz. Ve silâhlarýmýzý memleketimizi bölmek isteyen düzenbazlara çevirmeliyiz. Bu çaðrýyý dinlemezseniz piþman olacaksýnýz. Dinimizin, imansýz düþmanlarýmýzýn vaadlerine güvenmeyiniz!...

"Hakka inanan mücahitler yakýnda Arap dindaþlarýnýn misafiri olacak ve düþmaný dört bir yana daðýtacaklardýr. Dindaþ gibi yaþayalým.
Düþmanlarýmýz kahrolsun!"

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder


..

“Savaþ sadece teknoloji deðil, ondan çok daha fazla olmak üzere irade iþidir.

Saðlam bir kafa, dünyaya net bir bakýþ açýsýyla silâhlanmýþ çelik gibi irade ister.

Bu irade Born Again Christian mezhebine baðlý Bush’la, ýrkçý rahiplerin adeta fetva verdiði Blair’in “iþgalci misyon ordusu”na karþý kaderleri tekbir Ýstiklâl Savaþý’nda birleþen bölgemiz Milli Kuvvetlerinde fazlasýyla mevcuttur”
..

“...’Irak insanlýðýn gözleri', Baðdat o gözlerin kalbidir... Kalbimiz yerli yerinde. Dokusu kuvvetli, vuruþlarý saðlam.”


Ýstiklâl Savaþýnda 31. Gün

Milli Kuvvetlere

Son geliþmeler hakkýnda


1- ABD-Ýngiltere-Anzak saldýrýsýnýn baþladýðý 20 Mart sabahý lideriyle partisiyle görev baþýnda bulunan yönetim, Irak Cumhuriyeti Devleti’nin meþru yönetimidir.

-Ahlâken böyledir. Zira meþru yönetim ABD-Ýngiltere’nin baþýný çektiði iþgal güçlerine karþý askeri, siyasi, hukuki, her sahada savaþmýþtýr, savaþmaktadýr.

-Siyasi olarak böyledir. Zira Irak halký ABD-Ýngiltere’nin “Millici, baðýmsýzlýkçý, vatansever yönetimi devirmek için kargaþa çýkarýn, bizim iþgalimize boyun eðin, özgürleþin” kýþkýrtmalarýna uymamýþ, ülkenin belli noktalarýndaki geleneksel iþbirlikçi unsurlar hariç, hangi kökenden olursa olsun, tek bir millet halinde, ordusuyla, partisiyle, yönetimin etrafýnda bütünleþip, savaþmýþtýr, savaþmaktadýr.

-Mevcut uluslar arasý hukuka göre de böyledir. Zira Irak Cumhuriyeti Devleti BM üyesi bir ülkedir. 28 Temmuz 1945 yýlýnda zamanýn ABD Baþkaný Truman tarafýndan imzalanýp, ABD Senatosunda 2’ye karþý 89 oyla onaylanmasýyla birlikte, yapýlmýþ ve yapýlacak olan uluslar arasý anlaþmalarýn kendisinin üzerinde olduðunu, baðladýðýný bildiren Amerikan Anayasasýnýn halen yürürlükteki 6. maddesi hükmünce, ABD’yi hem iç hukukunda hem de uluslar arasý iliþkilerde baðlayýcý en üst kanun derecesine yükselen BM Sözleþmesine göre, kendi sýnýrlarý dahilinde hükümran bir devletin yýkýlmasý, rejiminin deðiþtirilmesi, (hiç biride Amerikan-Ýngiliz-Anzak iþgal güçleri tarafýndan görevini yerine getirmesine engel olunan meþru Irak yönetimi için söz konusu olmayan) istisnai durumlar hariç, meþru deðildir.


2- Meþru yönetimin görevini yerine getirmesini cebren ve hileyle engelleyen iþgalci güçlerin yol açtýðý mevcut “fiili durum”un adý, “iþgal”dir. Ýþgal, hiçbir bahaneyle meþrulaþtýrýlamaz, kalýcý hale getirilemez, 20 Mart sabahý görev baþýnda bulunan meþru yönetime iade edilmedikçe, sona ermiþ kabul edilemez.

-Baþta ABD-Ýngiltere olmak üzere, saldýrýnýn baþladýðý 20 Mart sabahý Irak’ta görev baþýnda bulunan meþru siyasi iktidarýn görevini yerine getirmesini engelleyen iþgalci ülkelerin Irak Cumhuriyeti sýnýrlarý dahilindeki varlýklarý ve “Irak’a demokrasi getirmek... Irak’ýn geleceðini þekillendirmek” gibi uydurma gerekçelerle, “Irak’ýn yeniden yapýlandýrýlmasý” adý altýnda, petrolü yaðmalamak, ülkeyi Merkezdoðu’nun bütününe, Asya’ya doðru muhtemel saldýrýlar için üs olarak kullanmak maksatlarýna hizmet edecek bir kukla rejim kurmak için yürüttükleri bütün faaliyetler kanundýþýdýr.

-Irak topraklarý üzerinde, kanun dýþý konumdaki bu ülkelerin, Geneva Anlaþmasýnýn “iþgalci ülkeler”e yükledikleri sorumluluklar haricinde, hiçbir surette iradesini temsil etmedikleri Irak halký adýna, yasama, yürütme, yargýlama haklarý yoktur.

Baþta ABD-Ýngiltere olmak üzere, Irak Cumhuriyeti topraklarý üzerinde, siyasi iktidarýn görevini yerine getirmesini engelleyen iþgalci düþman konumundaki bu ülkeler, onlara “iþgalci ülkeler” olarak geçici sorumluluklar yükleyen Geneva Anlaþmasýný ve Irak’a yönelik saldýrýya imkân vermeyen 51. maddesini çiðnedikleri BM Sözleþmesini, bu sözleþmenin baþka maddelerini istismar yoluyla;

a- 20 Mart sabahý Irak’ta görev baþýnda bulunan meþru siyasi iktidarý kanun dýþý ilân etme, yöneticileri hakkýnda takibatta bulunma kanun dýþýlýðýna,

b- Kendi kanun dýþý konumlarýnýn meþrulaþtýrýlmasýna,

c- Ceplerinde her sabah okuduklarý Bush için yazýlmýþ dualarýn bulunduðu özel olarak hazýrlanmýþ “yeni-incil”ler taþýyan Amerikan misyon ordusunun vatansever Baðdat halkýnýn hücumuna karþý tanklarla duvar gibi çevrelediði bir meydanda, Born Again Christian adlý mezhebin denetimi altýndaki Waþington’daki “meczup”larla Pentagon’un sahnelediði “Berlin Duvarý yýkýlýyor” adlý “Müsamere”de, açýlarý ayarlanmýþ televizyon görüntülerinde, kameralara el sallayýp, dans eden özgürlük sarhoþu yüz binlerce Baðdatlý rolünü oynayan iþbirlikçilerle benzeri gruplarýn “geçici hükümet kurma” adý altýnda yürüttükleri kanun dýþý faaliyetlerin, tek cümleyle iþgalin yol açtýðý “fiili durum”un sonuçlarýnýn kalýcýlaþtýrýlmasýna, meþrulaþtýrýlmasýna alet edemezler.

-BM Denetçileri Irak’ta bulunduðu sýrada saldýrmasý mümkün görünmeyen Waþington rejiminin tam da bu nedenle yönelttiði “denetçilerin geri çekilmesi” talebine milyonlarca Irak Cumhuriyeti vatandaþýna olan sorumluluðunu dikkate alýp o görevi gönüllü olarak üstlenecek yeni BM denetçileri göndererek karþý çýkmak yerine, Waþington rejiminin tehdidine boyun eðip, “BM denetçilerinin güvenliðinden sorumlu olduðu” gerekçesiyle, BM Denetçilerini Irak Cumhuriyeti sýnýrlarý dýþýna çýkararak, “OÝL” (Operation Iraqi Liberation) adýyla da bilinen “saldýrý”nýn baþlamasý önündeki son ve en önemli engeli kaldýran BM Genel Sekreteri Kofi Annan, “Irak’ýn yeniden inþasýnda BM’nin oynayacaðý temel rol”ün iþgalin sonuçlarýnýn kalýcýlaþtýrýlmasý, meþrulaþtýrýlmasý olmayýp, siyasi iktidarýn, iþgal güçleri tarafýndan görevi yerine getirilmesi engellenen meþru Irak yönetimine iadesi olduðunu hatýrlamalý, BM’nin bu anlamda kullanýlmasýna izin vermemelidir.

91 yýlýnda bayraðýný “seçilmemiþ” Sabah ailesinin Kuveyt’te tekrar göreve getirilmesi için kullandýran “BM’nin Irak’ta oynayacaðý temel rol”, siyasi iktidarýn, “kaybettiði seçimle seçilmiþ” bir baþkana sahip ABD’de dahil, kendisine üye çok sayýda “seçilmemiþ” yönetim arasýnda, anti-sömürgeci, millici bir devrimle siyasi iktidarý alan ve 20 Mart 2003 sabahý görevi baþýnda bulunan meþru Irak yönetimine iadesini saðlamaktýr.

Amerikan Anayasasýný da baðlayan BM Sözleþmesinin 51. maddesi bunu gerektirir.

Ýktidarýn, 20 mart sabahý görev baþýnda bulunan meþru Irak yönetimine iadesini saðlayamayan, iþgalin sonuçlarýnýn kalýcýlaþtýrýlmasýna, meþrulaþtýrýlmasýna alet olan bir BM’nin varlýðýný devam ettirmesi imkânsýzdýr.


3-Irak’tan Türkiye’ye bütün Merkezdoðu’nun kaderi sömürgeci düþmanýn bölge dýþýna þekillendirilip, iþgal sonrasý dönemin açýlmasýyla zafere ulaþacak bölge çapýnda tekbir Ýstiklâl Savaþý’nda birleþmiþtir.

1919’un Ýstiklâl Savaþýnýn birikimi, Irak’taki kurtuluþ mücadelesine, bölge çapýnda Ýstiklâl Savaþýna baðlanmalýdýr. Arap vatanseverliðinin silâh arkadaþý millici, baðýmsýzlýkçý, sosyal devlet kurucusu, doðu maneviyatýna sýmsýký baðlý Mustafa Kemal Atatürk’ün görüþleri bunu icap ettirir.

Biz gaibi bilemeyiz, Waþington’daki “meczuplar”ýn iþgal ordusunun ufuktaki cehennemi hezimetinin tarihini veremeyiz, “kýsa sürecek bir operasyon” diyemeyiz, ama yinede 91 yýlý Martýnda, gazete köþelerinde, televizyon stüdyolarýnda “100 saat savaþý”yla hemen yýktýklarý Irak Cumhuriyeti’nin baþþehri Baðdat’ta milyonlarca Baðdatlýnýn 150 kiþilik oyuncu kadrosuyla temsil olunduðu “müsamere”yi sahnelemeyi ancak 12 yýlda baþarabildikleri ölçü alýnýrsa, ayný gazete köþelerinde ve stüdyolarda, “21gün savaþý”yla bu sefer Kýyamete kadar yýkýlmamak üzere gerçekten kurulduðu ilân olunan tek kutuplu dünyanýn tek kutbunun o “müsamere” meydanýndan, Merkezdoðu’nun dýþýna þekillendirilmesinin 12 yýl sürmeyeceðini, en fazla bir, birkaç yýl içinde tamamlanacaðýný söyleyebiliriz.


Birlik ve Bütünleþme

4.09.2003


“...’Irak insanlýðýn gözleri', Baðdat o gözlerin kalbidir... Kalbimiz yerli yerinde”


Ýstiklâl Savaþýnda 21. Gün



Milli Kuvvetlere...



Özellikle seçildikleri kanýsýný uyandýran ýrkçýlarýn çalýþtýrýldýðý FOX, SKY televizyonlarýnýn, gazetelerinin, CNN ve “tarafsýz” BBC ile bunlarýn Türkiye’deki þubelerince yürütülen psikolojik savaþýn bugünkü menüsünde bir “müsamere” var.

“Müsamere”nin konusu, doðru haber veren gazetecilerin bulunduðu binaya dün tanklarla saldýran “düþman ordusu tarafýndan Baðdat’ýn kurtarýlýþý”.

Born Again Christian mezhebine baðlý Bush’la, ýrkçý rahiplerin desteklediði Blair’in “misyon ordusu”nun kaçýnýlmaz hezimeti hiçbir “müsamere” ile önlenemez, üzeri örtülemez.

Milliciler, vatanseverler Amerikan Propaganda Makinesi’nin ekranlarýnda oynanan “müsamere”yle sýnýrlý “iþgalcinin” bu “ekran zaferi”ne aldanmamalý..


Birlik ve Bütünleþme

4.07.2003

“Türk topraklarý, devleti, düþman iþgalinden kurtarýlana, tam baðýmsýzlýk kazanýlana kadar devam edecek Ýstiklâl Savaþýna katýlmak Türkiye Cumhuriyeti vatandaþý olan herkes için zorunlu bir vatandaþlýk görevidir”


Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý dahilinde yaþayan Türk milletinin Arap kökenli evlâtlarý!

Türk milletini sýrtýndan hançerleyen iç cephe ihaneti, Irak’ýn Kuzeyini bölücü ABD sömürgeciliðine üs haline getirenlerle akraba ise, Irak vatanýnda savaþanlarda senin akrabalarýn.

Türkiye ve Irak’taki vatan topraðýný satýlacak arsa gibi gören, etnik temelde bölüp parçalara ayýran mutlak liberalist, iç cephe ihanetleri akraba ise, Türkiye ve Irak’taki milli, sosyal, baðýmsýz devletler, baðýmsýzlýk cepheleri de akraba.

20’lerin Milli Mücadelesini hatýrla, ondan güç al, "Baðdat, daðý taþý, kadýný erkeði, Fýrat'ý ve Dicle'siyle Amerikanýn saldýrganlýðýný cevaplayacaktýr. Dünya halklarý Amerikan ve Ýngiliz saldýrganlýðýna karþý çýkacaktýr. Bölge devletleri medeniyetin yerine kaba kuvvetin hüküm sürmesine izin vermeyecektir. Çünkü bu saldýrý bütün insanlýða yapýlmaktadýr” diyen sese kulak ver!

Ýhanet için kullanýlan akrabalýk baðýný hatýrla, Irak topraklarýnda ölüm-kalým mücadelesi veren akraban için; sesini yükselt!...
"Baðdat, daðý taþý, kadýný erkeði, Fýrat'ý ve Dicle'siyle Amerikanýn saldýrganlýðýný cevaplayacaktýr. Dünya halklarý Amerikan ve Ýngiliz saldýrganlýðýna karþý çýkacaktýr. Bölge devletleri medeniyetin yerine kaba kuvvetin hüküm sürmesine izin vermeyecektir. Çünkü bu saldýrý bütün insanlýða yapýlmaktadýr...

Irak insanlýðýn gözleridir.

Dünyaya saðlam bir kafayla ve net bir bakýþ açýsýyla bakýyoruz"

Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin
..

‘Irak insanlýðýn gözleri’, Baðdat o gözlerin kalbidir.. Kalbimiz yerli yerinde”



Ýstiklâl Savaþýnda 19. gün

Milli Kuvvetlere

ABD-Ýngiltere’nin baþýný çektiði “Ýþgal koalisyonu”nun Irak’ý iþgal teþebbüsünün hezimetle sonuçlanacaðý kesinleþti.

“Altýn çölün kumlarý arasýnda kaybolmaya”, uðruna bütün bölgeyi 12 yýldýr zulme boðduklarý petrolün içinde boðulmaya mahkum ABD-Ýngiltere-Anzak Ýþgal güçlerini artýk Allah’tan baþka kimse kurtaramaz.

Yaratýcý, Irak’ýn meþru rejimini, BAAS’ý haklý buldu ki, “Born Again Christian” adlý mezhebin görüþlerine baðlý ABD Baþkaný Bush’la, Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin’in öldürülmesinin dine uygun olduðu þeklinde adeta fetva veren Anglikan Kilisesinin kutsal deðerleri sömürgeciliðe harcayan ýrkçý rahiplerinin desteðine sahip Blair’in “misyon ordusu”nu görülmemiþ bir hezimete uðratýyor.

Ufuk, Ýstiklâl Savaþý tarihiyle bütün baðlarýný koparmýþ, iradesi, bir an evvel sýnýr dýþýna çýkarýlmasý gereken ABD diplomatlarýna baðlý kukla hükümetin iþbirliðiyle Türk topraklarýný da koridor yapan iþgalci düþmanýn cehennemi hezimetinin habercisi bir kýzýllýkla alev alev.

Biz gaibi bilemeyiz, hezimetin tarihini veremeyiz. Ýþgalci düþman gibi “kýsa sürecek bir operasyon” diyemeyiz.

Kesin olan þu; makus talih Irak topraklarýnda yenildi. “Kýsa sürecek operasyon”, hava kuvvetleri desteði olmadan döðüþen Irak ordusu karþýsýnda acz içinde kývranan iþgalci düþmanýn Irak ve Türkiye sýnýrlarý dýþýna þekillendirilip, yeniden yapýlandýrýlmasýyla sonuçlanacaðý þimdiden belli bir Ýstiklâl Savaþýna dönüþtü.

Milli Kuvvetler, gerçek iktidar olduðunun bilinciyle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasýný ve kanunlarý tanýmayan,Türk topraklarýnda iþgalci konumda bulunan düþmana karþý yasallýðýný Kurtuluþ Savaþý tarihinden, bu savaþýn hukukundan, maneviyatýndan alan bir karþý koyuþla, kararlar alýr, uygular.

Türk milletinin gerçek müttefiki köklü, tarihi iliþkilere sahip olduðu Irak Cumhuriyetiyle ortak tarihi düþmana karþý birlikte hareket eder.

TRT’de dahil, Türk milletine yönelik Ermeni Soykýrýmý edebiyatýnýn Arap milletine yönelik versiyonu olan, “Kürtler isyan etmediði halde Araplar onlarý kesti, kimyasal silâh kullandý” benzeri abartýlý Halepçe edebiyatýna baþlayan Amerikan Propaganda Makinesini etkisiz hale getirecek tedbirleri gecikmeksizin alýr.

“Bütün anlaþmazlýklarý ortadan kaldýrmalýyýz. Ve silâhlarýmýzý memleketimizi bölmek isteyen düzenbazlara çevirmeliyiz. Bu çaðrýyý dinlemezseniz piþman olacaksýnýz. Dinimizin, imansýz düþmanlarýmýzýn vaadlerine güvenmeyiniz!...

"Hakka inanan mücahitler yakýnda Arap dindaþlarýnýn misafiri olacak ve düþmaný dört bir yana daðýtacaklardýr. Dindaþ gibi yaþayalým.
Düþmanlarýmýz kahrolsun!"

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
..

“Hayatýnda bir an bile olsa subaylýk yapmýþ, subaylýk izzetinefsini, þerefini duymuþ, ölümü küçümsemiþ bir insan, hayatta iken, düþmanýn tasarladýðý ve reva gördüðü bu muamelelere katlanamaz.

Onun yaþamak için bir çaresi vardýr:

Þerefini korumak!...

Halbuki düþmanlarýmýzýn da kastettiði, o þerefi ayaklar altýna almaktýr.

Dolayýsýyla subay için 'Ya istiklal, ya ölüm' vardýr”...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

..


“Türk askeri, Amerikan iþgal güçleriyle savaþacak ve düþmaný vatan topraklarýndan kovacak kudret ve cesarete sahiptir”..


“...O sýrada, salonun bir köþesinde demin iþaret ettiðim Balkan Savaþý komutanlarý, ateþli bir konuþma içindeydiler. Bir büyük Komutan diyordu ki:

-Efendim, bu Türk erlerinde hayýr yoktur, bunlar hayvan sürüsüdür. Yalnýz kaçmayý bilirler. Allah korusun, böyle duygusuz bir sürüye kimseyi komutan etmesin!

Kendi durumumu unutarak onlarla ilgilendim. Coþkun konuþmanýn en çok söyleyen komutanýna dedim ki:

-Paþam, biz de askeriz, biz de bu orduya komutanlýk etmiþ adamýz. Türk eri kaçmaz, kaçmak nedir bilmez.. Eðer Türk erinin kaçtýðýný görmüþseniz, hemen bilmeli ki, onun baþýnda bulunan en büyük komutan kaçmýþtýr. Eðer siz, kaçtýðýnýzýn yüz karasýný Türk erlerine yüklemek istiyorsanýz, insafsýzlýk ediyorsunuz.

Karþýmdaki General, beni tanýmýyordu, yahut tanýmamazlýktan geliyordu. Bir an durdu, saðýndaki, solundaki arkadaþlarýna sordu:

‘Bu kimdir?’

Fýsýltýlar, bu zât’ý aydýnlattý, ondan sonra suspus oldular”

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder



3.30.2003

Ýstiklâl Marþý...Tam

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin"
..

“Kurtuluþ için, baðýmsýzlýk için önünde sonunda düþmanla, bütün varlýðýmýzla vuruþarak onu yenmekten baþka çaremiz yoktur ve olamaz!”

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder


..


“... ‘Irak insanlýðýn gözleri’, Baðdat o gözlerin kalbidir”




Ýstiklâl Savaþýnda 11.Gün


Milli Kuvvetlere

Ordusu, partisi, kadýný, erkeði, çocuðu, iþçisi, köylüsü, aydýný, eli silâh tutan yediden yetmiþe her ferdiyle bütün bir millet tekbir yürek, tekbir yumruk olup silâha sarýlan Irak Cumhuriyeti Devleti, vatan topraklarýný iþgale teþebbüs eden ABD-Ýngiltere-Anzak Sömürgeci Koalisyonu'nun 20 Mart sabahý baþlattýðý saldýrýya gösterdiði "büyük karþý koyuþ"unu, Ýstiklâl Savaþý seviyesine yükseltmeyi baþarmýþ, böylece sadece Irak’ýn deðil, Türkiye’de dahil Merkezdoðu’nun makus talihini yenmiþ bulunuyor.

ABD-Ýngiltere-Anzak Sömürgeci Koalisyonu'na karþý Irak anavatanýnýn savunulmasý, Türkiye’de dahil, bütün bölgenin yabancý tahakkümünden kurtarýlmasýyla zafere ulaþacak bir Ýstiklâl Savaþýdýr

Bu karþý koyuþun bölge çapýnda verilecek Ýstiklal Savaþýna dönüþmesi kaçýnýlmaz.

“Operasyon... Irak Operasyonu” gibi çirkin ifadeler, devlet televizyonu TRT’de dahil, “iþgal koalisyonu”nun Amerikan psikolojik savaþ kanalý FOX televizyonu gibi yayýn yapan Türkiye’deki Amerikan Propaganda Makinesinin elemanlarýna ait.

Ýþgalcinin neye uðradýðýný þaþýrdýðý þu günlerde bile, Irak topraklarýný, petrollerini, dilimlere ayrýlýp, ucundan kýrýntý týrtýklanacak pastaya benzetmekten vazgeçmeyen bu þaþkýnlarýn, “Ne olduðunu tam çözemese de... çok ciddi bir þeyin yaklaþmakta olduðunu” Dünyayý Sarsan On Gün’e sýk sýk göndermeler yaparak haber veren Barlas’ýn kimliðini tam teþhis edemediði “o ciddi þey” tarafýndan yargýlanarak þekillendirilmek üzere barlardan mahkemelere doðru toparlandýklarý sýrada bile, hâlâ ayýlamayýp, Fýrat'ýn sularýnda eriyip gitmiþ Amerikan zaferi sonrasýnda "Irak’ýn geleceðinin þekillendirilmesinde söz sahibi olabilmek, masaya oturup, pastadan pay kapabilmek" için koz olarak artýk yetmeyen Irak’ýn Kuzeyi’ne, “Diyarbakýr kozu”na, “Türkmen kartý”na ek olarak, “Pontus kartý”ný mý “Bizans kozu”nu mu, yoksa “Lâzistan kartý”ný mý oynamalý tartýþmasýna devam ettiklerini gözlerinizin önüne getirebilirsiniz.

Bunlar 1921’in Sakarya günlerinde, “Türk kartý” olarak gördükleri Ankara’yý, þehri kuþatmasýna ramak kalmýþ ayný düþmanýn Batý Anadolu’da oluþturduðu “fiili durum”u koz olarak oynayarak korumaya, geleceðini þekillendirmeye kalkýþmýþ, fakat o devrin Saddam’ý, “Türk sorunu” Mustafa Kemal Atatürk tarafýndan engellenmiþlerdi. Anadolu’nun geleceðinde söz sahibi olmak için Anadolu’nun beyliklere, devletçiklere bölünmesi gerektiðine o kadar iman etmiþlerdi ki, Sakarya Savunmasý’nýn zaferle sonuçlandýrýlmasýndan sonra bile, Batý Anadolu’da bir kukla devlet kurmasý için Yunanistan’a dilekçe vermiþlerdi.

Irak’ýn Kuzeyindeki “fiili durum”un varlýðýnýn hem savaþ sebebi sayýlmasý, hem de uzun vadede “islâmcýlýk tehlikesi”ne karþý, Türkiye’nin 8. Cumhurbaþkaný ve ayný zamanda Mart 91’de Çankaya köþkünde karara baðlanan Irak’ýn Kuzeyindeki "fiili durum"un bir anlamda kurucusu, fahri önderi olan "Turgut Özal Ýslâmcýlýðý" deðil, müttefik olunmasýda böyle...

Bir bütünlüðü, o bütünlüðün düþmanlarýna yardým ederek parçalamak suretiyle korumanýn mümkün olduðuna inanmak...meselâ, dikkat çekmeyen küçük bir örnek olarak;

Irak Cumhuriyeti Devleti’nin hükümran olduðu topraklarý üzerinde bulunan, yine Irak’a ait petrol satýþýndan saðlanan gelirle alýnmýþ, 20 bin kamyon dolusu, aþaðý yukarý 80 000 ton yiyecek maddesinin, ABD-Ýngiltere-Anzak Ýþgal Koalisyonu'na baðlý düþman askerleri tarafýndan, “Saddam’ýn aç býraktýðý Irak halký”na “insani yardým” yapýlabilmesi için imha edilmesi,

-TRT’de dahil Amerikan Propaganda Makinesinin haber bültenlerinde “Koalisyon güçleri insani amaçlý yardým götürüyor...kasabaya ulaþtý, limana yanaþtý” þeklinde propaganda edildiði üzere, 20 Mart 2003 sabahý baþlayan ABD-Ýngiltere-Anzak Saldýrýsýnýn amacý Irak Cumhuriyeti Devletini yýkmak, yönetimini devirmek, yer altý yerüstü zenginliklerini denetim altýna almak olsada, bu saldýrýnýn yinede bir “insani yardým operasyonu”, ABD-Ýngiltere-Anzak askerlerinin ise, iþgalci gibi görünseler de yinede "halký kurtaran insanlar" olarak görülmeleri,

-Ve bu yardýmýn “insani amaçlý yardým” deðil, “insani amaçlý yardým adý atýnda iþgalin kabul ettirilmesi faaliyeti" olduðunu bilen, bu yüzden kabul etmeyen Iraklý vatanseverlerin ise, “Koalisyon güçlerinin Irak halkýna ulaþtýrmaya çalýþtýklarý insani yardým malzemelerini, yiyecek maddelerini imha eden, insani yardým konvoylarýný engelleyen rejim yanlýlarý” olmalarý, gibi bir þey.

Mevcut besin maddelerini imha ettikten sonra, güya “Saddam’ýn aç býraktýðý” Iraklý bebeyi, "sýrf o ölmesin, yaþasýn diye" dünyanýn bir ucundan kalkýp mamasýný getirmiþ kurtarýcý görüntüsünde kucaðýnda biberondan emerken kameralara poz veren düþman, o bebeði özgürleþtirmiyor, köleleþtiriyor.

Mensubu olduðu tuzukurular dünyasýnýn gazetecilerini, katýldýðý bir tartýþma programýnda olduðu gibi, onunla, “felâket tellâllýðý yapan bir malumatfuruþ” olarak dalga geçen meslektaþlarýný inandýramasa da Barlas haklý... Zaten büyük alt-üst oluþlar, iþgalciden kurtuluþ mücadeleside böyle bir þey iþte... Þu sokakta, varlýðý savaþ sebebi sayýlacak bir baþka fiili durumun ilerde beklenmeyecek geliþme olarak ortaya çýkmasý ihtimaline karþý bir koz olarak kullanabilmek amacýyla, Ankara, Nevþehir, Kýrþehir, Yozgat çevresinde bir Türk Devletinin kurulmasýný þimdiden garanti altýna almak için, düþmanlýðýnýn niteliði stratejik olduðu halde, taktik icabý dost kabul edilen ABD ile gizli mutabakat muhtýrasý hazýrlanýrken, “mutabakat aranýrken”, diðer sokakta da stratejik olarak düþman, taktik olarak müttefik ülkenin üslerine Türk bayraðý dikilmiþ olur..

Barlas’ý bayrak deðil, onu diken ellerin Ev’in dýþýndaki hayali pastaya bakmayýp, içindeki “esas pasta”ya ne kadar aç olduðu ve kýrmýzýnýn tonu üzerine aklýna gelen ihtimaller ürkütüyor..

Esas Kuzey Cephesi olan Mersin-Ýskenderun-Mardin Cephesindeki düþman üsleri, Ýkitellideki Amerikan Propaganda Makinesinin burçlarý, bayraðý dikecek Ulubatlýsýna hasret..

Ne kadar aç olduðu bilinmez ama Türk bayraðýný dikecek ellerin gözleri, pastanýn Ev’in içinde olduðunu biliyor.. Bunu belli etti.


Birlik ve Bütünleþme

3.25.2003


"Kýlýç ve Kalem birdir"

...



“...Irak Devlet Baþkaný ve Irak þahsýnda Doðunun güçlü liderlerini ve ülkelerini ‘sorunlarýn kaynaðý... Ýnanan Amerikaya yönelik þeytani tehdit’ olarak damgalayan, sýk sýk ‘Amerikan milletinin dini inançlarýnýn saðlamlýðý... ABD'nin tanrýnýn mübarek ülkesi olduðu’ þeklinde dini göndermeler yapan ABD Baþkaný Bush'un kendisine ve ABD saldýrýsýna, ‘Ortadoðu gericiliðinin tasfiyesi...demokrasi ihracý’ adý altýnda bütün Merkezdoðuyu fethe memur bir ‘kutsal misyon’ biçtiði anlaþýlýyor.

21.Yüzyýlýn ilk Haçlý Seferi baþlatan bir Hýristiyan fundemantalisti olarak görülmesi pahasýna bir ‘kararlýlýk’...

Milli Kuvvetlerin her kesimden vatanseverlerin Bush'tan ne eksik ne fazla bir ‘misyon duygusu’ ve ‘fundemantalist kararlýlýk’ içinde olmadýðý bilinmelidir”
...

Milli Kuvvetlere

Ýstiklâl Savaþýnda 6.gün

Savaþýn Ýlk Altý Günü sonunda, askeri boyuttan psikolojik savaþa, her þey, gerek Katar’daki ABD Ýþgal Komutanlýðýndan, adý seferin manasýna uygun olduðu için seçildiði söylenen General "Frank" tarafýndan, gerekse Waþington yönetimi sözcülerince yapýlan açýklamalarýn aksine, tahmin ettiklerinden çok daha kötü gidiyor...

Ordusu, partisi, milletiyle tek bir yürek, tekbir yumruk olan Irak halkýnýn, Umm Kasr’dan Nasiriye’ye, Basra’ya, þiddetli direniþiyle karþýlaþan saldýrgan konudaki ABD-Ýngiltere-Anzak Koalisyon Güçlerini Çanakkale þaþkýnlýðý sarmýþ durumda...

Düþman ordusu saflarýnda, saldýrýnýn daha ilk günlerinden itibaren, meselâ Umm Kasr’ý savunan 100 küsur kahraman vatansever karþýsýnda tutunamayan Amerikan deniz piyadelerinin çekilip, yerlerine paralý Polonyalý askerler gönderilmesi örneðinde olduðu gibi, görülmeye baþlanan savaþa isteksizlik hali, bu saldýrýyý haksýz bulan Amerikan askerlerinin yine ilk günlerden itibaren karargâhlara yönelik saldýrýlarý, isyan hareketleri, düþman ordusunda muhtemel bir daðýlmanýn tezahürleridir.

Türkiye üzerinde denetimi paramparça olmaya baþlayan ABD’nin kendi siyasi birlik ve bütünlüðü de, savaþ geliþtikçe daha da net görüleceði üzere, ancak Amerikan siyasetinde bir üçüncü gücün sahneye çýkmasýyla önlenebilecek bir daðýlma sürecinde...

Mustafa Kemal Atatürk’ün, Erzurum-Sivas kongresi günlerinde kendisiyle görüþen Amerikalý General Harbord’a verdiði cevabý okumak yerine, ki saldýrmadan evvel okumasýný tavsiye etmiþtik, geçtiðimiz yaz aylarýný çiftliðinde “Altý Gün Savaþlarý”yla ilgili kitap sayfalarý karýþtýrýp, hayal kurarak geçiren gerçek demokrasi düþmaný ABD Baþkaný Bush’la, Blair gibi, savaþýn “Ýlk Altý Günü” sonunda, Türkiye’de dahil, bölge devletleri içindeki yandaþlarýyla, Irak’ýn Kuzeyindeki iþbirlikçi örgütlerin ve medyadaki Amerikan Propaganda Makinesinin elemanlarýnýn morali adamakýllý bozulmaya baþladý...dahada bozulacak...

1-Kendisini baðlý bulunduðu mezhebin amacýný gerçekleþtirecek adam olarak gören, dünyayý “Benim amacýmý paylaþmayan, onun için çalýþmayan herkesi teröristtir, Ýslâm fundemantalisti”dir anlamýnda açýklamalarla sýk sýk tehdit eden, bölgemiz milletlerini yasal temeli bulunmayan saldýrýlarla katleden Bush’la, “Saddam Hüseyin’in öldürülmesini dinen caiz bulan” Anglikan Kilisesine mensup Ýngiliz rahiplerin desteðine sahip Blair’in ihracýna çalýþtýðý “demokrasi”, itiraz götürmez bir gerçektir ki, yerli fundemantalizmlere yasak, fakat maksadýný, bahanesini teþkil ettiði ABD-Ýngiliz-Anzak Saldýrýsýný gerçekleþtiren yabancý fundemantalizmlere serbest, onlarýn hizmetinde bir “demokrasi”dir.

-“Fundemantalizm”lerin, tanýmlanma ölçüleri ve kararý Bush, Blair ve onlarý destekleyen mezhep rahipleri tarafýndan tayin edilen “iyi” ve “kötü” olarak ikiye ayrýlmasý,

-Fundementalizm tanýmý, ayrýmý böyle karara baðlanmýþ bir “demokrasi”nin evrenselliði, evrensel olduðu iddiasý,

-Ve bu iddiayý reddeden milletlere, “geleceðini þekillendirme... Özgürleþtirme operasyonu” adý altýnda silâh zoruyla “ihracý” kabul edilemez...edilmeyecektir.

Irak’ta, Türkiye’de, diðer Merkezdoðu ülkelerinde yaþayan haysiyet sahibi milletler, bahanesini teþkil ettiði ABD-Ýngiliz-Anzak Saldýrýsýný gerçekleþtiren yabancý fundemantalizmlere serbest, onlarýn hizmetinde bir “demokrasi”yi reddederler

2-Baþlamadan evvel “dev bir adamýn mahallenin þýmarýk çocuðuna bir tokat patlatmasý”na, “apse yapmýþ bir çýbanýn özünün sýkýlmasý operasyonu”na, “Belediyenin mahalledeki kaçak yapýyý buldozerlerle yýkmaya gelmesine” benzettikleri ABD Saldýrýsýnýn 48 saat içinde ulaþacaðýný zannettikleri zaferini Dicle’nin sularýnda kaybettiðini anlamalarýyla birlikte düþ kýrýklýðýna uðrayan Türk medyasý içindeki Amerikan Propaganda Makinesinin psikolojik savaþ elemanlarý, “kýsa sürecek bir operasyon”dan, “Irak operasyonu sanýlandan daha uzun süreceðe benziyor”a gelmiþ görünüyorlar fakat, Amerikanýyla, Ýngiliziyle, Anzakýyla, bunlara hâlâ müttefik diyerek tarafsýz kaldýðýna milletimizi inandýrdýðýný zanneden Ankara’daki kukla hükümetle saldýran bir düþmana karþý, daðý, taþý kadýný erkeði, Fýrat'ý Dicle'siyle, topyekün silâha sarýlmýþ bir milletin "Ýstiklâl Savaþý"“Irak operasyonu” olarak yok farzetmekten hâlâ vazgeçmiþ deðiller.

Devlet televizyonlarýda dahil, haber bültenlerinde, Merkezdoðu’da bir baþka din adýna misyon sahibi olduðuna inandýðý besbelli bir kimsenin baþlattýðý saldýrganlýðýn sahibi ABD’yi uzun vadede “islâmcýlýða” karþý Türkiye’nin çýkarlarýnýn örtüþtüðü bir ülke olarak sunan habercilere sesleniyorum, dilinizi düzeltin... Bir yanda bütün dünyanýn desteklediði koalisyon güçleri, diðer yanda yapayalnýz Irak varmýþ hissi uyandýracak þekilde, içini açmadan, sadece “Koalisyon güçleri, Irak” adlandýrmasýndan vazgeçin. Yalnýz olan vatanýný savunan Irak deðil, saldýrganlýktýr.

Sizin göreviniz, “Iraklýlar dirensede, ABD’nin er veya geç Baðdat’ý alacaðý” propagandasýyla düþmana moral aþýlamak olamaz. Irak halkýnýn Anadolu’yu uyandýrýrcasýna kazandýðý zaferleri “Bush’la Saddam ayný” anlamýnda yorumlarla küçümsemeyi, 12 yýl evvel þimdi savunduklarý gerekçelerle Irak’ýn Kuzeyini Irak’tan koparanlara býrakacaksýnýz.

Türk milletine Ýstiklâl Savaþý heyecanýný yükseltecek yayýnlar yapmalý, bir parçasý olmakla mutlaka öðündüðünüz milletinize olan bu görevinizi yerine getirmelisiniz

3- Merkezdoðu’ya batýdan “cennet ihracý” dönemi kapanmýþtýr. “Sonrasý” üzerine hesap yapýlacak ad, petrol gelirini halký için kullanan Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin deðil, kastedilen anlamda “esas kötü diktatörlük” ABD’dir.

Herkes hesabýný “ABD Sonrasý Dönem”e göre yapsýn, kendisini ona göre hazýrlasýn.


Birlik ve Bütünleþme

3.24.2003

Ýstiklâl Marþý...Tam

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin"
..

Ulus, ancak devletlerin yýkýlma ve çökme kargaþalarý içinde bulunduðu zamanlarda tarihin yazdýðý çok önemli ve korkunç günler yaþýyordu. Böyle günlerde yazgýsýný kendi eline almak uyanýklýðýný gösteremeyen uluslarýn geleceði karanlýk ve felâketlidir.

Türk milleti bu gerçeði anlamaya baþlamýþtý.

Bu anlayýþ sonucuydu ki, kurtuluþ umudu veren her içten çaðrýya koþmakta idi"
..

"Bu genel, çok yönlü ve haince saldýrýlara karþý biz de, daha Meclis açýlmadan önce, Afyonkarahisar'da da, Eskiþehir ve bütün demiryolu boyunda bulunan yabancý devlet askerlerini Anadolu'dan çýkararak; Geyve, Osmaneli, Cerablus köprülerini yýkarak ve Meclis toplanýr toplanmaz Anadolu'daki yüksek din bilginlerinden fetva alarak karþý önlemlere giriþtik"...
..

“...hasis menfaatlerini kutsal duygulara tercih edip gücünü halktan almayan resmi bir kuvvetle, bunlarýn gücünden yararlanan çýkarcý ve yozlaþmýþ bir azýnlýðýn dýþýnda bütün millet ve memleket, Anadolu’nun sinesinde verilen bir iþaret üzerine yýðýn halinde kýyam etmiþ birleþmiþtir.

Ýþte Hareketi Milliye bugünün en büyük sorunu olan ulusal bütünlüðü ve ulusal istiklâli, baðýmsýzlýðý korumak için bütün milletin azim ve imanýndan doðdu"

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder.

..

"Baðdat, daðý taþý, kadýný erkeði Fýrat'ý ve Dicle'siyle Amerikanýn saldýrganlýðýný cevaplayacaktýr. Dünya halklarý Amerikan ve Ýngiliz saldýrganlýðýna karþý çýkacaktýr. Bölge devletleri medeniyetin yerine kaba kuvvetin hüküm sürmesine izin vermeyecektir. Çünkü bu saldýrý bütün insanlýða yapýlmaktadýr"

Irak insanlýðýn gözleridir.

Dünyaya saðlam bir kafayla ve net bir bakýþ açýsýyla bakýyoruz.

Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin

3.23.2003

Milli Kuvvetlere


Ulusa sesleniþ v.s adý altýnda, Türkiye üzerinde denetimini kaybetmeye baþlamanýn paniði içindeki ABD’nin Türk milletinin düþmaný olduðunu inkâr eden “Stratejik dost... müttefik” gibi ifadelerin kullanýldýðý konuþmalara itibar edilmemeli.

Kastedildiði anlamda "diktatörlüðün" kendisi ABD'yi Türk milletine karþý savunan, Türkiye’nin düþmanýný dost, dostunu düþman olarak gösteren bu tür açýklamalar, aslýnda "ulusa düþmanca sesleniþ" olarak anlaþýlmalý.

"Iraklý analar!...Hiçbir ahlâki, hukuki deðer tanýmayan bir düþmana karþý Umm Kasr'dan Nasýriye'ye vatan topraklarýný kahramanca savunan evlâtlarýnýzla ne kadar gurur duysanýz azdýr.

Evlâtlarýnýz, Sakaryayý unutmayan Türk analarýnýn, bütün milletimizin evlâtlarý, hepimizin þehitleridir"
..

23 Mart 2003


4.Gün

"Teknoloji yüreðe yeniliyor"


Düþman: Türkiye Cumhuriyeti topraklarý üzerinde bulunan ABD askeri varlýðý ve siyasi iktidarý denetim altýnda tutan yabancý irade... ABD-Ýngiltere-Anzak Saldýrý Koalisyonu*

Müttefik güçler: Ordusu ve milletiyle bütünleþen Türkiye-Irak Cumhuriyetleri. Her kesimden, her milletten milli-sosyal-baðýmsýz devlet yanlýsý, kutsal deðerlere saygýlý Milli Kuvvetler, vatanseverler...

Saldýrý koalisyonunun amacý: Irak'ý, Irak'a saldýrý hazýrlýklarý kapsamýnda iþgal güçlerini yýðdýðý Türkiye'yi ve giderek bütün Merkezdoðu'yu ABD petrol-silâh-medya diktatörlüðüne baðlý, birbiriyle ihtilâflý etnik, iktidarsýz parçacýklara ayýrmak.

Savaþ sahasý: ABD-Ýngiltere-Anzak Koalisyonunun saldýrdýðý müttefik Irak ve yýllardýr sessiz kaldýðý Amerikan iþgaline karþý büyük karþý koyuþa katýlmaya baþlayan Anadolu’dan Doðu Trakya’ya, Türkiye topraklarý olmak üzere bütün Merkezdoðu coðrafyasý.

Tahmini savaþ süresi: ABD-Ýngiltere-Anzak Koalisyonuna baðlý düþman askerleri son ferdine kadar Merkezdoðu sýnýrlarý dýþýna atýlana, Merkezdoðu coðrafyasýnda bütün Amerikan kuklasý rejimler yýkýlana, bu yüce gayenin gerçekleþeceði son saniyeye kadar sürecek bölge çapýnda Ýstiklâl Savaþý bir yýlda sürebilir, yüz yýlda...


*ABD-Ýngiltere-Anzak Koalisyonunun parçasý olan yapýlanma AKP yönetimidir, Türkiye deðil.


3.22.2003


"Irak insanlýðýn vicdaný, Irak insanlýðýn onuru...Irak Çanakkale, Irak Sakaryadýr!"


"Allah göstermesin milletin baðýmsýzlýðý ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktýr. Subaylar, izah ettiðim yüce, mukaddes ve bütün açýlardan üzerlerine düþen vazife itibarýyla, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve ferasetleriyle, giriþtiðimiz baðýmsýzlýk mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler. Þahsi ve hususi hayatlarý itibariyle de subaylar, fedakârlar sýnýflarýnýn en önünde olmak mecburiyetindedirler. Çünkü düþmanlarýmýz herkesten evvel onlarý öldürürler. Onlarý aþaðýlar ve hor görürler. Hayatýnda bir an bile olsa subaylýk yapmýþ, subaylýk izzetinefsini, þerefini duymuþ, ölümü küçümsemiþ bir insan, hayatta iken, düþmanýn tasarladýðý ve reva gördüðü bu muamelelere katlanamaz.

Onun yaþamak için bir çaresi vardýr:

Þerefini korumak!...

Halbuki düþmanlarýmýzýn da kastettiði, o þerefi ayaklar altýna almaktýr.

Dolayýsýyla subay için 'Ya istiklal, ya ölüm' vardýr.

Fakat arkadaþlar ölmeyeceðiz, baðýmsýzlýðýmýzý muhafaza ederek yaþayacaðýz ve milletimizi daima baðýmsýz görmekle bahtiyar olacaðýz!"

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

..

“Kendisine ve insanlýðýna saygý gösterilmeyen insanlar olarak ele geçireceðimiz düþman esirlerine saygý göstereceðiz”

Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin
..

“Olaðandýþý zamanlar, olaðandýþý önlemler gerektirebilir. Bu hususlardaki önlemlerin aðýrlýðýný ve sýnýrlarýný geniþliðini ölçmek büyük bir sanattýr.

Devlet sanatý iþte budur”

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
..


Milli Kuvvetlere

-I-

Ordusu ve milletiyle bütünleþen Irak Cumhuriyeti Devletinin, ABD-Ýngiliz-Anzac Saldýrý Koalisyonu’na baðlý istilacý güçlerin 20 Mart sabahý baþlattýklarý haksýz saldýrýya, Ulusal Kurtuluþ Savaþýmýzýn kritik dönemeci 1921 Sakarya Savunma Savaþýný hatýrlatan bir azimle gösterdiði büyük karþý koyuþ bir dönüm noktasýdýr.

Artýk “50 yýllýk stratejik dost ABD" efsanesi çökmüþ, ABD Sonrasý döneme geçiþ, Türkiye’si Irak’ýyla bölge çapýnda baþlamýþtýr.

Bölgemiz Milli Kuvvetleri omuz omuza...


1-Kaderlerini “gizli mutabakat”larla Türkiye ve Irak Cumhuriyetlerinin birbiriyle ihtilâflý etnik parçalara ayrýlmasý için anlaþtýklarý ABD-Ýngiltere Saldýrý Koalisyonu’nun bozgunla sonuçlanmasý kaçýnýlmaz saldýrýsýna baðlamakla kendilerini Türk milletini temsil konumundan düþüren iç cephe ihanetinin “yürütme-yasama” hakkýný kullanmasý, kullansa da geçerliliði olmasý düþünülemez.

Bu, tam baðýmsýzlýktan yana her kesimi temsil edecek, Kurucu Meclis þekillenene kadar “ne yer ve zamanla, ne de vatan mefhumu karþýsýnda teferruattan ibaret olan diðer düþüncelerle kayýtlý olmayarak, düþman ordusunun yok edilmesinden ibaret olan bu gayenin elde edilmesi için gereken her þeyi yapma” kararlýlýðýyla görev icra edecek, seferberlik gibi olaðanüstü önlemler alacak bir Milli Hükümetin iþ baþýnda bulunmasýný gerektiren olaðanüstü bir durumdur.


2-Ülkemizi iþgal altýnda tutan stratejik düþman ABD’nin liman ve kýyýlarda yürüttüðü saldýrý maksatlý faaliyetler yasadýþýdýr.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaþlarý, bu yasadýþý faaliyetlere hangi sebeple olursa olsun, iþçi, iþveren gibi adlar altýnda karýþanlarý ikaz etmeli, içinde bulunduðumuz þartlarýn olaðanüstülüðü dikkate alýndýðýnda, gerekirse engel olmayý bir vatandaþlýk görevi bilmelidir.

Ayný düþmanýn, Türkiye’nin Güneyinde “fiili durum” oluþturma maksadýyla, kiralama ve satýn alma yoluyla taþýnmaz mallar edinerek bölgeye yerleþmeye çalýþtýðý görülmektedir. Düþmanýn bu faaliyetine de fýrsat verilmemeli, vatan topraklarýnýn maddi menfaat karþýlýðýnda iþgalciye satýlmasýna, kiralanmasýna mani olunmalýdýr.

3-Alýnacak önlemler arasýnda ABD-Ýngiliz diplomatlarýnýn sýnýr dýþý edilmesi yanýnda, ABD-Ýngiliz Saldýrý Koalisyonunun vatandaþlarýnýn mal varlýklarýnýn dondurulmasýda var.

Kalplerinde vatan sevgisi taþýdýklarýný, düþmanýn psikolojik savaþýna cevap niteliðindeki haberlerle gösteren her kesimden samimi milliciler, bu talepleride konuþmaya, hiç çekinmeden gündeme getirmeye baþlamalý.

Israrla...


Birlik ve Bütünleþme

3.21.2003


Milli Kuvvetlere


1-Fransa’dan “Irak’a karþý yardým isteyen” Türkiye deðil, Türk milletinin düþmaný ABD tarafýndan doldurulan kukla hükümet, daha doðrusu Pearson’un iradesidir.

Pearson’un iradesi, Türkiye’nin iradesi deðildir, Türkiye’nin iradesi Türk milletinin iradesidir.

Türk milletinin iradesi için tehdit, halen Türk topraklarý üzerinde iþgalci unsur olarak bulunan ABD’dir.


2-Türk topraklarý üzerinde uluslararasý hukuka, Türk yasalarýna aykýrý olarak bulunan, yasadýþý faaliyetlerde bulunan iþgalci ABD’nin dost, müttefik ve kardeþ Irak Cumhuriyetinin diplomatlarýnýn Türkiye’de yasadýþý faaliyetlerde bulunduðu iddiasý, düþmanýn içinde bulunduðu ruh halini, iftirada, çamur atmakta sýnýr tanýmaz karaktersizliðini gösteren sayýsýz misallerden biridir.

Sýnýr dýþý edilmesi gerekenler ABD ve Ýngiliz diplomatlarýdýr.


3-Devlet kademeleri içindeki milliciler, gerçek Türk milliyetçileri, Türk Milleti aleyhine faaliyet gösteren Türk düþmaný kukla hükümeti bir tarafa býrakýp, gerçek bir hükümet gibi hareket etmeli, medyadaki vatanseverler artýk onlarýn seslerini duyurmalý, Anglo-Sakson istilacýlarýn saldýrýsýný kýþkýrtan medya diktatörlüðünün geri zekâlý yorumcularýnýn ekranlarda ki psikolojik savaþýna doðrularla karþýlýk vermeli... Cesaret!

Mersin-Ýskenderun-Mardin hattýnda düþmana esaslý bir darbe indirmenin, unuttuðu Çanakkaleyi hatýrlatmanýn zamanýdýr.


Birlik ve Bütünleþme
Milli Kuvvetlere


1-Türkiye’nin Irak politikasý, yüzlerce yýllýk tarihi komþumuz Irak Cumhuriyeti ile istilacý düþmana karþý müttefiklik iliþkisini þart gören Mustafa Kemal Atatürk Türkiyesinin politikasýdýr.

Türk düþmaný AKP yönetiminin Irak politikasý ise stratejik düþman ABD’nin politikasýdýr.


2-ABD’yle müttefiklik iliþkisi kâðýt üzerindedir. ABD’nin Türkiye’de gerçek müttefiki, Ýngiliz elçisiyle birlikte bir an evvel Türkiye sýnýrlarý dýþýna çýkarýlmasý gereken Pearson'un ellerine tutuþturduðu ABD Taleplerini, çýkarlarýný, "ulusal çýkar adýna ulustan gizli toplantýlarda kabul eden" kukla hükümettir. ABD ile Türkiye arasýnda müttefiklik iliþkisi, olsa olsa, boþluðu ABD tarafýndan doldurulan, iradesi elinden alýnmýþ hükümet arasýndadýr.


3-Maksatlarý, Türkiye’de dahil bütün Merkezdoðu'yu ele geçirip, imparatorluklarýnýn eyaletlerine dönüþtürmek olan Amerikalý iþgalcilerle, görevi tam bir Sakarya Ruhu'yla Türkiye’nin birlik ve bütünlüðünü korumak olan Türk Ordusu kaðýt üzerinde müttefik, gerçekte ise iki hasýmdýr.

Türk Ordusu daðýlýp gitmiþ NATO’ya, ABD’ye muhtaç deðildir. 12 yýl evvel ölmüþ, eþyanýn tabiatýna aykýrý tek kutuplu dünya saplantýsýnýn altýnda kalan Anglo-Sakson saldýrganlýðýyla, onun yanýnda yer alanlarýn söz sahibi olamayacaðý kuruluþ halindeki çok kutuplu dünyada böyle bir baðýmlýlýða gerek duyulmayacaktýr.

Kaderlerini çoktan ölüp gitmiþ Anglo-sakson tanrýsýnýn 12 yýl evvel çökmüþ tek kutuplu dünya macerasýnýn kaderine baðlayan medya diktatörlüðünün yalanlarýna aldanmayýn. Stratejik düþmanýn ABD olduðunu anlayan Türk Milleti bu 50 yýllýk algýlama yanlýþlýðýný düzeltmek üzeredir.

Kahraman Arap vatanseverleri, bir kasabaya saldýrmadan evvel Ýkinci Dünya Savaþýnda kullanýlan bombalarýn toplamý kadar bomba yaðdýrmadan o kasabaya taarruz edemeyen medya diktatörlüðünün sevgilisi, teknolojik tanrý Anglo-Sakson istilacýlarla rahat rahat savaþýlabileceðini gösteriyor, onlarý durduruyor.

Baðdat-Ankara ortak düþmana karþý omuz omuzadýr.

“Milli Silâhlý Kuvvetler!... Kemal’in çulsuzlarý!... Sakarya!... Mersin-Ýskenderun-Mardin hattýnýn istilacýlardan arýndýrýlmasý kaç þehide bakar?”


Birlik ve Bütünleþme
Ýstiklâl Marþý...Tam

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve
þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

...

"...18 Mart 1920'de Eskiþehir'in etrafýnýn sarýldýðýný gören Ýngilizler Afyon'da ki kuvvetlerini Eskiþehir'e çektiler. Fakat 20 Mart'ta Ýngilizlere Eskiþehir'deki kuvvetlerinin (iki taburdur) Kuvayý Milliye tarafýndan sarýldýðý ve þehri bir saat içinde terketmeleri hakkýnda muhtýra verilmiþtir...

Çekilen Ýngilizleri takip için Adapazarý'na gelen Mahmud Bey 25 Mart 1920'de Ýngilizlere bulunduklarý yerden de çekilmelerini teklif etmiþse de cevap gelmediði gibi, teklifi getiren iki kiþiyi geri vermemiþler ve güneye ilerlemeye teþebbüs etmiþlerdi. Ýlerleyen bu Ýngiliz Kuvvetleri'ne Kuvayý Milliye tarafýndan ateþ açýlmýþ ve çýkan çatýþmada bir miktar Ýngiliz Askeri öldürülmüþtür"

(Ali Fuad Cebesoy, Dr Ayfer Özçelik)


Milli Kuvvetlere

-III-

1-Mevcut meclis, Türk Ordusunun gerekirse Irak’ýn Kuzeyinde askeri harekat yapmasý için ne Türk topraklarýný ayný fiili durumun bir benzerini Türkiye’nin Güneyinde oluþturmaya çalýþan stratejik düþmanýn askerlerine açmak, ne de hava sahasýný ayný düþmanýn uçaklarýna, koridor yapmak gerekmediði halde bu þart iliþkisini kuran Pearson denetimindeki biçare hükümetin tezkeresini kabul etmekle, Kurtuluþ savaþý meclisi olamayacaðýný da karara baðlamýþ oldu.

Türk milletinin can düþmaný Anglo-sakson istilacýlarla Türk Ordusunu ayný kefeye koyan iþgal davetiyesinin 1 Mart günü reddolunmasýný elbette görmezden gelemezdik. En ufak bir müspet adýmýn Birlik ve Bütünleþme yolunda taþýdýðý önemi bildiðimizden bu direniþi dikkate aldýk, kazanýlan mevzinin savunulmasýný, ilerletilmesini cesaretlendirdik, bekledik... yoksa vatan topraðýný parsellenip satýlacak arsa gibi gören, servetlerini kamu mallarýný milli-sosyal devleti yaðmalayarak yapan, iþçi, köylü, küçük esnaf, sermeye sahibi gibi yoksul düþtüklerinden deðil, sýrf açgözlü olduklarý için vergi vermeyip, birde milletin karþýsýna geçip, yüzleri kýzarmadan “Devlet vergi toplayamýyorsa adaletsizlik bunun neresinde?”...diye soran, mukaddesat bezirgâný millet düþmanlarýnýn azýmsanmayacak sayýda bulunduðu bu meclisin Kurtuluþ savaþý meclisi olamayacaðý gerçeði, “Türk Limanlarýnýn Ve Kýyýlarýnýn Irak Cumhuriyetine yönelik ABD Saldýrýsýna Göre Düzenlenmesi Tezkeresi”ni 6 Þubatta kabul etmesiyle çoktan anlaþýlmýþtý.

“28 Þubat”ýn her iki kutbundaki milli-sosyal devlet ve baðýmsýzlýk düþmaný, Anglo-sakson yanlýlarýnýn bir koalisyonu olan hükümet gibi artýk mecliste, vekillerin milyarlarca lira tutarýndaki maaþlarýný, açlýk sýnýrý altýnda yaþayan milyonlarca ferdinin karýnlarýný tuzukurularýn çöp tenekelerinden artýklarla doyurmalarý pahasýna ödeyen Türk milletinin iradesini temsil etmiyor. Kaderlerini Merkezdoðu’da Anglo-Sakson saldýrýsýnýn kaderine baðlayan bu hükümet ve meclisin yerine, Anglo-sakson saldýrýsýna karþý her kesimi temsilen tam baðýmsýzlýkçý bir milli hükümete, bu Milli hükümetin içinden çýkacaðý Kurucu Meclis’e ihtiyaç var.


2-Yurdumuz uluslararasý hukuku, mevcut Türkiye Cumhuriyeti Anayasasýný ve kanunlarý tanýmayan stratejik düþman ABD’nin iþgali altýndadýr. Esasen,bu þartlarda ne sebeple olursa olsun iþgalci düþmanla savaþtan kaçýnmak bir suçtur.

Bir yandan uluslar arasý hukuku tanýmadýðýný, maksadýnýn rejim devirmek olduðunu açýkça söyleyen, diðer yandanda meclisten izin alýnmadýkça, “talepleri” kabul edilmedikçe, Türk Ordusunun Irak’ýn Kuzeyinde bulunmasýnýn “yasal olmayacaðýný” iddia eden bu düþmana karþý, yasallýðýný hem mevcut yasalardan, hemde Kurtuluþ Savaþý tarihinden, bu savaþýn hukukundan, maneviyatýndan alan bir karþý koyuþ geciktirilmeden baþlanmalý.

Bu savaþ, vatan topraklarý üzerinde yasalara, milli istence aykýrý olarak bulunan Anglo-sakson askeri varlýðý son ferdine kadar vatan sýnýrlarý dýþýna atýlana dek kesintisiz sürecektir.

Milli Kuvvetler, bu savaþý hiçbir ahlâki, hukuki deðer tanýmayan düþmanýn aksine, kurallara uyarak yürütecektir.


3-Türk medyasý içindeki vatanseverler ellerindeki muazzam gücü, Irak'tan Türkiye'ye, bölge çapýnda savaþýlacak Anglo-Sakson iþgalcilere karþý korkmadan, cesaretle kullanmalý.

86 yýl evvel yarým kalan hesabý tamamlayacaðýz


Birlik ve Bütünleþme

3.20.2003

Milli Kuvvetlere

-II-

Milletin Vekillerine

ABD’nin bir benzerini, Mersin-Ýskenderun-Mardin hattýnda, Türkiye’nin Güneyinde oluþturmaya baþladýðý Irak’ýn Kuzeyindeki fiili durumu 12 yýldýr uluslararasý yasallýðý çiðneyerek adým adým kurmasýný sesini çýkarmadan seyreden, dahasý bu faaliyete katýlan Türk siyaseti, medyasý ve devlet kademelerindeki mutlak liberalistlerin ayný uluslararasý yasallýðý Türk Ordusunun gerekirse Irak’ýn Kuzeyindeki fiili duruma müdahalesi için bir engel olarak kullanmaya kalkýþtýklarýný, Türk Ordusunun yurt dýþýna gönderilmesini hiç de gerekmediði halde düþman askerlerinin Türk topraklarýna açýlmasý þartýna baðlayan hükümet tezkeresi-iþgal davetiyesini 1 martta reddeden milletvekilleri üzerinde, Türk ordusunun ülke sýnýrlarý dýþýna gönderilmesini bu seferde Türk hava sahasýnýn düþman uçaklarýna açýlmasý þartýna baðlayan son tezkereyi kabul etmeleri için, “Eðer ABD uçaklarýna Türk hava sahasýný uluslararasý yasallýk olmadýðý gerekçesiyle açmayacak olursanýz, bu durumda Türk Ordusuda Türkiye sýnýrlarý dýþýna çýkamaz, çýkarsa iþgalci olur” þeklinde baský kurmaya çalýþtýklarýný görüyoruz...

Oysa, ABD’nin Türkiye’de dahil, bütün Merkezdoðu'ya yönelik Irak saldýrýsýyla, Türkiye’nin gerekirse Irak’ýn Kuzeyindeki fiili duruma müdahalesi, uluslararasý yasallýk þartý bakýmýndan ayný kefeye konulamaz.

Türkiye Cumhuriyetinin Irak’ýn Kuzeyindeki fiilli duruma müdahalesine uluslararasý yasallýk þartý bakýmýndan hiçbir engel yoktur.

Þöyle ki;

1-Türkiye ve Irak, BM üyesi iki hükümran komþu devlettir.

2-Irak’ýn Kuzeyinde, ABD’nin 12 yýlda adým adým, uluslararasý hukuku çiðneyerek oluþturduðu bir fiili durum vardýr.

3-Hükümet tezkeresi-iþgal davetiyesinin 1 Martta reddedilmesinden sonra, stratejik düþman ABD’nin, Meclis kararýný, Anayasayý, Türk Ordusunun haysiyetini ayaklar altýna alarak bir benzerini Türkiye’nin Güneyinde oluþturmaya çalýþtýðý Irak’ýn Kuzeyindeki fiili duruma Türk Ordusunun müdahale etmesi için, söz konusu bölücü fiili durumla ülke bütünlüðü tehlikeye giren Irak Cumhuriyetinin müsaadesi yeterlidir.

Türkiye ve Irak Cumhuriyetlerinin elbette tanýmadýklarý ABD destekli bölücü fiili duruma müdahaleleri bakýmýndan bir engel teþkil etmeyen uluslararasý yasallýk, Türk Ordusunun KKTC’deki varlýðý aleyhinde bir þart olarak da öne sürülemez.

Garantör devlet Türkiye’nin devlet olarak tanýdýðý KKTC’deki askeri varlýðý uluslararasý hukuka uygundur.

Türk Ordusunun gerekirse Irak’ýn Kuzeyinde askeri harekat yapmasý için Meclis, ne Türk topraklarýný ayný fiili durumun bir benzerini Türkiye’nin Güneyinde oluþturmaya çalýþan stratejik düþmanýn askerlerine açmak, ne de hava sahasýný ayný düþmanýn uçaklarýna, eðer 1 Martta kazandýð mevziyi savunup, ilerletmekte, Kurtuluþ Savaþý Meclisi olmakta kararlýysa, koridor yapmak zorunda deðildir.


Birlik ve Bütünleþme
Ýstiklâl Marþý...Tam

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve
þartlarýný düþünmeyeceksin!"...




Milli Kuvvetlere



Tek kutuplu dünya kurma hayali, Türk medyasý, siyaseti ve devleti içindeki mutlak liberalist bölücülerce hâlâ 100 saat sürdüðü zannolunan 91 saldýrýsýndan bugüne, 12 yýlda siyasi, hukuki, ahlâki cephelerde üst üste yediði darbelerle adým adým uðradýðý bir bozgunla iflas eden ABD, hiçbir medya makyajýyla gizlenmesi mümkün olmayan bu inkârý gayrý kabil yenilgiyi adam gibi kabulleneceðine, insanlýðýn doðduðu, Peygamberlerin hüküm sürdüðü topraklar üzerinde Anglo-Sakson Ýmparatorluðu kurulmasýyla sonuçlanacaðýný umduðu bir saldýrýyý baþlatma çýlgýnlýðýna sürüklenmiþ bulunuyor.

1-Savaþýn adý

Türkiye ve Irak’ýn Kuzeyinin ABD Ýþgalinden Kurtarýlmasý...

Stratejik düþman ABD’nin Baþkanlýk makamýný iþgal eden, beyni küçük yaþlardan itibaren dünyayý kurtaracak tehlikeli bir fundemantalist olarak yýkanmýþ bir biçare kuklanýn “Kaliforniya büyüklüðünde bir eyalet”e benzettiði Irak Cumhuriyetine, muhtemelen Türk topraklarý ve hava sahasý da kullanýlarak gerçekleþtirilen bu saldýrýyla birlikte yeni bir aþamaya yükselen 12 yýllýk savaþýn adý, Türkiye ve Irak’ýn Kuzeyinin ABD iþgalinden kurtarýlmasýdýr.


2-Türk milletinin savaþtaki yeri

Meclisi ve ordusuda dahil her kesimden Milli Kuvvetleriyle Türk milletinin...etnik kökenine bakmaksýzýn, Lâzý, Çerkezi, Boþnaðý, Kürdü, Hristiyan azýnlýklarýyla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sýnýrlarý dahilinde yaþayan tek asli unsur Türk milletinin yeri, yine hristiyan azýnlýðý, Türkmeni ve Kürdüyle, tarihi, tabii müttefikimiz Irak Cumhuriyeti Devleti sýnýrlarý dahilinde yaþayan tek asli unsur Arap milletinin yanýdýr, stratejik düþmana karþý onunla, Türkiye’den Irak’a, omuz omuzadýr, cephe yoldaþýdýr.

Okyanusun öbür tarafýndan Merkezdoðu milletlerine lider tayin edip, ültimatom çeken ABD Türk milletinin stratejik düþmaný, bu düþmana karþý Mustafa Kemal Atatürk’ün istediði gibi Kurtuluþ Savaþý ruhuyla mücadele eden Irak Cumhuriyeti ise stratejik müttefikimizdir.

Bu tavýr, Mustafa Kemal Atatürk milliyetçiliði çizgisinin, Kurtuluþ Savaþý tarihinin icabýdýr.

1920’lerde, Kurtuluþ Savaþýnýn ateþleri içinde baþþehir olmuþ göz bebeðimiz Ankara’nýn göbeðinde, üstelik Çanakkale Savaþlarýnýn en kritik zaferlerinden 18 Mart Zaferinin Yýldönümünde, Türkiye’yede model teþkil edecek þekilde, Irak’ýn geleceðini plânlamaya yeltenen ABD destekli bölücü örgütlere itibar edilmemelidir.

Meclise

Tarihi sorumluluðunuza sahip çýkýn, saldýrgan konumdaki ABD’nin Irak Cumhuriyetine yönelik saldýrýsýný kýnayýn. ABD’nin stratejik düþman olduðunu yüksek sesle duyurun.

Türk hava sahasýný düþman uçaklarýna koridor yapmayý onaylamayýn, 1 Martta hükümet tezkeresi-iþgal davetiyesini reddettiðiniz halde, sizlerin, dolayýsýyla Türk milletinin iradesiyle alay edercesine, Mersin-Ýskenderun-Mardin hattýnda þehitliklere, hastanelere, sanayi bölgelerine varýncaya kadar iþgal operasyonunu baþlatan düþmana karþý tek bir yürek halinde sesinizi yükseltin.

1920’lerin Kurtuluþ Savaþý Meclisi üyesi asker kökenli milletvekilleri, Sakarya savaþýnda cephede savaþmaya koþmuþlardý. Aranýzdaki hukukçular güçlünün hukuku karþýsýnda ezilmek yerine, kitle gösterilerinin en önünde yer almalý, bu haksýz saldýrýyý mahkum etmeli.

Türk siyasi partilerine

Türk siyasetinde yer alan partiler benzeri açýklamalarý tek bir yürek, tek bir ses, tek bir yumruk olup hep birlikte yapmalýsýnýz.

Askere

Siz “Kemalin Ordusu”sunuz, ABD destekli bölücülüðün 12 yýl evvel babasýný “Hacý” ilân ettiði, “müslümanlarýn kurtarýcýsý” Bush biçaresinin deðil. Göreviniz Anadoluyu iþgal altýna alan düþmaný bu topraklardan atmaktýr, Milli Kuvvetlerle iþgalciler arasýnda barikat olmayýn.



3-Türk medyasý içindeki gerçek millicilerin, vatanseverlerin görevi


Psikolojik Savaþa dikkat edin. 91 Saldýrýsýnda, ekran baþýnda ABD Propaganda Makinesinin yalanlarýný dinleyerek, CNN muhabiri olma hayaliyle büyümüþ, kiþiliði CNN yalanlarýný dinleyerek þekillendirilmiþ bugünün programcýlarýnýn habercilerinin bazýlarýnýn ABD Saldýrýsýný haberleþtirirken sergiledikleri üzere, Amerikan ordusunun yenilmez erkek tanrý, Merkezdoðu milletlerinin ise bu ordunun aciz kötü kadýný olduðu þeklinde moral bozucu, gayri ahlâki propagandalarý etkisiz kýlýnmalý, Türk milletinin moralini yükseltici yayýnlar yapýlmalý.

Kalplerinde vatan sevgisi bulunduðuna inandýðýmýz, inanmak istediðimiz programcýlar, haberciler, ABD Propaganda Makinesinin bir parçasý olmayý reddetmeli, mesela, bir örneðini dün Tarýk Aziz hakkýnda ortaya atýlan, ancak gerçek olmadýðý Irak televizyonuna çýkan Tarýk Aziz’in “geri zekâlýnýn teki bir söylenti çýkarmýþ, oysa ben buradayým” sözleriyle ortaya çýkan benzeri psikolojik savaþ ürünü haberlere itibar etmemeli, ilerde doðacak çocuklara anlatýldýðýnda onlara hesabýný veremeyecekleri yüz kýzartýcý yalanlardan uzak durmalý, sadece gerçekleri haberleþtirmeli.

Mesela, Irak’a saldýran “uluslar arasý koalisyon” deðil, ABD’dir. Ýllede “uluslarasý koalisyon” denecekse, bu, Almanya’dan, Fransa’ya, Çin’den Türkiye’ye, ABD Saldýrýsýna karþý olan cephe için kullanýlmalý.

“Irak’lý muhalif” deðil, ABD destekli bölücülük.


91 Saldýrýsýnda “haber” adý altýnda duyurulan, birçok bilginin doðru olmadýðý, meselâ, teslim olan, postal yalayan Arap askeri görüntülerinin bulunduðu filmlerin saldýrýdan çok önce Amerika’da ki çöllere çekildiðinin ortaya çýktýðý hatýrlardadýr.

Vatansever haberciler, 91 Saldýrýsýnda yapýlmýþ haberlerle ilgili arþivlere bakacak olurlarsa, bugünlerde ortaya atýlan, atýlacak olan;

-Saddam intihar etti...intihara hazýrlanýyor.

-Irak Ordusunda þu kadar tümen teslim oldu...oluyor...olmaya hazýrlanýyor,

-Gizli yerden yayýn yapan bir radyodan, “ABD bizi kurtarsýn!... Çiçekler atarak karþýlayacaðýz!” feryatlarý yükseliyor,

-“Kimyasal silâh kullandýðý yolunda iþaretler var” benzeri birçok “haber”in, “yorum”un “sýcak geliþme”nin aynýyla karþýlaþacaklardýr.


Bu savaþ, onu para için kýþkýrtan, destekleyen medya diktatörlüðününde sonu olacak, gerçek demokrat baðýmsýzlýkçý Türk medyasý doðacaktýr.


Tanrý Öldü Yaratýcý Heryerde


Birlik ve Bütünleþme

3.17.2003

Ýstiklâl Marþý...Tam

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve
þartlarýný düþünmeyeceksin!"...
...

“...hasis menfaatlerini kutsal duygulara tercih edip gücünü halktan almayan resmi bir kuvvetle, bunlarýn gücünden yararlanan çýkarcý ve yozlaþmýþ bir azýnlýðýn dýþýnda bütün millet ve memleket, Anadolu’nun sinesinde verilen bir iþaret üzerine yýðýn halinde kýyam etmiþ birleþmiþtir.

Ýþte hareketi Milliye bugünün en büyük sorunu olan ulusal bütünlüðü ve ulusal istiklâli, baðýmsýzlýðý korumak için bütün milletin azim ve imanýndan doðdu.

Bu ayaklanma yalnýz hamiyetsiz bir iktidarý bulunduðu yerden düþürmek deðil, memleketin mukadderatýný belirlemede ulusal iradeyi egemen ve ‘milleti amil’ kýlmak ve þu anda dýþarýdan da varlýðýmýza yöneltilecek saldýrýlarý red, iptal ve sonsuz olarak halk egemenliðini saðlamak gibi üç cepheli bir sahnede mücadeleyi göze almýþtýr”

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder




Milli Kuvvetlere

Son geliþmeler hakkýnda

1- Milletin yurdun dört bir köþesinde mitingler tertipleyip sesini yükselterek çoktan reddettiði yüz kýzartýcý ABD Talepleri, tam bir ültimatom mantýðýyla hazýrlanmýþ, baþtan sona çeliþkilerle dolu bir hükümet tezkeresi-iþgal davetiyesi halinde sevkedildiði Meclis’in 1 Mart tarihli oturumunda da reddolunup bir daha açýlmamak üzere mühürlenmiþtir.

Reddolunmuþ tezkereyi, “Türkiye karar verecek... Türkiye karar vermeye hazýrlanýyor... Türkiye karar aþamasýnda... Yeni Tezkere Yolda” gibi, baþlýklarla, adlandýrmalarla gündemde tutmaya çalýþan Türk medyasý, devleti, siyaseti içindeki ABD yanlýlarýnýn iddialarýnýn aksine, ortada bir belirsizlik, kararsýzlýk yoktur, aksine Türk topraklarýnýn Amerikan iþgal ordusuna açýlmasýný gerekçelendiren tezkerenin Mecliste reddedilmesi, icabý kesinlikle yerine getirilmesi gereken bir karardýr, belirliliktir.

Kararsýzlýk, millet iradesinin ABD taleplerini red yönünde belirmesini “belirsizlik", bu kararlýlýðý ise “kararsýzlýk” olarak adlandýrarak, alýnmýþ red kararý doðrultusunda adýmlar atýlmasýný önleyenlerin kafasýndadýr, meydanlara taþýp, Mardin-Ýskenderun-Mersin Cephesinde iþgalci düþman yuvalarýna dayanan her kesimden vatanseverlerin deðil.

"Ýþgali izne baðlayan" tezkerenin Mecliste reddedilmesinden sonra, ABD’nin bir fiili durum olarak Ýskenderun Limanýndan baþlattýðý sevkiyatý durdurmak için, meydanlara taþýp, Ýskenderun Limanýnda iþgalci düþmanýn tutunduðu kýyýlara dayanan millet, belirli bir amaç doðrultusunda kararlýdýr, amacý da bellidir.

Söz konusu tezkerenin, ABD yanlýsý medya lisanýyla ufak tefek rötuþlarla fakat özü deðiþmeden, belki hava koridoru açýlmasý isteðiyle birlikte Meclise getirilip kabul edilmesi, þunu herkes zihnine koysun ki, duvarýndaki Mustafa Kemal Atatürk’ün resmini ve “Egemenlik kayýtsýz þartsýz milletindir” ibaresini indirerek, yerlerine ABD’nin 51. eyaleti olmanýn rüyasýný görmüþ Molla Mustafa Barzani’nin resmiyle, “Vatan bir arsadýr. 180 milyar dolar ödeyip 12 yýlda sattýk” ibaresini asmadýkça, aynýsý Türkiye’ye uygulanacak, ki baþladý bile, Irak’ýn Kuzeyindeki ABD destekli fiili durumu Türk milletine bir devlet olarak benimsetmedikçe, Cumhuriyet-baðýmsýzlýk bütünlüðünden vazgeçmeye razý etmedikçe, söz konusu olamaz.

Nutuk’ta, benzerlerinden heyeti fesadiye, "karýþtýrýcýlar heyeti" diye bahsolunan günümüzün “Askeri Nigâhban Örgütü", emekli generaller, televizyon stüdyolarýnda propagandasýný yaptýklarý, teknolojisine hayran olduklarý Amerikan askeri gücünün bu kepazeliði Türk milletine kabul ettirmeye yeteceðine gerçekten inanýyorlar mý?

Hava koridoru talebide dahil, her türlü tezkere giriþimine karþý hazýrlýklý olmalý, 1 Martta olduðu gibi yine yurdun dört bir köþesinden fakat birincisinden çok daha fazla sayýda, her kesimden, meslekten on binlerce vatanseverin katýlacaðý ikinci bir Ankara Yürüyüþüyle Ankara’ya akmalý, bu sefer Meclise kadar giderek, vekiller üzerinde ABD’ye teslim olmalarý için ikna baskýsý kuran yabancý unsurlardan arýndýrmalýyýz.


2-Genelkurmay Baþkaný Orgeneral Hilmi Özkök’ün Meclis’te reddedilen tezkere ve Irak konusuyla ilgili TSK’nýn “enine boyuna incelenmiþ, koordine edilmiþ, akýlcý ve tek bir görüþ”ü olduðunu belirterek 5 Mart 2003 tarihinde yaptýðý açýklamalarda, muhtevasýna katýlýnsa da, saygýyla karþýlandýðý belirtilen tezkerenin reddi kararýnýn icabýný yerine getirmekten kaçýnýlmasý düþünülemeyeceðine göre, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasýný ve Meclis’in kararýný hiçe sayan küstah düþmanýn Ýskenderun limanýndan Anadolu içlerine baþlattýðý askeri sevkiyatýn engellenmemesini, ayný açýklamada ulusun temsilcisi olduðu bir kez daha vurgulanan Meclisin hükümet tezkeresi-iþgal davetiyesinin reddi yönünde beliren kararýn icabýný yerine getirmesi; Ýskenderun Limanýndaki yabancý askeri varlýðýn faaliyetlerine bir son vermesi için, TSK’yý henüz resmen göreve davet etmemiþ veya yapýlmýþ davetin sorumlu makama henüz ulaþmamýþ olmasýyla açýklamak gerekir.

Savunma Bakanýda dahil, askeri sivil makamlar tarafýndan Ýskenderun limaný ve çevresindeki yabancý düþman askerlerinin faaliyetleriyle ilgili olarak geçtiðimiz hafta boyunca yapýlan “durumun hükümetin kontrolu altýnda olduðu” þeklindeki açýklamalar kabul edilemez. Bu açýklamalarý, þimdilik kaydýyla, bu faaliyetleri el birliðiyle durdurmakla görevli güçler arasýnda iletiþim eksikliðinden, eþgüdüm noksanlýðýndan kaynaklanan maksadý aþan açýklamalar, yine geçen hafta 12 Mart Çarþamba günü Ýskenderun Limanýndaki düþman noktasýna yürüyen Türk vatanseverlerinin baþlarý üzerine ateþ açýlmasýný ise, asla tekrarlanmamasý gereken vahim bir hata olarak görmek doðru olur.

Milliyetçi, sosyalist, dindar, hangi kesimden olursa olsun, Türk vatanseverlerinin baþlarý üzerine ateþ açtýranlar, kaybetmek üzere olduðu ruhunu, namusunu gözü gibi koruduðu Ankara’nýn eteklerine kadar yaklaþan o vaktin iþgal ordusunu, yabancý iþgal ordularýna yaltaklanan iç cephe ihanetinin bugünkü temsilcilerinin gazete köþelerinde, haber bültenlerinde yaptýklarý gibi, o günkü basýnýn her türlü aþaðýlamasýna, “Biz adam olmayýz... Orduyla, savaþla, direnmeyle bu iþin içinden çýkýlamaz” lâflarýna aldýrmadan, can havliyle kan revan içinde paramparça tutunduðu Sakarya Kayalýklarýnda milli varlýðýný þahlandýrýp, tecavüze ramak kala ezerek kazanmýþ, tam manasýyla adam olmuþ þerefli bir ordunun emir makamýnda bulunan üyeleri olduklarýný eðer unutmuþlarsa hatýrlamalýdýrlar...

Ýskenderun-Mersin-Ýncirlik hattýndaki yabancý askeri faaliyetlerin, onlarý önlemekle görevli güçlerin kontrolu altýda yürütülmesi, böyle bir kontrolun mümkün olduðunu bir an için kabul etsek bile, faaliyetin mahiyetinin iþgal olduðu gerçeðini deðiþtirmez.

Geçtiðimiz hafta, Ýstiklâl marþý vesilesiyle, Kurtuluþ Savaþý Meclisinin toplandýðý binayý ziyaret eden Meclis Baþkaný, Bülent Arýnç, Meclisin kararýný saygýyla karþýlayan TSK’yý artýk göreve davet etmeli, Ya Ýstiklâl Ya Ölüm þiarýný haykýrmalý.

Meclis, 1 Martta kazandýðý mevziyi savunmaya, ilerletmeye mecburdur.

3- Milli Kuvvetler, uluslararasý hukuku, mevcut Türkiye Cumhuriyeti Anayasasýný ve kanunlarý tanýmayan düþmana karþý yasallýðýný Kurtuluþ Savaþý tarihinden, bu savaþýn hukukundan, maneviyatýndan alan bir karþý koyuþu, Mardin-Ýskenderun-Mersin Cephesinde misallerini vermeye baþladýklarý üzere, artýk daha koordineli, düzenli, düþmaný bunaltacak sürekli hücumlara dönüþtürmelidirler.


Birlik ve Bütünleþme

Çanakkale Savaþýnýn yýldönümünde vatan topraðýný savunurken sonsuzlaþan þehitlerimizi rahmetle anýyoruz.

3.09.2003

“Uluslararasý hukuku, mevcut Türkiye Cumhuriyeti Anayasasýný ve kanunlarý tanýmayan düþmanla, bu düþmanýn yanýnda yer alanlar, yasallýðýný Kurtuluþ Savaþý tarihinden, bu savaþýn hukukundan alan bir karþý koyuþdan ancak yenilerek kurtulabilirler”








Bütün bir millet, gözleri önünde öz anasý saldýrýya uðrarken seyre zorlanan bir çocuða benziyordu...


Milli Kuvvetlere

Millet, Türk topraklarýnýn güney komþumuz dost ve tabii müttefik Irak Cumhuriyetine saldýracak iþgal askerlerine açýlmasýna karþý olduðunu 1 Mart tarihinde yurdun dört bir köþesinde ve Ankara’da belli etmiþ.

Görevi milli-ulusal isteði, direnç ve yiðitlikle, dayanýþma ve birlik içinde göstermekle, inanarak uygulamakla yükümlü Meclis, Irak Cumhuriyetinin hükümran olduðu topraklar üzerinde ABD tarafýndan oluþturulmuþ “fiili durum”a gerekirse müdahale edebilmek için yurt dýþýna asker göndermeyi, Anayasada mevcut bulunmayan bir iliþkilendirmeyle, Türk topraklarýna bir baþka ülkenin askerlerinin kabulüne baðlayan, Türk Ordusuyla Amerikan ordusunu ayný kefeye koyan utanç belgesini ayný gün reddetmiþ ve milletin silâhlý evlatlarýndan meydana gelen ordu bu karara saygý duyacaðýný, 5 Mart günü Genelkurmay Baþkanýnýn aðzýndan TSK’nýn “enine boyuna incelenmiþ, koordine edilmiþ, akýlcý ve tek bir görüþ”ü olarak duyurmuþ... Modern bir ülkede olmasý gereken þekilde cereyan eden tam demokratik bir sürecin bir sonucu olarak herkesten tezkerenin reddine alýþmalarýný istemiþ.

Kendi Baðýmsýzlýk Savaþýnýn deðerlerine ihanet eden ABD, 6 Þubatta “Türk Limanlarýnýn Ve Kýyýlarýnýn Irak Cumhuriyetine yönelik ABD Saldýrýsýna Göre Düzenlenmesi Tezkeresi”ni bir oldu bittiyle Meclise onaylattýrýr onaylattýrmaz baþlattýðý saldýrý hazýrlýklarýný 1Mart tezkeresinin reddi üzerine ayný gün görünüþte durduruyor.

Kalplerinde vatan duygusuna sahip haberciler hariç, medya þaþkýn... Yenilmez tanrý Amerikan ordusuna “evet” denecek bir formalite olarak propaganda ettikleri oylamada tezkerenin reddedilmesi üzerine, programcýsýndan köþe yazarýna, Türk Ordusunun Kýbrýs’ta, Kuzey Irak’ta iþgalci olduðunu, ABD ordusunun hayal kýrýklýðýna uðratýldýðýný baðýrmaya baþlýyorlar.

Uluslararasý hukuku, mevcut Türkiye Cumhuriyeti Anayasasýný ve kanunlarý tanýmayan düþman, 1 Mart tezkeresinin reddi üzerine görünüþte durdurduðu saldýrý hazýrlýklarýný, TSK’nýn Meclis’in kararýna saygý duyacaðýný, tam da Genelkurmay Baþkanýnýn aðzýndan “enine boyuna incelenmiþ, koordine edilmiþ, akýlcý ve tek bir görüþ” olarak duyurduðu 5 Mart günü býraktýðý yerden baþlatýyor.

Tezkerenin reddedilmesine raðmen, kýyýlardan, limanlardan Anadolu içlerine giriyor. Mutabýk kalýnmýþ noktalarý iþgal altýna alýyor. "Kahrolsun iþgal!" lâfýndan korkan, "Kahrolsun iþgal!" diyemeyen milletin vekilleri, milletin silâhlý evlâtlarýndan meydana gelip, düþman karþýsýna çýkarýlmýþ ordu, medya, duruma seyirci...

Bütün bir millet, gözleri önünde öz anasý saldýrýya uðrarken seyre zorlanan bir çocuða benziyor.

Baþkan seçildiði gün Meclis’in Kurtuluþ savaþý meclisi olacaðýný söyleyen Meclis Baþkaný, gördüðü manzara karþýsýnda tüyleri diken diken olmakla yetinmekte, ulusa "Ya istiklâl, ya ölüm!" çaðrýsý yapmak yerine, onaylanmadýðýný, muhtevasýna TSK’nýnda katýldýðýný beyan eden Genelkurmay baþkanýnýn da kabul ettiði tezkerenin reddedildiðini söylemeye bir türlü dili varmamakta, “Evet... Meclisten çýkan karar ne olursa olsun, tezkere kabul edilebilirdi, reddedilebilirdi, deðiþtirilerek kabul edilebilirdi ve aynen þimdi karþýlaþtýðýmýz gibi çoðunluk saðlanamadan karar verilmemiþ de olabilir” gibi þahsýnýnda inanmadýðý ifade oyunlarýyla vakit geçirmekte...

Bakanlarý korkuluktan farksýz, milli kiþiliði ezik bir takým tiplerden oluþmuþ hükümet tam bir acz içinde... Irak'ýn Kuzeyindeki "fiili durum"la KKTC’yi ayný zanneden budalalar kendilerini Amerikan elçisinin esiri durumuna düþürmüþler, nabýzlarý onun elinde. Ülkeyi bu elçi ve medya köþelerindeki Süleyman Radiler idare ediyor.

Genelkurmay Baþkaný, artýk varlýðýný savaþ sebebi saymadýðý fiili durumun yöneticilerini muhatap almýþ, “Kuzey Iraklý liderler”e zamanýnda kurtuluþ savaþýný birlikte verdiðimizi hatýrlatýp, serzeniþte bulunmakta, ölçülü iþbirliðine çaðýrmakta.

TSK’nýn görüþünün aksine, "reddedilmiþ tezkerenin reddedildiði için bir daha oylanmasýný" isteyen medya, hukukçu kisveli kimseler, ABD Saldýrýsýna kaldýðý yerden gün saymaya baþlýyor.

Kendisini etnik parçalanma hayaline kaptýrmýþ çoðunluk partisinin Genel Baþkaný “Türkiye, kuþkusuz her zamanki gibi Türkmeniyle, Kürdüyle, Arabýyla, Keldanisiyle, Süryanisiyle ve diðer tüm unsurlarýyla bütün Irak halkýnýn esenliðini önemsemektedir” þeklinde Sevrci demeçlerle Arap vatanseverlere gözdaðý veriyor.

Genelkurmay Baþkaný, Kuzey Iraklý liderlere, “içinde bulunduðumuz coðrafyanýn esirleri” olduðumuzu söyleyip, üzerinde yaþadýðýmýz topraklarý içinde esir bulunduðumuz bir hapishaneye benzetirken, ayný zamanda her kesim içinde, bütün Merkezdoðu’da Sevr modelini savunanlarýn bir bölümünün görünüþte birbirine zýt gerekçelerle ardýna gizlendiði “28 Þubat”ýn diðer kutbundaki emekli generalde, Amerikalý kurtarýcýlarýn imdada yetiþmek üzere olduðunu, “Amerika’yla Irak’ta komþu olacaðýmýzý" müjdeliyor.

Uluslararasý hukuku, mevcut Türkiye Cumhuriyeti Anayasasýný ve kanunlarý tanýmayan düþman, Anadolu’da gerekli gördüðü noktalarý kontrol altýna almaya devam ediyor.

Daha fazla seyirci kalamayýz. Düþmanýn topraklarýmýz üzerinde sürdürdüðü saldýrý hazýrlýklarýný kim ne derse desin, Türk ordusu düþmanlýðý tuzaðýna düþmeden, ancak ordunun yabancý askerleri korumak gibi bir görevi olmadýðýný da unutmadan, kesimler arasý kýþkýrtmalara kapýlmadan, þu an düþmanýn iþine yarayan demokrasi-diktatörlük ayrýmýna aldanmadan, Osman Nevres Beyler, Þahin Beyler, Süleyman Fethi Beyler, Cehennem Yüzbaþýlar gibi, tek bir yürek, tek bir vücut, tek bir sel olup durdurmak hakkýna sahibiz.

Hukuken haklýyýz, ahlâken haklýyýz, Anayasaya göre haklýyýz.

Baþlayalým artýk.


Birlik ve Bütünleþme

3.02.2003

"Meclisin anlayýþý, yürütümü ve durumu düþmana umut vermedikçe iç ve dýþ cephelerimiz hiç bir zaman yerinden oynatýlamaz"

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
...


Milli Kuvvetlere

Tezkerenin reddi hakkýnda

1-Türk Ordusunun, tümüyle Türkiye’nin ulusal çýkarlarýný korumak üzere, Irak’ýn bilgisi dahilinde, gerekirse Irak Cumhuriyetinin Kuzeyinde harekât yapmasýný topraklarýmýzýn Irak Cumhuriyetine saldýracak Amerikan askerlerine açýlmasýyla iliþkilendiren tezkerenin reddedilmesini, Türkiye’nin birlik ve bütünlüðünün savunulmasýyla, ABD Saldýrýsýnýn amaçlarýnýn ayný olmadýðý gerçeðinin Meclis zemininde tespit edilip, karara baðlanmasý olarak deðerlendirmek doðru olur.

Bu “hayýr”ýn, bir parçasý olduðu Irak’ýn politik birliðini, idari yapýsýný, aynýsý Türkiye’ye model olmak üzere ABD’yle birlikte þekillendirme hayalinden bir an evvel vazgeçip, Irak anavatanýna dönmesi gereken Irak’ýn kuzeyindeki “fiili durum”a “evet” anlamýna gelmediði, "genel savaþ aleyhtarlýðý" içinde gözden kaçýrýlmamalýdýr.

Türk siyaseti ve medyasý içindeki ABD yanlýlarýnýn aylardýr yürüttüðü propagandaya raðmen, birbirini çelmeleyen siyasi amaçlara sahip iki iradenin bir “Irak Operasyonu”nun mümkün olamayacaðý artýk anlaþýlmýþtýr.

Birinin parçalamaya çalýþtýðýný, diðerinin koruduðu bir “Irak Operasyonu” mümkün deðildir.


2-Tezkerenin "reddedildiði için tekrar oylanmasý" söz konusu olamaz. Türkiye’nin dýþ tehdit tespitini, amacý tam da Türkiye’nin varlýðýný savaþ sebebi saydýðý fiili durumlarý kalýcýlaþtýrmak olan ABD Saldýrýsýna baðlý kýlan, Türkiye’nin savunmasýný Türk Ordusuna adeta yasaklayan tezkerede bilerek kurulan, “yurt dýþýna asker göndermekle, yurt topraklarýna yabancý asker kabul etmek” arasýnda mevcut olmayan þart iliþkisi kaldýrýlmalý, sadece ülke sýnýrlarý dýþýnda asker bulundurmaya onay veren tek madde halinde düzeltilmeli.

Asker gönderilecek ülke sýnýrlarý dýþýndaki bölgeyi, Irak’ýn kuzeyindeki fiili durumu Türkiye bir devlet olarak tanýmadýðý için, Meclisten bir tezkereyle onay alýnmasýna gerek olmadýðý, bölgede hükümran devlet olan komþu Irak’ýn onayýnýn yeterli olduðu yorumu da rahatlýkla yapýlabilir.

“Hayýr” denmeyeceði hesaplanarak Türk limanlarýnýn ve kýyýlarýnýn ABD Saldýrýsýna göre düzenlenmesi kapsamýnda baþlatýlan her türlü faaliyetin durdurulmasý gerekir.


3-Oylama öncesinde ABD yönetiminin krizi týrmandýrmak için Baðdat’tan geri çektirdiði Türkiye Büyükelçisi görevinin baþýna dönmeli, dost ülke Irak’la iyi komþuluk iliþkilerini olmasý gereken seviyeye çýkarma iradesi sergilenmelidir.


Birlik ve Bütünleþme

3.01.2003

“Milletimiz hür ve baðýmsýz yaþamak huzuruna tam bir iman ile kani olmuþ ve buna kati azim ile karar vermiþtir.
Zaman zaman þurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüþ olmasý hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imanýna sekte vurmamýþtýr ve vuramayacaktýr”

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
...

"Öyle bir hava doðmalýki o gün Pearson aradýðýnda ikna ekibinin elemanlarýnýn telefonlarý bile meþgul çalmak zorunda kalsýn. Yüzde sekseni, doksaný Amerikan saldrganlýðýna karþý olan Türk milletinin Ankara'da ki Meclisi babasýnýn çiftliði zanneden üç tane büyükelçiye, medya içindeki lobicilere, kukla devlet kurucularýna gösterememesi düþünülmez. Ýstenirse milletimizin birkaç yüz bin ferdi vatanýn bir köþesinden Meclise yürür, Ankara'da, Mecliste olur, enerjisiyle Meclisi doldurur, TBMM'nin ABD Kongresinin uzantýsý olmadýðýný gösterir"
...

Milli Kuvvetlere

-III-



ABD’nin yanýnda yer almakla, Türkiye’nin parçalanmasý tek bir politikadýr. AKP yöneticilerinin görevi, Amerikalý iþgalcilerin Türk topraklarýna çýkarýlmasýna ezici bir çoðunlukla karþý çýktýðýný bugün Ankara’ya akarak ortaya koyan milletin sesini dinlemek, bölgemizin bütününe yönelik ABD Saldýrýsýna karþý ezici bir çoðunlukla tecelli eden milli iradeye ikna olmaktýr, ayný iradenin temsilcilerini parçalanmaya ikna etmek deðil.

ABD’nin Türkiye’de kalabilmesi, Türk milletinin düþmana karþý koymak yerine Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tasfiyesine, ülkemizin birbiriyle ihtilâflý etnik idarelere bölünmesine ikna olmasýyla mümkündür. Bu 86 yýl evvel denenmiþ ve hüsranla sonuçlanmýþ bir “operasyon”dur.

Milli iradeyi temsil kabiliyeti üzerine 6 Þubatta Pearson'un gölgesi düþen Meclisin vekilleri son þansýný iyi kullanmalý.

-Uluslararasý hukuku, mevcut Türkiye Cumhuriyeti Anayasasýný ve kanunlarý tanýmayan bir düþmanla, bu düþmanýn yanýnda yer alanlar, yasallýðýný Kurtuluþ Savaþý tarihinden, bu savaþýn hukukundan alan bir karþý koyuþdan ancak yenilerek kurtulabilirler.

Kaderinizi ABD Saldýrýsýnýn kaderinden ayýrýn.

Birlik ve Bütünleþme





2.27.2003

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve
þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder


Milli Kuvvetlere

-II-

ABD Saldýrganlýðýnýn yanýnda yer alan iç cephe ihanetinin 91 Saldýrýsý öncesinde söyledikleri


“Dünyayý karþýmýza alamayýz. Irak bütün dünyaya meydan okuyorsa, bu onun ne kadar saldýrgan olduðunu gösterir. Kuveyt’i iþgal eden Irak bizim komþumuzda olsa duygusallýðý bir yana býrakýp uluslararasý hukukun, dünyanýn yanýnda yer almamýz gerekir. Hem Kuveyt bir baþlangýç. Kuveyt’i iþgal edip, rejimini deðiþtiren Irak’ýn asýl amacý, Arap Yarýmadasýný, Ortadoðu petrol yataklarýný ele geçirip, bölgesel süper güç haline gelmek.

Uzman araþtýrmacýlara, stratejist gazetecilere, ABD yönetimine göre, Irak’ýn gizli nükleer silâh programý birkaç ay içinde sonuçlanabilir. Bazý uzmanlara göre aylar bile deðil, haftalar, günler söz konusu. Saddam her an nükleer silâhlara sahip olduðunu, atom bombasý yaptýðýný ilân edebilir. Bu durumda onu Kuveyt’ten kimse çýkaramaz. BM sistemi çöker. Uluslar arasý toplumda hukukun yerini orman yasalarý alýr, diplomasi yerine güç kullanýmý esas olur. Bütün bölge kargaþaya sürüklenir. Belkide Üçüncü Dünya Savaþý çýkar.

Bu yüzden, soykýrýmcý Irak’ýn iki yýllýðýna bedava petrol teklifini reddettik. Hukuku, manevi deðerleri petrol rüþvetine feda edemezdik. Kabul etseydik suç ortaðý olurduk.

Baþta ABD, Ýngiltere olmak üzere, Sovyetler Birliði, Avrupa, bütün dünya Irak’a karþý birleþti. Ýngiltere Baþbakaný Thatcher, ‘saldýrgan Irak, Kuveyt’te durmayacak, mutlaka durdurulmalý’ diyor. Gorbaçov, Bush’da, ‘Dünyanýn, uluslararasý hukuku hiçe sayan, meydan okuyan bu diktatöre boyun eðmeyeceðini’ söylüyor. Bush, kararlý... ‘Irak Savaþ Makinesinin durdurulacaðýný’ belirtiyor. Çok geç olmadan ABD liderliðindeki “Uluslararasý Koalisyon”un yanýnda aktif olarak yer alacaðýmýzý duyurmalýyýz.

Savaþa katýlmazsak, üslerimizi kullandýrmazsak dünyada yalnýz kalýrýz, çok büyük zarara uðrarýz. Þimdi Suriye’de, Lübnan’da bulunan baðýmsýz Kürdistan yanlýsý PKK, çýkacak kargaþada Kuzey Irak’ta da kamplar kurar, Türkiye’ye sempatiyle bakan otonomi yanlýsý Barzani-Talabani’nin etkisini kýrar, bölgeye hakim olur, Güneydoðu Anadoluda terör katlanýr.

Hele ABD yenilirse, saldýrgan Irak yalnýzlýðýmýzdan faydalanarak Güneydoðuda PKK terörüyle kendine baðlý bir kukla devlet kurmaya kalkabilir, o vakit 40 yýllýk dostumuz ABD’de bize yardým etmez, cezalandýrýr; Kürt devletinin baðýmsýzlýðýný tanýr, Türkiye bölünür, Fýrat ve Dicle sularýný kaybederiz. Ege’de, Kýbrýs’ta tutunamayýz.

Duygusallýðý bir yana býrakýp, savaþa katýlýrsak, ABD’nin yanýnda yer alýr, üslerimizi kullandýrýp, ABD’nin iþini kolaylaþtýrýrsak, savaþýn sonunda, PKK’yla arasý bozuk olan Barzani, Talabani ve Türkmen soydaþlarýmýzla birlikte masaya oturur, pastadan iri bir pay kaparýz.

Türkiye, Adriyatikten Çin denizine sözü geçen bölgesel süper güç olur.

Baðdat Büyükelçisini geri çekmemiz, ABD’nin bölgeye askeri yýðýnak yapmasý, Ýncirlik Üssünde giderek artan hareketlilik, illede savaþ çýkacak demek deðil. Diplomasiyi zayýflýk olarak gören, kaba kuvvetten anlayan her diktatör, her zorba gibi belkide Saddam bu yýðýnaðý fark edince durumun ciddiyetini kavrar, petrol yataklarýný ele geçirmek için saldýrmaktan vazgeçer, belkide Kuveyt’ten kendi isteðiyle çýkar, uluslar arasý sisteme katýlýr”


Gizlide söyledikleri

“1923’te kurulan bu Cumhuriyeti tasfiye etmenin yolu Irak’ýn parçalanmasýndan, Baðdat’ta ABD denetiminde bir rejim kurulmasýndan geçiyor”.


Dün, Amerikan iþgal askerlerinin Türk topraklarýna davet edilmesini kabul etmeyen Meclisin millici vatansever vekilleri üzerinde baskýyý arttýrmak maksadýyla Türkiye'nin Baðdat Büyükelçisini geri çeken ABD yönetiminin, gerek 91 Saldýrýsý öncesinde ve gerekse bugün, açýkta ve gizlide doðrularla yanlýþlarý birbirine karýþtýrarak Türk Milletine söyledikleri aynýdýr.

Þu farkla ki, milletimize ve Meclise, 91 Saldýrýsýndaki gibi "bölgesel süper güç olmak" için deðil, fakat "þu kadar milyar dolar zarara uðramamak için" Irak'a yönelik saldýrýya katýlmanýn gerektiðini söylüyorlar.

"Türkiye", daha doðrusu Türk Devleti, siyaseti ve medyasý içindeki "etnik ittifak", 91 Saldýrýsýna katýlmýþ ve amaçladýðý Kürt devletini de 91-2003 arasýnda adým adým kurmuþtur.





2.25.2003

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve
þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
...

"Sen milletin vekilisin, þunun bunun oyuncaðý deðil. Gizlide anlatýlan masallara kanýp, yine gizlide teslim olma. Düþman askerlerine 'evet' diyen kaðýt parçasýný yýrt. Adýný Türk tarihine, Türk askerini düþman askeriyle ayný kefeye koyan bir lânetli olarak yazdýrma.

Sen Kurtuluþ Savaþý Meclisi olacaðýna söz vermiþ bir meclissin, düþmana boyuneðersen, bu Meclisin sonu olur... unutma"
...

Milli Kuvvetlere

-I-

ABD Saldýrganlýðýnýn yanýnda yer alan iç cephe ihanetinin 2003 yýlý 25 Þubatýnda açýkça söyledikleri.

“Uluslar arasý politikada duygusallýða yer yok, 50 yýllýk stratejik dostumuz ABD’yi karþýmýza alamayýz. ABD dünyaya meydan okuyorsa, bu onun ne kadar kararlý olduðunu gösterir.

Irak, müslüman bir ülke, bizim komþumuz, biz de savaþ olsun istemiyoruz. Hükümet olarak barýþ için çok uðraþtýk, fakat Irak’ýn katý tutumu yüzünden çabalarýmýz boþa gitti.

Biz bu savaþý önleyemeyiz. Mademki ABD’nin dediði oluyor, o halde Kürt ve Türkmen soydaþlarýmýzla birlikte masaya oturmak, Irak’ýn geleceðinde söz sahibi olmak istiyorsak, uluslar arasý yasallýðý da, oydaþmayý da bir yana býrakýp, dostumuz ABD’nin yanýnda yer alalým.

ABD’nin yanýnda yer almazsak, PKK terörünü baþlatýr, Kürt devletini kurar, biz de tanýmak zorunda kalýrýz.

Amerikan askerlerinin Türkiye’de konuþlanmasýna ‘evet’ derseniz, bu savaþa ‘evet’ dediðiniz anlamýna gelmez. Hükümet ve Meclis olarak ABD’nin yanýnda yer alma kararlýlýðýmýzý gösterirsek, Saddam belki ürker, geri adým atar.

Amerikan askerlerinin Türkiye’de konuþlanmasýna ‘evet’ demekle belkide ‘barýþ’a ‘evet’ demiþ olacaksýnýz”

Üstü kapalý veya gizlide söyledikleri

ABD, Avrupa, Ýsrail, Irak’ý, Türkiye’yi, Ýran’ý, bütün Ortadoðu'yu (Merkezdoðu) etnik-dini temelde eyaletlere parçalamakta kararlý. Bu kararýn dýþýnda kalmak yerine ayak uyduralým.

Meclis’te açýkça söyleyemiyoruz, bu savaþý önlemek açýkçasý bizim iþimize gelmez. Çünkü bu savaþ olmazsa, millici hareket, Türk milliyetçiliði iktidarý ele alacak. Belkide 91 Körfez Savaþýnýn hesabýný soracak. Rahmetli Özal-Öcalan ittifaký gündeme gelecek, belkide ‘devri sabýk yaratacaklar’.

Unutmayýn, Kuzey Irak'taki devleti ABD’yle birlikte biz kurduk. Tek çare, ABD'nin bu savaþý çýkarýp, Irak'ý, Türkiye'yi, Ýran'ý, bütün Ortadoðu'yu (Merkezdoðu) þekillendirmesi. Bu olursa, kurtulma þansýmýz var.

Biz katýlmazsak, bu savaþ çok uzar. Irak’ýn Kuzeyindeki Kürt devletini fiiliyatta tanýyoruz. Resmen tanýdýðýmýzý ilân edip, millicilere karþý ittifak edelim. PKK zaten ABD’yle birlikte müttefikimiz konumunda. Araplara karþý, Lâzistaný, Kürdistaný, Pontusu, Bizansýyla, Kürt-Türk federasyonunu kuralým. 1923’te kurulan Kemalist T.C dönemini kapatalým.

ABD sallanýyor. Gördüðü direnç karþýsýnda geri adým atabilir. ABD geri adým atmadan Amerikan askerlerinin Türkiye’de konuþlanmasýna ‘evet’ dersek, hükümet ve Meclis olarak ABD’nin yanýnda yer alma kararlýlýðýmýzý gösterirsek, ABD cesaretlenir, savaþtan vazgeçmez.

Saddam bir baðýmsýzlýkçý vatansever. Millici. 12 yýldýr kötü örnek oluyor, Türk milletine, ABD’yle savaþmanýn mümkün olduðunu gösteriyor, Kurtuluþ Savaþý yýllarýný, Sakaryayý hatýrlatýyor, Türk milletini uyandýrýyor. Rahmetli Özal, 90 yýlýnda farketmiþti bu durumu.

Ondan kurtulmak, aslýnda açýkça söyleyelim, bir Kürt soykýrýmcýsý olan diktatör Mustafa Kemal belâsýndan kurtulmak demek.

Amerikan askerlerinin Türkiye’de konuþlanmasýna ‘evet’ demekle, diktatör Mustafa Kemal’e, 1923’te kurulan T.C’ye, Türk Milli Devletine ‘hayýr’ demiþ olacaksýnýz"...

2.22.2003


Mustafa Kemal Atatürk: Sevr Operasyonuna ikna olmak yerine, haber bültenlerine göre ülkesini savunacaðý tehditini savuran ve yine ABD Saldýrýsýna katýlacaðýný açýklayan Avustralyalýlarý uyarmak suretiyle tehdit eden Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin’in prototipi.

Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin’e yönelik açýk nefretin bilinçaltýndaki esas hedefi. Saddam Hüseyin’in þahsýnda seyre hazýrlandýklarý, aslýnda Mustafa Kemal’in ortadan kaldýrýlýþý.

Saddam Hüseyin: Esasen Birinci Dünya Savaþýnda Çanakkale Savunmasýnda Anzaklarý (Avustralya, Yeni Zelanda müfrezeleri) durduran ve 1919 yýlý Sonbaharýnda Suriyelilere omuz omuza Ýstiklâl Savaþý çaðrýlarý yapan Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik nefret hislerini þu veya bu sebeble açýkça, olduðu gibi ifade edemeyenlerin boy hedefi.

Diktatör Saddam, bu anlamda Diktatör Atatürk; “tek partili yýllar” ise BAAS rejimi demek.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti: Sýrf Damat Ferit’le, Ýngilizlerin aymazlýðý yüzünden zamanýnda önlenemediði için kurulup bugünlere geldiðine inanýlan “istenmeyen geliþme”.

Ýstenmeyen Geliþme: ABD’nin Irak’a yönelik saldýrýdan vazgeçmesi.

Saddam sonrasý Irak: ABD yönetimine, Avrupa’daki ABD yandaþý siyasetçilere, her iki kýtadaki medyaya, Türk siyaseti ve medyasý içinde geleceðini ABD Saldýrýsý’na baðlayanlara göre, bir asker-vali tarafýndan kurulacaðý hayal olunan yeryüzü cennetinin adlarýndan biri.

Üslerin ve Limanlarýn Modernizasyonu Tezkeresi: Birinci Dünya Savaþý öncesinde ve savaþ sýrasýnda, o vaktin “stratejik müttefik”i Almanya’nýn Osmanlý Ordusunda Alman Ýmparatorluðunun menfaatleri doðrultusunda hareket eden subaylarýna, sýnýrdan sýnýra sürülme pahasýna bildiðini okuyan, kafasýný dik tutan Kurucu Ulusal Önder’in, içinde bulunulan þartlar ne olursa olsun Türk baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumakla görevlendirdiði Türk gençliðine, istikbalde vataný tekrar iþgale yeltenebilecek düþmanýn bin bir kýlýk ve kisveye bürünebileceði ihtimaline iþaret ederek tam bir uyanýklýk saðlamaya çalýþtýðý Gençliðe Hitabe’de ki bölümde; “... Zorla ve aldatýcý düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alýnmýþ, bütün tersaneleri ele geçirilmiþ” ifadelerindeki “aldatýcý düzen... düþman hile”si ikazýyla birlikte düþünülmesi gereken bir talebin Türk milletine sunuluþu;“Türk Limanlarýnýn Ve Kýyýlarýnýn Irak Cumhuriyetine Yönelik ABD Saldýrýsýna Göre Düzenlenmesi Tezkeresi".

Bu tezkerenin Meclisde gizli oturumda onaylanmasý, Türk milletine müspet anlamda “tarihi gün-tarihi karar” olarak duyuruldu.

Tehditin kaynaklandýðý ülke: ABD yönetimine, Avrupa’da ki ABD yandaþý siyasetçilere, her iki kýtadaki medyaya, Türk siyaseti ve medyasý içinde geleceðini ABD Saldýrýsý’na baðlayanlara göre, güney komþumuz, tarihi doðal müttefik Irak Cumhuriyeti.

Irak Cumhuriyeti 12 yýldýr hem ambargo altýnda hem de Türkiye sýnýrlarý dahilinde bulunan Ýncirlik Üssün’den kalkan Amerikan savaþ uçaklarý tarafýndan bombalanýyor. Ambargo ayný zamanda Türkiye’ye de yönelik.

Tehdit edilen ülke: ABD yönetimine, Avrupa’da ki ABD yandaþý siyasetçilere, her iki kýtadaki medyaya, Türk siyaseti ve medyasý içinde geleceðini ABD Saldýrýsý’na baðlayanlara göre, “Irak Operasyonu’na gün sayan” ABD.

“Geldikleri gibi giderler”:

Bundan 85 yýl evvel, Ýstanbul limanýnda demir atan maðrur düþman gemilerine bakarak savrulduktan 4 yýl sonra diktatör Mustafa Kemal ve çulsuzlarý tarafýndan icabý yerine getirilen “tarihi tehdit”.

“Saddam Avustralya’yý tehdit etti” cümlesindeki tehdit, Çanakkale’de Anzaklarý durduran Mustafa Kemal Atatürk’ün Istanbul’da 1918 Kasýmýnda düþman donanmasýna bakarak söylediði, “Geldikleri gibi giderler” cümlesindeki “tehdit”in ayný.

Medya (olumsuz anlamda): Hakikatle insanlar arasýnda bulunan, ses-görüntü duvarý. Gerek mevcut bilgi birikiminin, gerekse günlük geliþmelerin bilgisinin bir çeþit "clergy" tarafýndan "haberleþtirildiði" tecavüz aðý.

Haber bülteni (Olumsuz anlamda): Telkin faaliyeti. Telkin faaliyetinin gün boyunca belli aralýklara tekrarlanan bölümlerinden her biri. Haberi verilecek olaylarýn seçiminde, yorumlanmasýnda, seçilen olayýn "haberleþtirilme" biçimi ve kullanýlan dil olarak, Türkiye ve dünyaya kendi güç merkezlerinin penceresinden bakan batýlý haber tekellerine baðýmlý.

“Operasyon" oldu oluyor sevinci: Amerikalýlarý, 40'larýn sonlarýnda "kötülük yuvalarý"nýn duvarlarýný, geliþlerinin þerefine beyaza boyayýp törenlerle karþýlayan sevincin aynýsý.


Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve
þartlarýný düþünmeyeceksin!"...
...

"Bir yolda ilerleyen yolcunun yalnýz ufku görmesi kâfi deðildir;
ufkun arkasýný da görmesi lâzýmdýr"
...

Milli Kuvvetlere

-III-

"Arkadaþlar!...

Felâketler, acýlar, yenilgiler milletler üzerinde birtakým etkiler yapar. Bu etkilerin baþlýcasý, öyle kara günlerinden sonra, milletlerin uyanmasý, onurunu bulmasý ve kendi benliðini duymasýdýr.

Uzun yüzyýllarýn acý sonuçlarý, sonunda bizim milletimizde de bu özellikleri yarattý. Tam güvenle söylerim ki, milletimiz baþtanbaþa böyle bir uyanýþa kavuþmuþ, bütün ve olgun bir millet hâlindedir. Açýkça ve övünçle ilân ederim ki, bu millet, milli benliðini kavramýþ ve bunu bütün dünyaya kanýtlamýþtýr. Milletimiz son zaferleri, hep bu özellikleri sayesinde kazandý.

Milletleri yükselten bu özelliklere, bir etken daha ekleyelim: Ýntikam duygusu...

Milletlerin kalbinde intikam duygusu olmalý. Bu alelâde bir intikam deðil, yaþamýna, rahatýna, zenginliðine düþman olanlarýn zararlarýný yok etmeye yönelmiþ bir intikam. Bütün dünya bilmeli ki, karþýmýzda böyle bir düþman oldukça, onu baðýþlamak elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düþmana acýma, acizlik ve zayýflýktýr. Bu, insanlýk göstermek deðil, insanlýk özelliklerinin sona eriþini ilân etmektir.

Bizim intikamýmýz zâlimlerin zulmüne karþýdýr. Onlarda zulüm duygusu ölmedikçe, bizde de intikam duygusu ölmeyecektir"

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder


(Zulüm duygusu ölmeyen zalim: Stratejik düþman ABD ve baðlaþýklarý)

2.17.2003

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve
þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

“...Zorla ve aldatýcý düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alýnmýþ, bütün tersaneleri ele geçirilmiþ, bütün ordularý daðýtýlmýþ ve yurdun her köþesine düþman girmiþ olabilir. Bütün bu koþullardan daha acý ve daha korkunç olmak üzere, yurdunda, iþ baþýnda bulunanlar, aymazlýk ve sapkýnlýk ve üstelik hainlik içinde bulunabilirler; Dahasý ülkenin baþýnda bulunan bu kiþiler, kendi çýkarlarýný, yurduna girmiþ olan düþmanlarýný siyasi maksatlarýyla birleþtirebilirler...”

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

..

Üslerin ve Limanlarýn ABD Saldýrýsýna Göre Düzenlenmesi (Üslerin ve limanlarýn modernizasyonu): Kurucu Ulusal Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, içinde bulunulan þartlar ne olursa olsun Türk baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumakla görevlendirdiði Türk gençliðine, istikbalde vataný tekrar iþgale yeltenebilecek düþmanýn bin bir kýlýk ve kisveye bürünebileceði ihtimaline iþaret ederek tam bir uyanýklýk saðlamaya çalýþtýðý Gençliðe Hitabe’de ki bölümde,

“... Zorla ve aldatýcý düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alýnmýþ, bütün tersaneleri ele geçirilmiþ” ifadelerindeki “aldatýcý düzen... düþman hile”si ikazýyla birlikte düþünülmesi gereken bir talebin Türk milletine sunuluþudur.

Birinci Dünya Savaþý öncesinde ve savaþ sýrasýnda, o vaktin “stratejik müttefik”i Almanya’nýn Osmanlý Ordusunda Alman Ýmparatorluðunun menfaatleri doðrultusunda hareket eden subaylarýna, sýnýrdan sýnýra sürülme pahasýna bildiðini okuyan, kafasýný dik tutan Kurucu Ulusal Önder, o bölümü bugüne bakarak yazsaydý, kendisine “Niçin?” diye sorma ihtiyacý duyulurmuydu?”
...

Milli Kuvvetlere...

-II

1923 yýlý Temmuz ayý sonlarýnda, bir Salý sabahý, Ýstanbul Komutaný Selâhattin Adil Paþa’nýn komutanlýk binasý önünde toplanan millici, vatansever Üniversite Gençliði, izciler, efeler, Kurban Bayramýna tesadüf eden o gün, Türk milletinin iradesine boyun eðip, iþgali sona erdirmeyi kabul ettiði haberini 101 pare top atýþýyla kutladýklarý düþmanýn 80 yýl sonra yine bir Kurban Bayramýnda döneceðini elbette bilemezlerdi.

Bayrak farkýna, sahte müttefiklik iliþkisine, ardýna gizlenmeye, kullanmaya çalýþtýðý kendi içinde bölünmüþ NATO baðlantýsýna sakýn aldanmayýn; bugün 17 Þubat 2003 sabahý, Kuzey Kýbrýs Karpaz bölgesiyle, Ýskenderun Körfezi, Domuz Burnu açýklarýnda, Türk limanlarýný, kýyý bölgesini iþgal altýna almak için Ankara’daki Meclis’ten ikinci bir davet bekleyen Amerikan Donanmasý, 13 Kasým 1918 tarihinde geldiði Ýstanbul þehrinden Yunan Ordusunun Büyük Taarruzla Ýzmir Körfezinden denize süpürülmesi üzerine, 2 Ekim 1923 tarihinde ayrýlan ayný düþman donanmasýdýr.

Þimdi resmi rakamlara göre milletimizin açlýk sýnýr altýnda yaþayan milyonlarca mensubunun mahzun kaldýðý Bayramdan sonra bir toparlama yapmadan evvel hatýrlayalým:

Meclisi, yabancý iradelerin baskýsýndan tamamen kurtarýp, ezici bir çoðunlukla ABD Saldýrýsýna karþý olan milli iradeye baðlayacak bir “Ankara Yürüyüþü” gerekli görünüyor“.

"Onun asýl sahibi irade orada hazýr bulunmadýðý taktirde, ‘Türkiye’de Amerikan askerine hayýr kampanyasý’ baþlatan Ýþçi Partisi’nin ‘Türkiye’nin baðýmsýzlýðýný, güvenliðini, toprak bütünlüðünü savunma görevine’ çaðýrdýðý Meclis, ilk tezkerede olduðu gibi psikolojik baský altýna alýnarak, Irak’a saldýracak Amerikan askerleriyle ilgili tezkere bir oldu bittiye getirilebilir”

ABD’nin Irak Cumhuriyetine yönelik saldýrýda kullanacaðý Amerikan iþgal askerlerinin Türk topraklarý üzerinde üslenmesine izin verecek “Utanç Belgesi”ni her ne kadar yarýn 18 Þubatta Meclise onaylattýrmaya teþebbüs etmeyeceðini açýklamýþsa da, Türkiye’de dahil bütün Merkezdoðu ülkelerine yönelik Sevr Operasyonu yürüten bu düþmana “stratejik müttefik” demekte ýsrar eden hükümet, “Üslerin ve Limanlarýn ABD Saldýrýsýna Göre Düzenlenmesi” belgesinde olduðu gibi bir oldu bittiye kalkýþabilir.

Meclisin sahibi millet, hükümet ve medya ne derse desin, sanki “Utanç Belgesi” her an onaylattýrýlacakmýþ gibi bütün aðýrlýðýný hissettirmeli, Ankara’da bulunmalý.

Eðer bu Meclis “Kurtuluþ Savaþý Meclisi” olamayacaksa, Sevr’i kýracak iradeden yoksunsa, bu gerçek bir an evvel anlaþýlmalý.


Milli Kuvvetler, Türk milletine yasaklanan, saldýrganlara tahsis edilen kýyý bölgelerine mutlaka girmeli, düþman donanmasý bölgeden çekilene kadar kýyýlarý, limanlarý kontrol altýna almalý

Kurban Bayramý öncesinde, teferruatlarý Pearsonlarla, ABD Saldýrsýný savunan köþe yazarlarýyla konuþulup, plânlanan fakat ulusun kendisinden gizlenen bir “ulusal çýkar” bahanesiyle, seçildiði gün Baþkanýn aðzýndan güya bir “Kurtuluþ Savaþý Meclisi” olacaðý söylenen TBBM’de gizli gerçekleþtirilen bir oturumla apar topar onaylattýrýlan “Türk Limanlarýnýn Kýyýlarýnýn Amerikan Ýþgal Askerlerine Tahsisi” belgesiyle kendisini davet ettiren düþman donanmasý, iþgal altýnda almak için Ankara’daki meclisten ikinci bir davetiye beklediði kýyýlara, limanlara çýkamaz.

Türk Güvenlik Kuvvetleri, deðil olasý iþgal bölgelerini korumak, aksine, Gençliðe Hitabe’de verilen görevi yerine getiren Milli Kuvvetlere yardýmcý olmalýdýr.

Milli Kuvvetler, birleþip bütünleþme yolunda önemli bir merhale olan 2 Þubat tarihli “Denktaþ’la Omuz Omuza” mitinginde kendisinde var olduðunu ispat ettiði potansiyeli, Kýbrýs’la, Kuzey Irak’ýn tek bir cephe olduðunu kavrayan milli öfkeyi baþka mecralara yönlendirip ziyan ettirmeye çalýþacak iç cephe provokasyonlarýna dikkat etmeli.

Maksadý Türk milletini bölerek güçten düþürmek olan iç cephe provokasyonlarý;

-Öfkeyi Türk Ordusuna yöneltmek,

-Kesimler arasý kutuplaþmalarý kýþkýrtýp, keskinleþtirmek,

-Sevr Operasyonu stratejisinin içine yerleþtirildiði “demokratikleþme süreci”nin korunmasý adý altýnda sahte bir “demokrat-demokrat
olmayan, totaliterizm yanlýsý” ayrýmýný ön plana çýkarmak þeklinde tezahür edebilir.

Mesela, “28 Þubat”ýn ayný zamanda her kesim içinde Kuzey Irak’ta Sevrci tezleri savunanlarýn bir bölümünün görünüþte birbirine zýt gerekçelerle ardýna gizlendiði bir süreç olduðunu da farkýna varmak gerekir.

Milli kuvvetler, sel olup boþaldýðýnda Sevr Operasyonunu da, iç cephe ihanetini de Ýskendurun'dan denize süpürecek enerjiyi hiçbir teferruatla oyalanýp, ziyan etmeden, “iþgal davetiyesi”nin yýrtýlýp atýlmasý ve Türk limanlarýný, kýyý bölgelerini iþgal altýna almak için Ankara’daki Meclis’ten ikinci bir davet bekleyen Amerikan askerlerinin Türk topraklarýna çýkmasýnýn engellenmesi için kullanmalý.


Birlik ve Bütünleþme
...

"Alaca bulaca dil olmaz, alaca bulaca iþ olmaz"

Ýsmail Gaspýralý


Ortadoðu: Batýyý merkez kabul eden bakýþ açýsýyla, kabaca Balkanlar, Kafkaslar, Ýran’ýn doðusu, Arabistan Yarýmadasýnýn tamamý ve üzerinde bulunan ülkeler de dahil Kuzey Doðu Afrika arasýnda uzanan bölgeye verilen ad.

Merkezdoðu veya Merkezidoðu: Ortadoðu adýyla anýlan bölgenin bugünden geleceðe doðru adý.

ABD Tehditi... ABD Sorunu... ABD Saldýrganlýðý: Milli Kuvvetlere, milli-ulusal medyaya göre sorunun adý

Irak Krizi, Irak Sorunu, Sorunlu Bölge Irak: ABD yönetimine, Avrupa’daki ABD yandaþý siyasetçilere, her iki kýtadaki medyaya, Türk siyaseti ve medyasý içinde geleceðini ABD Saldýrýsý’na baðlayanlara göre sorunun adý.

ABD Saldýrýsý: Milli Kuvvetlere, milli-ulusal medyaya göre muhtemel savaþýn adý

Irak Operasyonu: ABD yönetimine, Avrupa’daki ABD yandaþý siyasetçilere, her iki kýtadaki medyaya, Türk siyaseti ve medyasý içinde geleceðini ABD Saldýrýsý’na baðlayanlara göre muhtemel savaþýn adý.

Irak Savaþý: Vietnam Savaþý misalinde olduðu gibi, muhtemel savaþýn saldýrýnýn hedefi olan ülkenin adýyla anýlmasý.

Kitle Ýmha Silâhý: Üretici ülkelerin elinde bulunduðu müddetçe veya Merkezdoðu, Doðu ülkelerine satýlýncaya kadar türlerine, modellerine, iþlevlerine göre mesela, “Uzun menzilli füze... Kýtalararasý nükleer baþlýklý füze... Taktik nükleer silâh... Akýllý bomba” olarak adlandýrýlan silâhlara, Merkezdoðu, Doðu ülkelerine satýldýktan sonra veya ayný silahlar söz konusu ülkeler tarafýndan üretildikleri taktirde verilen genel ad.

Bir baþka misal; geliþtirmeye çalýþan ülke Irak Cumhuriyeti olduðu için baþta ABD olmak üzene batýlý ülkeler tarafýndan “Cehennem topu” olarak adlandýrýlan silâhýn bir benzeri batýda üretilse, adýna tahminen “uzun menzilli süper top... Akýllý top” denilecek olmasý gibi.

Ortadoðunun demokratikleþtirilmesi... Geleceðinin plânlanmasý... Geleceðinin þekillendirilmesi... Ortadoðunun “dizayn” edilmesi:

Merkezdoðu’nun bir daha güçlü lider çýkmayacak, güçlü devlet oluþmayacak þekilde, birbiriyle ihtilâflý parçalara, beyliklere ayrýlmasý. 

2.13.2003

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve
þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

...

Gerilimli Günler

28 Ocak 1923'de, Ýstanbul'daki Milli Silâhlý Kuvvetler Komutanlýðý'na Ýhsan Paþa atanýr. Lozan'da bir aksama olursa, Ýstanbul içi ve çevresindeki Ýngiliz kuvvetlerine karþý ani bir baskýn yapýlacak, karargâhlarý basýlacak, tayyare depolarý, zýrhlý trenleri hareketten alýkonulacak ve Türk Ordusu Ýstanbul'a girinceye kadar bu kuvvetler hareketsiz býrakýlacaktý. Bu görevlerde, Ýstanbul yakasýnda Binbaþý Ferhat, Beyoðlu yakasýnda Topçu Yarbayý Kemal ve Üsküdar yakasýnda da bir piyade yarbayý komutanlýk edecektir. Direniþ örgütlerinin gizli adresleri de, bir önlem olarak deðiþtirilir. Toplantýlar baþka yerlerde yapýlmaya baþlanýr.1 Mart'ta Refet Paþa trenle geçerken, Ahýrkapý'da pencereye bir taþ atýlýr ve Paþa gözünden aðýr yaralanýr. Taþý atanlar yakalanamaz. 14 Nisan'da, þehir hatlarý vapurlarýnda iþgal subaylarý için ayrýlan ve baþkasýnýn oturmasýna izin verilmeyen bölgeler kaldýrýlýr. Ýþgal Baþkomutaný, bunlarýn yeniden ayrýlmasýný ister, "Yapmazsanýz, ben yaptýrýrým" der ama kulak asan olmaz. 19 Mayýs'ta, Topkapý Saray Muhafýzý Emekli Korgeneral Ali Rýza Paþa bir Ýtalyan askeri tarafýndan vurulur. Aðýr yaralanýr"

Ýlhami Soysal
Kurtuluþ Savaþýnda Ýþbirlikçiler

...

"Öyle bir hava doðmalý ki o gün, Pearson aradýðýnda ikna ekibinin elemanlarýnýn telefonlarý bile meþgul çalmak zorunda kalsýn.

Yüzde sekseni, doksaný Amerikan saldýrganlýðýna karþý olan Türk milletinin Ankara’yý, Meclisi babasýnýn çiftliði zanneden üç tane büyükelçiye, medya içindeki lobicilere, kukla devlet kurucularýna gücünü geçirememesi düþünülemez. Ýstenirse milletimizin birkaç yüz bin ferdi vatanýn dört bir köþesinden Meclise yürür, Ankara’da, Mecliste olur, enerjisiyle Meclisi doldurur, TBMM’nin ABD Kongresinin uzantýsý olmadýðýný gösterir.

-Tezkereler ayrýlýr,

-Amerikan iþgal askerlerinin Türk topraklarý üzerine konuþlandýrýlmasýyla ilgili utanç tezkeresi reddedilir,

-Türk Ordusunun 'Türkiye'nin ulusal çýkarlarý korumak üzere gereken askeri önlemleri almasýna', Kuzey Irak'a asker sevketmesine onay veren milli tezkere kabul edilir"
...


Milli Kuvvetlere

-I-


Korunma ihtiyacý duyan ülke ABD’dir.

Kendini koruyacak güçte bir orduya sahip olan Türkiye’nin savaþ halinde bulunmadýðý Güney komþumuz Irak’tan korunma ihtiyacý duymasý mümkün deðildir. Korunma ihtiyacý duyan ülke, Irak Cumhuriyeti’ne yönelik saldýrýlarýný Türkiye’nin temel tutumuna raðmen devam ettiren saldýrgan taraf konumundaki ABD’dir.

ABD kime karþý korunmak ihtiyacý duyuyor?

Bölgenin bütününe yönelik siyasi, iktisadi, idari bir projeyi, Sevr Projesini gerçekleþtirmek isteyen ABD, Irak Cumhuriyeti’ne kapsamlý bir saldýrý baþlattýðý taktirde, bölge çapýnda harekete geçecek her kesimden, her milletten Milli Kuvvetlerin Türkiye sýnýrlarý dahilinde bulunacaðý mukabeleden; Türk milletinden korunmak istiyor.

Türkiye’nin durumunu saldýrgan tarafýn ABD olduðu bu denklemde, korunma fiiliyle tespit etmek gerekirse, bu korunma, NATO baðlantýsýyla onu “kendi yanýnda yer alýyormuþ gibi” Irak Cumhuriyeti’ne yönelik kapsamlý saldýrýya dahil ederek aslýnda kendisi korunmak isteyen ABD’nin “provakasyonlar”ýna karþýdýr.


Türkiye’nin savaþ halinde bulunmadýðý Irak Cumhuriyeti’ne karþý güya korunmasý için ABD tarafýndan NATO’ya yapýlan baþvuru ordusu ve milletiyle iradesi ezici bir çoðunlukla ABD Saldýrýsý'na karþý tecelli eden Türk milletine yönelik bir provokasyondur.

ABD’nin NATO’ya yaptýðý baþvuru hem bu saldýrýya karþý olan Almanya, Fransa, Belçika gibi NATO üyelerine, hem de bu saldýrýya ezici bir çoðunlukla karþý olan Türk milletine karþý bir provokasyondur.

31 Ocak tarihli MGK Bildirisinde “Türkiye’nin tutumunu yönlendiren temel ilkeler” olarak benimsendiði ilân olunan uluslar arasý yasallýk ve oydaþma þartlarýna göre, asýl tehditin saldýrgan konumdaki ABD’den geldiðini açýklamasý gerekirken;

-Irak Cumhuriyeti’yle savaþ halinde bulunan ülkenin ABD olduðunu, NATO’nun pek de farklý düþünmediðini,

-Türk Ordusunun Türkiye’yi koruyacak güce sahip bulunduðunu,

-ve gerekirse ABD’ye raðmen giriþeceði Kuzey Irak Harekâtý’yla, ABD Saldýrýsý’nýn siyasi amaçlarýnýn örtüþmediðini bile bile, ABD baþvurusunun peþinden sürüklenen hükümet bu provokasyonun ortaðýdýr.


Hükümetin, uluslararasý yasallýk ve oydaþma þartlarýnýn “Türkiye’nin resmi resmi tutumunu yönlendiren temel ilkeler" olarak benimsendiðinin açýklanmasýndan kýsa bir süre sonra;

-“Türkiye”nin “ABD’nin yanýnda yer alacaðýný” açýklamasý,

-“Üslerin ve limanlarýn ABD Saldýrýsý'na Göre Düzenlenmesi” tezkeresini meclise onaylattýrmasý, ayný provakasyonun bir parçasýdýr.


Geleceðini ABD Saldýrýsý'na baðladýðý iyice ortaya çýkan bu kukla hükümetin Waþington’un direktiflerinden baþka bir þey olmayan Türk milletinin iradesine aykýrý kararlarýný uygulamayýn, ortak olmayýn.

Artvinlilerde dahil, AKP’ye oy verenler... Köþe yazarlarýna, “Ah, umutlarýmýzý yýktýlar, biz bunun içinmi oy verdik... vah beþ yýl sonra sandýkta görüþürüz” gibi hemþehrici tepkilerle idare etmek, Milli Kuvvetler içinde yýlgýnlýk saçmak yerine, þayet, “üslerin ve Limanlarýn ABD Saldýrýsý'na Göre Düzenlenmesi” tezkeresini bir oldu bittiyle meclise onaylattýran DSP-MHP-ANAP koalisyonu olsaydý, göstereceðinize emin olduðumuz tepkileri göstermeye baþlayýn.

ABD kazanamayacaðýný bildiði bu savaþý, sadece zaman kazanmak için baþlatmak istiyor. Saldýrmadýðý taktirde, hukuken, ahlâken, siyaseten kaybettiðini, "tek kutuplu dünya" kurma macerasýnýn hüsranla sonuçlandýðýný, Amerikan rüyasýnýn bittiðini kabul etmiþ olacak. Bu kabulün hemen arkasýndan ise,

-Hem Irak'a hem Türkiye'ye yönelik tek bir uygulama olan ambargonun kaldýrýlmasý,

-Türkiye'yi 12 yýlda uðrattýðý 200 milyar dolarlýk zararýn tazmin edilmesi, ki Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Ermeni iddalarýyla ilgili yüklü bir tazminat almýþtý.

-Türk milletinin denetimi dýþýnda bulunan gücün Çekiç Güç'ün Türk topraklarýndan çýkarýlmasý,

-Üslerin Türk Ordusuna devri gibi talepleri yerine getirmek zorunda kalacak...


Aldanmayýn...


Birlik ve Bütünleþme

...


Tarih Tersine Dönüyor

Anadolu'da savaþ Yunanlýlarýn yenilmesi biçimine dönüþtüðünde ve hele Büyük Taarruz'dan sonra, Yunanlýlar Ýzmir'de denize döküldüðünde, Ýstanbul iþbirlikçileri periþan olmuþlardýr. Ulaþýlan sonuç, beklenmeyen bir sonuçtur. Türk Ordusu Ýstanbul kapýlarýna kadar dayanmýþtýr. Ýstanbul'a girdi girecektir...

10 Eylül 1922 günü, Ýstanbul çarþýlarý boydan boya Türk bayraklarýyla donatýlmýþtýr. Bir ara, Rýza Tevfik (Bölükbaþý) sokaktan geçecek olur. Halk, yuh çeker. Darülfünun'da büyük bir gösteri düzenlenir, Darüleytam öðrencileri Zeybek, Darülfünun öðrencileri Yeniçeri kýyafeti giymiþlerdir.

Önce Hürriyet ve Ýtilâf Fýrkasý binasý taþlanýr, cam çerçeve kýrýlýr; ardýndan akþam üzerine doðru Sabah Matbaasý daðýtýlýr. Halk, büyük yýðýnlar halinde köprüye doðru yürüyüþe geçer. Köprü açýlýr ki, halk Galata yakasýna geçmesin. Ama gençler Þirketi Hayriye'nin bir vapuruna doluþur, sandallara binip karþý yakaya geçerler. Kadýköyü'nde de benzeri gösteriler yapýlýr. Ýþbirlikçiler ortadan kaybolmuþtur. Ýþgal kuvvetleri de pek gözükmezler. Azýnlýklar evlerine kapanýr. Kimileri, göç hazýrlýklarýna baþlarlar.

Ýlhami Soysal
Kurtuluþ Savaþýnda Ýþbirlikçiler



2.10.2003

"Bu bir müdahale deðil, ABD'nin Irak'a saldýrýsýdýr"

Türkiye Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer
..

"1. Dünya Savaþý’nda ülkemiz birçok ülkenin askerini görmüþtür. Þimdi dost bile olsa birçok ülkenin askerlerini ülkemizde görmenin halkta bazý etkiler yapabileceðini deðerlendiriyorum. Bu da politik kararý etkileyecektir"

Genel Kurmay Baþkaný Hilmi Özkök
...


-III-

Þimdi CHP’lisi, AKP’lisiyle Meclisin millici-ulusalcý vekilleri olarak bu tavrýnýzý kalýcýlaþtýracak adýmlarý, meclis dýþýndaki partili, partisiz muhalefetle birlikte atarken, dilde ve eylemde, en az ABD saldýrganlýðýnýn yanýnda yer alanlar kadar pervasýz olmalýsýnýz.

ABD saldýrganlýðýna karþý olduðunuzu, çok açýk ifadelerle, kelimelerle duyurun.

Karþý çýktýðýnýz tehditin iþine yarayan, “Amerikan saldýrýsýna karþýyým ama ‘canavar’ Saddam’ý da veya ‘diktatör’ü de desteklemiyorum” gibi açýklamalar yapmaktan kaçýnýn. Zira politik gerekçesi “ABD’ye karþý çýkarken Saddamý’da güçlendirmeme, hatta güçten düþürecek þekilde karþý çýkma” þeklinde açýklanan bu tavrý gösterirken, mesela bazý akþamlar enterasan yazýlar yazan Ankara temsilcisi gibi, samimi olduðunuzu farzetsek bile, saldýrýya uðrayanýn güçlenmemesi, hatta zayýflamasý kaydýyla karþý çýkmak mantýken mümkün deðildir. Bu sanki, “öldürme fiilini iþlemene karþýyým ama kendi kendine ölmesini saðla” demek gibi bir þey.

Çoðunluðunu, ayný zamanda zehirli gaz yapýmýnda kullanýlabileceði gerekçesiyle ülkeye giriþi yasaklanan klor maddesi bulunmadýðýndan dezenfekte edilemeyen bakteri yuvasý sulardan kaptýklarý hastalýklardan ölen beþ yaþýn altýndaki çocuklarýn, bebeklerin oluþturduðu bir kaç milyon Irak’lýnýn ölümüne yol açan ambargo uygulamasýnýda böyle açýklýyorlar: Zavallýcýklar, kendi kendilerinin ölümüne sebeb oluyorlar. Dikkat ederseniz, susuzluktan deðil, içecek kadarýna sahip olduklarý halde, sýrf ayný zamanda zehirli gaz yapýmýnda kullanýlabileceði gerekçesiyle ambargo uygulamasý kapsamýna dahil edildiðinden, birkaç damlasý o suyu dezenfekte edip, artýk ölüm sebebi olarak komik bulunan ishal gibi hastalýklardan ölmelerini önlemelerine yetecek üç kuruþluk klor maddesinden yoksun olmak gibi saçma sapan bir imkânsýzlýktan...

Ve esas sorumlu ABD’de, Iraklýlarý, sorumlusunun bu uygulamayla öldürülenlerin kendileri olduðu þeklinde açýkladýðý ambargodan kurtarmak istediði için saldýrmaktan yana.

Mantýk bu olunca, Sevr Operasyonuna ikna olmak yerine, haber bültenlerine göre “ülkesini savunacaðý tehditini savuran” ve yine ABD Saldýrýsýna katýlmamasý için uyardýðý “Avustralyayý tehdit eden” Devlet Baþkanlarý etrafýnda kenetlenmeyi seçen Iraklýlarýn vatan topraðý, vatan savunmasý ilkelliðine takýlýp kalmalarýný da ancak topraða baðlý üretim biçiminde bir anlam ifade eden vatan topraðý savunmasýnýn artýk bilginin esas olduðu bu çaðda modasýnýn geçtiðini farkýna varamamýþ “çað dýþý BAAS gericiliði” yüzünden kirazýn, þeftalinin, buðdayýn kompüterlerde boy verdiðini henüz öðrenememiþ olmalarýyla açýklayabilirsiniz...

Saldýrýya karþý çýkýp çýkmama kararýnýzý, ahlâki, hukuki, hangi ölçülere göre verdiðiniz ayrý, fakat yol açacaðý sonuçlarý itibarýyla siz istemeseniz de kararýnýz bir siyasi tercihdir, bir politikadýr. Siz, ABD saldýrýsýna ister silâhlarla yürütülen bir politika biçimi olarak savaþa temelden karþý olduðunuz için, isterse “askeri bir operasyon” için aradýðýnýz “uluslar arasý yasallýk ve oydaþma” bulunmadýðýndan karþý çýkýyor olun hiç fark etmez... saldýrýya karþý çýkmanýn, saldýrý karþýsýnda bu politik tutumu benimsemenin bir sonucu olarak, -nasýl ki saldýrýyý hararetle isteyen köþe yazarý, o yazýlarý yazmakla ABD yönetiminin “elini” güçlendiriyorsa- saldýrýya uðrama tehditiyle karþý karþýya bulunan tarafý, o tarafýn politik hattýný güçlendiriyorsunuz demektir. Öyle olmasý de tabii deðil mi?...

Güçlenmesine imkan vermeden, hatta zayýflatacak þekilde karþý çýkmakta ýsrarlýysanýz, Irak yönetiminin yýkýlmayý kabul etmesi, petrol yataklarýnýn kontrolünün ele geçirilmesine razý olmasý þartýyla ABD saldýrýsýna ABD yönetimi de bu kadarcýk karþý... Baþbakan Gül’de karþý...

ABD’nin bölgemize yönelik siyasi-iktisadi projelerine bir itirazýnýz yoksa, saldýrýya da ancak “Irak yönetiminin güçlenmemesi þartý"yla ve “diktatörü de hiç sevmediðinizi” belirterek karþý çýkabilirsiniz. Hislerin siyasette yeri var, ancak hislerinizi siyasete bu þekilde alet etmeyi, ABD’deki rejimi beðenmeyen Irak’ýn ABD’deki “demokratik liberal diktatörlüðü” Irak Cumhuriyeti olarak devirip Amerikalýlarý, Waþington rejiminden kurtarmasýnýn uluslararasý yasallýk ve oydaþma olmamasýna raðmen, Amerikan halkýnýn kurtarýlýþý olarak görüleceði zamana kadar bir yana býrakacaksýnýz.

Ahlâk ve hukuk etle týrnak gibi iç içe... ayýrmak isteseniz de ayrýlmýyor, görüyorsunuz.



Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve
þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

...

“Üslerin ve limanlarýn modernizasyonu”: Kurucu Ulusal Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, içinde bulunulan þartlar ne olursa olsun Türk baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumakla görevlendirdiði Türk gençliðine, istikbalde vataný tekrar iþgale yeltenebilecek düþmanýn bin bir kýlýk ve kisveye bürünebileceði ihtimaline iþaret ederek tam bir uyanýklýk saðlamaya çalýþtýðý Gençliðe Hitabe’de ki bölümde, “... Zorla ve aldatýcý düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alýnmýþ, bütün tersaneleri ele geçirilmiþ” ifadelerindeki “aldatýcý düzen... düþman hile”si ikazýyla birlikte düþünülmesi gereken bir talebin Türk milletine sunuluþudur.

Birinci Dünya Savaþý öncesinde ve savaþ sýrasýnda, o vaktin “stratejik müttefik”i Almanya’nýn Osmanlý Ordusunda Alman Ýmparatorluðunun menfaatleri doðrultusunda hareket eden subaylarýna, sýnýrdan sýnýra sürülme pahasýna bildiðini okuyan, kafasýný dik tutan Kurucu Ulusal Önder, o bölümü bugüne bakarak yazsaydý, kendisine “Niçin?” diye sorma ihtiyacý duyulurmuydu?

...


“Gizlide gebe kalan aþikârede doðurur”

Türk halk sözü


Meclisin Millici-Ulusalcý Vekillerine

-II-

Sizler, “üslerin ve limanlarýn modernizasyonu”yla ilgili tezkerenin görüþüleceði oturumun “ulusal çýkarlar” gerekçesiyle gizli yapýlmasýna karþý çýkýp, red oyu kullanmakla, 20’lerde Ýstiklâl Savaþýyla durdurulan Sevr Operasyonu’nu hem Kuzey Irak’tan hem de Kýbrýs üzerinden bütün bölgeye yeniden yönlendiren yabancý iradelerin kendi menfaatlerini gözeterek kararlaþtýrdýðý talepleri Meclis çatýsý altýnda onaylamaya ikna edilmekle yükümlü pasif bir sürü olmadýðýnýzý gösterdiniz. Ettiðiniz yemine sadýk kalarak, hayýr demekle, Sizler aslýnda Ýstiklal Savaþýyla Sevr Operasyonu arasýnda tarihi bir seçim yaptýnýz.

Türkiye’nin olasý kuzey Irak harekâtýyla, ABD Saldýrýsýný ýsrarla birbirine karýþtýran Baþbakan Gül’le, AKP Genel Baþkaný Erdoðan’ýn ikna mangalarýna, telkin ekiplerine raðmen 22 AKP’li milletvekilinin red oyu kullanmalarý önemlidir.

Önce þu gizlilik meselesine bakalým. Oturumun gizli yapýlmasýnýn sebebi, ABD’nin Güney komþumuz Irak Cumhuriyetine yönelik saldýrý hazýrlýklarý kapsamýnda bir talebi olduðu herkes tarafýndan bilinen bu tezkereye kabul oyu verenlerin kimliklerini Türk milletinden gizleme ihtiyacý duymalarýdýr. Duyulmasý tabii olan bu ihtiyacýn milli menfaatlerle-ulusal çýkarlarla bir alâkasý yok. Bir Mecliste, yabancý devlet askerlerinin, vatan topraklarýndan sökülüp atýlacaðý bir Büyük Taarruz’un hazýrlýklarýnýn konuþulduðu, vekillerin bilgilendirildiði bir oturumun “ulusal çýkar” gerekçesiyle gizli yapýlmasý doðaldýr, fakat “üslerin ve limanlarýn modernizasyonu”yla ilgili tezkerenin oylamasýnýn gizli yapýlmasýnýn gerekçesi “ulusal çýkar” olamaz. “Ulusal çýkar”, adýna “üslerin ve limanlarýn modernizasyonu” denilen bu “taleb”in kabulünün gerekli olup olmadýðýyla ilgilidir, red veya kabul oyu kullanan vekillerin adlarýnýn Türk milletinden gizlenmesiyle deðil.

Son 31 Ocak tarihli MGK bildirisinde, Irak’a yönelik ABD saldýrýsýyla ilgili olarak “Türkiye’nin tutumunu yönlendiren temel ilkeler olduðu” açýklanan “uluslar arasý yasallýk ve oydaþma” þartlarý olmadýðý halde, 5 Þubat ve sonraki günlerde “Türkiye’nin Amerika'nýn yanýnda yer alacaðý” þeklinde açýklamalarla “Türkiyenin tutumunu Türkiye’ye raðmen yönlendirmeye” çalýþan, sadece Irak’a deðil, dahada fazla olmak üzere saldýrgan ABD’ye çaðrýda bulunmalarý gerekirken, sorumluluðu tek yanlý çaðrýlarla Irak Cumhuriyetinin üzerine yýkan ve Irak Devlet Baþkanýna saldýrgan konumdaki ABD yöneticilerinin hakaretlerini tekrarlamak gibi çirkin davranýþlarda bulunan bu kimselerin iradesini temsille yükümlü olduklarý milletten gizlediklerini Pearson'la paylaþtýklarý bir ülkede esasen bu konuþmalarýn gizlenmesi, o ülkenin sahibi milleti hayvan yerine koymaktan farksýz bir davranýþtýr.

ABD’nin yanýnda yer alacak olan, evvelce söylediðimiz gibi, dünya için bir sorun teþkil eden ABD saldýrganlýðýna karþý Irak Cumhuriyeti ve bölge ülkeleriyle omuz omuza savaþacak Milli Kuvvetlerin Türkiyesi deðil, o beyanatlarý verenlerin kendileri olabilir. Baþbakan Gül’ün, Pearson’un bulunduðu noktadan ulusa seslendiði konuþmada, ikna mangalarýnýn gerekçelerinde yeni bir þey yok, üzerlerinde biraz sonra duracaðýz.

Þimdi hamle sýrasý CHP’lisi, AKP’lisi, Meclis dýþýndaki partili, partisiz muhalefetiyle Milli Kuvvetlerde.

“Türkiye’de Amerikan askerine hayýr kampanyasý” baþlatan Ýþçi Partisi’nin "Türkiye’nin baðýmsýzlýðýný, güvenliðini, toprak bütünlüðünü savunma görevine" çaðýrdýðý Meclis, onun asýl sahibi irade orada hazýr bulunmadýðý taktirde, ilk tezkerede olduðu gibi psikolojik baský altýna alýnarak, Irak’a saldýracak Amerikan askerleriyle ilgili tezkere bir oldu bittiye getirilebilir. ABD saldýrganlýðýyla beraber olanlarýn Irak’a saldýracak Amerikan iþgal askerlerini Türkiye’ye getirmelerini önlemek, Türk Ordusunun gerekirse Baðdat’la iþbirliði halinde bir "Kuzey Irak Harekâtý”nda bulunabilmesine imkân verecek tezkerenin onaylanmasýný saðlamak üzere;

1-Meclisin sahibi millet,tezkere görüþüleceði gün mutlaka Meclisinde olmalý.

2-Pearson’a ikna olmakla ikna olmamak arasý bir noktada bocalayan Meclis Baþkaný Arýnç, ilk tezkerenin görüþüldüðü oturumda duyduðu fakat kulak vermediði gönlünün sesini, milletin sesini bu defa mutlaka dinlemeli, oturum açýk olmalý.

3-Bu oturumda, ABD’nin Irak’a yönelik saldýrýsýyla, Türkiye’nin olasý Kuzey Irak Harekâtýnýn siyasi amaçlarýnýn ayný olmadýðý, varlýðýnýn savaþ sebebi sayýlacaðý ilân olunduðu halde, adý konulmamýþ büyükelçileriyle, bakanlarýyla Ankara’nýn göbeðinde, ayný zamanda Türkiye’de dahil bütün bölgenin geleceðini plânlamak gibi akla sýðmaz bir faaliyet yürüten kukla devletin, Türk Devleti, medyasý, siyaseti içindeki yandaþlarýnýn yardýmýyla nasýl kurulduðu gözler önüne serilmeli.

Öyle bir hava doðmalý ki o gün, Pearson aradýðýnda ikna ekibinin elemanlarýnýn telefonlarý bile meþgul çalmak zorunda kalsýn.

Yüzde sekseni, doksaný Amerikan saldýrganlýðýna karþý olan Türk milletinin Ankara’yý, Meclisi babasýnýn çiftliði zanneden üç tane büyükelçiye, medya içindeki lobicilere, kukla devlet kurucularýna gücünü geçirememesi düþünülemez. Ýstenirse milletimizin birkaç yüz bin ferdi vatanýn dört bir köþesinden Meclise yürür, Ankara’da, Mecliste olur, enerjisiyle Meclisi doldurur, TBMM’nin ABD Kongresinin uzantýsý olmadýðýný gösterir:

-Tezkereler ayrýlýr,

-Amerikan iþgal askerlerinin Türk topraklarý üzerine konuþlandýrýlmasýyla ilgili utanç tezkeresi reddedilir,

-Türk Ordusunun “Türkiye'nin ulusal çýkarlarý korumak üzere gereken askeri önlemleri almasýna", Kuzey Irak'a asker sevketmesine onay veren milli tezkere kabul edilir.

2.06.2003


Ýstiklâl Marþý... Tam.


"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve
þartlarýný düþünmeyeceksin!"...
..
“Kahrolsun Ýþgal” lâfýndan korkanlar

Atatürk, Nutuk’ta Fevzi Paþa (Çakmak) dýþýnda bir baþka Harbiye Nazýrý’ný (Savunma Bakaný), Ali Rýza Paþa Kabinesinin Harbiye Nazýrý Cemal Paþa’nýn (Orgeneral Cemal Mersinli) teslimiyetçiliðini anlatmadan önce þu açýklamayý yapar:

“Efendiler, hatýrlarsanýz, Ýngilizler Merzifon ve takiben Samsun’u tahliye etmiþlerdi. Bu münasebetle ve Ferit Paþa Kabinesinin düþmesi üzerine, Sivas ahalisi Fener alayý yaptý, gösterilerde bulundu. Birtakým nutuklar verildi. Bu arada halk da “kahrolsun Ýþgal” diye baðýrdýlar. Sivas’ta yayýnlanan Ýradei Milliye gazetesi bu hadiseyi olduðu gibi yazdý. Dahiliye Nazýrý Damat Þerif Paþa, bu gazetenin istihbaratýna dayanarak, Sivas vilayetine yaptýðý bir tebliðde, “kahrolsun iþgal” tarzýndaki yazýlar, hükümetin hali hazýr siyasetine uygun deðildir” diyordu.

Bu ne demektir efendiler? Hükümet, iþgali, çirkin bulmayan bir siyasetmi takip ediyordu? Yoksa, kahrolsun iþgal dedikçe, memleketi daha ziyade iþgale mi sebebiyet verilecekti? Ýþgal ve tecavüz karþýsýnda susmasý, sessizliðini korumasý, iþgalden etkilenmiþ görünmemesi mi akla uygun siyaset idi?

Böyle hastalýklý ve hayvanca bir düþünce, yok olma ve tükenme uçurumuna kadar tekmelenmiþ bir devleti kurtarabilecek siyasete esas olabilir miydi?”

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder



Milletin vekillerine

-I-

Sizler, yabancý karar merkezlerinin kendi menfaatlerini gözeterek kararlaþtýrdýðý talepleri, Meclis çatýsý altýnda onaylamaya ikna edilmekle yükümlü pasif bir sürü deðil, Türkiye Cumhuriyetinin baðýmsýzlýðýný, bölünmezliðini, egemenliðini, kurucu temel ilkelerini, tek cümleyle Ýstiklâl Savaþýnýn kazanýmlarýný koruyacaðýnýza, sizi seçip o meclise gönderen Türk milletine söz vermiþ temsilcilerisiniz.

Bu dünyada boyun eðeceðiniz tek bir irade var. O irade milletindir. Milli-ulusal iradeye koruyacaðýnýza namus ve þeref sözü verdiðiniz ilke ve deðerler arasýnda ise, taleplerini elbette kendi milletinin menfaatlerine göre kararlaþtýran yabancý karar merkezlerinin iradelerini tatmin etmek bulunmuyor.

Baþkanýnýn seçildiði gün “Kurtuluþ Savaþý Meclisi” olacaðýný ilân ettiði bir Meclisin üyeleri olarak, hem Kuzey Irak’tan hem de Kýbrýs üzerinden bütün bölgeye 20’lerde Ýstiklâl Savaþýyla durdurulan Sevr Operasyonunu yeniden yönlendiren iradelerin kararlaþtýrdýðý taleplere milletin kararý süsü verme oyununu bozacaksýnýz.

Hükümetin ABD’nin yanýnda yer alacaðýz beyaný ise, yeni bir durumu ifade etmiyor.

Esasen bugüne kadar Kýbrýs ve Irak’la ilgili yapmýþ olduklarý açýklamalardan Türkiye Cumhuriyeti Devletini daima yabancý güç ve karar merkezlerinin altýnda gördükleri zaten anlaþýlmýþtý.

Türkiye’yi yabancý güç ve karar merkezlerinin altýnda gören bu zihniyetin temsilcileri ve umutlarýný Sevr Operasyonuna baðlayan medya içindeki kýþkýrtýcýlar, üç konuda yanýlýyorlar, sizleride yanýltmaya çalýþýyorlar.

1-Gidiþ, tek kutuplu dünyanýn kuruluþu sürecidir. ABD saldýrýsý “yeni dünya düzeni” adlý tek kutuplu dünyanýn kuruluþ sürecini hýzlandýracaktýr.

Halbuki hakikat tam tersidir. 80’lerin sonunda iki Almanya’nýn birleþmesi, Sovyetler Birliði’nin daðýlmasýndan sonra, tarihin bittiðine, mutlak liberalizmin kazandýðýna, beslenmeden barýnmaya, eðitimden saðlýða, aþka kadar, ihtiyacýn en maddisinden en manevisine, her þeyden mahrum bir çulsuz olarak yaþayýp ölmenin çulsuzlar için deðiþtirilemez bir “kader” olduðuna karar veren “tanrý ABD”nin yeni dünya düzeni adýyla ilân ettiði tek kutuptan ibaret bir dünyanýn imkânsýzlýðý, bu gücün 12 yýl evvel Irak Cumhuriyetine yönelik 91 Saldýrýsýyla birlikte içine yuvarlandýðý siyasi, ahlâki, hukuki bozgun sürecinin 21. yüzyýlýn baþýnda tamamlanmasýyla, ona “yenilmez-tanrý” gözüyle bakan devletler ve medya hariç, Güney Amerika’dan Asya’ya, Afrika’dan Merkezdoðuya, dünya tarafýndan anlaþýlmýþ, eþyanýn tabiatýna aykýrý “tek kutuplu dünya” kurma teþebbüsü iflas etmiþ, çok kutuplu dünya doðmuþtur.

Irak Cumhuriyetine yönelik 91 saldýrýsýnýn bir parçasý olarak vaktin ABD Baþkanýnýn ulusa sesleniþ konuþmasýnda yaptýðý çaðrý üzerine kargaþa çýkaran ABD yanlýsý unsurlar Irak Cumhuriyetini yýkabilselerdi, ABD, "yeni dünya düzeni" diye adlandýrdýðý “kader”i reddeden zengin petrol yataklarýna sahip Merkezdoðuyu siyasi, iktisadi, askeri tamamen boyunduruðu altýna alacaðý, kökleþtireceði bir süreci baþlatmýþ olacaktý, fakat Oval Ofis sohbetleriyle, Dýþ iþleri Bakanlýðýnýn kompüterlerinde yapýlan hesaplar insanlýðýn doðduðu topraklarda bozuldu, eþyanýn tabiatýna aykýrý, tek kutuplu yeni dünya düzeni kurulamadan yýkýlma sürecine girdi.

Dünyaya meydan okuyan uluslar arasý toplumun dýþýnda kalmýþ Irak Cumhuriyeti’ne karþý, BM Güvenlik Konseyi kararýnýn gereðini yerine getirmek üzere harekete geçmiþ bir müttefik koalisyonun lideri uluslararasý hukukun koruyucusu ABD görüntüsünün adým adým çöktüðü 91’le 11 Eylül 2001 arasýndaki 10 yýllýk süreci, hatýrlamak istemeyen ABD ve taraftarlarýnýn baþlangýç tarihi olarak 11 Eylül 2001’i telaffuz ettikleri “yeni dünya düzeni” ise, aslýnda “yeni” olmayýp, “uluslararasý terörizmle savaþ” adý altýnda canlandýrmaya teþebbüs ettikleri o ayný “eski, yeni dünya düzeni” projesidir.

Demek ki;

-80’lerin sonunda iki Almanyanýn birleþmesi, Sovyetler Birliði’nin daðýlmasýyla birlikte soðuk savaþýn sona erdiðini, tarihin bittiðini, mutlak liberalizmin kazandýðýný, tuzukurularýn hep tuzukuru, çulsuzlarýn hep çulsuz kalacaðý “kader”i baþtan sonsuza böyle çizilmiþ bir dünyayý “Yeni Dünya Düzeni” olarak ilân ediyor;

-Topraklarý altýnda yatan zenginliðin boyutlarý, bir ucu Karadeniz’e öbür ucu Kafkaslara, Azerbaycana geniþleyen girintili çýkýntýlý petro-Kürdistan haritalarýndan belli Merkezdoðuya 17 Ocak 1991 yýlýnda saldýrýyor. Aðýr bombardýman ve ambargoyla yol açtýðý tahribata dayanamayýp birkaç ay içinde yýkýlacaðýný hesapladýðý Irak Cumhuriyeti, kompüterler öyle söylüyordu çünkü, iç kargaþayýda bastýrarak, yeni dünya düzeninin kurulup, kökleþme sürecini tersine çeviriyor.

-11 Eylül 2001’de ise, ayný projeyi bu sefer “uluslararasý terörizmle savaþ” adý altýnda canlandýrmaya çalýþýyor.


2-ABD eðer Irak yönetimini devirirse, savaþ sona erecek, Saddam sonrasý dönem açýlacak.

Aksine, Irak’taki yönetim þayet devrilirse, Sevr Operasyonu sona ermeyecek Türkiye’de dahil bütün bölge ülkeleri çapýnda bir savaþa dönüþecektir.

"Ankara'da Irak'ýn geleceði þekillendiriliyor" lâflarýna kulak asmayýn, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, masa baþýnda devlet daðýtýp, devlet kuranlara karþý kazanýldý.


3-ABD Irak’a saldýrmakta kararlýdýr.

Türkiye’yi yabancý güç ve karar merkezlerinin altýnda gören teslimiyetçilerin propaganda ettiðinin aksine, ABD yönetimi, Amerikan politikasýný yakýndan takipedenlerin fark ettiði üzere, bu haftanýn baþýndan itibaren, saldýrdýðý taktirde nelerle karþýlacaðýný anlamaya baþladýðýný gösteren bir ruh hali sergilemeye baþladý. Hükümetin tamda ABD yönetiminin durumun vehametini anlamaya baþladýðýný gösterir bir ruh haline büründüðü sýrada ABD’nin yanýnda yeralacaðýný açýklamasý bir tesadüf deðildir.

Fakat cesaretlendirmeye çalýþtýklarý USA... “blinks”...

2.02.2003

"Bu genel, çok yönlü ve haince saldýrýlara karþý biz de, daha Meclis açýlmadan önce, Afyonkarahisar'da da, Eskiþehir ve bütün demiryolu boyunda bulunan yabancý devlet askerlerini Anadolu'dan çýkararak; Geyve, Osmaneli, Cerablus köprülerini yýkarak ve Meclis toplanýr toplanmaz Anadolu'daki yüksek din bilginlerinden fetva alarak karþý önlemlere giriþtik"...

"Milletin yaþam ve baðýmsýzlýðýna suikast eden
emperyalist ve kapitalist düþmanlarýn saldýrýlarýna karþý
savunma ve dýþ düþmanlarla iþbirliði yapýp
milleti aldatmaya ve bozmaya çalýþan iç hainlerin cezalandýrýlmasý için
Orduyu güçlendirmeyi ve onu millî baðýmsýzlýðýn dayanaðý bilmeyi
ödev sayar"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder.

..

"Bu bir müdahale deðil, ABD'nin Irak'a saldýrýsýdýr"

Türkiye Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer
..

"Amerika böyle bir olaya baþladýðýnda, iki üç sene önceden baþlýyor. Belli yazarlara yazýlar yazdýrýyor, Medya kuruluþlarý vasýtasýyla psikolojik hareketler yapýyor"

"1. Dünya Savaþý’nda ülkemiz birçok ülkenin askerini görmüþtür. Þimdi dost bile olsa birçok ülkenin askerlerini ülkemizde görmenin halkta bazý etkiler yapabileceðini deðerlendiriyorum. Bu da politik kararý etkileyecektir"

Genel Kurmay Baþkaný Hilmi Özkök

...


Milli Kuvvetlere

31 Ocak tarihinde toplanan MGK toplantýsýnda bölgemize yönelik tehditle ilgili tespitlerin ve tavsiye kararýnýn deðerlendirilmesi

Paragraflarýn açýlýmý

Paragraf 1 "Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nin 1441 sayýlý kararý uyarýnca Irak'ýn kitle imha silahlarýndan arýndýrýlmasý gereðine inanmaktadýr. Bu amaçla Irak yönetiminin BM silah denetçilerinin faaliyetleri çerçevesinde þimdiye dek ortaya koyduðu iþbirliðini aktif bir biçimde ve zaman yitirmeden sergilemesi önem taþýmaktadýr. Uluslararasý toplumu tatmin edecek bilgi ve belgeleri süratle BM ile paylaþmasý Irak'ýn olduðu kadar yeni bir çatýþma ortamýnýn doðmasýný istemeyen tüm bölge ülkelerinin de çýkarýnadýr”

1- Türkiye, Irak’ýn aktif bir biçimde ve zaman yitirmeden sergilemesinin önemine dikkat çektiði iþbirliðini, ABD yönetiminin aksine, BM silâh denetçilerinin faaliyetleri çerçevesinde þimdiye dek ortaya koyduðuna inanmaktadýr.

2- Bilgi ve belgelerin ille ve sadece ABD’yi deðil, ABD’nin de Irak gibi bir parçasý olduðu uluslar arasý toplumu tatmin etmesi yeterlidir.

3- ABD’nin doðurmaya çalýþtýðý yeni bir çatýþma ortamýný sadece Irak’ýn deðil, kendiside dahil tüm bölge ülkelerinin çýkarýna olmadýðý için istemeyen Türkiye, bilgi ve belgelerin ABD’nin de Irak gibi bir parçasý olduðu uluslar arasý toplumu tatmin etmesinin, olasý çatýþma ortamýný doðuracak ABD saldýrýsýnýn önlenmesi bakýmýndan yeterli olduðunda, Irak’da dahil tüm bölge ülkeleriyle hemfikirdir.


Paragraf 2 “Türkiye, uluslararasý toplumun karþýya bulunduðu bu sorunun barýþçý yollardan çözümünden yanadýr. Barýþçý bir çözüm yönünde çaba harcanmaya devam edilmesi Türkiye bakýmýndan hala öncelikli bir hedeftir. Askeri bir seçeneðe yönelinmesinin bölge ülkeleri bakýmýndan sakýncalý sonuçlar doðuracaðý kuþkusuzdur”

1-Uluslararasý toplumun karþýya bulunduðu bu sorunun adý, uluslar arasý toplumda, þu an aðýrlýklý olarak ABD saldýrýsýna karþý oluþmuþ mevcut oydaþmayý ve yasallýðý temel alan bir bakýþ açýsýyla, Türkiye’ye göre de Irak krizi deðil, ABD sorunu veya ABD tehditidir.

2- Türkiye bakýmýndan taþýdýðý öncelik, “ABD’nin Türkiye’den beklentileriyle son geliþmelerin Türkiye’nin uzun vadeli çýkarlarý çerçevesinde deðerlendirildikten sonra, bu sorunun BM kararlarý ve uluslar arasý hukukun meþruiyeti temelinde barýþçýl yollarla çözümü için gerekli çabalarýn sürdürülmesinin öneminin vurgulandýðý 27 Aralýk MGK Toplantýsýnda tespit olunmuþ bulunan” barýþçý çözüm yönünde çabalarýn son bildiride hâlâ harcanmaya devam edilmesi gerektiðini hatýrlatmakla yetinmeyip, bu devam çabalarýnýn bir hedef olduðunun vurgulanmasýyla, mevcut Hükümetin aradan geçen bir aylýk zaman zarfýnda, barýþçý çözüm yönünde, atabileceði adýmlarý henüz atamamýþ olduðuna, barýþçý çözüm yönünde çabalarýn uzaðýnda durduðuna dikkat çekilmektedir.

3- Uluslar arasý yasallýk ve oydaþma kaygýsý taþýmadýðýný resmen açýklayan ABD yönetimiyle, ayný þekilde uluslararasý toplumda, þu an aðýrlýklý olarak ABD tehditine karþý oluþmuþ mevcut oydaþmayý ve yasallýðý yok farzeden medyanýn adýný gizlediði, yanlýþ koyduðu bu saldýrýnýn gerçekleþmesi halinde bölge ülkeleri bakýmýndan doðuracaðýna kuþkusuz gözüyle bakýlan sonuç, bölgede güçlü liderleri güçlü milli devletleri tasfiye etmeye çalýþan saldýrganla, tüm bölge çapýnda, etkisi bütün dünyada hissedilecek bir çatýþma ortamýna girilecek olmasýdýr.


Paragraf 3 “Askeri bir operasyon baþlatýlmasý konusunda uluslararasý yasallýk ve oydaþma Türkiye'nin tutumunu yönlendiren temel ilkelerdir”

Türk ordusuna karþý psikolojik yýpratma savaþý yürüten medyaya, ABD yönetimine, Merkezdoðu devletlerine, ilke olarak benimsediði uluslararasý yasallýk ve oydaþma þartlarýna göre belirlediði tutumunun deðiþmeyeceðini hatýrlatan Türkiye, bu temel ilkeler olmadan saldýrabileceðini elbette bildiði ABD’nin de böyle bir yolu denemesi halinde daha kýsa sürede bölgeden dýþlanacaðýný anladýðýný farkýndadýr.

Saldýrýnýn, temel ilke olarak benimsenen þartlar olmadan gerçekleþmesi, yukarda iþaret olunan, bölge ülkeleri bakýmýndan doðuracaðýna kuþkusuz gözüyle bakýlan sonucun ortaya çýkmasýný daha da kolaylaþtýracaktýr.


Paragraf 4 “Türkiye barýþçý bir çözümü yeðlemekle birlikte, askeri bir operasyon kaçýnýlmaz olduðu takdirde, ulusal çýkarlarýný koruyacak önlemler almaktan da geri kalmayacaktýr”

Barýþçý bir çözümü yeðleyen Türkiye, onun iradesine raðmen, siyasi hedeflerini paylaþmadýðý, tam karþýsýnda olduðu ABD saldýrýsý kaçýnýlmaz olursa, karþý iradeye, o takdirde ulusal çýkarlarýný koruyacak karþý önlemlerini almaktan da geri kalmayacaðýný ilân ediyor.
Türkiye, karþý iradeye, onun saldýrýsýnýn hedefleriyle, kendi ulusal çýkarlarýnýn örtüþmediðini söylüyor.


Paragraf 5 “Yukarýdaki görüþler ýþýðýnda, öncelikle barýþçý yollarýn denenmeye devam olunmasý, öte yandan, Anayasamýzýn 92. maddesinin aradýðý uluslararasý yasallýk koþulunun gerçekleþmesine baðlý olarak, TBMM'ce istenmeyen olasý geliþmelere karþý tümüyle Türkiye'nin ulusal çýkarlarýný korumak üzere gerekli görülecek askeri önlemlere iþlerlik kazandýrýlmasýna yönelik kararlarýn alýnmasýný saðlayacak adýmlarýn, geliþmeler izlenerek belirlenecek bir takvim uyarýnca Hükümet tarafýndan atýlmasý konusunda tavsiyede bulunulmasý kararlaþtýrýlmýþtýr"

Öncelikle barýþçý yollar yollarýn denenmeye devam olunmasý, öte yandan, Anayasamýzýn 92.Maddesinin aradýðý uluslar arasý yasallýk koþulunun gerçekleþmesine baðlý olarak, tümüyle onlara karþý alýnmasý gerekli (görülecek) askeri önlemlere iþlerlik kazandýrýlmasýna yönelik kararlarýn TBMM’ce alýnmasýný saðlayacak adýmlarýn geliþmeler izlenerek belirlenecek bir takvim uyarýnca Hükümet tarafýndan atýlmasý konusunda tavsiyede bulunmayý gerekli kýlan, “Türkiye’nin ulusal çýkarlarý” kapsamýnda, “istenmeyen olasý geliþmeler” neler olabilir?

Artýk bütün iþ, hükümetin bu tavsiye-kararýna göre, bir yandan ve öncelikle barýþçý yollarý denemeye devam ederken, öte yandan, Anayasamýzýn 92. maddesinin aradýðý uluslararasý yasallýk koþulunun gerçekleþmesiyle baðlý olarak, istenmeyen olasý geliþmelere karþý tümüyle Türkiye'nin ulusal çýkarlarýný korumak üzere gerekli görülecek askeri önlemlere iþlerlik kazandýrýlmasýna yönelik kararlarýn TBMM'ce alýnmasýný saðlamak üzere, geliþmeler izlenerek belirlenecek bir takvim uyarýnca atacaðý, atmaya baþladýðý adýmlarýn, Türkiye’nin ulusal çýkarlarý bakýmýndan gerçekten gerekip gerekmediðini deðerlendirmeye kalýyor.

Birlik ve Bütünleþme


“Haber”in hemen altýnda yayýnladýðý MGK bildirisinin bölgemizle ilgili bölümünü Hürriyet gazetesi þöyle haberleþtirmiþ. Bu "haber"i habere konu malumatla karþýlaþtýrýn.

Savaþ kararý tavsiyesi

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantýsýndan hükümete, Irak operasyonunda ulusal çýkarlarýn korunmasý için, TBMM'ce gerekli görülen askeri önlemlere iþlerlik kazandýrmaya yönelik kararlarýn alýnmasýný tavsiye kararý çýktý.

Çankaya Köþkü'nde Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer baþkanlýðýnda yapýlan MGK toplantýsý yaklaþýk 6.5 saat sürdü.

Toplantýdan sonra MGK Genel Sekreterliði'nce yayýnlanan bildiriye göre, toplantýda, geçen bir aylýk döneme iliþkin güvenlik raporlarý ýþýðýnda ülke genelindeki güvenlik ve asayiþ durumu gözden geçirildi.

Türkiye'nin güvenliðini yakýndan ilgilendiren dýþ politika geliþmeleri de ele alýndý. Bu baðlamda, Irak konusundaki son geliþmeler deðerlendirildi.

Bildiride, þöyle devam edildi: "Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nin 1441 sayýlý kararý uyarýnca Irak'ýn kitle imha silahlarýndan arýndýrýlmasý gereðine inanmaktadýr. Bu amaçla Irak yönetiminin BM silah denetçilerinin faaliyetleri çerçevesinde þimdiye dek ortaya koyduðu iþbirliðini aktif bir biçimde ve zaman yitirmeden sergilemesi önem taþýmaktadýr. Uluslararasý toplumu tatmin edecek bilgi ve belgeleri süratle BM ile paylaþmasý Irak'ýn olduðu kadar yeni bir çatýþma ortamýnýn doðmasýný istemeyen tüm bölge ülkelerinin de çýkarýnadýr.

Türkiye, uluslararasý toplumun karþý karþýya bulunduðu bu sorunun barýþçý yollardan çözümünden yanadýr. Barýþçý bir çözüm yönünde çaba harcanmaya devam edilmesi Türkiye bakýmýndan hala öncelikli bir hedeftir. Askeri bir seçeneðe yönelinmesinin bölge ülkeleri bakýmýndan sakýncalý sonuçlar doðuracaðý kuþkusuzdur.

Askeri bir operasyon baþlatýlmasý konusunda uluslararasý yasallýk ve oydaþma Türkiye'nin tutumunu yönlendiren temel ilkelerdir.
Türkiye barýþçý bir çözümü yeðlemekle birlikte, askeri bir operasyon kaçýnýlmaz olduðu takdirde, ulusal çýkarlarýný koruyacak önlemler almaktan da geri kalmayacaktýr.

Yukarýdaki görüþler ýþýðýnda, öncelikle barýþçý yollarýn denenmeye devam olunmasý, öte yandan, Anayasamýzýn 92. maddesinin aradýðý uluslararasý yasallýk koþulunun gerçekleþmesine baðlý olarak, TBMM'ce istenmeyen olasý geliþmelere karþý tümüyle Türkiye'nin ulusal çýkarlarýný korumak üzere gerekli görülecek askeri önlemlere iþlerlik kazandýrýlmasýna yönelik kararlarýn alýnmasýný saðlayacak adýmlarýn, geliþmeler izlenerek belirlenecek bir takvim uyarýnca Hükümet tarafýndan atýlmasý konusunda tavsiyede bulunulmasý kararlaþtýrýlmýþtýr."

1.30.2003


Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

..

"Baðdat daðý taþý, kadýný erkeði fýratý ve Dicle'siyle Amerikanýn saldýrganlýðýný cevaplayacaktýr. Dünya halklarý Amerikan ve Ýngiliz saldýrganlýðýna karþý çýkacaktýr. Bölge devletleri medeniyetin yerine kaba kuvvetin hüküm sürmesine izin vermeyecektir. Çünkü bu saldýrý bütün insanlýða yapýlmaktadýr.

Irak insanlýðýn gözleridir.

Dünyaya saðlam bir kafayla ve net bir bakýþ açýsýyla bakýyoruz.

Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin
..
Cumhuriyet ve baðýmsýzlýk bütünlüðü mutlaka kurulacak, Mustafa Kemal Atatürk Türkiyesi’nin Merkezdoðu politikalarý esas kýlýnacaktýr
..

"Amerika böyle bir olaya baþladýðýnda, iki üç sene önceden baþlýyor. Belli yazarlara yazýlar yazdýrýyor, Medya kuruluþlarý vasýtasýyla psikolojik hareketler yapýyor"

“Bazen seçilmiþ doðrularla, bazen de yanlýþ bilgi veya varsayýma dayalý yorumlarla çizilen olumsuz tablolar, TSK’nýn dýþ politikamýza vermek istediði desteði gerçekten zayýflatmaktadýr. (...) Türkiye’nin içinde bulunduðu bu sýkýntýlý dönemde, TSK’nýn medya tarafýndan deðil yýpratýlmasý, bilakis desteklenmesi büyük önem taþýmaktadýr".

Genel Kurmay Baþkaný Hilmi Özkök'ün, medya tarafýndan sansür edilen sözleri...


Milli Kuvvetlere


1-Irak'a yönelik saldýrýyý tam olarak destekleyeceðini ilân eden, ABD ile "kalýcý iþbirliði" içinde bulunduðu belgelerle ortaya konup doðrulanan PKK'da dahil, Merkezdoðu'yu ABD denetiminde kukla etnik idareciklere parçalama maksadýnda birleþen bütün güçler ABD ve Ýngiltere'nin "stratejik müttefikleri"dir. Bu projenin merkezi hedefi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin "stratejik müttefikleri" ise, baþta bölgenin sevrleþtirilme sürecini 12 yýldýr belli bir noktada durdurmayý baþaran Irak Cumhuriyeti olmak üzere, söz konusu projeyi yýrtýp atmaya kesin kararlý bölge güçleridir.

2-Türk milleti cumhuriyet ve baðýmsýzlýðý tam manasýyla birleþtirmeye kararlýdýr.

12 yýl önce olduðu gibi, Amerikan medyasýndan alýnma fon müziðinden, saldýrýnýn adlandýrýlmasýna, sunuluþuna, yine Amerikan ordusuna moral verecek bir propaganda faaliyetini týrmandýran medya içindeki lobinin çýkardýðý, milletimizin "kararsýz" olduðu þeklindeki söylentiler doðru deðildir.

Türk milleti gerek Kýbrýs'la, gerekse Irak'la ilgili, deðil kabul edilmesi, muhatap olunmasý bile hakaret olan, þartlar ne olursa olsun, askerinden siviline, her gerçek Atatürk milliyetçisinin anýnda reddedeceði "talepleri" çoktan reddetmiþtir.

-Milli denetime kapalý Ýncirlik Üssünü, büyükelçilik binasýný 12 yýldýr "sevr operasyonu"nun idare merkezi olarak kullanan,

-Kuzey Irak'ta ayný dine mensup insanlarý kendi anavatanlarýndan koparýp etnik idarelere parçalayan,

-Kýbrýs'ta ise, birarada yaþamasý yarardan çok zarar getirecek iki farklý toplumu 74 öncesi þartlara döndürmenin tuzaklarýyla dolu, Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtý'nýn kazanýmlarýný hiçe sayan, Anadolu'nun güneyden kuþatýlmasýný tamamlayan Annan plânýnýn 28 Þubatta imzalanmasý için devlet kademeleri ve medya içindeki taraftarlarýný seferber eden,

-kararlarýndan hoþlanmadýðý MGK toplantýlarýndan sonra Türk uçaklarýný düþürmeyi bir alýþkanlýk haline getiren, kâðýt üzerinde "müttefik", fiiliyatta ve maksatta "stratejik düþman" konumundaki ABD'nin "talepleri"ni çoktan reddeden asýl talep edici konumdaki milletimiz, 15 ve 20 Ocak tarihli "Birlik ve Bütünleþme" bildirilerinde açýkladýðý "talepler"i kabul ettirmekte kararlýdýr.

Milli Kuvvetlerin gündemdeki yerini koruyan "Talepleri".

Zamaný biten "Stratejik düþman" Waþington Yönetiminin kayýtsýz-þartsýz yerine getirmekle mükellef olduðu þartlar:

-"Ýnceleme" adý altýnda karanlýk faaliyetlerin yürütüldüðü Ýncirlik Üssünü, Çekiç Gücü Türk milletinin kayýtsýz-þartsýz denetimine gönüllü olarak aç.

-Bölgemize yýðdýðýn iþgal kuvvetlerini uygun bir takvimle geriye çekeceðini duyur.

-Irak'a ve Türkiye'ye yönelik ambargo uygulamasýndan en kýsa zamanda vazgeç.

Ulusal medya, bu talepleri bültenlerinde, köþe yazýlarýnda dile getirmeye, milletimize anlatmaya baþlamalý. Ýnisiyatif bizde

Türk milleti, saldýrýyla baðlý olmayan bu "talepler"in yerine getirilmesini sonsuza kadar beklemeyecektir.

3-Irak'a yönelik ABD-Ýngiliz saldýrýsý, Türk devlet kademeleri ve medya içindeki ABD yanlýsý gazetecilerin, PKK lobisinin propaganda ettiði gibi, "yönetimin deðiþtirilmesi"yle bir ABD kuklasýnýn atanmasýyla bitecek bir "operasyon" olmayacak.

Ýki güç arasýndaki savaþýn nihai, siyasi olarak kazanýlmasýný, tahrip edilen tank ve uçak sayýsýnda saðlanan üstünlükle ayný zannettikleri için, onlarýn sözleriyle, "savaþta uçaklarýný bile uçuramayýp, rezil olduðu 100 saat savaþý"ndan hemen sonra, kýsa sürede yýkýlacaðýný iddia ettikleri Irak'ýn 91 saldýrýsýndan bugüne, Sevrci parçalanmayý 12 yýldýr ilk fýrsatta tersine çevrilmesi mümkün belli bir noktada durdurmayý baþarmasýný, kusur niyetine, "30'larda kalmýþ CHP tipi ulusalcý-devletçi tek parti diktatörlüðü... Bir çeþit Tito yönetimi... 30'larda kalmýþ Atatürk gericiliðine benzeyen güçlü liderlik... Millici, milliyetçi devlet baþkanlýðý... Alt tarafý, hem de bu devirde ülkenin bütünlüðünü korumak uðruna halkýný ambargoya uðratan, bombardýman ettiren, sorun çýkaran diktatörlük" edebiyatýyla "açýklayan" zihinleri Safir'e, Fuller'e, Pearson'a baðlý bu çevrelerin aslýnda 12 yýl evvel Time'dan Nesweek'den aktardýklarý ayný uydurmalarýn tekrarýndan baþka bir þey olmayan öngörülerinin aksine bu "operasyon", Mustafa Kemal Atatürk'ün 20'lerde Ýngiliz sömürgecilere karþý Türk milletiyle birleþip bütünleþmeye, omuz omuza döðüþmeye istekli Arap vatanseverleri o doðrultuda Ýstiklâl savaþý vermeye cesaretlendirdiði üzere, bölge çapýnda bir mücadeleye dönüþecektir.

"Ulusa sesleniþ konuþmasý"da dahil bu saldýrýyla ilgili mistik bir ruh hali içinde yaptýðý hemen her açýklamasýnda, Türk siyaseti ve medyasý içindeki ABD-PKK lobisinin etkisi altýnda bulunan kiþiliklerinde her fýrsatta tekrarladýðý üzere, Irak Devlet Baþkaný ve Irak þahsýnda Doðunun güçlü liderlerini ve ülkelerini "sorunlarýn kaynaðý... Ýnanan Amerikaya yönelik þeytani tehdit" olarak damgalayan, sýk sýk "millet olarak dini inançlarýnýn saðlamlýðý... ABD'nin tanrýnýn mübarek ülkesi olduðu" þeklinde dini göndermeler yapan ABD Baþkaný Bush'un kendisine ve ABD saldýrýsýna, "Ortadoðu gericiliðinin tasfiyesi...demokrasi ihracý" adý altýnda bütün Merkezdoðuyu fethe memur bir "kutsal misyon" biçtiði anlaþýlýyor.

"Hýristiyan fundemantalisti... 21.Yüzyýlýn ilk Haçlý Seferi" olarak görülmesi pahasýna bir "kararlýlýk"...

Milli Kuvvetlerin her kesimden vatanseverlerin Bush'tan ne eksik ne fazla bir "misyon duygusu" ve "fundemantalist kararlýlýk" içinde olmadýðý bilinmelidir.

Ýstiklâl Savaþýmýz dine göndermeler yapmak bakýmýndan hiç de fakir sayýlmaz.

Meselâ:

"...Ýstibdatýn ve düþmanlarýnýn kötü niyetleri eline düþmüþ kederli bir milletin sesine kulak verin. Bir dindaþýnýz olarak, aramýza sokulan ve bizi ayýrmýþ olan fitneye, nifaka kulak vermemenizi rica etmekteyim. Bütün anlaþmazlýklarý ortadan kaldýrmalýyýz. Ve silâhlarýmýzý memleketimizi bölmek isteyen düzenbazlara çevirmeliyiz. Bu çaðrýyý dinlemezseniz piþman olacaksýnýz. Dinimizin, imansýz düþmanlarýmýzýn vaadlerine güvenmeyiniz!"...

"Hakka inanan mücahitler yakýnda Arap dindaþlarýnýn misafiri olacak ve düþmaný dört bir yana daðýtacaklardýr. Dindaþ gibi yaþayalým.

Düþmanlarýmýz kahrolsun!"

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder


(9 Ekim 1919. Halep'te daðýtýlan Türklerle, Araplarý Ýngilizlere karþý birleþmeye çaðýran "Mustafa Kemal'in Suriyelilere Hitabý" baþlýklý bildiriden. Attila Ýlhan. Hangi Atatürk)

Birlik ve Bütünleþme

1.25.2003

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

..

Ulus, ancak devletlerin yýkýlma ve çökme kargaþalarý içinde bulunduðu zamanlarda tarihin yazdýðý çok önemli ve korkunç günler yaþýyordu. Böyle günlerde yazgýsýný kendi eline almak uyanýklýðýný gösteremeyen uluslarýn geleceði karanlýk ve felâketlidir. Türk milleti bu gerçeði anlamaya baþlamýþtý. Bu anlayýþ sonucuydu ki, kurtuluþ umudu veren her içten çaðrýya koþmakta idi"
..

"Bu genel, çok yönlü ve haince saldýrýlara karþý biz de, daha Meclis açýlmadan önce, Afyonkarahisar'da da, Eskiþehir ve bütün demiryolu boyunda bulunan yabancý devlet askerlerini Anadolu'dan çýkararak; Geyve, Osmaneli, Cerablus köprülerini yýkarak ve Meclis toplanýr toplanmaz Anadolu'daki yüksek din bilginlerinden fetva alarak karþý önlemlere giriþtik"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder.


..

"1. Dünya Savaþý’nda ülkemiz birçok ülkenin askerini görmüþtür. Þimdi dost bile olsa birçok ülkenin askerlerini ülkemizde görmenin halkta bazý etkiler yapabileceðini deðerlendiriyorum. Bu da politik kararý etkileyecektir'

Genel Kurmay Baþkaný Hilmi Özkök.


Milli Kuvvetlere...


Son geliþmeler hakkýnda

Istanbul Toplantýsý...

Türkiye, Ýran, Suriye, Suudi Arabistan, Mýsýr ve Ürdün dýþiþleri bakanlarýnýn katýlýmýyla, Çýraðan Sarayý'nda toplanan "Irak Konusunda Bölgesel Giriþim-Dýþiþleri Bakanlarý Zirvesi", üzerinde mutabýk kalýnan sonuçlar itibarýyla olumludur. Bu tür toplantýlarýn sonuç bildirgelerinde tavsiyelerin, esas mesajlarýn, "çaðrý"larýn, çeþitli nedenlerle -hele mesajýn adresi uluslararasý kurumlarý ve medyayý kontrol eden güç ve karar merkezleri ise- diplomasinin tabiatý icabý satýr aralarýnda verildiði dikkate alýndýðýnda, "esas adres ülkeler" olan ABD ve Ýsrail'in adlarý zikredilmeden vurgulanmasýnýn "normal" karþýlanmasý gereken olumlu hususlar þunlar.

-ABD'ye BM Güvenlik Konseyi kararýnýn baðlayýcýlýðýnýn, bu kararýn yerine getirildiði hukuki süreci olumsuz etkileyen kýþkýrtýcý açýklamalar yapma serbestisi vermediði, baðlayýcýlýðýn bu anlamda da var olduðu hatýrlatýldý.

-Sýnýrlarý dahilinde var olduðunu Ýsrail'inde gizlemediði, herkesin ekranlarda gözleriyle gördüðü "kitle imha silâhlarý"nýn bölgenin güvenliði açýsýndan, ABD Dýþ iþleri bakaný mantýðýyla, "bulunmasalarda, bulunamayacak olsalarda, hiç bulunmadýklarý asla ispatlanamayacak olsalarda Irak'ta illaki var olan" kitle imha silâhlarýndan daha az tehdit oluþturmadýðýna, dolayýsýyla bu ülkenin de "KÝS"lerden arýndýrýlmasý ihtiyacýna dikkat çekildi.

-Zirveden çýkan Irak'a yönelik çaðrý ise, Baþbakan Gül'le, Dýþiþleri bakaný Yakýþ'ýn bütün dünyanýn karþý olduðu bir saldýrýnýn önlenmesi sorumluluðunu, söz konusu saldýrýyý BM Güvenlik Konseyi kararý olmasa da baþlatacaðý tehditinde bulunan ABD'nin tutumunu bir yana býrakýp, bu saldýrýnýn hedefi durumundaki Irak'ýn üzerine yýkan tuhaf bir uluslararasý sorumluluk anlayýþýyla belli aralýklarla tekrarladýklarý evvelki çaðrýlarýn aksine, kapsam ve ton olarak, "ültimatom" derecesinde "beklenti" içindeki çevreleri hayal kýrýklýðýna uðratacak kadar "Irak yanlýsý"...

Türkiye'de 20 yýldýr "sevrci etnik parçalanmanýn süreci"nin kýlýfý, bahanesi, adý olarak kullanýlan "demokratikleþtirme süreci"ne bir gönderme tabiatýyla yapýlmadýðý gibi, ister Saddam Hüseyin, ister Bush, ister Putin, hangi ülke, hangi millet ve lider söz konusu olursa olsun, kural olarak, ancak dýþ düþmanla iþbirliði yapýlmasý durumunda bir tedbir olarak onaylanmasý mümkün, fakat ülkeyi tehdit eden saldýrgan talep ettiðinde ise, onu bir "çözüm önerisi" diye adlandýrmaktan haya etmeyen ulusal onur yoksunlarý hariç, o ülkede yaþayan her insanýn hakaret telakki etmesi gereken "sürgüne gitme"nin lâfýnýn dahi edilmediði toplantýda, Irak'a, "ABD destekli kukla devleti tanýmýyoruz, 91 Martýndaki gibi ABD destekli iç cephe bozgunculuklarýna fýrsat verilmeyecektir, hangi kökenden olursa olsun, hepside senin vatandaþýn olan insanlarla, ancak ABD'ye istismar edeceði bahaneler vermeden, milli birlik ve bütünlüðünü saðla" mesajý verildi.

Türk siyasetçileri, hele hükümet üyeleri, bu toplantýnýn sonuçlarýný yorumlarken, endiþelerini dile getirirken, bu sonuçlardan duyduklarý memnuniyeti belirtirken konuþmalarýna dikkat etmeli. Mesela, bazen öyle deðilmiþ gibi görünse de, hiç þüphesiz karþý çýktýðý "ABD'nin Irak'a -ayný zamanda kukla devleti Türkiye ve Irak'a karþý saðlama almak maksadýyla- kuzeyden saldýrmasý"yla ilgili endiþelerini, "ABD'nin kuzeyden cephe açma teklifini kabul etmiþ deðiliz, sadece kuzeyden cephe açmasýný anlamsýz hale getirmeyecek, engellemeyecek bir rakam tespit etmeye uðraþýyoruz"* anlamýnda cümlelerle ifade eden Dýþiþleri Bakaný Yaþar Yakýþ, toplantýnýn sonuçlarýndan duyduðu memnuniyetini anlatýrken, "Irak'a yönelik 'bölge ülkelerinin demokratikleþmesi' süreci kapsamýnda bir çaðrý yaptýrýlamamýþ olunmasýnýn bir eksiklik olduðunu söylemem mümkün olmasa da, bu durumun ABD'nin Irak'ýn silahsýzlandýrýldýðýna iliþkin bir kanaate varmasýný haliyle engelleyeceði de bir gerçektir" benzeri açýklamalar yapmaktan mutlaka kaçýnmalýdýr.

20 yýldýr demokratikleþme adý altýnda parça parça edilen Türk milleti bu oyunu bozmakta kararlýdýr, bu toplantýyý, "bölgenin demokratikleþtirilmesi" adý altýnda bütün bölgeyi birbiriye ihtilâflý kukla idarelere parçalamaya uðraþanlara karþý kazanýlmýþ, saðlamlaþtýrýlmasý þart bir mevzi olarak deðerlendirmek doðru olur.

Ýþçi Partisi Genel Baþkaný, Perinçek'in basýn toplantýsýnda "ABD-PKK Mutabakatý"yla ilgili açýklamalarý

Bu açýklamalarda ortaya konan gerçekler ve Milliyet gazetesinde Can Dündar'ýn haberi ayný teþhise götürüyor; ABD, "stratejik müttefik" deðildir.

Meclis, Pazartesi günü "brifing" vermeye gelecek ABD Büyükelçisine nabzýný tutturmak, medya içinde "PKK lobisi"nin etkisi altýnda Amerikan saldýrganlýðý kýþkýrtýcýlýðýna devam edenlerin lisanýyla, "bölge ülkelerinin demokratikleþtirilmesi"ne ikna olmak yerine, bu büyükelçiden, temsil ettiði ABD'nin "stratejik düþmanlýk" kapsamýna giren faaliyetleri hakkýnda "görüþlerini sormalý".

Danýþman Zapsu'yla, AKP Genel Baþkan Vekili Mehmet Mir Dengir Fýrat'ýn açýklamalarý

Geride kalan þimdi "ani ve köklü bir kopuþla" baðýmsýzlýðýný tam manasýyla kazanmak göreviyle yüz yüze bulunan Türk Milletinden o zamanýn sömürgecisi Ýngiliz emperyalizmine karþý bütün bir millet olarak verilen Ýstiklâl Savaþýnýn öcünü almak derdindeki Danýþman Zapsu'larýn "30'lar devletçiliði geride kaldý" edebiyatýdýr.

ABD'den ibaret bir dünya hayali 1991 Mart'ýnda Irak topraklarýnda iflas etmiþ, o günden bugüne geçen 12 yýlda, " tarihin bitmediði", "insanýn tüketmekle mükellef bir hayvan olmadýðý" görülmüþ, mutlak liberalizm aþýlmýþ, üzeri "30'lar gericiliði, Atatürk gericiliði, Ortadoðu gericiliði" edebiyatýyla örtülen "çulsuzlar"ýn sosyal devleti-milli devleti günýþýðýna çýkarýlmýþtýr.

Elbette milli devlete düþman olanlar çýkacaktýr. Elbette "kurtarýcýlýk" vasfýný baþka güç ve karar merkezlerine vehmeden ve bu "kurtarýcýlar"ýn hazýrladýðý Türk Devletini yýkýp, yerine birbiriyle ihtilâflý etnik idareler kurma projelerini "çözüm önerisi" zanneden aldatýlmýþlar veya bilerek böyle düþünen bedbaht unsurlar çýkacaktýr... Tuhaflýk ortaya çýkmalarýnda deðil, fakat baðýmsýzlýðýný koruma yemini ettikleri ayný milli devleti yýkma faaliyetlerini, Türk siyasi partileri içinde yer alarak yürütmelerinde...

PKK-KADEK, Barzani ve Talabani örgütleri içinde, Kurtuluþ Savaþýnýn bir kazanýmý olan milli devletimizin, bu devletin üzerinde yükseldiði kurucu ilkelerin, Atatürk milliyetçiliðinin benimsenmesi, sözcülüðünün yapýlmasý, Türkiye Cumhuriyetinin baðýmsýzlýðýnýn tam manasýyla tesisi için mücadele edilmesi nasýl mümkün deðilse, kendilerini Türk milletine mensup kabul eden, Türk siyaseti içinde yer alan partilerde de milli devleti yýkma, etnik federal beyliklere bölme maksatlý, baðýmsýzlýða karþý siyasetlerin yürütülmesine de izin verilemez. Onlara milli kuvvetlere mensup herkesin, mecliste, partide karþýlaþtýðý her yerde söylemesi gereken þudur.

"Mademki milli devlet yerine, birbiriyle ihtilâflý etnik idarecikler kurma peþindesin, madem ki tam baðýmsýzlýkçý "Atatürk milliyetçiliði"ne savaþ açtýn, o halde ister sosyalist, ister milliyetçi, ister mukaddesatçý, hangi kisve ardýnda gizleniyorsan gizlen, sen bir Sevrcisin... O halde yýkmaya çalýþtýðýn deðerleri, kurumlarý korumakla mükellef Türk siyasi partilerinde iþin ne?... Git mücadeleni maksatta ortak olduðun çevrelerde ver"...

AKP'sinden CHP'sine, partiler, Mecliste dahil bütün Türk siyaseti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bölücülükten silâhsýzlandýrýlmalý, kukla devletçiðin Türk siyaseti ve medyasý içindeki kurucularý, Türkiye Cumhuriyeti Devletini içten iþgal altýnda tutan "etnik ittifakýn PKK devletçiði" mutlaka açýða çýkarýlmalý.


Birlik ve Bütünleþme

*Türk dýþ politikasýnýn Kýbrýs'tan Irak'a, Kuvayý Milliye düþmanlarý tarafýndan sulandýrýldýðý mevcut durum, ülkedeki yabancý askerlerin miktarý, bu kadarýyla bile, "ani ve þiddetli bir kopuþ"u, bir baþka ifadeyle, "Atatürk Milliyetçiliði"nin bütün vatan sathýnda iktidarý ele almasýný kaçýnýlmaz kýlacak kadar anlamlýdýr. Dýþiþleri Bakaný Yaþar Yakýþ'ýn 20 Ocak günü dile getirdiði endiþeleri bu "anlamda" yersizdir.

1.20.2003


Milli Kuvvetlerin gündemdeki yerini koruyan "Talepleri".


Zamaný biten "Stratejik düþman" Waþington Yönetiminin kayýtsýz-þartsýz yerine getirmekle mükellef olduðu þartlar:

-"Ýnceleme" adý altýnda karanlýk faaliyetlerin yürütüldüðü Ýncirlik Üssünü, Çekiç Gücü Türk milletinin kayýtsýz-þartsýz denetimine gönüllü olarak aç.

-Bölgemize yýðdýðýn iþgal kuvvetlerini uygun bir takvimle geriye çekeceðini duyur.

-Irak'a ve Türkiye'ye yönelik ambargo uygulamasýndan en kýsa zamanda vazgeç.


Ulusal medya, bu talepleri bültenlerinde, köþe yazýlarýnda dile getirmeye, milletimize anlatmaya baþlamalý. Ýnisiyatif bizde.



Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!".....


"Bu genel, çok yönlü ve haince saldýrýlara karþý biz de, daha Meclis açýlmadan önce, Afyonkarahisar'da da, Eskiþehir ve bütün demiryolu boyunda bulunan yabancý devlet askerlerini Anadolu'dan çýkararak; Geyve, Osmaneli, Cerablus köprülerini yýkarak ve Meclis toplanýr toplanmaz Anadolu'daki yüksek din bilginlerinden fetva alarak karþý önlemlere giriþtik"...

"Memleket ve Milletin maddi mânevi bütün kuvvetlerini bu sonucun alýnmasýna yöneltmek için, hiçbir tedbir ve teþebbüste müsamaha edilmeyecek, ne yer ve zamanla ve ne de vatan mefhumu karþýsýnda teferruattan ibaret olan diðer düþüncelerle kayýtlý olmayarak, düþman ordusunun yok edilmesinden ibaret olan bu gayenin elde edilmesi için gereken herþey yapýlacaktýr".

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
..

"...11 Eylül'den sonra Amerikan ekonomisi çöktü. Bu çöküþü bütün dünya ülkeleri gördü. Bundan sonra da uluslararasý siyaseti çöktü.Þimdi Amerika çöken siyasetini kurtarmak için Irak'a saldýrmak istiyor...

Arap ülkeleri kýzýl denizin Amerikan ordusu tarafýndan kullanýlmasýna izin vermemelidir. Çünkü Amerika sadece Irak'ý deðil bütün bölge ülkelerini denetim altýna almak istiyor...

ABD'nin amacý Irak halkýný korkutmaktýr. Asýl korkmasý gereken Amerikalýlardýr, çünkü biz ülkemizdeyiz, ülkesini savunan insanlar korkmaz"

Irak Devlet Baþkaný, Saddam Hüseyin -Irak Ordusu'nun 82. Kuruluþ yýldönümü münasebetiyle yaptýðý ulusa sesleniþ konuþmasý......
...

Gündemdeki Sürekli Soru: 'Çaðdýþý, köhne rejim' diye niteledikleri Irak Cumhuriyeti Devletine yönelik ABD saldýrýsýný, ABD'nin projesini hararetle destekleyen Türk siyasi partileri, medyasýyla, ayný ABD projesini, 'Malazgirt'ten girmiþ, medeniyetleri silmiþ, Kemalizm canavarýyla zirveye çýkmýþ Türk gericiliðiyle, Arap gericiliðinin çaðdýþý rejimlerini, çaðýn gerisinde kalmýþ köhne hantal devlet yapýlarýný tasfiye edecek' bir proje olarak gören teröristler arasýndaki fark ne?

Bir baþka ifadeyle, Özel Kuvvetler Komutanlýðý mensubu Piyade Uzman Çavuþ Ýrfan Yayla'nýn þehit olduðu Lice'deki çatýþmayla ilgili haberlerde adý 'terörist' olanlarla;

-Irak'ta 'Ortadoðu'nun çaðdýþý rejimleri, köhne devletleri' ve

-Kýbrýs'ta iþgalci Türk Ordusu edebiyatýnda birleþen Türk siyasi partileri, medyasýyla, aralarýndaki maksat farký ne? ... Var mý?
..

Türkiye'nin sürekli gündemi:

ABD, etnik projeden vazgeçmediði, Milli Kuvvetlerin "talepleri"ni yerine getirmediði taktirde, bu yýl içinde çýkmasý kaçýnýlmaz Anadolu Savaþý. Bu savaþla ilgili muhtemel senaryolar.
..

Milli Kuvvetlere...

1- Ulusal Ýstek: Ulusal istek, kâðýt üzerinde "müttefik", gerçekte "stratejik düþman" ABD ile AB arasýnda parçalanan vatanýn bu güçlerin boyunduruðundan bir an evvel kurtarýlmasýdýr.

Bu ulusal istek, AKP ve CHP Grup Baþkanvekillerinin tabiriyle, "nabzýný ABD Büyükelçisinin tuttuðu" bir yer haline gelen Meclis'e "Kurtuluþ Savaþý Meclisi" olduðunu hatýrlatacak kuvvette dillendirileceði mitinglerin, Akdeniz'den Karadeniz'e, Marmara'dan Doðu Anadolu'ya, Trakya'dan Kuzey Kýbrýs'a, bütün vatan sathýnda sürekli tertiplenmesiyle, yine millici, vatansever kuruluþlarýn günlük açýklamalarla sürekli gündemde tutmasýyla Meclis'e taþýnacak.

2-Üzerine ölü topraðý serpilmiþ gibi duran Meclis, þayet "Kurtuluþ Savaþý Meclisi" misyonunu yerine getirecek güç ve kararlýlýkta bir Meclis ise, onu sürekli mitinglerle göreve davet eden Ulusal Ses'e itaat edecek; kayýtsýz-þartsýz olma þartý, içinde görev yaptýðý salonun duvarýna milletin kanýyla yazýlý milli hakimiyet üzerindeki bütün kayýtlarý-þartlarý, ipotekleri kaldýrmak için duruma el koyacak; Türkiye-ABD, Türkiye-AB iliþkilerinin, Kýbrýs ve Irak'la ilgili ABD-AB projelerinin konularýnda uzman millici vatansever bilim adamlarý tarafýndan baþýndan bugüne, bütün gizli kapaklý yanlarýyla, milletin gözleri önüne serileceði, bütün yalanlarýn ortaya döküleceði, televizyonlardan da yayýnlanacak açýk bir toplantýyý gerçekleþtirecek...

Bu misyonu yerine getirecek güçte ve kararlýkta, milli idrakte bir meclis deðilse, milli irade yeni bir meclis kuracak.

Bunlar, Kurtuluþ Savaþý tarihine, mevcut Anayasaya göre zaten yerine getirilmesi gereken, yerine getirilmemesi vatana ihanet suçu kapsamýna giren görevlerdir,

Türk milletinin silâhlý evlâtlarýndan meydana gelen Ordu, Meclis-millet bütünleþmesini gerçekleþtirmenin yolu budur.

Birlik ve Bütünleþme

1.17.2003


"Amerika böyle bir olaya baþladýðýnda, iki üç sene önceden baþlýyor. Belli yazarlara yazýlar yazdýrýyor, Medya kuruluþlarý vasýtasýyla psikolojik hareketler yapýyor"

“Bazen seçilmiþ doðrularla, bazen de yanlýþ bilgi veya varsayýma dayalý yorumlarla çizilen olumsuz tablolar, TSK’nýn dýþ politikamýza vermek istediði desteði gerçekten zayýflatmaktadýr. (...) Türkiye’nin içinde bulunduðu bu sýkýntýlý dönemde, TSK’nýn medya tarafýndan deðil yýpratýlmasý, bilakis desteklenmesi büyük önem taþýmaktadýr".

Genel Kurmay Baþkaný Hilmi Özkök'ün, medya tarafýndan sansür edilen sözleri...

..

Milli Kuvvetlere...

"Sahte Türkçü medya, Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyet bütünlüðünün, milli devletin en tehlikeli düþmanýdýr"

Bu medya;

-Türk Ordusuna düþmandýr, ABD Ordusunu "tanrý" kabul eder. Milletimize bu "tanrý"nýn silâhlarýyla gövde gösterisi yapar, hiç utanýp sýkýlmaz...tehditler savurur. O vatan duygusundan mahrumdur, milli kiþiliði ezilmiþtir. Yarý yolda býrakýr.

-PKK'ya güya karþýdýr, fakat ne hikmetse, Kuzey Irak'ta kukla Kürt devletini destekler. Aslýnda PKK'ya da karþý deðildir. Zorda kalýnca PKK'ya karþýymýþ gibi rol yapar, aylarca göstermedikleri "belgeseller"i yayýnlarlar.

PKK medyasýyla bu "Türk" medyasýnýn, meselâ; demokrasi, Kuzey Irak, ABD, federalizm, Irak Cumhuriyeti Devleti, Saddam Hüseyin konusunda söylediklerini üst üste koyun, hiç bir fark göremezsiniz; fark, bunlarýn "gizli" Cumhuriyet düþmanlýðýný, Mustafa Kemal Atatürk düþmanlýðýný, PKK'nýn gizlememesi...

-Türkiye'nin etnik parçalara ayrýlmasýný, Sevrin uygulanmasýný ister; bu isteði doðrultusunda psikolojik savaþ yürütür. Irak Cumhuriyeti Devleti'ne, iþte ABD'nin Türkiye'ye model olarak düþündüðü bu parçalanmayý durdurduðu için düþmandýr, hýncý vardýr. Dolayýsýyla, ABD'nin bozgunla sonuçlanan 91 saldýrýsýnýn 12. yýldönümünde, sabah bültenlerinde her nasýlsa unuttuklarý "ayin"i, Türk Devletinin bütünlüðünü savunan "Birlik ve Bütünleþme"nin Irak Cumhuriyeti Devlet Baþkaný'nýn þahsýnda Irak halkýný kutlamasýndan hemen sonra hatýrladýlar; tehditler savurdular...

Neyle?

"Tanrý" ABD'nin silâhlarýyla... 91 saldýrýsýnda, Baðdat'ý vurmak üzere havalanmýþ Amerikan bombardýman uçaklarýnýn, ateþlenmiþ füzelerin görüntüleriyle...

Kimi?

Açlýk sýnýrý altýnda sürünme pahasýna onlarý besleyen insanlarýmýzý; Kemal'in "çulsuzlarý"ný...


Halbuki "Tanrý" öldü,
Yaratýcý ise her yerde...




Saddam Hüseyin
Irak Cumhuriyeti Devlet Baþkaný

Ekselâns


Baðýmsýz Türkiye Cumhuriyetini 82 yýl önce Ýngiliz emperyalizmine ve iç cephe ihanetine karþý Ýstiklâl Savaþý vererek kurmuþ bir millet olarak, Irak halkýný, önderliðiniz altýnda baþarýyla durdurduðu ABD saldýrýsýnýn 12. yýldönümünde samimi duygularla kutluyor, selâmlýyoruz.

Bu vesile ile bilinmelidir ki, hangi etnik kökenden gelirse gelsin, anavatanýnda bir bütün olan Türk milleti, ayný þekilde Irak anavatanýnda bir bütün teþkil eden Arap milletiyle, ortak stratejik düþmana karþý omuz omuza mücadele etmeye; milli devleti iþgal altýnda tutanlarýn açmaya çabaladýðý "Kuzey Cephesi"ni "Türkiye Cephesi"ne çevirerek 1940'lardan itibaren kaybettiði istiklâlini yeniden ve tam manasýyla kazanmaya kararlýdýr.

Allah, "tanrý"yla deðil, bizimle...

Birlik ve Bütünleþme

1.15.2003

Milli Kuvvetlere...

Merkezdoðu coðrafyasýnda zamaný biten ABD, þayet Türk topraklarýndan Irak anavatanýna, mevcut uluslararasý hukukla dahi gerekçesini meþru kýlamadýðý bir saldýrýyý baþlatacak olursa;

-Milli Kuvvetler, savaþýn Anadolu Cephesinde bütün vatan sathýnda saldýrgana mukabele ederler.

-Bu saldýrýya katýlmamýþ veya Baðdat'ýn otoritesi bölgeye avdet edene kadar Kuzey Irak'ý kontrol altýna almýþ Türk Ordusunu, ABD saldýrýsýný fýrsat bilerek, sýrtýndan hançerlemek maksadýyla, Waþington yönetiminin iç cephe içinde kýþkýrtacaðý bozgunculuk teþebbüslerine tam bir Kuvayý Milliye davranýþýyla mahal vermez, etkisiz kýlar.

-Bölücü-yýkýcý çevrelerle maksatlarý örtüþen medya kuruluþlarýnýn "haber"adý altýnda milletimize geliþmeler hakkýnda, Irak'ta "gizli silâhlar bulundu" benzeri yanlýþ, eksik bilgiler veren, milli kiþiliði iðdiþ etmek için Türk Ordusunu aþaðýlayan, Amerikan ordusunu "tanrýlaþtýran" psikolojik savaþ faaliyetlerine mani olurlar.

Sürpriz saldýrý ihtimali karþýsýnda tam bir uyanýklýk saðlanmalý...
Milli Kuvvetlere...

"Irak, BM Güvenlik Konseyi kararlarýna, suçlu olduðu ortaya çýkacak, askeri saldýrýya gerekçe teþkil edecek þekilde uymazsa, uymuþ sayýlmaz" anlamýna gelen saçmasapan açýklamalar yapmayý hâlâ sürdüren Waþington Yönetiminin Merkezdoðu coðrafyasýnda zamaný bitmiþtir.

Zamaný biten "Stratejik düþman" Waþington Yönetiminin kayýtsýz-þartsýz yerine getirmekle mükellef olduðu þartlar:

-"Ýnceleme" adý altýnda karanlýk faaliyetlerin yürütüldüðü Ýncirlik Üssünü, Çekiç Gücü Türk milletinin kayýtsýz-þartsýz denetimine gönüllü olarak aç.

-Bölgemize yýðdýðýn iþgal kuvvetlerini uygun bir takvimle geriye çekeceðini duyur.

-Irak'a ve Türkiye'ye yönelik ambargo uygulamasýndan en kýsa zamanda vazgeç.

Milli Kuvvetlere

Son geliþmeler hakkýnda


Amerikalý uzmanlarýn Türk hava limanlarýnda ve üslerinde inceleme yapmasýna yetki veren anlaþma hakkýnda

-Komþumuzu ve ülkemizi etnik federal parçacýklara ayýrma projesinden hâlâ vazgeçmiþ görünmeyen ABD'nin bu maksada yönelik bir saldýrýya hazýrlýk olarak Türk hava limanlarýnda ve üslerinde, Ýncirlik Amerikan Üssünde, inceleme adý altýnda gizli faaliyetlerde bulunmasýna imkân tanýyan "anlaþma"nýn Türk milleti nazarýnda hiç bir meþruiyeti yoktur.

-ABD'ye özel hukuk olamaz.

-Kurulduðundan bugüne, merkezi otoritenin kontrolu dýþýnda, bütün Merkezdoðu için tam bir huzursuzluk kaynaðý, fitne fesat yuvasý olarak faaliyet gösteren Ýncirlik Amerikan Üssü, yine yýkýcý faaliyetler yürüttüðü bilinen Çekiç Güç kayýtsýz-þartsýz Milli denetime açýlmalýdýr.

Milli denetim, merkezi otoritenin kontrolu dýþýnda, yabancý karar merkezlerinin iradelerine baðlý olarak Türk Devletine yönelik yýkýcý-bölücü faaliyetlerin hazýrlandýðý bütün üsler, binalar, kurumlar üzerinde mutlaka saðlanacaktýr.
Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
..

"ABD'nin amacý Irak halkýný korkutmaktýr. Asýl korkmasý gereken Amerikalýlardýr, çünkü biz ülkemizdeyiz, ülkesini savunan insanlar korkmaz"...

Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin -Irak Ordusu'nun 82. Kuruluþ yýldönümü münasebetiyle yaptýðý ulusa sesleniþ konuþmasý...
..

“Cumhuriyet ve baðýmsýzlýk bütünlüðü mutlaka kurulacak, Mustafa Kemal Atatürk Türkiyesi’nin Merkezdoðu politikalarý esas kýlýnacaktýr
...

Milli Kuvvetlere...


Songeliþmeler hakkýnda



Dost-kardeþ, tarihi-doðal müttefikimiz komþu Irak Cumhuriyetine yapýlan ziyaret.

Türk milletine karþý bölücü mihraklarla maksat birliði içindeki çevrelerin Hürriyet ve Milliyet gibi gazetelerle, televizyon kanallarýný kullanarak yürüttükleri kampanyaya raðmen gerçekleþtirilen bu ziyaret, her iki ülke vatanseverlerinin bir kararlýlýk gösterisidir; bu çevrelere karþý kazanýlmýþ zaferdir; gövde gösterisidir.

-Devlet Bakaný Kürþat Tezmen'in baþý dik tutan uslubu, sýrf ABD korkusu yüzünden Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin'in resmi sýfatýný dahi telaffuz etmeye cesaret edemeyen siyasetçilerin aksine, "haber bültenleri"nin kameralarý önünde kullandýðý dil, Kýbrýs'ta, Girit'te, Ege Denizinde Yunan milliyetçiliðiyle iyi komþuluk iliþkileri çerçevesinde "hatýrlamadýklarý" Türk milletinin tarihi haklarýný, Atatürk'ün baðýmsýz bir Irak'ýn egemenliðinde bulunmasýný prensibe baðladýðý Musul-Kerkük'te güya "keþfeden" çevrelerin bütün gücüyle kopardýðý gürültü patýrdý dikkate alýndýðýnda takdire þayandýr.

-Baykal'ýn bu ziyareti;

"Dost ve kardeþ Irak Cumhuriyetine yapýlan bu ziyaret, kendi dostunu düþmanýný baþka karar merkezlerinin iradesiyle deðil, kendi iradesiyle tayin eden tam baðýmsýzlýkçý politikayý esas alan Atatürk dönemi Türkiyesi'ne yakýþan bir davranýþ olmuþtur. Bölgemiz ülkeleri arasýndaki tarihi baðlarýn gücünü gösteren anlamlý bir kararlýlýk gösterisidir.

Bu ziyaretin, üstelik komþumuzu ve ülkemizi etnik federal parçacýklara ayýrma plânlarýndan hâlâ vazgeçmiþ görünmeyen ABD'nin Türk hava limanlarýnda ve üslerinde güya 'inceleme' adý altýnda bir takým karanlýk faaliyetlerde bulunduðu, Parris, Pearl gibi sözcülerinin aðzýndan, 'Türk milletine bedel ödetme' tehditleri savurduðu, aþaðýlandýðý bir sýrada gerçekleþtirilmiþ olmasý, her Türk gibi bizimde göðsümüzü kabartmýþtýr" diye takdir edeceðine,

"Bir yandan Irak'a yönelik olasý bir askeri harekat çerçevesinde Amerikalý uzmanlarýn Türk hava limanlarýnda ve üslerinde inceleme yapmasýna yetki veren bir anlaþma imzalanýyor, öte yandan bir bakan 320 iþadamýyla birlikte Baðdat`a sefer yapýyor...Bir kez daha Türkiye maalesef çok anlamsýz, zamansýz, gereksiz bir ziyaret çerçevesi içinde küçük düþürülmüþtür, kaba davranýþlara muhatap olmuþuzdur. Tabii çok üzüntü verici bir olay" þeklinde deðerlendirmesi hazindir.

-Atatürk milliyetçisi, baþýný dik tutmayý bilen adamdýr...

1.12.2003

"Üç yüz atlý ile cenge dikildi
Yüzü geldi iki yüzü þeh'doldu"...



Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
..

"ABD'nin amacý Irak halkýný korkutmaktýr. Asýl korkmasý gereken Amerikalýlardýr, çünkü biz ülkemizdeyiz, ülkesini savunan insanlar korkmaz"...

Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin -Irak Ordusu'nun 82. Kuruluþ yýldönümü münasebetiyle yaptýðý ulusa sesleniþ konuþmasý...
..

“Cumhuriyet ve baðýmsýzlýk bütünlüðü mutlaka kurulacak, Mustafa Kemal Atatürk Türkiyesi’nin Merkezdoðu politikalarý esas kýlýnacaktýr
...

Milli Kuvvetlere...

1-Türkiye Cumhuriyeti Baþbakaný, dost ve kardeþ Irak Cumhuriyetinin baþþehri Baðdat'ý ziyaret etmekten niçin korkuyor?

Ankara'daki "siyasi irade";

-Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmen tanýdýðý Irak'a, -eðer denetim altýndaki haber bültenlerinin "haber" deðeri taþýmadýðýndan ötürü milletimizden gizledikleri bir geliþme olarak 28 Aralýk sabahý Baðdat'a gitmiþ deðilse- hâlâ bir büyükelçi gönderemiyorsa,

-Buna mukabil, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmen tanýmadýðý, ABD'nin Irak'tan kopardýðý "kukla devlet"in liderleriyle Ankara'da sýk sýk temaslarda bulunuyorsa,

-Irak Cumhuriyeti Devleti'ne, ABD'ye 'boyun eðin' demekten farksýz tek taraflý sorumluluk çaðrýlarýný sýk sýk yineliyorsa, bu ve benzeri davranýþlar, o iradenin ancak Waþington yönetiminin sultasýna, bu otoritenin iradesine baðýmlý bir "siyasi irade" olarak varolabildiðini gösterir.

Türkiye Cumhuriyeti Baþbakanýnýn, "barýþ turu" olarak adlandýrýlan bir seyahatte, üstelik "sorumluluk çaðrýlarý"ný sadece ona yönelttiði dost ve kardeþ Irak Cumhuriyetinin baþþehri Baðdat'aziyarette bulunmaktan kaçýnmasý akla aykýrý olduðu gibi... ayýptýr.
Baþbakan, meselede taraf durumunda bulunan Irak Devlet Baþkanýyla da görüþmeli, "stratejik düþman" olmadýðýný henüz hiç bir tereddüte mahal vermeyecek þekilde kanýtlayamamýþ olan ABD sultasýnýn iradesini deðil, Türk Milli iradesini temsil ettiðini milletimize göstermeli.

2-ABD, Merkezdoðu coðrafyasýnda Türkiye'de dahil, devletleri federal parçalara ayýrmak ham hayalinden vazgeçtiðini hiç bir tereddüte mahal býrakmayacak þekilde ilân etmeli.

11 yýl evvelki "Kuveyt'in kurtarýlmasý"... Irak'ýn "silâhsýzlandýrýlmasý" amaçlarýyla, bugün bölgeyi "etnik parçalara bölerek þekillendirme" amacý arasýndaki baðlantýyý mevcut uluslararasý hukukla dahi bir türlü kuramayan ABD yönetimi, "Irak, BM Güvenlik Konseyi kararlarýna, suçlu olduðu ortaya çýkacak, askeri saldýrýya gerekçe teþkil edecek þekilde uymazsa, uymuþ sayýlmaz" anlamýna gelen saçmasapan açýklamalar yapmayý býrakmalýdýr.

ABD, Merkezdoðu coðrafyasýnda Türkiye'de dahil, devletleri federal parçalara ayýrmak ham hayalinden vazgeçtiðini, hem MGK'nýn, hem de görünüþte "siyasi irade"nin karþý olduðu etnik parçalara ayýrma maksatlý "Amerikan Saldýrýsý"ný kýþkýrtmaya devam edip, "kukla devlet" propagandasý yapanlarýnkide dahil, "kameralar karþýsýnda" hiç bir tereddüte mahal býrakmayacak þekilde ilân etmeli, tutumuna açýklýk kazandýrmalý.

3-En büyük sorumluluk Meclise düþüyor...


Milli iradenin temsil yetkisi verdiði Meclis, özellikle son 12 yýlýn, baþlangýcýndan bugüne, millettin gözleri önünde tartýþýlacaðý bir toplantýyý gerçekleþtirmeye mecburdur. Bir ülke parçalanýyor ve siz bütün dünyanýn bildiði bu gerçeði temsil yetkisi aldýðýnýz milletten "gizlice tartýþacaksýnýz"... Meclisi, sadece þeftali kurusu stoklarýndaki tehlikeli düþüþlerin açýkça tartýþýldýðý, "Sevr projelerinin, etnik projelerin" ise gizlice tartýþýlýp kabul edildiði bir yer olarak gören bir "demokratik" anlayýþ olamaz.

AKP'ye oy verenler yöneticilerini cesaretlendirmeli. Yazar kasa eylemlerinden daha zor deðil.

Milli Kuvvetler, bir oldu-bittiyi önlemek için, Ýncirlik Amerikan üssü ve "Çekiç Güç"te dahil, vatan topraklarý üzerinde bulunan bütün yabancý tesisler ve güçler üzerinde "Milli Denetim"i saðlamaya, onlarý kuþatmaya, "suç üstü" yakalamaya, gerekirse "silâhsýzlandýrmaya" hazýrlanmalý.

ABD etnik parçalama projesinden vazgeçmediði, hele saldýrdýðý taktirde "denetimler" baþlayacaktýr.

Her tedbiri ordudan almasýný bekleyemeyiz, saðýyla soluyla, partileriyle, meclisi ve ordusuyla, bütün bir millet tek bir ses, tek bir yumruk olarak hep birlikte hareket edeceðiz, "milli denetimi" birlikte yapacaðýz.

"Ya Ýstiklâl Ya Ölüm"...

Sen Çanakkaleyi, Sakarya'yý, 30 Aðustosu, Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtýný küçümseyen yeni-nesil... korktuðun kadar deðil... Amerikan filimlerindeki gibi...


Birlik ve Bütünleþme

1.10.2003

Milli Kuvvetlere...

Waþington yönetiminin, ikincisinde dört subayýmýzýn þehit düþtüðü üst üste gelen uçak kazalarýndan sonra yaptýðý açýklamalar maalesef beklentileri karþýlamýyor. "Stratejik iliþki" gibi hem yuvarlak hem muðlak ifadelerle, tehditle, hele hele zor kullanarak, "ordu-millet"in direncinin kýrýlamayacaðýný anlamamýþ gibi görünmeyi tercih ediyor. Waþington, danýþmanlarýn çizdiði "hologram dünya"dan çýkýp, son 12 yýlý bir daha düþünmeli, kendi Baðýmsýzlýk Savaþýda dahil, tarihe bakmalý, dersler orada mevcut.

"Stratejik düþman" olmamak ABD'ye baðlý.

-Kurucu Ulusal Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Merkezdoðu coðrafyasýnda baþarýyla izlediði baðýmsýzlýkçý dýþ politika esasý benimsenmeli.

-"Rejim deðiþikliði" veya "Demokratikleþme süreci", hangi ad altýnda gizlenirse gizlensin, etnik parçalara ayýrarak þekillendirme projelerinden vazgeçilmeli.

-Kýbrýs Türk Cumhuriyeti'ne ve Irak'a yönelik ambargo uygulamalarýna son verilmeli. Bunlar beklenti deðil, þart...


Ýncirlik üssünde tam denetim saðlanmalý.
Türkiye'nin direncini kýramayacaðýný artýk kendiside farkýnda olan ABD yönetimi, Birinci Dünya Savaþýnda, devlet içindeki yandaþlarýnýn göz yummasýyla savaþ gemilerini Karadenize çýkarýp, Rus limanlarýný topa tutan Almanlarýn Osmanlý Devletine yaptýðý gibi, Ýncirlik Üssünü kullanarak Türkiye'yi bir oldu bittiye getirmeye kalkýþabilir.
ABD otoritesi karþýsýnda direnecek niyet ve güçte olmayan mevcut hükümetin kameralar karþýsýnda yapacaklarý yüreklere su serpici açýklamalara, ABD'nin sözüne, kâðýtlara güvenemeyiz. Her tedbiri Ordunun tek baþýna almasýný beklemek olmaz. Bu denetimi millet olarak yapmak en doðrusudur.

Milli Kuvvetler, bu üste ve bir diðer kontrol dýþý oluþum olan "Çekiç Güç" üzerinde öyle bir denetim saðlamalý ki, kuþ uçmamalý...


Birlik ve Bütünleþme

1.09.2003

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder



"...yabancýlara hoþ görünerek, yumuþak ve nazik davranarak, büyük ülkülerin gerçekleþtirilebileceðine inanma aymazlýðý"ndan kurtulacaksýnýz.


Milli Kuvvetlere...

1-Ermeni iddialarýnýn resmen tanýndýðý 28 Þubat tarihinde, Kýbrýs Türk Cumhuriyeti, Ankara'da ki "otorite boþluðu"nu dolduran dýþ güçlerin sandýðýnýn aksine "AB topraðý" olmayacak, anavatanýyla bütünleþmesini hýzlandýracak. Ayný þekilde, Irak topraklarýnýn bir kýsmý üzerinde kurulan "kukla devlet"de bir parçasý olduðu anavatanýna dönecek.

Irak'a "siyasi model" biçen anayasa taslaklarýnýn adým adým hazýrlandýðý 12 yýl boyunca, hiç bir hak tanýmayan bir "merkezi otorite"ye karþý mücadele edildiði propagandasý doðru deðildir. 91 Mart'ýnda ABD destekli rejim deðiþikliði teþebbüsünden sonra evvelâ dönüp, ABD baskýsýyla tekrar koptuklarý anavatanlarýnda, o haklara yýllar evvel zaten sahiptiler. Haklarýn iþletilmesinde yaþanan problemlerin ortaya çýkýþýný, daima Irak Devleti'nin "katý tutumu"yla "Arap gericiliði"yle açýklayan ayný propagandanýn aksine, dýþ destekli bölücülüðün sorumluluðu çok büyüktür.

Irak Devletini yýkmaya çalýþan çevrelerin kurmak istedikleri "federal devlet", Alman Federal Cumhuriyeti gibi, bir üniter devletten daha saðlam bir "federal devlet" deðildir. Eðer Irak Cumhuriyeti Devleti, 90'larýn baþýnda, bugün Türkiye'de görüldüðü üzere, "cihet-i siviliye"sini yabancý sivil toplum kuruluþlarýnýn elçilerin yönlendirip doldurduðu "otorite boþluðu"ndan farksýz bir "fiili durum"la idare olunan bir "üniter devlet" olsaydý, son 12 yýl baþka türlü yaþanýr, bugün ABD yönetimi, "Irak'ta savaþ kaçýnýlmaz deðil, savaþ son çare... BM kararlarýna uyduðu takdirde rejim deðiþtirmek için savaþ çýkarmayýz... Ýlk çare, Saddam Hüseyin'in (Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin demek istiyor) sürgüne gitmesi"... gibi, lise mantýk kitaplarýna geçmek pahasýna açýklamalar yapmaya cesaret edemezdi.

Onlar Merkezdoðuda "güçlü devlet" ve "vatansever, güçlü liderler" istemiyor. Fakat biz, istiyoruz...

Ekran altlarýný "hassas anlarda", ABD destekli yapýlanmalarýn renkleriyle boyama gibi, ancak "aþýrý duyarlý" insanlarýn üzerinde durmaya deðer bulacaðý küçük iletiþim-biliþim kývraklýklarýnýn sebebi, elbette iki Ýþçi Parti'sinden "demokratikleþme"yi Türk Devletine, Ordusuna karþý kullananla bir maksat örtüþmesi deðildir. Dolayýsýyla, ayný "medya"nýn, "PKK'ya ABD tarafýndan Türk Ordusuna karþý kullansýn diye 125 milyon dolar ödendiði" yolundaki bilgilerde "haber deðeri" bulamamasýyla, bazan dozunu çok düþürse de hep devam ettirdiði "Amerikan saldýrýsý kýþkýrtýcýlýðý" arasýnda da görünüþte hiç bir ilgi yoktur. Sadece "aþýrý vatansever" olmadýklarýný herkes bilsin istiyorlar.

3-Yabancý güç merkezlerinin borusunu çalan "cihet-i siviliye"nin Türk Ordusuna karþý psikolojik baský kurma maksadýyla yýllardýr kullandýðý, son 12 yýlda Türk Devletini adým adým iþgal altýna aldýðý, milli kiþiliði ezdiði "demokratikleþme süreci" edebiyatý, "ordu-millet gerçeði"nin yükseliþini durduramaz. Askeri ve siviliyle iktidarý mutlaka alacaðýz. Bu elbette "klasik askeri darbe" formunda olmayacak, o nedenle, klasik "demokrasi"mi, "darbe"mi ikilemi söz konusu deðildir. Bu edebiyat eski yüzyýlda kaldý, geçti...deðiþti.

-Kýbrýs Türk topraðýný terketmeyen,

-Kuzey Irak'ýn kontrolunu Irak Devletinin otoritesi bölgeye avdet edene kadar ABD'ye asla kaptýrmayan, Irak'ýn siyasi birliðine, rejimine müdahale etmeyen bir Ordu ile milletin arasýna kimse giremez, aralarýný açamaz.

Açlýk sýnýrýnda sürünme pahasýna onlarý besleyen milletimize gerçekleri anlatmak yerine gizleyenlerin korkmasýna gerek yok, sýrf saçlarý kara diye insanlarýn nerede olduðu meçhul toplama kamplarýnda tutulduðu bugünün ABD'desinden çok daha demokratik bir Türkiye olacak.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Sofya'da Birinci Dünya Savaþý baþlarýnda þahit olduðu üzere, onu "silahýyla koruduðu, alnýnýn teriyle beslediði vatanýnda" parya gibi sokaða atmaya yeltenenlere haddini bildiren "köylü" gibi, "bizim çulsuzumuz"da kahvesini bu dünyada mutlaka içecektir...

Birlik ve Bütünleþme

1.08.2003

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...
..

"Bu genel, çok yönlü ve haince saldýrýlara karþý biz de, daha Meclis açýlmadan önce, Afyonkarahisar'da da, Eskiþehir ve bütün demiryolu boyunda bulunan yabancý devlet askerlerini Anadolu'dan çýkararak; Geyve, Osmaneli, Cerablus köprülerini yýkarak ve Meclis toplanýr toplanmaz Anadolu'daki yüksek din bilginlerinden fetva alarak karþý önlemlere giriþtik"...

"Memleket ve Milletin maddi mânevi bütün kuvvetlerini bu sonucun alýnmasýna yöneltmek için, hiçbir tedbir ve teþebbüste müsamaha edilmeyecek, ne yer ve zamanla ve de vatan mefhumu karþýsýnda teferruattan ibaret olan diðer düþüncelerle kayýtlý olmayarak, düþman ordusunun yok edilmesinden ibaret olan bu gayenin elde edilmesi için gereken herþey yapýlacaktýr".

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
..

"...11 Eylül'den sonra Amerikan ekonomisi çöktü. Bu çöküþü bütün dünya ülkeleri gördü. Bundan sonra da uluslararasý siyaseti çöktü.Þimdi Amerika çöken siyasetini kurtarmak için Irak'a saldýrmak istiyor...

Arap ülkeleri kýzýl denizin Amerikan ordusu tarafýndan kullanýlmasýna izin vermemelidir. Çünkü Amerika sadece Irak'ý deðil bütün bölge ülkelerini denetim altýna almak istiyor...

ABD'nin amacý Irak halkýný korkutmaktýr. Asýl korkmasý gereken Amerikalýlardýr, çünkü biz ülkemizdeyiz, ülkesini savunan insanlar korkmaz"

Irak Devlet Baþkaný, Saddam Hüseyin -Irak Ordusu'nun 82. Kuruluþ yýldönümü münasebetiyle yaptýðý ulusa sesleniþ konuþmasý..

"Devlet kademeleri içinde yer alan milliciler, vatanseverler, þimdiye kadar AB-ABD-Yunan iradesine baðýmlý unsurlar tarafýndan atýlmýþ bütün adýmlarý tek tek iptal etmeye baþlamalý, teþebbüs halinde bulunan her adýmý da engellemeli, durdurmalýdýr. Bu, and içmiþ milletvekilinden askerine, esnafýndan iþçisine, bürokratýndan siyasetçisine, din adamýndan köþe yazarýna, herkesin üzerine düþeni yapmakla sorumlu olduðu ulusal ödevdir"......


Milli Kuvvetlere...


"Atatürk dönemi Türkiyesi"nin izlediði iyi komþuluk esasýna dayalý baðýmsýzlýkçý dýþ politikanýn esas alýnmasýna karþý olduklarýný her davranýþlarýyla belli eden idarecilerin, siyasilerin "stratejik ortak" olduðunu iddia ettikleri ABD'nin, üslerin kullanýlmasý da dahil bütün "talepleri" Meclis'in Kuvayý Milliyeci vekilleri ve MGK tarafýndan lisaný-münasiple çoktan reddolunduðu halde, söz konusu ülkenin Baþkanýda dahil resmi açýklamalarýndaki ifadelerden kolaylýkla teþhis edildiði üzere, bu devlet, 82 yýl önce de kurulmasýný hiç istemediði Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karþý maalesef tam bir "stratejik düþman" yaklaþýmýyla yürüttüðü "etnik parçalama" maksatlý faaliyetlerinden hâlâ vazgeçmiþ görünmemekte.

-Irak Cumhuriyeti topraklarýnýn bir kýsmý üzerinde lâfta karþý olduðu "kukla devlet"i, Türk Devleti otoritesine düþman piyonlarýyla birlikte kuran;

-12 yýldýr ambargo yoluyla kabul ettirilmeye çalýþýlan "etnik parçalama projesi"nin sadece kendisi ve yandaþlarý için "çözüm", fakat Irak, Türkiye, Suriye ve Ýran, giderek bütün Avrasya ve dünya içinse tam bir "sorun" olmasý gibi, yine sadece onu kabul ettirmeye çalýþanlar için "çözüm", fakat 1974 Kurtuluþ Harekâtýný baþlangýç alýrsak, 28 yýldýr ambargo altýnda bulunan Kýbrýs Türk Cumhuriyeti için "sorun" oluþturan "Kofi Annan plâný"ný, tam da Milli Kararlýlýðýn Irak Cumhuriyeti Devleti'nin otoritesi avdet edene kadar Kuzey Irak'ýn kontrolünü cephe cepheye savaþmakta dahil Bush yönetimine asla býrakmayacaðý belli olmaya baþladýðý bir dönemde Ýngiltere'yle birlikte gündeme getiren;

-Öncesinde yapýlan açýklamalara, BM kararlarýna bakýldýðýnda, öz itibarýyla on bir yýl evvelki saldýrýnýn görünür amaçlarý olan "Kuveyt'in kurtarýlmasý"... Irak'ýn "silâhsýzlandýrýlmasý" amaçlarýyla, bugün bölgeyi "etnik parçalara bölerek þekillendirme" amacý arasýndaki baðlantýyý mevcut uluslararasý hukukla dahi bir türlü kuramayan ABD, bir an evvel Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin stratejik düþmaný olmadýðýný, bir baþka ifadeyle Merkezdoðu coðrafyasýnda Türkiye'de dahil, devletleri federal parçalara ayýrmak ham hayalinden vazgeçtiðini açýklamalý, bu açýklamalar doðrultusunda inandýrýcý adýmlar atmalý.

ABD yönetimi, "stratejik düþman" deðilse, meselâ;

-"Ýngiliz sömürgecilerine karþý bir 'Baðýmsýzlýk savaþý'yla kurulmuþ ABD olarak büyük saygý duyduðumuzu her fýrsatta tekrar ettiðimiz, Kurucu Ulusal Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Merkezdoðu coðrafyasýnda baþarýyla izlediði iyi komþuluk esasýna dayalý baðýmsýzlýkçý dýþ politikaya gönülden saygýlýyýz"...diyebilir;

-Irak Cumhuriyeti Devleti'ne karþý, zamanýn yönetimi tarafýndan gerçekleþtirilen 91 saldýrýsý, Okyanusun öbür tarafýndan gelen Ýngiliz iþgalcilere karþý, son nefesini, 'vataným için verecek sadece bir hayatým var, üzgünüm' diyerek ölümü kucaklamýþ Nathan Hale gibi büyük Amerikan vatanseverlerinin kemiklerini sýzlatan haksýz bir saldýrýydý. Avrupa'nýn iki yüzyýl süren acý tecrübesinden ders alýyor, büyük uygarlýklarýn, semavi dinlerin beþiði, Peygamberler diyarý bu coðrafyada rejim deðiþtirme plânlarýndan vazgeçiyoruz"...diyebilir.

- Maruz kalan ülkeler için bir "sorun" teþkil eden ambargo gibi "çözüme zorlayýcý" uygulamalardan Merkezdoðunun arýndýrýlmasýna katkýda bulunabilir; Irak'a ve Kýbrýs'a yönelik ambargo uygulamalarýna son verebilir.

Bu tür açýklamalarla, adýmlarla Türkiye'nin "stratejik düþman"ý olmadýðýný göstermek, ABD'nin elinde.

Belli bir tutumun, siyasetin, gayesi "çözümsüzlük" olarak plânlanýp izlenmesi mümkün olmadýðý gibi, bir defa gerçekleþtirildikten sonra diðerlerine göre, "yeni bir sorun...çözümsüzlük" teþkil etmeyecek sonuçlara yol açmayacaðý þimdiden garanti edilebilecek, Cehennemden Cennete yolculuk gibi bir "çözüm"de söz konusu olamaz. Belli bir güç ve karar merkezine göre "sorun" olan veri denge hali, bir uygulama, bir baþka güç ve karar merkezine göre "çözüm"dür, meselâ; "Kofi Annan Plâný"ný, adadaki her iki toplum için "kalýcý barýþ...kalýcý çözüm" olarak görenlerle, bu plâný hazýrlayan güç ve karar merkezlerine göre, Kýbrýs'ta varolduðunu tespit ettikleri "çözümsüzlüðün sebebi", 1974 Kýbrýs Kurtuluþ harekâtýdýr. Plandaki "çözüm önerileri"nin bilinçaltýnda, bu harekatýn kazanýmlarýný harekât sanki hiç yapýlmamýþ gibi ortadan kaldýrma arzusu var.

Onlara göre;

-Kýbrýs'taki mevcut durumun adý, "çözümsüzlük"tür.

-1959'da Ýngiltere, Yunanistan ve Türkiye arasýnda Londra ve Zürih anlaþmalarýnýn imzalanmasýndan sonra, eþit egemenlik esasýna göre iki toplumlu ortaklýk devletinin kurulduðu 15 Aðustos 1960'la, Kýbrýs Kurtuluþ harekâtýnýn gerçekleþtirildiði 1974 arasý, "iyi-kötü yürüyen demokratikleþme süreci"dir.

-Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtý, "demokratikleþme sürecini kesintiye uðratan bir tür askeri darbe"dir. Mevcut "çözümsüzlük durumu"nun sebebi ve koruyucusu iþte bu "Demokratikleþme sürecini kesintiye uðratan askeri darbe" kliþesine uydurduklarý Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtýdýr.

-Merkezdoðuda görmek istemediðimiz türden lâçka yönetimlerin sonuncusu tarafýndan Atillaya kabul etmesi için tam da Ermeni iddialarýnýn "soykýrým" olarak kabul edildiði 28 Þubat gününe kadar süre tanýndýðý sýk sýk hatýrlatýlan "plan" ise, "kalýcý çözüm"dür.

Bize göre ise;

-Kýbrýs'taki mevcut durumun adý, Kýbrýs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliðini, Türkiye'nin garantör devlet konumunu ortadan kaldýrmaya yönelik "ilhak teþebbüsü"dür.

-1959'da Ýngiltere, Yunanistan ve Türkiye arasýnda Londra ve Zürih anlaþmalarýnýn imzalanmasýndan sonra, eþit egemenlik esasýna göre iki toplumlu ortaklýk devletinin kurulduðu 15 Aðustos 1960'la, Kýbrýs Kurtuluþ harekâtýnýn gerçekleþtirildiði 1974 arasý, iki toplumlu devlet kurulduktan sonra dahada hýzlanan "enosis süreci"dir.

-Kýbrýs'ýn Yunanistan'a baðlanmasýný, "enosis süreci"ni son anda durduran 74 Harekâtý, "kurtuluþ harekâtý"dýr.

-"Kofi Annan Planý" ise, "sorun"dur...

Benzer þekilde, Türkiye'de dahil, bölgemizin etnik parçalara ayrýlmasý, Merkezdoðuda görmek istemediðimiz türden lâçka yönetimlerin sonuncusu olmaya aday hükümete göre, "çözüm", bize göre ise, bölge çapýnda bir mücadele ile sona erdirilecek bir "kalýcý sorun"dur.


Birlik ve Bütünleþme

1.03.2003

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

..

"Türk milleti, yönetimini baþka milletlere teslim edenlerden söküp alacak kudrette bir milletdir"...
..

“Cumhuriyet ve baðýmsýzlýk bütünlüðü mutlaka kurulacak, Mustafa Kemal Atatürk Türkiyesi’nin Merkezdoðu politikalarý esas kýlýnacaktýr
..


61. Gün...

Meclis?...12 yýlý masaya yatýracaktýn?... Hani?


Milli Kuvvetlere...


AKP yöneticilerinin "sorunu", Türkiye'nin önünde aþýlmasý gerekli birer "esas sorun" olarak duran, Irak'ta ABD, Kýbrýs'ta AB projelerini, bu projelerin sahipleri ve onlarýn Ankara'ya atanmýþ ABD-AB sözcüleri gibi davrananlarýn "esas sorun" kabul ettikleri "Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyet bütünlüðü"nü ve Türk Ordusunu onlarýn gözüyle görmeden "çözüm" olarak savunmanýn imkânsýzlýðýný bir türlü kavrayamamalarýnda.

Yoksa, "...'dýþ dengeler nedeniyle yapmak zorunda kaldýðýmýz, 'Kýbrýs'ta 28 Þubata kadar çözüm yönünde bir karar çýkmazsa burada iþler zorlaþýr' veya 'Irak konusunda ABD ile ayný hassasiyetleri paylaþmak' gibi düzeltici açýklamalarýn, meselâ, 'Atatürk dönemi politikalarýna dönmek, baþtan ayaða ters, kepazeliðin ta kendisi 12 yýllýk sözümona Irak politikasýný deðiþtirme düþüncesinden caydýklarý þeklinde yorumlanmamasý gerektiði" manasýnda açýklamalarda bulunulurdu.

"Siyaset sorun üretme deðil çözüm üretme sanatýdýr". Fakat siyaset, bir "çözüm üretme sanatý" olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türk Ordusunu "sorun" olarak gören ABD ve AB'nin "esas temsilcileri"nin hemen her bültende yer alan, bir yandan Kuzey Irak'ta beklentiler "üç gün içinde karþýlanmadýðý", diðer yandan ise 28 Þubata kadar "Kofi Annan plâný" kabul edilmediði taktirde, "Türkiye'nin aðýr bir bedel ödemek zorunda kalabileceði" þeklindeki tehditlerin vehametine dikkat çekmek olarak icra ediliyorsa, melodisi kulaða ne kadar "sanat"lý da gelse bu nihayet baþkasýnýn "aranjmaný"dýr, halbuki biz içinden ancak kendi "beste"mizi çalarak çýkabileceðimiz dar bir tünelden geçiyoruz.

AKP yöneticilerinin sýk sýk sadece Irak Cumhuriyeti Devleti'ne yapýlan "sorumlu davranma" çaðrýlarýnýn, "uluslararasý iliþkilerde sorumsuz davranma" ayrýcalýðýna sahip olduðuna inanan ABD'nin bizatihi "tanrýlýk vasfý"nýn zýmnen kabulü anlamýna gelmesi "sanatý"nda olduðu gibi...

"Siyaset sorun üretme deðil çözüm üretme sanatýdýr". O zaman üretiniz... Meselâ;

-Türk Ordusunun siyasette aðýrlýðý olduðundan yakýnan AB temsilcilerine, "Türkiye gibi, sözümona 'sivil siyaset' denen sahanýn, baþka ülkelerdeki 'sivil karar merkezleri'nin kontrolundaki AB-ABD müptelâsý 'üniformasýz askerleri-nüfuz ajanlarý' tarafýndan belirlendiði bir ülkede, Türk milletinin bu iç cephe ihanetini, Kurtuluþ Savaþý'nda olduðu gibi, ancak ordusuyla birlikte yenilgiye uðratabileceðini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin böyle kurulduðunu" hatýrlatmakla baþlayýn. Hatta, "Tam da bu nedenle, ikili kuþatma altýndaki Türkiye’de ordunun siyasetteki aðýrlýðý azalmayacak, aksine artacaktýr. AB’siyle, ABD’siyle batý, 'demokrasi'nin birde doðu versiyonu olduðunu anlamalý, 'doðu demokrasileri' gerçeðini kabullenip, inadý býrakmalý"...deyin.

-" Kuzey Kýbrýs Türk Cumhuriyeti'ni hedef alan 28 yýllýk ambargonun "sorun" olduðunu söyleyin, kaldýrýlmasýný talep edin; bu "beklenti"yi en geniþ manada tabana yayýp, "ulusal istek" gücüne yükseltecek bir kampanya baþlatýn.

-Kýbrýs'ta, ellerinde "Türk deðiliz, Kýbrýslýyýz!" pankartlarý taþýyan, bir 30 bin kiþi yürütülmüþse, bu durumun "Yunan Baþbakanýn ne kadar kararlý olduðunu gösterdiði, 28 Þubata kadar 'çözüm plâný' kabul edilmediði taktirde daha vahim geliþmelerin kapýya dayanabileceði" anlamýnda demeçler vermek yerine, mesela, "Biz bu tehditleri 80 yýl evvelinden, Sakarya savaþý günlerinden hatýrlýyoruz, o zamanda iç cephe içinde kendilerini düþmanýn savurduðu tehditleri tekrarlamakla görevli bilen bir takým sanatkâr insanlar, 'Gâvur Ýzmir'de kalacaktý, milli egemenlik savaþýna kalkýþtýnýz, sorun çýkardýnýz, þurada çayýmýzý, kahvemizi içiyorduk, durduk yerde adamlarý Ankara'ya getirdiniz!' diye feveran ederek Milli Kararlýlýðý kýrmaya, iradesini yumuþatmaya çalýþmýþlar fakat baþarýya ulaþamamýþlardý, o sebebten paniðe mahal yok. Kýbrýs Türk Cumhuriyeti'nde bazýlarý kendilerini Türk milletine mensup hissetmiyor diye, Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtý'nýn kazanýmlarýndan vazgeçecek deðiliz. Ýcap ederse 30 bin kiþide 'Türküz, Kýbrýslýyýz' diye yürür. Kýbrýs'tada yürür, Türkiye'de de yürür"...deyiniz.

-Merkezdoðu'da izlediði politika bölgemiz devletleri için baþlýbaþýna bir sorun teþkil eden ABD'nin "beklentisi" o yönde diye 90 Aðustosunda Irak Cumhuriyeti'yle bir gecede kopardýðýmýz iliþkileri olmasý gereken seviyeye çýkarýn. Masrafý Türk milletine ödetilerek gûya karþý olunan kukla yapýlanmayý adým adým kurmak ve Ankara'yý "örgüt-devlet"lerin cirit attýðý bir þehir haline getirmek þeklindeki 12 yýllýk saçma politikayý terkedin.

12 yýldýr baþýný dik tutan Baðdat'ta kurtulun bu "tanrý" korkusundan.


Birlik ve Bütünleþme

1.01.2003



"Türk milletinin ruhu, Bush'un aksýrýðýndan, Powell'in iyimser olup olmamasýndan, "ABD'nin ne kadar kararlý olduðunu" çýkarýp "haberleþtiren" sahte Atatürkçülerin medyasýnýn tasallutu altýndadýr.

Yeni yýlla birlikte, psikolojik savaþta insiyatifin, Türk milletiyle aramýzda bir “Poe duvarý” gibi duran mevcut Pentagon-Brüksel borazaný “etnik ittifakýn sahte Atatürkçü medyasý”ndan “milli kuvvetlerin medyasý”na geçmesi lâzým...

Haleti ruhiyede,"direniþ"ten "taarruz"a yükselme yolunda bu mutlaka baþarýlmak zorunda"

...

Milli Kuvvetlere...


Türk insanýný terörize eden, milli kiþiliði ezen "haber" faaliyetleri, 2002'yle birlikte kapanmýþtýr. Medyayý, artýk bu faaliyetlerde bulunmaya cesaret edemez hale getirmeli.

Pentagon-Brüksel Medyasý, mutlaka ama mutlaka etkisiz hale getirilmeli.

Birlik ve Bütünleþme

12.31.2002

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...
..

"Bu genel, çok yönlü ve haince saldýrýlara karþý biz de, daha Meclis açýlmadan önce, Afyonkarahisar'da da, Eskiþehir ve bütün demiryolu boyunda bulunan yabancý devlet askerlerini Anadolu'dan çýkararak; Geyve, Osmaneli, Cerablus köprülerini yýkarak ve Meclis toplanýr toplanmaz Anadolu'daki yüksek din bilginlerinden fetva alarak karþý önlemlere giriþtik"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

"ABD'nin Türkiye'den beklentileri ve son geliþmeler, Türkiye'nin uzun vadeli çýkarlarý çerçevesinde deðerlendirilmiþ ve BM kararlarý ve uluslararasý hukukun meþruiyeti temelinde barýþçýl yollarla çözüm sonucuna varýlmýþtýr"

Türk milli iradesi


Milli Kuvvetlere...

1-ABD Dýþ Ýþleri Bakaný Powel, anlam olarak, "Irak (Cumhuriyeti Devleti) parçalanabilir, etnik parçalanmaya uðrayabilir; üçe bölünebilir, fakat önlemek için elimizden geleni yapacaðýz" þeklindeki demeciyle, sanýrým Meclis ve hükümet, þayet MGK'nýn, "ABD'nin Türkiye'den beklentileri ve son geliþmeleri, Türkiye'nin uzun vadeli çýkarlarý çerçevesinde deðerlendirdikten" sonra "sorunun BM kararlarý ve uluslararasý hukukun meþruiyeti temelinde barýþçýl yollarla çözümü için gerekli çabalarýn sürdürülmesinin önemi"ne yaptýðý vurgunun Türkiye'yi "üçten de fazla" etnik federal beyliklere parçalayacak "beklentiler"in karþýlanmasýnýn kabul edildiði anlamýna geldiðini görmedikleri taktirde, ABD olarak Irak'ýn "adým adým üçe bölünmesini" önleyemeyebileceklerinden duyduklarý korkuyu dostça hatýrlatmýþ oluyor.

2-Hükümet üyelerinin, AKP yöneticilerinin, kitabýna uydurulana ve AKP'ye oy verenler "telkin kampanyasý"yla ikna edilene kadar ABD'den beklemesi istenilen, önceden varýlmýþ bir "gizli mutabakat" varmýþ gibi, "Mecliste þöyle bir kaygý sözkonusu... Parti tabanýndan gelebilecek bir tepkiyle, savaþa karþý ters bir karar çýkarmý diye... Gizli oturum yapýp milletvekillerini bilgilendireceðiz"... gibi demeçler vermeleri doðru deðildir.

"ABD'nin Irak'a müdahale için ikinci kararý beklemesinden yanayýz"... "BM Güvenlik Konseyi karar alýrsa, bizi baðlar" benzeri siyasi irade beyanlarýyla, "alýnmamýþ ve alýnmasý içinde ortada bir sebeb bulunmayan bir karara, alýndýðý taktirde baðlý olunacaðýný ABD'ye þimdiden ilân etmek, gereksizlikten öte, ABD'yi cesaretlendirmektir.

3-Türk Milletini bir oldu bittiyle karþý karþýya býrakacak bir "gizli oturum" kabul edilemez.

Birlik ve Bütünleþme

12.27.2002


Milli Kuvvetlere...

"Kurtuluþ Savaþý Türkiyesi"nin karþý çýktýðý, "Baðýmsýz Cumhuriyet"i tanýmayan "Türkiye"nin katýlmak istediði, resmi açýklamalarýn ise, sadece BM Güvenlik Konseyi kararý alýnmasýna da deðil, fakat uluslararasý dayanýþma þartýna baðladýðý Irak Cumhuriyeti Devleti'ne yönelik ABD saldýrýsýna, "savaþ"a, sanki her iki "Türkiye"de "katýlma kararý" almýþ ve bahsolunan resmi açýklamalar yalanmýþ gibi; "hazýrlanýlmaz"...

Her iki ihtimale göre alýnmasý gereken "tedbirler"le, "savaþ hazýrlýklarý" arasýnda fark var.

Havaalanlarýnýn açýlmasý, kanýn fiatýnýn tartýþýlmasý, Anadolu'nun Amerikan askerlerine açýlmasý, limanlarda, üslerde "geniþletme çalýþmalarý"nýn baþlatýlmasý "savaþ"ýn, dikkat edin, resmi tutuma göre asýl savaþ sebebi olmasý gereken Kuzey Irak'taki "fiili durum"u sona erdirecek bir "savaþ"ýn deðil, Türkiye'de dahil bütün Merkezdoðu'yu birbirleriyle ihtilâflý "etnik federal beylikler"e parçalayacak "Irak Savaþý"ýnýn çýkacaðý ihtimaline göre, hatta çýkarmak için alýnan "tedbirler" olduðuna göre, savaþýn çýkmayacaðý ihtimaline göre, daha doðrusu "önlemek için" alýnan "tedbirler", yürütülen faaliyetler nelerdir?

Kurulmasýnýn savaþ sebebi sayýlacaðý mevcut yapýlanmanýn Kuzey Irak'ta kurulmasý, "resmen tanýnmadýðý halde tanýnmasý" ancak "resmen tanýndýðý halde yok farzedilen", hükümran devlet olarak BM üyesi Irak Cumhuriyeti Devleti'nin baþkenti Baðdat'a ise Türkiye Cumhuriyeti elçisinin gönderilememesi, Kýbrýs'ta "barýþçý", Kuzey Irak'ta yine "barýþçý" medyanýn tam da bu iki "barýþçý sebeb"ten ötürü "Irak savaþý" adýyla Irak'ýn bütününe yönelik bir "savaþý"ýn çýkmasý için her türlü çabayý göstermesi, Musul-Kerkük'ü "az sayýda"Amerikan askerine teslim etme kararýný bile almasý, ABD saldýrýsýný önlemek amacýyla alýnmýþ "tedbirler" silsilesinden sayýlabilir mi?

Uzun uzun misallerle ispatlamaya gerek yok, Türkiye ve dünyada olup bitenleri belli bir gücün menfaatlerine göre haberleþtiren, mesela hep "AB' ile, ABD ile birlikte olan" medya, Türk Milletinin önünde mutlaka çözülmesi gereken bir sorun olarak duruyor. Bu sorun çözülmeden, içte ve dýþta baþkalarýnýn oyuncaðý olmaktan kurtulunamaz, alýnmasý gerekli "tedbirler" alýnamaz, sosyal devlet kurulamaz.

Bünyesinde çalýþanlarda dahil, "amacýmýz eðitmek deðil, eðlendirmek" itirazýný anlamsýzlaþtýran "beyin yýkayýcý" özelliði nedeniyle televizyonlarýn, haber bültenlerinin baþýna veya sonunda;

"Bu bültenlerde yapýlan yorumlar televizyonumuzun görüþüdür, gerçeði bütün yönleriyle olduðu gibi ve yan tutmadan aktardýðýmýz söylenemez. Ýzleyicilerin dikkatine", veya;

"Haber servisi olarak belli bir görüþümüz yoktur, haber bültenlerinde yapýlan yorumlar, televizyon sahibinin görüþleriyle çeliþmeyen görüþlerdir. Gerçeði bütün yönleriyle olduðu gibi ve yan tutmadan aktardýðýmýz söylenemez. Ýzleyicilerin dikkatine!" veya;

"Haber bültenlerinde, programlarda çalýþanlar televizyon sahiplerinin siyasi görüþüne çok zýt yorumlar yapamazlar. Dolayýsýyla gerçeði bütün yönleriyle olduðu gibi ve yan tutmadan aktardýðýmýz söylenemez. Ýzleyicilerimizin dikkatine!" gibi bir uyarý ibaresinin yer almasý gerekir.

Ýnsanlarýn, öyle olmadýðýný önceden bilselerde, ekran karþýsýnda "objektiv ses" olarak algýlayýp, dinledikleri "haberler"in, söz konusu "geliþmeler"in ancak belli bir görüþe, bir "siyasi tercih"e uygunluðu þartýyla "haberleþtirilmiþ bilgisi" olarak onlara ulaþtýðýndan her bültende "haberdar" edilmeleri, "haberler"i dinlerken ekranýn bir köþesinde ki ikazla "Tanrý'nýn objekiv olmadýðý"ný hatýrlamalarý, "ifade özgürlüðü"nün öbür yüzü; "doðru olaný, doðruya en yakýn olaný bilme hakký" gereðidir.

Her millici, her gerçek vatansever "haber izlemenin bir kurtuluþ savaþý faaliyeti" olduðunu unutmadan dinlemeli, medyaya anýnda karþýlýk vermeli.

"Hey!... Uyuma!..."


Birlik ve Bütünleþme
Baþtan ayaða dil kesildim...


"Çevremizde gördüðümüz yamru, yumru insanlar aslýnda genel bir düzensizliðin ürünüdür"
..

"Günümüz demokrasisinde (doðu ve batýda) geçerli olan fikir þudur: Kiþi ruhsal ve tinsel olarak mümkün olduðu kadar otonom olmalýdýr, bu onun kendine özgü ve önemli olan iç özgürlüðüdür; yani dýþ özgürlüðünü ise ekonomi ve devlet belirler"
..

"Bugün toplu yönetim vardýr ve bunun bütün araçlarý hazýrdýr: Yýðýnýn tam tatmini, pazarlama sanayi psikolojisi, computer matematiði, science of human relations (insan iliþkileri bilimi); iþte bütün bunlar kiþiyi gitgide köleleþtirmektedir. Düþüncenin demokratik bir yokedilmesi vardýr bugün, ortalama insanýn bütün dünya görüþü þartlanmakta, programlanmaktadýr (iþinde, üretim ve tüketim âletini kullanýrken).

"Ýlerlemiþ sanayi ülkelerinde toplum maddeselleþtikçe, yani geniþ yýðýnlarýn yaþama olanaklarý arttýkça, bu ilerlemenin sefalet ve mutsuzluk getirdiði, artan üretimciliðin, artan yok oluþ demek olduðu, teknolojinin kurtuluþ mekanizmasýný nasýl bir kölelik mekanizmasý haline getirdiði gittikçe belirginleþmektedir"...
..

"Ben baský altýnda yaþayan ve sürekli olarak ezilen yýðýnlarýn doðal bir direnme hakký olduðuna inanýyorum; kurulu düzenin yasasýnýn yetersiz olduðu durumlarda yasa dýþý yollara baþvurmak doðaldýr. Yasa ve düzen her yerde, her zaman, kurulu olan hiyerarþiyi koruyanlarýn yasa ve düzenidir. Bu yasa ve düzenin otoritesini ondan acý duyanlara ve ona karþý savaþanlara övmek bütünüyle anlamsýzdýr, saçmadýr. Bu savaþý kiþisel çýkar ya da intikam isteði deðil, sadece onu yapanlarýn insan olmak istekleri yürütmektedir. Eðer bunlar bir yerde kuvvete baþvururlarsa, bu yeni bir zorbalýk zinciri kuracaklarýný deðil de, var olan zorbalýk zincirini kýrdýklarýný gösterir"

Herbert Marcuse

"Anadolu Savaþý hazýrlýklarý bütün hýzýyla sürerken, 'Kýbrýs'ýn Savunulmasý' konusuda tartýþýlýyor"

"Türkiye'nin yatýrýldýðý masadan artýk kalkmasý bekleniyor"

"Diðer bir gündem maddeside Anadolu Savaþý'nýn 'Sorunlu bölge medya'ya nasýl yansýyacaðý"

Harbiye Marþý...

"En önemli gündem maddesi: Türkiye Savaþý"

"Medya patronlarý, Amerikan ordusuyla omuz omuza"

"Sorunlu bölge: Medya"

Gündem: Türkiye Operasyonu.


"Muhtemel Anadolu Savaþý senaryolarý"

"Medya, adým adým yaklaþan Anadolu Operasyonunda nasýl davranacaðýný tartýþýyor"

"Arap kökenli Türk vatandaþlarý, Türkiye Savaþý'nda Millicilerle omuz omuza"


"Mican sen öleceksin, tabuta gireceksin,
Dokuz tahta altýnda ne cevap vereceksin?"


"Türkiye Savaþý" adým adým yaklaþýyor"

"Giderek yaklaþan olasý Anadolu Savaþý...

"Muhtemel Türkiye Savaþý gündemdeki yerini korurken"



Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...
..

"Bu genel, çok yönlü ve haince saldýrýlara karþý biz de, daha Meclis açýlmadan önce, Afyonkarahisar'da da, Eskiþehir ve bütün demiryolu boyunda bulunan yabancý devlet askerlerini Anadolu'dan çýkararak; Geyve, Osmaneli, Cerablus köprülerini yýkarak ve Meclis toplanýr toplanmaz Anadolu'daki yüksek din bilginlerinden fetva alarak karþý önlemlere giriþtik"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder.



12.26.2002

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...

..

"Bu genel, çok yönlü ve haince saldýrýlara karþý biz de, daha Meclis açýlmadan önce, Afyonkarahisar'da da, Eskiþehir ve bütün demiryolu boyunda bulunan yabancý devlet askerlerini Anadolu'dan çýkararak; Geyve, Osmaneli, Cerablus köprülerini yýkarak ve Meclis toplanýr toplanmaz Anadolu'daki yüksek din bilginlerinden fetva alarak karþý önlemlere giriþtik"...
..

"Bu durum, ne Ulusal Örgüte karþý herþeyi onur iþi yapan Harbiye Nazýrýnýn, ne de Osmanlý Devletinin baðýmsýzlýðýný saðlamak sorumluluðunu yüklenmiþ olan Hükümetin onuruna dokunmuyor. Bu durumun, kendilerinin onurunu ve devletin baðýmsýzlýðýný çoktan zedelemiþ olduðunu anlamak istemiyorlar... Hiç olmazsa protesto etmiyorlar. Hiç olmazsa: "Baðýmsýzlýðý ortadan kaldýran bu sataþmaya ve saldýrýya maþa olamayýz!" diye baðýrmayý göze alamýyorlar... Göze alamýyorlar baylar, çünkü korkuyorlar. Nitekim korktuklarý baþlarýna geldi. Bunu yakýnda göreceðiz"...
..
Niçin? Evet, niçin? Buna bugün cevap isterim! Çünkü baylar, bu grubu kurmayý vicdan borcu, ulus borcu bilme durum yeteneðinde bulunan baylar inançsýzdýlar... korkaktýlar... bilgisizdiler.

Ýnançsýzdýlar; çünkü, ulusal isteklerin gerçekliðine ve bu isteklerin dayanaðý olan ulusal örgütün saðlamlýðýna inanmýyorlardý.

Korkaktýlar; çünkü ulusal örgütten olmayý tehlikeli görüyorlardý.

Bilgisizdiler; çünkü, kurtuluþun tek dayanaðý ulus olduðunu ve olacaðýný kavrayamýyorlardý. Padiþaha dalkavukluk ederek, yabancýlara hoþ görünerek, yumuþak ve nazik davranarak, büyük ülkülerin gerçekleþtirilebileceðine inanma aymazlýðýný gösteriyorlardý. Bundan baþka, baylar, iyilik bilmez ve bencil idiler... Ulusal ülkünün ve ulusal örgütün kýsa bir zamanda saðladýðý þerefi ve varlýðý küçümsüyorlardý. Yaratýlmýþ olan durum ve varlýðýn kolayca elde edilebileceði sanýsýna ve kuruntusuna kapýlmakla çirkin büyüklenme duygularýný doyurma sevdasýna düþüyorlardý"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder


Milli Kuvvetlere...


1-Milli Kuvvetler Koalisyonu... Milli Kuvvetler Koalisyonu, insanlýðýn, uygarlýðýn, büyük dinlerin beþiði 10 bin yaþýndaki Merkezdoðu’da silâh zoruyla rejim deðiþtirmeye, 11 yýldýr bütün bölgeyi birbirleriyle ihtilâf halinde etnik parçalara ayýrmaya çalýþan ABD saldýrganlýðýna karþý, kesim ayrýmý yapmaksýzýn, devlet içindeki ve dýþýndaki her kesimden samimi vatansever kiþilik ve kurumlardan oluþur.

Meclisinden hükümetine, hemen hemen bütün kurumlarýyla, biri kayýtsýz-þartsýz Amerikancý-Avrupacý, diðeri kayýtsýz þartsýz millici olmak üzere ikiye bölünmüþ durumdaki Türk Devlet kurumlarýnýn, “Kurtuluþ Savaþý Ruhu”na sahip çýkan millici kanadý, Ýran ve Suriye, saldýrganýn ilk hedefi Irak Cumhuriyeti Devleti’nin “tabii, tarihî müttefik”i konumundadýrlar.

2- Faaliyetleri Türk milletinin kontrolu dýþýnda bulunan “yabancý güçler”in “görev süresi”nin uzatýlmasý “kararý”da dahil, “hükümet” ve “meclis” içindeki kayýtsýz-þartsýz Amerikancý-Avrupacý unsurlarýn aldýklarý, milletimizin geleceðini karartan, tarihin akýþýna ters “kararlar”ýn Türk milleti nazarýnda hiçbir geçerliliði, baðlayýcýlýðý yoktur.

Saldýrganýn son 11 yýlda büyük ölçüde medya aracýlýðýyla gerçekleþtirdiði iç cephe ihanetiyle þu anda bile içten içe Irak Devleti’nden daha fazla yýkýlmýþ, parçalanmýþ, ahlâken çürütülmüþ “Türkiye”nin , nesiller üstü “Kurtuluþ Savaþý Ruhu”na sahip çýkan Milli kuvvetler, onu doðuran tarihi þartlarýn itmesiyle adým adým “merkezi siyasi otorite” konumuna yükseldiði gerçeðini doðru deðerlendirerek kurumlaþmaya, söz konusu ülkelerle bugünden geleceðe kalýcý iliþkiler geliþtirmeye, Kuzey Irak’da dahil, “baðlayýcý ortak kararlar” almaya, bu kararlarý, radyosuyla, televizyonuyla, gazeteleriyle, ellerindeki her türlü imkânla Türk milletine duyurmaya mezundurlar.

3-Medya içinde, Türk milletini saldýrganýn bir kapatmasý olarak gören milli kiþiliði ezilmiþ unsurlarýn haber bültenlerine itibar edilmemeli, Türklüðe karþý yürüttükleri psikolojik savaþa misliyle, fakat lisanda çirkinleþmeden, seviyeyi düþrmeden karþýlýk vermeli.

Türk milletini saldýrganýn bir kapatmasý olarak gören milli kiþiliði ezilmiþ unsurlarýn Irak topraklarýný birbiriyle ihtilâflý “etnik federal beylikler”e parçalayacak bir “savaþ”ý kýþkýrtýrken kullandýðý yakýþtýrmalardan bazýlarý;:

-“Irak Operasyonu”... “Irak Savaþý” yakýþtýrmalarý: Irak’ta rejimi silâh zoruyla deðiþtirecek, Irak topraklarýný birbiriyle ihtilâflý “etnik-federal beylikler”e bölecek bir “savaþ”ýn dilidir.

-“Kýbrýs Sorunu” yakýþtýrmasý: 28 Þubat’tan itibaren “AB topraðý” olmadýðý taktirde “tarihi bir fýrsat”ýn kaçýrýlmýþ olacaðý propagandasýnda kullanýlýr. Irak’ýn bütününe yönelik “savaþ” isteyen "Türk" medyasý, Kýbrýs’ta “barýþçý”dýr. Türk tarihine, “Midnight Expres”in penceresinden bakan medya, dolayýsýyla Kýbrýs’la ilgili haberlerde, “Irak Operasyonu” yakýþtýrmasýna eþlik eden “savaþ görüntüleri”ne deðil, tüfeðinin namlusuna, miðferine çiçek iliþtirilmiþ asker görüntüsüne yer verir.

Irak’ta silâh zoruyla rejim deðiþikliðini ve Kuzey Irak’taki “fiili durum”u kabul etmeyen millicilerin, gerçek vatanseverlerin lisanýnda bu yakýþtýrmalarýn doðru karþýlýklarý þunlar:

-"Kuzey Irak Harekâtý”... “Kuzey Irak Savaþý”

-"Kýbrýs... Kýbrýs’ýn savunulmasý... Kýbrýs Savaþý"


Birlik ve Bütünleþme

12.25.2002

Milli Kuvvetlere...

1-Geleceðini ilgilendiren iki hayati konuda yabancý elçilerin, medyanýn bildiklerinden daha azýný bilen Türk milleti, iradesini temsil hakkýný verdiði Meclis'ten gerçeklerin yine gizleneceði, basma kalýp açýklamalarýn yapýlacaðý "gizli oturum" deðil, kararýný açýkça tartýþarak vermesini istiyor.

"Hantal Türk Devleti"ne ve Türk Ordusu'na, MGK'ya yönelik eleþtirilerde bulunurken "çaðýn gerçeði" olduðu vurgulanarak hemen hatýrlanan "þeffaflaþma"nýn, ayný kiþiler tarafýndan Meclis'in kendisi söz konusu olunca unutulmasý düþündürücüdür.

2-Adý, 90 ortalarýnda, tepki çekmesin diye olmalý, "Kuzeyden keþif gücü"ne çevrilen "Çekiç Güç"ün "görevi", baþýndan bugüne, Bay Yakýþ'ýn sandýðýnýn tersine, Kuzey Irak'ta Irak Cumhuriyeti Devleti'nin milli egemenlik hakkýný kullanmasýný engellemek, "Kürt Devleti"nin kurulmasýný saðlamak ve bu "devlet"i hem Irak'a hem de Türk Ordusu'na karþý korumaktýr.

Bu "güç"ün faaliyetleri Türk Devletinin ve Türk Ordusu'nun denetimi dýþýndadýr.

3-Bugün esas maksadý Irak ve Türkiye'nin kendi içlerinde birbirleriyle ihtilâflý "etnik-dini federal beylikler"e parçalanmasý olan "Irak operasyonu"nu Türk milletine kabul ettirmeye çalýþan, dolayýsýyla, Kuzey Irak'taki "fiili durum"u sona erdirerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti'de dahil bölgemizin parçalanmasýný kesin olarak bertaraf edecek bir "Kuzey Irak Harekâtý"na ise karþý çýkan uzmanlarýn 11 yýllýk sürece iliþkin yaptýklarý açýklamalar, büyük ölçüde 11 yýl evvel Amerikan propaganda makinesinin ortaya attýðý iddialarýn, "senaryolarýn" tekrarlanmasýndan ibarettir.


Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...
..


"Bu genel, çok yönlü ve haince saldýrýlara karþý biz de, daha Meclis açýlmadan önce, Afyonkarahisar'da da, Eskiþehir ve bütün demiryolu boyunda bulunan yabancý devlet askerlerini Anadolu'dan çýkararak; Geyve, Osmaneli, Cerablus köprülerini yýkarak ve Meclis toplanýr toplanmaz Anadolu'daki yüksek din bilginlerinden fetva alarak karþý önlemlere giriþtik"...
..

"Baylar, bu belgelerden anlaþýlmasý gereken en önemli ve en anlamlý nokta, bence hükümetin ortak notaya verdiði karþýlýkta, komiserlerin ileri sürdükleri noktalara büyük bir alçakgönüllülükle ve büyük bir incelikle karþýlýk verilirken bir yön üzerinde hiç durulmamýþ olmasýdýr. O da Baylar, Bay George Milne'in doðrudan doðruya Osmanlý Devletinin Harbiye Nazýrýna buyruk ve yönerge vermekte olmasýdýr. Bu durum, ne Ulusal Örgüte karþý herþeyi onur iþi yapan Harbiye Nazýrýnýn, ne de Osmanlý Devletinin baðýmsýzlýðýný saðlamak sorumluluðunu yüklenmiþ olan Hükümetin onuruna dokunmuyor. Bu durumun, kendilerinin onurunu ve devletin baðýmsýzlýðýný çoktan zedelemiþ olduðunu anlamak istemiyorlar... Hiç olmazsa protesto etmiyorlar. Hiç olmazsa: "Baðýmsýzlýðý ortadan kaldýran bu sataþmaya ve saldýrýya maþa olamayýz!" diye baðýrmayý göze alamýyorlar... Göze alamýyorlar baylar, çünkü korkuyorlar. Nitekim korktuklarý baþlarýna geldi. Bunu yakýnda göreceðiz. Korkmamak için, insanlýk onuruna ve ulusal onura dokunulamayacak bir çevrede ve öyle koþullar içinde bulunmak gerekir.

Buna önem vermeyenlerin, aslýnda bir insan için, bir ulus için dokunulmaz olarak kalmasý en büyük namus ülküsü olan kutsal kavramlar üzerinde, çoktan saygýsýz ve duygusuz olduklarý yargýsýna varmakta yanlýþlýk yoktur"...
..

"Baylar, þimdi de Ankara'ya gelen milletvekilleriyle iliþki kurmaya ve görüþme baþlayalým:

Milletvekilleri, hepsi bir günde ya da çeþitli günlerde topluca bulunmadýlar. Tek tek ya da küçük topluluklar olarak gelip gittiler. Bu kiþilerin ya da topluluklarýn hepsine ayrý ayrý hemen ayný temel noktalarý günlerce ve birçok kez anlatmak zorunda kaldýk. Her þeyden önce, manevî gücün, yürek ve vicdan gücünün yüksek tutulmasý gerekir. Bunu bilirsiniz. Bir de bu gücü artýrmak üzere: Ýlkin, iç ve dýþ durumun güven verici ve iç açýcý nitelikte geliþim gösteren noktalarýný ve yönlerini araþtýrarak açýklamaya ispatlamaya çalýþtýk. Sonra, belirli bir amaçla bilinçli ve kararlý olarak birleþmenin sarsýlmaz bir güç olduðu gerçeðini, yorulmaksýzýn tekrarladýk. Bir toplumun yaþamasýnýn ve mutluluðunun, ancak dilekte ve dileði gerçekleþtirme yolunda tam birlik olmasýna baðlý bulunduðunu açýkladýk. Yurdun kurtarýlmasý, baðýmsýzlýðýn saðlanmasý amacýna yönelmiþ olan ulusal birliðimizin, köklü ve düzenli örgütlerin bulunmasý ve bu örgütleri iyi yönetebilecek kafalarýn ve güçlerin, bir tek beyin, bir tek güç olarak birleþmiþ ve kaynaþmýþ duruma gelmesi ile amaca ulaþabileceðini söyledik ve bu arada, Ýstanbul'da açýlacak Millet meclisinde güçlü ve dayanýþýk bir grup meydana getirilmesi zorunluluðunu ortaya koyduk.

Ulus, ancak devletlerin yýkýlma ve çökme kargaþalarý içinde bulunduðu zamanlarda tarihin yazdýðý çok önemli ve korkunç günler yaþýyordu. Böyle günlerde yazgýsýný kendi eline almak uyanýklýðýný gösteremeyen uluslarýn geleceði karanlýk ve felâketlidir. Türk milleti bu gerçeði anlamaya baþlamýþtý. Bu anlayýþ sonucuydu ki, kurtuluþ umudu veren her içten çaðrýya koþmakta idi. Ancak, bir toplumun, uzun yüzyýllarýn uyuþturucu yönetim ve eðitiminin etkisinden bir günde, bir yýlda kurtulabileceðini düþünmek ve kabul etmek doðru deðildir. Böyle olduðu için, durumu ve gerçeði bilenler, elinden geldiði ölçüde kendi ulusunu uyarýp aydýnlatarak kurtuluþ yolunda ona kýlavuzluk etmeyi en büyük insanlýk ödevi bilmelidirler. Türk ulusunun yüreðinden, vicdanýndan kopup gelen en köklü, en belirgin istek ve inanç belli olmuþtu: Kurtuluþ! Bu kurtuluþ çýðlýðý Türk yurdunun bütün ufuklarýnda yankýlanmaktaydý. Ulustan, baþka bir açýklama istemenin yeri yoktu. Artýk bu isteði dile getirmek kolaydý. Nitekim, Erzurum ve Sývas kongrelerinde ulusal istek belirtilmiþ ve dile getirilmiþti. Bu kongrelerin ilkelerine gönülden baðlý olduklarýný söyledikleri için ulusça vekil seçilen kiþiler; her þeyden önce, bu ilkelere baðlý kimselerden, bu ilkeleri yayan dernekle ilgisini gösterir ad ve sanda bir grup kuracaklardý: "Müdafaai Hukuk Cemiyeti Grubu", Ýþte bu grup, ulusal örgüte ve dolayýsýyla ulusa dayanarak, her nerede olursa olsun, ulusun kutsal isteklerini korkmadan dile getirecek ve savunacaktý""Baylar, ulusun istek ve amaçlarýnýn da kýsa bir programa temel olacak biçimde topluca yazýlmasý görüþüldü. Ulusal Ant (Misaki Milli) adý verilen bu programýn ilk karalamalarý da, bir fikir vermek amacýyla, kaleme alýndý. Ýstanbul Meclisinde bu ilkeler, gerçekten toplu olarak yazýlmýþ ve saptanmýþtýr. Baylar, her görüþtüðümüz kiþi ya da kiþiler, bizimle düþünce ve görüþ birliði yaparak ayrýlmýþlardý. Ama, Ýstanbul Meclisinde "Müdafaai Hukuk Cemiyeti Grubu" diye bir grup kurulduðunu iþitmedik.

Niçin? Evet, niçin? Buna bugün cevap isterim! Çünkü baylar, bu grubu kurmayý vicdan borcu, ulus borcu bilme durum yeteneðinde bulunan baylar inançsýzdýlar... korkaktýlar... bilgisizdiler.

Ýnançsýzdýlar; çünkü, ulusal isteklerin gerçekliðine ve bu isteklerin dayanaðý olan ulusal örgütün saðlamlýðýna inanmýyorlardý.

Korkaktýlar; çünkü ulusal örgütten olmayý tehlikeli görüyorlardý.

Bilgisizdiler; çünkü, kurtuluþun tek dayanaðý ulus olduðunu ve olacaðýný kavrayamýyorlardý. Padiþaha dalkavukluk ederek, yabancýlara hoþ görünerek, yumuþak ve nazik davranarak, büyük ülkülerin gerçekleþtirilebileceðine inanma aymazlýðýný gösteriyorlardý. Bundan baþka, baylar, iyilik bilmez ve bencil idiler... Ulusal ülkünün ve ulusal örgütün kýsa bir zamanda saðladýðý þerefi ve varlýðý küçümsüyorlardý. Yaratýlmýþ olan durum ve varlýðýn kolayca elde edilebileceði sanýsýna ve kuruntusuna kapýlmakla çirkin büyüklenme duygularýný doyurma sevdasýna düþüyorlardý"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder


Milli Kuvvetlere...

1-Türk Milleti ABD Taleplerini çoktan reddetmiþtir. Milli Kuvvetler Koalisyonu'nun gündeminde ve lisanýnda, Kýbrýs'ýn savunulmasý ve "Kuzey Irak Harekatý" vardýr.

2-Ankara'daki Meclis, "kurtuluþ savaþý meclisi"mi yoksa "ABD-AB iradesinin temsilcisi"mi olduðuna artýk bir karar vermeli, Türk Milleti önünde durumunu açýkça ifade etmeli. Ýçerde baþka, dýþarda baþka konuþmakla olmaz.

ABD-AB iradesinin temsilcisi bir Meclis ise, hiç lâfý eveleyip gevelemeden;

-11 yýlda adým adým kurulan, fiiliyatta zaten "tanýnan" Kuzey Irak'taki yapýlanmayý "Baðýmsýz Kürt Devleti" olarak tanýdýklarýný, Ankara'daki "temsilcilik"lerin "elçilik" olduðunu,

-Kýbrýs'ý 28 Þubat'tan itibaren "AB topraðý", Türk Ordusu'nu ise "iþgalci" olarak kabul edeceklerini,

-Türkiye'de dahil bütün Merkezdoðu' için düþünülen, birbiriyle itilâflý "etnik federal beylikler"e parçalama projesinin ilk adýmý olan "Irak operasyonu"na katýlmayý kabul ettiklerini, dolayýsýyla 1923'te Kurtuluþ Savaþý'yla kurulan milli-üniter Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sona erdiðini, Kemalist dönemin kapandýðýný ilan etsinler.

Kurtuluþ Savaþý Meclisi ise, hiç öyle ABD'den AB'den korkmadan, ürkmeden;

-11 yýlda adým adým kurulan Kuzey Irak'taki yapýlanmayý "Baðýmsýz Kürt Devleti" olarak tanýmadýklarýný, Ankara'daki "temsilcilik"lerin "örgüt bürosu" olduðunu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin baðýmsýz devlet olarak tanýdýðý Irak Cumhuriyeti Devletinin baþkenti Baðdat'a bu durumun icabý ve ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de iddia edildiði gibi bir ABD kuklasý olmadýðýný, kararlarýný kendisi alabilen gerçekten baðýmsýz devlet olduðunu göstermek üzere, Türk büyükelçisinin derhal gönderileceðini,

-Kýbrýs'ýn AB tarafýndan ilhak edilmesine karþý olduklarýný,

-Irak Cumhuriyeti'nde silâh zoruyla rejim deðiþtirmenin, 11 yýlda Türkiye'mizi parçalanmanýn eþiðine getiren kafasýzlarýn kendilerinin de inanmadýklarý, "Saddam gider, kavga biter" palavrasýnýn aksine bir son deðil, ayný yöntemin baþka ülkelere de uygulanacaðý, bölge çapýnda "iç savaþlar dönemi"nin baþlangýcý olacaðýný, dolayýsýyla ABD Taleplerine boyuneðilmeyeceðini, Milli devletin baðýmsýzlýðýnýn bedeline bakmasýzýn tam manasýyla tesis edileceðini, "Kurtuluþ Savaþý Meclisi" olarak bunda kararlý olduklarýný açýkça ilân etsinler.

3-"Türk ulusunun yüreðinden, vicdanýndan kopup gelen en köklü, en belirgin istek ve inanç" 80 yýl önce neyse yine o: Kurtuluþ!
Eðer Meclis iyi niyetli, fakat "Türk yurdunun bütün ufuklarýnda yankýlanan bu kurtuluþ çýðlýðýný" duyamýyorsa veya "kurtuluþun tek dayanaðýnýn ulus olduðunu ve olacaðýný kavrayamamaktan" kaynaklanan bir tereddüt içindeyse, Millet, vatanýn dört bir köþesinde soðukkanlýlýðýný kaybetmeden sesini daha da yükseltmeli, esas sahibi bulunduðu Meclis'e giderek, onlarý cesaretlendirmeli...

Meclis kararýný versin.


Birlik ve Bütünleþme


12.23.2002



Ýstiklâl Marþý... Tam.


"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin”

“Bir millet, varlýðýna yönelmiþ öldürücü bir tehlikeyle karþý karþýya bulunduðunu idrak ettiði an þahlanýr”...
..

“Türk milleti ‘Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyeti’ tam manasýyla birleþtirmeye kesinlikle kararlýdýr.

’Cumhuriyet ve baðýmsýzlýk bütünlüðü’ mutlaka kurulacak, ‘Mustafa Kemal Atatürk Türkiyesi’nin Merkezdoðu politikalarý esas kýlýnacaktýr.

Türk milleti, bir daha kendi içinde kamplara bölünmeyecektir. Kesim ayrýmý yapmaksýzýn mücadele, Kuzey Irak’ta ve Kýbrýs’ta, ABD-AB taleplerini kabul etmeyen milli kuvvetlerle, Türk ordusuyla, bu talepleri Türk milletine kabul ettirmeye çalýþan anti-millici kuvvetler arasýndadýr”...
..

Mustafa Kemal Atatürk milliyetçiliði, biri üstünlüðünü her bakýmdan kabul ettiði batý medeniyetine hýristiyanlaþarak dahil olmak, diðeri ise tamamen doðuya çekilmek þeklinde uçlaþan iki görüþten farklý olarak, “batý medeniyetinin maddi geliþmiþlik düzeyine asýl mayamýz olan doðu maneviyatýndan kopmadan ulaþmayý” savunur. Avrupanýn parçasý olmayý, hýristiyanlaþma pahasýna isteyenler, iþte bu “Doðu maneviyatýndan kopmama” þartýný görmezden gelirler. Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran görüþün her iki uçla arasýndaki fark, yokluðunda milli varlýðýn daðýlacaðýný söylediði bu “doðu maneviyatýndan kopmama þartý”dýr ki kafalara dank etmeli”


50.Gün...


Yunanlý güçlerle, iç cephe ihanetiyle savaþan Türk Ordusu’na 1 Eylül 1921’de. ...”temsil ettiði bütün millet adýna, ordunun erinden en büyük komutanýna kadar bütününe selâm ve içten en iyi duygularýný sunar”ak... “meclis topluluðunun yüksek duygularýna aracý olmakla iftihar eden” “Kurtuluþ Savaþý Meclisi”nin hatýrasýna sahip çýkacaðýný, 3 Kasým seçimlerinden sonra baþkanýnýn aðzýndan ilân eden “Meclis”, bugün benzer þekilde, Kýbrýs’ta AB, Kuzey Irak’ta ABD’ye karþý Türk milli devletini savunan Türk Ordusuna benzeri bir açýklamayla “selâm ve en içten duygularýný” henüz sunmuþ deðil.



Milli Kuvvetlere...


1-Kýbrýs’ta, “Türk modeli” esastýr. Müzakereler “28 Þubat tarihi”nde, esasta AB modelinin kabulüyle sonuçlanacak olursa, Türk devleti ve medyasý içindeki Türk Ordusu düþmanlarý, Türk Ordusu’nu tasfiye yolunda kazanýlmýþ bir “zafer”, kazanýlmýþ bir “rövanþ” olarak kutlayacaklar.

“28 Þubat tarihi”nde ýsrarýn psikolojik gerekçesi budur.

Türkiye’de ordunun siyasetteki aðýrlýðý azalmayacak, aksine artacaktýr. AB’siyle, ABD’siyle batýnýn, “demokrasi”nin birde doðu versiyonu olduðunu, “doðu demokrasileri” gerçeðini kabullenmesi, inadý býrakmasý gerekir.


2-Haber bültenleri

Ekranlarýn bir köþesine, rengi giderek kýrmýzýya dönüþen turuncu renkli harflerle yazýlý “Iraq Crisis” baþlýðýyla, 12 yýl evvel ki kampanyanýn bir benzerini baþlatan BBC, CNN gibi batýlý haber tekellerinden kopya edilen “Irak Krizi...Sorunlu Bölge Irak... Irak’ýn þekillendirilmesi...” benzeri adlandýrmalar, Türk Milletinin dikkatini, ABD bölücülüðünün yuvalandýðý Kuzey Irak’tan uzaklaþtýrmak, hedef saptýrmak maksatlýdýr.

“Kriz”, batý medyasýyla, ona baðýmlý, Merkezdoðu coðrafyasýnýn etnik-dini federal beyliklere parçalanmasýný kýþkýrtan Türk medyasý içindeki Milli Devlet ve Türklük düþmaný unsurlarýn ruhlarýndadýr.

Ýki sorun var; Kýbrýs’ta “AB sorunu”, Kuzey Irak’ta “ABD bölücülüðü sorunu”...

Patronlarý Kürt milliyetçiliðine sempatiyle bakan medya içindeki Türklük karþýtlarýnýn haber bültenlerinde, Ýnternet sayfalarýnda;

-“Resmen karþý olunan” Kuzey Irak’taki “mevcut yapýlanma”nýn temsilcilerinin “Ankara’ya temaslarda bulunmak üzere gelmesi”,

-“Sorun”un adýnýn “Kuzey Irak’taki yapýlanma”dan “Sorunlu bölge Irak”a deðiþtirilmesi,

-Ve Atatürk milliyetçiliðinin ayýrt edici özelliði olan, batý uygarlýðý dahilinde fakat yokluðunda milli varlýðýn daðýlacaðýný söylediði, “asýl mayamýz olan doðu maneviyatýndan kopmadan” kalma ikazýný dikkate almayan, kolayýna kaçan kaba anti-fundemantalist toptancý politikalarýn ön plâna çýkma tezahürleri, “beterin beteri var” hesabý, Kuzey Irak’taki “mevcut yapýlanma”nýn “tanýnmasý” sonucunu hedefleyen bir “siyasi tercih”in varlýðý ihtimalini aklagetiriyor.

Açýklýða kavuþturulmalý.

-"AB topraðý"ný terk etmeyen,

-Kuzey Irak sorununu sona erdiren,

-Bir tuzak olan kaba lâisizmle aradaki sýnýrý iyi çizen ve Mustafa Kemal Atatürk milliyetçiliði çizgisini terk etmeyen Türk Ordusu, Türk milletinin desteðini hiçbir zaman kaybetmez. Millet, ordusunun etrafýnda kenetlenir, birleþip, bütünleþir.

Bu bütünleþme karþýsýnda, düþmanýn baþka ülkelerde uyguladýðý “sivil ayaklanma” stratejisinin hiçbir þansý yoktur... Kolaylýkla, “çýktýðý yere” yönlendirilir.


3-Soðukkanlý ol, sinme...

“Türk milleti bir daha kendi içinde kamplara bölünmeyecek” demek, Türk milletine yönelik saldýrýlar karþýsýnda sinmek demek deðildir. Kuvayý Milliyeciliði, Milliyetçiliði, bütün sýfatlarý, mevcut tehlike karþýsýnda farklarý büyütmeyen bir anlayýþla, ayný anlamda kullandýðýmýzý evvelce söylemiþtik, Devlet içinde, dýþýnda, bütün samimi vatanseverler, istihbarat örgütünden derneklere, medyasýna, ulusal sesi yükseltmeli, Türk Milletinin hem Kuzey Irak’ta, hem Kýbrýs’ta savaþmayý göze aldýðý, kararlý olduðu, sinmediði gösterilmeli... Artýk el birliðiyle mitingler düzenlenmeli.

Hangi medya kuruluþu olursa olsun, en Avrupacý, Amerikancý radyolarda, televizyonlarda, gazetelerde tek tek samimi vatanseverler var, bunlarda artýk, “Ekmek parasý, sesimizi fazla çýkaramýyoruz” bahanesini bir tarafa býrakmalý, düþman propagandasýný deðil, hangi kesimden olursa olsun samimi vatanseverlerin görüþlerini duyurmalý.

"Bir millet, varlýðýna yönelmiþ öldürücü bir tehlikeyle karþý karþýya bulunduðunu idrak ettiði an þahlanýr”... "Kurtuluþ savaþý ruhu”nu þahlandýrmalý...

Kimseyi uyku tutmasýn...


Birlik ve Bütünleþme

12.20.2002

1- AB’nin Kopenhag’ta aldýðý karar, Kýbrýs’ýn bütününü bir çeþit “ilhaka teþebbüs”tür... Türkiye’de olduðu gibi, Kýbrýs’ta da “sorun”, iki gece evvel bir “Kýbrýslý iþadamý”nýn canlý baðlantý kurduðu bir Türk televizyonunda kullandýðý ifadelerden de anlaþýldýðý üzere, 1974 yýlýnda adaya bir garantör devlet olarak çýkan Türkiye’yi Kýbrýs’ta “garantör” deðil, “mandater” devlet olarak gören zihniyettir.

Bu, düþman zihniyetidir.

Canlý baðlantýlarda, Türkiye’ye, “Herkes güneye gidecek, sonra adama dönüp siz kimi koruyorsunuz diye sorarlar” þeklinde sorular yönelten “Kýbrýslý iþadamlarý”, önlerine bir dünya haritasý açýp bakacak olurlarsa, Türkiye’nin Kýbrýs’ý AB’ye terk etmemesinin sebebinin, kendi sözleriyle 12 Aralýk’ta “hayal kýrýklýðýna uðrayan 50 tane iþadamý”nýn güvenliðini saðlamaktan ibaret olmadýðýný” anlayacaklardýr... Hoþ, anlamasalarda durum budur ve bu iþadamlarý deðerli vakitlerini, enerjilerini “AB topraðý” olmak için lobi faaliyetleriyle, canlý baðlantýlarda Türk Ordusuna efelenmekle, “mandater” devlet hakaretlerinde bulunmakla ziyan edeceklerine, Kýbrýs Türk Cumhuriyeti üzerindeki AB-ABD ambargolarýnýn kaldýrýlmasý için mücadele etmelidir.

Anadolu Yarýmadasýnýn güvenliði bakýmýndan Kýbrýs, asla AB’ye terk edilemez... terk olunmayacak.


2-Irak Cumhuriyeti Devleti’nin muhatabý, BM’dir, ABD deðil. Dolayýsýyla “ABD’nin Irak’ýn BM’ye sunduðu raporlarla ilgili resmi cevabýný bugün açýklamasý bekleniyor, kararýný vermesi bekleniyor” þeklinde hukuken gayrý kabil bir durum, panzehiri bulunduðu þüpheli derin bir Amerikan Ordusu hayranlýðý taþýyan yürecikleri ve nasýl iþlediði meçhul muhayyileleriyle, yakýn zamanda, Türk Üniversitelerinde mutlaka ilginç sonuçlar verecek sosyoloji tezlerine konu olacak Türk medyasýndaki “haberciler” tarafýndan hazýrlanmýþ bültenler hariç... mümkün deðildir.

3- Türk milletinin ruhu, Bush'un aksýrýðýndan, Powell'in iyimser olup olmamasýndan, "ABD'nin ne kadar kararlý olduðunu" çýkarýp "haberleþtiren" sahte Atatürkçülerin medyasýnýn tasallutu altýndadýr. Yeni yýlla birlikte, psikolojik savaþta insiyatifin, Türk milletiyle aramýzda bir “Poe duvarý” gibi duran mevcut Pentagon-Brüksel borazaný “etnik ittifakýn sahte Atatürkçü medyasý”ndan “milli kuvvetlerin medyasý”na geçmesi lâzým...

Haleti ruhiyede,"direniþ"ten "taarruz"a yükselme yolunda bu mutlaka baþarýlmak zorunda.

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...
..

"Devlet kademeleri içinde yer alan milliciler, vatanseverler, þimdiye kadar AB-ABD-Yunan iradesine baðýmlý unsurlar tarafýndan atýlmýþ bütün adýmlarý tek tek iptal etmeye baþlamalý, teþebbüs halinde bulunan her adýmý da engellemeli, durdurmalýdýr. Bu, and içmiþ milletvekilinden askerine, esnafýndan iþçisine, bürokratýndan siyasetçisine, din adamýndan köþe yazarýna, herkesin üzerine düþeni yapmakla sorumlu olduðu ulusal ödevdir"
..

“Vataným için verecek sadece bir hayatým var, buna üzülüyorum”

Nathan Hale.

(Amerikan Kurtuluþ Savaþý kahramaný. 21 yaþýnda Ýngiliz kolonyalistler tarafýndan asýlmadan önceki son sözleri. Büyük vatanseverin ruhu bizimle... omuz omuza)


Milli Kuvvetlere...


18 Aralýk gecesi uðradýðý saldýrýyla hayatýný kaybeden Doçent Doktor Necip Hablemitoðlu’yla ilgili “haberler” þöyle baþladý:

Bir kanalýn haber bültenine göre, “silâhlý saldýrýda hayatýný kaybetmiþti”. Bir baþka kanalýn olay yerinden canlý baðlantýyla duyurduðuna göre ise, “saldýrýda hayatýný kaybeden Hablemitoðlu, Fethullah Gülen davasýna müdahil olarak katýlmýþtý”...

Daha sonra ki saatlerde merhumun “kamuoyunda nasýl tanýndýðý” üzerine bilgiler vermeye baþlandý:

Bir kanalýn haber bültenlerine göre, “Alman vakýflarýna yönelik araþtýrmalarýyla tanýnýyordu”... Bu kanal, 24 saat sonra, “tanýnma sebebi”nin baþýna “özellikle” zarfýný eklemek ihtiyacýný hissedecekti.

Biri tanýnma sebebini, “özellikle Alman vakýflarýna yönelik araþtýrmalar”a, diðeri ise daha çok, “Fethullah Gülen davasýya ilgili raporu”na baðlayan her iki “sunuþ”un haber bültenlerinde hiç deðiþmeyen tema ise, “ABD’nin saldýrmakta kararlý olduðu” ve Kýbrýs’ýn “sorun” teþkil ettiði propagandasý...

Verdikleri bilgilere göre, hem ABD’ye, hem AB’ye karþý Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çýkarlarýný savunan bir kiþilik olduðu görülen Hablemitoðlu’na, Atatürkçülük adýna sahip çýkýyor gibi görünselerde, vaziyet hiçde öyle deðil.

Ýstismar ediyorlar...

12.19.2002


Milli Kuvvetlere

Kýbrýs’tan AB, Kuzey Irak üzerinden ABD olmak üzere, iki koldan etnik parçalanmayý kabule zorlanan Türk milleti “Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyeti” tam manasýyla birleþtirmeye kesinlikle kararlýdýr.

“Cumhuriyet ve baðýmsýzlýk bütünlüðü” mutlaka kurulacak, Mustafa Kemal Atatürk Türkiyesi’nin Merkezdoðu politikalarý esas kýlýnacaktýr.

Türk milleti, bir daha kendi içinde kamplara bölünmeyecektir. Kesim ayrýmý yapmaksýzýn mücadele, Kuzey Irak’ta ve Kýbrýs’ta, ABD-AB taleplerini kabul etmeyen milli kuvvetlerle, Türk ordusuyla, bu talepleri Türk milletine kabul ettirmeye çalýþan anti-millici kuvvetler arasýndadýr.

Birlik ve Bütünleþme

12.18.2002





Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"...
..

"Baylar, maddi ve özellikle ruhi çöküþ, korkuyla, güçsüzlükle baþlar. Güçsüz ve korkak insanlar, herhangi bir yýkým karþýsýnda milletin de duraksamasýna yol açarlar. Güçsüzlük ve duraksamada öyle ileri giderler ki, sanki kendi kendilerini alçaltýrlar. Derlerki:

'Biz adam deðiliz ve olamayýz. Varlýðýmýzý, kayýtsýz þartsýz olarak yabancý bir devletin eline býrakalým. Balkan Savaþýndan sonra milletin, özellikle ordunun baþýnda bulunanlar da, baþka biçimde ama gene bu anlayýþla iþ görmüþlerdi.

Türkiye'yi böyle yanlýþ yollarda daðýlma ve yok olma uçurumuna sürükleyenlerin elinden kurtarmak gerekir. Bunun için bulunmuþ bir gerçek vardýr, ona uyacaðýz. O gerçek þudur:

Türkiye'nin düþünen kafalarýný büsbütün yeni bir inançla donatmak. Bütün millete saðlam bir manevî güç vermek"...
..

"Yalnýz, ben, ordumuzun varlýðýný ve gücünü paramýzla orantýlý bulundurmak kuramýný kabul edenlerden deðilim. "Paramýz vardýr, ordu yaparýz; paramýz bitti, ordu daðýlsýn...' Benim için böyle bir sorun yoktur. Baylar, para vardýr, ya da yoktur; ister olsun, ister olmasýn, ordu vardýr ve olacaktýr. Bu noktada bir anýmýda canlandýrayým.

Ben ilk defa bu iþe baþladýðým zaman, en akýllý ve düþünür geçinen birtakým kiþiler bana sordular:

'Paramýz var mýdýr? Silâhýmýz var mýdýr?'

'Yoktur' dedim.

'Öyleyse ne yapacaksýn?' dediler.

'Para olacak, ordu olacak ve bu millet baðýmsýzlýðýný kurtaracaktýr' dedim"
..

"Memleket ve Milletin maddi mânevi bütün kuvvetlerini bu sonucun alýnmasýna yöneltmek için, hiçbir tedbir ve teþebbüste müsamaha edilmeyecek, ne yer ve zamanla ve de vatan mefhumu karþýsýnda teferruattan ibaret olan diðer düþüncelerle kayýtlý olmayarak, düþman ordusunun yokedilmesinden ibaret olan bu gayenin elde edilmesi için gereken herþey yapýlacaktýr".
..

“Vatanýn kurtuluþu ve istiklâli için ölmeyi bugünkü nesle Namýk Kemal öðretti”

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
..

"Türk milleti, yönetimini baþka milletlere teslim edenlerden söküp alacak kudrette bir milletdir"...



Milli Kuvvetlere...

1-Mevcut hükümetin niyeti, misyonu.

Ýçte ve dýþta þimdiye kadar söylenen sözlerle, dýþa vurulan niyetlerle, yapýlan irade beyanlarýyla teyid edildiði üzere, Sakarya Zaferinden sonra dahi, Batý Anadolu'da Yunanistan'a baðlý bir idare kurulmasý için dilekçe veren, Türklük karþýtý zihniyetin bir devamý olduklarý açýkça ortaya çýkmýþtýr.

Meþruiyetini, geleceðini, Anadolu'ya Türklüðe karþý niyet ve maksat birliði içinde bulunduklarý AB-ABD'nin desteðinde arayan mevcut hükümetin teþebbüsleri, içte ve dýþta:

-Irak'ta ve Türkiye'de, Kürt milliyetçiliðinin,

-Kýbrýs'ta, ve 12 Adalar Sorunu'nda Rum milliyetçiliðinin,

-Anadolu'da misyonerlik faaliyetleri yürütenlerin maksatlarýyla... örtüþmektedir.


2-Esas yarým kalan iþ, Kurtuluþ Savaþýyla durdurulan Anadolu ve Trakya'nýn etnik parçalanmasý plânýnýn tamamen yýrtýlýp atýlmasý, iç cephe içindeki tümörün izale edilmesidir.

-Devlet kademeleri içinde yer alan milliciler, vatanseverler, þimdiye kadar AB-ABD-Yunan iradesine baðýmlý unsurlar tarafýndan atýlmýþ bütün adýmlarý tek tek iptal etmeye baþlamalý, teþebbüs halinde bulunan her adýmý da engellemeli, durdurmalýdýr. Bu, and içmiþ milletvekilinden askerine, esnafýndan iþçisine, bürokratýndan siyasetçisine, din adamýndan köþe yazarýna, herkesin üzerine düþeni yapmakla sorumlu olduðu ulusal ödevdir.

"Demokrasi"nin bir þantaj aracý olarak kullanýlmasý karþýsýnda söz þudur:

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kanunlarýna, kurucu ilkelerine, kayýtsýz-þartsýz millet hakimiyetine karþý faaliyetler, milletvekili andýna raðmen irade beyanlarý, içte ve dýþta siyasi teþebbüsler "demokrat" olmaya mani deðilse, kayýtsýz-þartsýz millet hakimiyetini tesis etmek yolunda bir davranýþ hiç deðildir"...

-Þayet Milli güçlere karþý 80 yýl evvel olduðu gibi ilan edilecek olursa, "cihat"ýn aslýnda bir "Amerikan cihat"ý, "AB, Yunan cihatý... bölücü cihat" olduðunu göstermek, "Milli cihat"la mukabele edebilmek için misyoner zihniyetini silâhsýzlandýrmak, milliyetçi tabaný Yunan iradesine tâbi zihniyetin istismarýna açýk tutan konularda, kurucu ilkeyi, kamu alanýnýn esas teþkil eden bölümlerinde muhafaza ederek esnek davranmayý bilmek gerekir.

-Türk milletinin iradesinin, "Irak'ta, Amerikan ordusuyla, Kürt milliyetçileriyle, Kýbrýs'ta Yunan ordusuyla omuz omuza Türk Ordusuna, Milli kuvvetlerine karþý savaþýn" diye tecelli ettiði anlamýnda bir "halk desteði" edebiyatýnýn hiç bir ehemmiyeti yoktur. Dýþ politikada "jest yapmak", "iyi niyet anlaþmasý" yapmak, çoðu durumda kendine güvensizliðin alametidir. 81'de Türkiye'nin Yunanistan'a yaptýðý "jest"in sonuçlarý unutulmamalý...


3-ABD'nin gücü Merkezdoðu'ya yetmez, akibeti yenilgidir.

-Irak topraklarýný birbirleriyle ihtilaflý küçük beyliklere bölerek Merkezdoðu'ya yerleþmek niyetindeki ABD'nin gücü, Irak Devleti'ni, ayrýlýkçý hareketlerle yýkýp, projesini gerçekleþtirmeye yetseydi, 12 yýl beklemezdi.

-Bir ülkeye yönelik tehdit, þayet o ülke katýlmadýðý taktirde gerçekleþmeyecek, kökleþmeyecek bir proje ise, tehdit sahipleri ve iç cephe ihaneti, o ülke insanýnýn direniþini, "Siz katýlmasanýz da bu proje gerçekleþecek, katýlýn pay alýn... Biz katýlmasak ta gerçekleþeceðine göre en iyisi katýlýp masada söz sahibi olalým, bir koyup üç alalým, üç koyup otuz koparalým" þeklinde, içten ve dýþtan psikolojik harekâtla kýrmaya çalýþýr.

Baþkanýndan,baþkan yardýmcýsýna, dýþ iþleri bakanýndan savunma bakanýna, üst düzey ABD yöneticilerinin yýllardýr belli aralýklarla Türkiye'ye gelmesi, meclisteki, medyadaki ABD muhiplerinin yýllardýr, "Türkiye katýlmasa da ABD'nin gücü yeter" propagandasýný yürütmesinin sebebi ayný: ABD'nin gücü, yetmez!... Irak Devleti'ni, ayrýlýkçý hareketlerle yýkmaya, yýksa da projesini gerçekleþtirmeye, gerçekleþtirsede güvenliðini saðlamaya...yetmez...

Güvenliði saðlanamayan bir "proje", kýsa sürede çöker, proje"nin sahibi, "dostlarý"nýn çoðunu ardýnda býrakarak, Atlantiðin ötesine gider,

-Türkiye'nin, gerçekleþmesi zaman içersinde kendisinin parçalanmasýna yol açacak, fakat katýlmadýðý takdirde de gerçekleþmeyecek veya kýsa sürede çökecek bir projeye katýlmasý düþünülemez.

ABD'nin projesi, aynýsý Türkiye'ye sirayet edecek bir hastalýktýr.

Merkezdoðu coðrafyasýnda ilk Baðýmsýzlýk Mücadelesini vermiþ Türk milleti, Irak'ýn bugün çok daha zor koþullarda 12 yýl boyunca engellediði bu hastalýðý, bölge ülkeleriyle birlikte alt edecek tarihi tecrübeye, iradeye sahiptir.

Birlik ve Bütünleþme


Etnik ittifakýn, Pentagon-Brüksel borazaný medya aracýlýðýyla Türk milleti üzerinde ýsrarla sürdürdüðü psikolojik baskýya mutlaka, misliyle karþýlýk verilmeli...

Bunun tezahürlerini Türk milleti görmeli...

12.16.2002

Ýstiklâl Marþý... Tam.


"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin”

“Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyet", biri diðerinden koparýldýðýnda diðeride ölen bir bütündür”

"Temel olan iç cephedir".

"Meclisin anlayýþý, yürütümü ve durumu düþmana umut vermedikçe iç ve dýþ cephelerimiz hiçbir zaman yerinden oynatýlamaz"...

"Askerimizin, Yunan ordusunun kalp ve vicdanýna verdiði dehþet çok önemlidir. Yunan ordusunun vicdanýnda hasýl olan bu korku ve haþyet, bütün Yunan milletine sirayet etmiþti. O kadar ki, adalarda bulunan Yunanlýlar bile, Türk ordusu geliyor diye firara teþebbüs ediyorlardý. Bunlar arada deniz olduðunu unutuyorlardý.

Kaçamadýðýndan, kaçamayacaðýný anladýðýndan, delirenler vardý"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
..

"Türk milleti, yönetimini baþka milletlere teslim edenlerden söküp alacak kudrette bir milletdir"...



“... ‘Kurtuluþ Savaþý Ruhu’nun Meclisteki, Pentagon-Brüksel borazaný medyadaki, devlet kademelerindeki ‘AB-ABD Muhipleri’nin kalp ve vicdanlarýna verdiði dehþet çok önemlidir. ‘AB-ABD Muhipleri’nin vicdanlarýnda hasýl olan bu korku ve haþyet, bütün ‘etnik ittifak’a sirayet etmiþti. O kadar ki, ‘Kurtuluþ Savaþý Ruhu’na en yakýn gözüken unsurlar bile, AB-ABD hegemonyasýnýn Merkezidoðu coðrafyasýndan denize dökülme saati yaklaþtýkça gerçek yüzlerini tek tek belli ediyorlar, kadýnýyla erkeðiyle mücadeleden kaçýyorlardý.

Fakat, bunlar, zamanýn bir de ruh demek olduðunu, ruhu çalýp kaçamayacaklarýný unutuyorlardý...

Kaçamadýklarý taktirde hakikaten delireceklerini anladýklarýndan, þimdiden delirmek üzere olanlar vardý”...



“Kuzey Irak Kürt devleti, ‘8 Mart 91 süreci’nin bir ürünü olarak, Türk siyaseti ve medyasý içindeki etnik ittifak tarafýndan Ankara'da kuruldu... Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin iç ve dýþ politikasý, medyasý, etnik ittifakýn ipoteði altýndadýr.

Özel televizyonlarýn çoðunluðu, Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyet düþmaný konumda, Türk Milletine ‘Ya baðýmsýzlýk, ya demokrasi’ gibi, mevcut olmayan bir ikilemle ‘demokratik müstemleke’ propagandasý yapmaktadýrlar.

Kullanamayacaklarý hiç bir yüce deðer yoktur”


”Her kesimden gerçek Türk vatanseverleri, toplum içerinde bulunduklarý her yerde, Mecliste, devlet kurum ve kademelerinde, medyada, "Özal ruhu" adý alet edilerek, bu ad altýnda atýlacak "Baðýmsýzlýk ve milli devlet düþmaný" her adýma, her propaganda saldýrýsýna "Kurtuluþ Savaþý Ruhu"yla anýnda cevap vermeye, þimdiye kadar atýlmýþ bütün milli devlet düþmaný adýmlarý, uygulamalarý, anlaþmalarý ve "kanun" larý, hiç bir saptýrma teþebbüsüne fýrsat vermeden teker teker iptal etmeye baþlamalý.

Her türlü kýlýk ve kisve altýnda elli yýldýr yürütülen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yok etme, milli varlýðý budama, bütün Merkezdoðu'yu federal etnik parçalama operasyonuna, operasyon adlý isyan hareketine milletçe kesin olarak bir dur demek, yerine getirilmediði takdirde mevcut Anayasa ve kanunlarca, mevcut yýkýcýlýða, bozgunculuða suç ortaklýðý demektir.

Savcýlar harekete geçmiyorsa, o savcýlarýn hakkýnda vatansever savcýlar harekete geçer. Yok, eðer ölüm uykusu bütün devlet kademelerini, meclisi ve medyayý sarmýþ ise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti topyekun iþgal altýndaysa, o takdirde iradesi temsili iradenin üzerindeki büyük Türk milleti, Kýbrýs'tan Kuzey Irak'a, onu her yerde dýþ iradelere yalvar yakar eden, aciz durumlara düþüren isyan hareketine karþý vatanýn her sathýnda, kurumunda harekete geçer, kaderine el koyar”...


43. Gün...

Meclis’te...



Kürsüdeki Kuvvacý Konuþmacý,

-Formülasyonumuz þuydu,

‘Irak Devleti ile BM arasýnda varýlan anlaþmaya raðmen, ABD'nin Irak Cumhuriyeti Devletine yönelteceði bir askeri saldýrý, tek bir projenin adýmý olarak ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli-ulusal yapýsýný, siyasi birliðini parçalamaya yönelik bir saldýrý olarak görülecektir’...

Þimdi Kuvvayý Milliyeci grup olarak...

(“BM’yi dinlemeye gerek yok!”.... “ABD’ye karþýmý konulurmuþ”... BM Güvenlik Konseyi’nin kararý olmasada ABD kararlý!... Bu bir realite!” haykýrtýlarý... Bu haykýrtýlara karþýlýk Millici vekillerden yükselen, “Biz daha da kararlýyýz!... “Kýbrýs’ý ‘AB topraðý’ olarak görürken, buna dayanak olarak ‘Kofi Annan plâný’ný alan siz deðilmisiniz?” sesleri )

Baþkan vekili;

-Rica ediyorum, demokrasi sýnavýndan geçerken...þýk durmuyor, yakýþmýyor.

K.K.K, (Baþkan vekiline dönerek)

-Türk milletinin baðýmsýzlýk sýnavýdýr, medyaya aldanmayýn.

Baþkan vekili;

-Sizi saygýya davet ediyorum!

-Ben de sizi, arkanýzdaki duvarda yazýlý, “Hakimiyet kayýtsýz þartsýz milletindir!” prensibine uygun olarak, Mustafa Kemal Atatürk döneminin onurlu dýþ politikasýna dönülmesi için 58. hükümete bir çaðrýda bulunmaya davet ediyorum... Ettiðiniz yemini hatýrlayýn. Zaman daralýyor, ona göre...

("Tehdit etti!"... "Büyük saygýsýzlýk!"... "58. Hükümeti yýkmaya çalýþýyor"..."Sergerde!" v.b haykýrtýlar)

-Aranýzda, 57. Hükümeti, insanlarýn rahatsýzlýklarýyla alay ederek, çirkin ifadelerle insafsýzca istismar ederek yýkanlarý görüyorum, siz ne unutkan adamlarsýnýz?... Biz sizi yýkarsak, baþka türlü yýkarýz, saðlýk dosyalarýnýzý tefrika ederek deðil, bunu bilin...Sonra, Millet Meclisi kuþatýnca, PKK'yý yardýma çaðýrmak zorunda kalýrsýnýz. Otoriter halk hareketine karþý, "özgürleþme sürecini" korumak için... Gidiþ, o gidiþ.

("Doðru söylüyor!"... "Hayýr, o faþisttir!... Türkçüdür!"... "Hiç düþünmemiþtik bunu"... "Bize bunu anlatýrmýsýn"...)

-Dank etmeli... Þimdi vaziyet þudur, gürültü, patýrdý etmeyi býrakýp dinleyin.

1-Meclis’in "AB-ABD muhipleri" kanadýný teþkil eden üyeler, önceleri 28 yýllýk bir sorun olarak gördükleri, yani tam bir AB-ABD tarafýndan atanmýþ memur kafasýyla, Türk Ordusunun 28 yýl evvel sanki “durup dururken... bir þeyden bir þey yokken” adanýn kuzeyine çýkmasýyla baþlamýþ bir sorun olarak gördükleri, fakat Milli Güçlerin þiddetli mukabelesi karþýsýnda, aslýnda “40 yýllýk sorun” olduðunu hatýrladýklarý mevcut durum, ki çok daha eskilere dayanan yüzyýllýk bir sorundur, söz konusu olunca, aslýnda bir AB-ABD projesi olan “Kofi Annan plâný”ný kabul etmemizi istiyorlar.

2- Kýbrýs’ta aslýnda bir AB-ABD "çözümsüzlük projesi"nden baþka bir þey olmayan, üstelik bir “karar”ýda deðil, bir “plân”ý Türk Milletine kabul ettirmeye çalýþan ayný “muhipler”, ABD’nin “tanýmadýðýný elbette söylemeden çiðnediði”, Irak’la BM arasýnda varýlan anlaþmaya ve BM Güvenlik Konseyi kararlarýna göre karþý çýkmalarý gereken ABD saldýrýsýna ise, býrakýn karþý çýkmayý, hararetle savunuyorlar.

3- Kýsaca, Irak’ta, Güvenlik Konseyi kararýna raðmen ABD, Kýbrýs’ta ise “müzakere edilebilir”...liðide pek olmayan bir kuru “plân” aþkýna AB-ABD memurluðu yapýyorlar.

Kýbrýs’ý AB topraðý, Türk ordusunu iþgalci sayan bu düþman zihniyetinin “barýþçýlýðý” çok enterasan... Kýbrýs’ta Yunanistan lehine “barýþçý”...Türk Ordusunun Kuzey Irak’ta, kukla yapýlanmaya karþý bir harekat gerçekleþtirmesine ise Türkiye aleyhine yine “barýþçý”...fakat Irak’ý parçalayacak bir Amerikan saldýrýsýyla da omuz omuzalar...

O zaman formülasyonu daha anlaþýlýr hale getirelim;

“ABD'nin Irak Cumhuriyeti Devletine yönelteceði bir askeri saldýrý, tek bir projenin adýmý olarak ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli-ulusal yapýsýný, siyasi birliðini parçalamaya yönelik bir saldýrý olarak görülür”...

1-Türkiye, ABD'nin yanýnda savaþmayacak. Türkiye'nin yapmasý gereken bellidir.

2-Irak'ta silâh zoruyla rejim deðiþtirilmeyecek. Ýnsanlýðýn, medeniyetlerin, büyük dinlerin doðduðu Merkezdoðu coðrafyasýnda, tarihte hiç olmadýðý üzere, Atlantiðin öbür tarafýndan tankýyla, topuyla, tüfeðiyle gelip rejim deðiþtirmek, ancak Merkezdoðu'nun direniþ iradesini, yapabilme gücünü asla yansýtmayan kompüter hesaplarýna baðýmlý, son 12 yýldan ders almayanlarýn teþebbüs edeceði, bölge çapýnda iç savaþlara yol açacak bir projedir.

Çok kayba mal olur fakat, bu savaþlardan millici hareketler galip çýkar, ABD'de bölgeden süpürülür.

3-Kuzey Irak'taki yapýlanma, Merkezdoðu ülkelerini etnik federal parçalara ayýrmayý baþaramayacaðýný görecek, meselelerini Baðdat'la çözecek.







(AB-ABD muhipleri kürsüye saldýrýrlar, bazýlarýnýn ellerini bellerine attýðý görülür. Kürsüyü çevirirler. Meclis’in Millici üyeleride harekete geçerek, ayný þekilde ABD-AB muhiplerini kuþatýrlar...

O saatlerde, AB-ABD yanlýsý medyanýn Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyet düþmaný her renkten unsurlarý, Türk milli varlýðýný sindirmeye, moralleri bozmaya yönelik, sesli, görüntülü psikolojik savaþý yoðunlaþtýrmaya, bütün haber bültenlerinde, programlarda, reklâm aralarýnda, yenilmez-erkek tanrýlara çýlgýncasýna tapýnmaya koyulurlar.

Ulusal medyanýn vatanseverleri, AB-ABD baðýmlýsý medyanýn bu psikolojik saldýrýsýna, tapýnmalarýna, haber bültenlerinde, programlarýnda, reklam aralarýnda, milli kararlýlýðý yükseltici yayýnlarýný yoðunlaþtýrarak misliyle karþýlýk verirler. Hangi kesimden olursa olsun, bütün samimi vatanseverlerin þarkýlarý, þiirleri, filmleri, belgeselleri, konuþmalarý yayýnlanmaya baþlanýr)

12.15.2002


“Bir millet, varlýðýna yönelmiþ öldürücü bir tehlikeyle karþý karþýya bulunduðunu idrak ettiði an þahlanýr”...


41. Gün...


Meclis’te...


Kürsüdeki konuþmacý devamla,

-Bu zirveden hangi karar çýkarsa çýksýn, Avrupacýlarýn yorumlarýnýn, “kararýn beklendiði kadar kötü olmadýðý, hatta iyi yanlarýnýnda bulunduðu, dolayýsýyla tarihi bir zafer kazanýldýðý” þeklinde olacaðý belliydi, öylede oldu. Bu sabah gördüðüm bir gazete baþlýðý: “Avrupa’nýn kapýlarý açýldý!”... gerisini dinlemedim. Verilen tarih bir defa, “tarih için tarih”de deðil, “tarih verip vermemenin belli olacaðý bir tarih”, yani tarih verileceðinin bir garantisi olmadýðý gibi, “vereceðiz” deseler dahi müzakereler hemen baþlamayacak.

Bir milletvekili;

-Eðer “tarih verileceðine karar verilirse” müzakereler “gecikmeksizin” baþlayacak diye kayýt koydurduk.

K;

-Ýstediðiniz kadar koydurun. Kelimeler yoruma açýk, izafi... Hele diplomaside kesin tarih ve imza haricinde, tartýþýlma konusu yapýlmayacak sözcükler hemen hemen yok gibidir. AB, “gecikmeksizin”i, “mümkün olan en kýsa zamanda” diyede “anlayabilir”. Sizin belli bir tarihi “gecikme” olarak yorumlamanýz, tarihi verecek olan karþý tarafýn ayný tarihi, “mümkün olan en kýsa zaman” olarak görmesine mani deðil ki. Tarihi karara baðlayacak olan taraf o... Sizin hoþunuza gitmeyecek bir tarih, AB tarafýndan, “gündemin hesapta olmayan geliþmelerle deðiþmesi”, araya bir baþka “uluslararasý kriz”in girmesi gibi gerekçelerle, “bu þartlarda mümkün olabilecek en yakýn tarih” anlamýna gelebilir. Veya o tarih, AB’nin iç iþlerinden kaynaklanan bir “zorunlu gecikme” olarak ortaya çýkabilir...

Þimdi, Avrupa coðrafyasý üzerinde bulunan herhangi bir ülkenin AB’ye üye olmasýyla, Türkiye’nin AB’ye üye olmasý ayný þey deðildir. Türkiye’nin,dün sona eren 43 yýllýk Avrupa macerasý aslýnda bir yutulma sürecidir. AB’ye üye olmakla, AB’ye yutulmayý birbirine karýþtýrýyorsunuz.

-Yunanistan ihya oldu, yutuldumu?... Bulgaristan bile yutuluyormu?

-Ýhya olan “Yunanistan”dan kastýnýz hangisi, "giderek dahada yiyemediði pasta büyüdüðü halde sevinmek yerine", onu yutkunarak seyreden yerle yeksan olmuþ durumdaki Yunan orta sýnýfýmý?... Rakamlarla oynayarak “Yunanistan”ýn AB’ye üye olmadan evvel ekonomik olarak mevcut olmadýðýný “gösterebilirsiniz”, o mitolojiye bir katkýdýr nihayet... Türkiye ile Bulgaristan arasýnda benzerlik kurmak, “onlar bile üye olurken, yutulmazken” cinsinden akýl yürütmek de yanlýþtýr. Avrupa coðrafyasýnýn, AB’nin karar merkezi olan Avrupa anakarasýnýn Kuzeyi tarafýndan “en az Avrupalý” sayýlan doðusunda bulunan ülkeleri, bu ülkelerde yaþayan toplumlarý, ayný Kuzeyle birleþtiren bir din unsuru var, oysa Anadolu coðrafyasý, AB’nin kuzeyiyle doðusunu birleþtiren bu unsur bakýmýndan baþka bir dinin vataný ve bu “fark” AB’ye hakim din lehine giderilmeden, açýkça söyleyeyim, hýristiyanlaþtýrýlmadan “Avrupa’nýn bir parçasý olmasý” imkânsýz...

Maksat “bedeline bakmaksýzýn Avrupalý olmaksa”, millet olmaktan vazgeçerek, kendini reddederek, deri deðiþtirir gibi Avrupa içinde eriyerek de “Avrupa’lý olunur”. Ýstenen bumudur?

(“Batýya ilerleyiþimiz sürüyor!”... “Yýlmayacaðýz!”... “Yüzümüz Avrupa’ya dönüktür, engellenemez!”... “Ev ödevimizi yapacaðýz!” haykýrtýlarý)

K;

-Býrakýn bu "Avrupa hamasetini"... Batýya yürüyüþün devamý... Yüzümüz dönük... Ahdettik... Vahdettik", bunlar Avrupa’ya yutulmanýn hamasetidir. Türk milletinin batýya yönelik yürüyüþü Ýkinci Viyana kuþatmasýyla birlikte durmuþtur, bu bir tabiat yasasý... Arkadaþlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran millicilik, Mustafa Kemal Atatürk milliyetçiliði, biri üstünlüðünü her bakýmdan kabul ettiði batý medeniyetine hýristiyanlaþarak dahil olmak, diðeri ise tamamen doðuya çekilmek þeklinde uçlaþan iki görüþten farklý olarak, “batý medeniyetinin maddi geliþmiþlik düzeyine asýl mayamýz olan doðu maneviyatýndan kopmadan ulaþmayý” savunur. Avrupanýn parçasý olmayý, hýristiyanlaþma pahasýna isteyenler, iþte bu “Doðu maneviyatýndan kopmama” þartýný görmezden gelirler. Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran görüþün her iki uçla arasýndaki fark, yokluðunda milli varlýðýn daðýlacaðýný söylediði bu “doðu maneviyatýndan kopmama þartý”dýr ki kafalara dank etmeli...

Bir baþka milletvekili, heyecanlý bir sesle,

-Bizde bunu söylüyoruz, “medeniyetlerin buluþmasý” diyoruz.

K;

- Fakat bu söylediðiniz, Türkiye’nin, Ýsrail’le 90’lara kadar daha alt düzeyde olan iliþkilerini yükseltirken, ayný dine mensup olduðu güney komþusu Irak’la olan iyi komþuluk iliþkilerini kuruluyken koparmasýný, sonrada bir türlü kuramamasýný açýklamýyor. Halbuki Yunanistan’la, Türkiye’nin bayraklarýný yan yana getirmekte televizyonlar yarýþ halinde... Ve Kýbrýs “Milli dava”.

Bir baþka milletvekili, kendinden emin bir sesle,

-Veya öbür türlü açýklýyor.

K;

-Ayný fikirdeyim... 12 Aralýk 2002’de, Kopenhag’da, Türk milletini 43 yýldýr meþgul eden Avrupa Birliði üyeliði macerasýnýn “milli hedef” olmadýðý, olamayacaðý tescil edilmiþtir arkadaþlar. Sahte hedeflerle milletin zihnini meþgul etmekten vazgeçmeli. Tarih verilmiþ verilmemiþ, bu bir eritme sürecidir, AB, Türkiye’nin üyelik sürecini kendine göre geçerli sebeblerle, zamana yayarak gerçekleþtirdiði bir eritme, yutma süreci olarak görüyor.

Biz, Merkezdoðu coðrafyasýnda, yaþadýðýmýz topraklara saðlam basarak, bir güç ve karar merkezi olacaðýz. Türkiye dünya yolundadýr, dünya ise AB’den ibaret deðil. Yeterki soðukkanlý davranmasýný bilen, 20’lerdeki gibi Türk Milletine güvenen, “Biz adam oluruz, olmasýný biliriz!... Ýþte oluyoruz!” diyebilen cesur bir siyasi heyet iþ baþýnda olsun.

Türkiye’nin Yeri Türkiye’dir.

12.12.2002

"Vatanýn kurtuluþu ve istiklâli için ölmeyi bugünkü nesle Namýk Kemal öðretti”

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
..

Vatan bize kýlýcýmýzýn ekmeðidir. Daima kendimize mahsus, kendimize ait biliriz. Daima nefsimizden ziyade sever, nefsimizi uðruna feda ederiz”

Namýk Kemal
..

“Nesil deðiþti!”

Türkiye Cumhuriyeti Devleti düþmanlarý.
..

“Nesil deðiþir, fakat vatanýn kurtuluþu ve istiklâli için gerektiðinde hayatýný verme þartý deðiþmez"

Birlik ve Bütünleþme

...

39. Gün...

“Kurtuluþ savaþý meclisi” olacaðý söylenen Meclisin seçilmesinin üzerinden 39 gün geçti...


Meclis'te...


Kürsüdeki konuþmacý,

-Efendim, biz milli iradeyi temsil ediyorsak eðer, bu...


(“Þüphenmi var!”... “Sayýn Baþkan, parlâmentonun saygýn kiþiliðine hakaret ediyor efendim”)


Baþkan;

-Hakaret var mý, yok mu bilemeyiz efendim, müsaade buyurun konuþmacýyý engellemeyin... Buyrun sayýn milletvekili.


Konuþmacý;

-Yok "tarih için tarih"... yok "tarihin tarihi"... Neredeyse bayram ilân edilecek... Þimdi, bir millet onun temsilcileri tarafýndan bu kadar aþaðýlara düþürülsün, tarihte misali pek az bunun. “Avrupalý” olmakla, “Amerikalý” olmakla, çaðdaþ olmak özdeþ deðil ki... Yani bir Japon veya Çinli, “Japonluðunu” býrakmadan... Rus, “Rusluðuna” toz kondurmazken... Hem biz niye yemin ettik ki arkadaþlar


(“Eski Marksist aðzý!”... “Irkçý kafa!” haykýrtýlarý)

K;

-Sen de sittin senedir mutlak liberalistsin!... Bu kutsal dinmidir?...Talan etmedik köþe býrakmadýn...


Baþkan;

-Dünya bizi seyrediyor efendim, sözlerinize itina ediniz. Demokrasi sýnavýndan geçiyoruz. Karþýlýklý lâf atarak olmasýn.


K;

-Kimsenin seyrettiði filan yok... Avrupa’da þu an bulunan herkes biliyorki, adamlar oynuyorlar... AB üyeliðini, "medeniyetlerarasý buluþma" olarak adlandýrmak yanlýþtýr arkadaþlar. New York Times’ýn söylediklerini tekrarlýyorsunuz. Ayný dine mensup olduðumuz güney komþumuz Irak Cumhuriyeti Devleti’ne 12 yýldýr bir büyükelçi gönderip buluþamazken, Türk milletine 43 yýldýr kapýsýna baðlandýðý AB üyeliði macerasýný "medeniyetler arasý buluþma" diye sunmak cahilliktir... Safir, Pearl, Fogg, ne söylese inanýyorsunuz, amma saf adamlarsýnýz.


( “Populizm yapýyor!"... “Popülizm yapmasýn!"...)


K;

-Populizmin ne olduðunu bilmezsin ya, inan bana iyi bir þeydir!... Meclis'in kütüphanesine git, biraz kitap karýþtýr.



Bir Milletvekili ayaða fýrlayýp, baðýrýr;

-Türkiye büyük Devlettir... Batýlý devletlerin krallarýnýn statülerinin ancak Sadrazama eþit olduðu bir geçmiþimiz var!


K;

-Hah, böyle “itiraf” edeceksiniz iþte...

-?

-Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti Baþbakanýnýn batýlý devletlerin elçileriyle yan yana görülmesini, poz vermesini büyük devlet olmanýn tezahürü olarak görmenizin nedeni bu geçmiþ olamaz demekki...

-?

-Yani yanlýþlýk sizde... geçmiþte deðil.

-Milletin vekiline hakaret etti!

-Emekli Genelkurmay Baþkaný Kývrýkoðlu'nun resmi Paris'te ayaklar altýndayken, milletimize hakaret edildiðini söylemek aklýnýza gelmemiþti nedense... Kuzey Irak'ýn, Irak'tan koparýlmasý, þimdide Kýbrýs'ýn AB'ye terkedilmesi için uðraþanlarla birlikte, medya binalarýnda, stüdyolarýnda býyýkaltýndan kýs kýs gülüyordunuz.

-Terörist!... PKK kampýna giden Perinçek gibi konuþuyorsun!

-Baðýr, baðýr... Kýbrýs'ýn AB'ye terkedilmesi, ABD'nin Irak'a saldýrmasýný savunan "gazeteci-politikacýlar"da gitmiþti kamplara... Hafýzaný yokla bakalým... Demek kötü olan kampa gitmek deðil, Kýbrýs'ta AB, Kuzey Irak'ta ABD projelerine karþý çýkmak!...


Baþkan;

-Bir saniye efendim... Arkadaþlar, “tesisler” kuþatýlmamýþ. Rivayet dolaþýyor ortada. Doðru deðil.


Bir milletvekili baðýrýr;

- Ankara’da “iki aþiret reisi”nin “bürolarý”mý var, yoksa Kürt Devleti’nin elçiliklerimi?... Millete doðruyu söyleyin kardeþim... Akýl dýþý bir durum, Kurtuluþ savaþý meclisi isek, bu sorunun cevabýný vermemiz lâzým millete.

-Sakin olalým arkadaþlar, bütün gözler üstümüze kilitlendi.

-“Kurtuluþ Savaþý Meclisi” isek, bir an evvel ilân etmeliyiz. Bunu yapmakla müstehcen bir davranýþta bulunmuþ olmayýz.

(Doðru!... Evet!...)


12.10.2002

-1920'lerin, 30'larýn "Atatürk Türkiyesi"yle, son elli yýlýn "AB kapýsýnda ABD Türkiyesi" arasýnda, güç ve karar merkezi olmak bakýmýndan daðlar kadar fark bulunduðu kabul ediliyorsa, ki görüldüðü kadarýyla öyle, o takdirde, baþkanýnýn aðzýndan "Kurtuluþ Savaþý" meclisi olacaðýný zaten duyurmuþ bulunan T.B.M.M'nin önderliðinde verilecek "Kurtuluþ Savaþý"yla baðýmsýzlýk tam manasýyla tesis edilmeden veya bu tesis hareketine baðlý olmadan, gerek Kuzey Irak'a, gerekse Kýbrýs'a yönelik atýlacak adýmlarýn, þayet mevcut olsaydý "Atatürk dönemi Türkiyesi"nin atacaðý adýmlar olmayacaðý hususu da söylenmiþ olmaktadýr.

-12 yýl evvel Irak ve Türkiye'nin vahþice etnik parçalara ayrýlmasý projesine boyuneðilerek bir "Diyarbakýr sorunu" icat edilmesi, böyle bir adýmdýr. 8 Mart 91 Süreci'nin ürünü olan Kuzey Irak'taki mevcut durum, bu anlayýþla adým adým "kazandýrýlmýþtýr". Ayný anlayýþýn "Atatürkçülük" içindeki, anti-millici "düþman kardeþi"ninde Anadolu'da ve Kýbrýs'ta benzeri "baþarýlar"ýn kazanýlacaðý bir "Türk asrý"na hiç bir itirazý yoktur.

-AB ve ABD'nin, Irak ve Türkiye'nin kendi sýnýrlarý dahilinde yaþayan ayný dine mensup insanlarý bölerken, diðer yandan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin "Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtý"yla doðru çözüm istikametine oturttuðu Kýbrýs adasýnda farklý dinlere mensup iki toplumu zorla birleþtirmeye çalýþmalarý, her iki coðrafyada da "çözüm" deðil, "sorun"dur.

AB'ye yönelik bir "talep" olarak deðilde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için "sorun" teþkil ettiði halde, medyanýn görmezden geldiði bir gerçek olarak söyleyelim, "sorun", Anadolu Yarýmadasýnýn tabii uzantýsý, adeta çocuklarý olan 12 adanýn ondan koparýlmýþlýðýdýr.


-1920’lerin “Kurtuluþ Savaþý Ruhu”yla silâhlý “Atatürk Türkiyesi”yle, “AB kapýsýnda ABD Türkiyesi”... farklýdýr...

-Kuzey Irak’taki mevcut yapýlanmanýn “görünmezliði”yle, bu farkýn “unutulmasý” sebeb ve gaye olarak... aynýdýr.

- “Atatürk Türkiyesi”nin dýþ politikasý, o dönemdeki kolonyalistlere karþý Araplarýn baðýmsýzlýk mücadelesini desteklemek üzerine kuruludur.

Ýstiklâl Marþý... Tam.


"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin



37. GÜN...

"T.B.M.M Baþkanýnýn, "Meclis"in "Kurtuluþ Savaþý"nýn Meclisi olacaðýný duyurmasýnýn üzerinden 37 gün geçti...


-Türkiye'ye "tarih verilmesi"yle, Kýbrýs'la ilgili mevcut "plân"ýn taþýdýðý "mahzurlar" ortadan kalkmaz.

-"Baðýmsýzlýk"tan amaç, "karar alma" gücüne sahip olmaktýr. "Baðýmsýzlýðý" dikkate almayan "Kemalist tehlike" uyarýlarýyla, benzeri "laiklik" uyarýlarý aynýdýr.

-Mevcut Kýbrýs "plâný"na, "Türklerden çok Rumlarýn itiraz ettiði" þeklindeki, "aslýnda bu plânýn o kadarda kötü olmadýðý" kanaati uyandýran "haberler", Türk Milletinin direniþini kýrmaya yöneliktir.

Her kesimden vatanseverler dikkatli olmalý...

12.05.2002



Ýstiklâl Marþý... Tam.


"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"
..

“Vatanýn kurtuluþu ve istiklâli için ölmeyi bugünkü nesle Namýk Kemal öðretti”

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder
..

"Türk milleti, yönetimini baþka milletlere teslim edenlerden söküp alacak kudrette bir milletdir"

...

VATAN

Ýnsan vatanýný sever; çünkü Tanrý’nýn baðýþladýðý þeylerin en azizi olan hayat, vatan havasýný teneffüsle baþlar.

Ýnsan vatanýný sever; çünkü doða hediyelerinin en parlaðý olan göz, ilk açýlýþýnda vatan topraðýný görür.

Ýnsan vatanýný sever; çünkü maddeten insanýn vücudu vatanýn bir parçasýdýr.

Ýnsan vatanýný sever; çünkü etrafýna baktýkça, her köþesinde geçirdiði ömrünün hazin bir anýsýný taþlaþmýþ gibi görür.

Ýnsan vatanýný sever; çünkü özgürlüðü, rahatý, hakký, çýkarý vatan sayesinde kaimdir.

Ýnsan vatanýný sever; çünkü mevcudiyetinin sebebi olan atalarýnýn sessiz mezarlarý ve hayatýnýn bir sonucu olan evlâtlarýnýn dünyaya geldiði yer vatandýr.

Ýnsan vatanýný sever; çünkü vatan çocuklarý arasýnda dil birliði çýkar birliði ve candan arkadaþlýk sayesinde bir kalp yakýnlýðý ve fikir kardeþliði meydana gelmiþtir.

Ýnsan vatanýný sever; çünkü vatanýnda mevcut olan egemenliðin bir parçasýna tam anlamýyla sahiptir.

Ýnsan vatanýný sever; çünkü vatan öyle bir galibin kýlýcýyla ve bir kâtibin kalemiyle çizilen sanal hatlardan ibaret deðil, millet, özgürlük, çýkar, kardeþlik, tasarruf, egemenlik, atalara saygý, aileye sevgi, çocukluk hatýralarýnýn yâdý gibi birçok hislerin toplanmasýndan meydana gelmiþ kutsal fikirdir.

Bundan dolayýdýr ki, insanlýk tarihinin hangi sayfasýna bakýlacak olursa, her zamanda, her millette çýkan ilmi fikirler ve yüksek ahlâk sahiplerinin hepsi vatan sevgisini dünya iþlerinin hepsine deðiþmemiþ ve pek çoðu vatan yolunda canlarýný feda etmiþ görünür.

Bundan dolayýdýr ki her dinde, her millette, her terbiyede, her medeniyette vatan sevgisi en büyük faziletlerden, en kutsal vazifelerdendir.

Vatan fikrini gönüllerden kaldýrmak, hukukun korunmasýnda en etkili vasýtalardan olan ateþli silâhlarý ellerden almaða benzer. Bir millet nefsini, vatan sevgisinden ayýrýrsa, zaman geçmez elbette vatanýný iþgal bayraðý altýnda görür. Nitekim bir millet ateþli silahtan el çekerse pek az vakit içinde o silahý düþman eliyle kendi göðsüne çevrilmiþ bulur.

Dünyadan vatan fikrini kaldýrmak insanlýða bir hizmet ve muktedir olanlara bir büyük meziyet olabilmek zannýnda bulunanlar da var... Biz öyle bir maksadý fiile çýkarmak teþebbüsünde öncülüðü, kabule cesaret edenlere hatýr hoþluðuyla terk ederiz. Biz oturduðumuz yerlerin her taþý için canýmýzý verdik. Her avuç topraðý nazarýmýzda o yola fedâ olmuþ bir kahramanýn varlýðýný hatýrlatýr.

Vatan bize kýlýcýmýzýn ekmeðidir. Daima kendimize mahsus, kendimize ait biliriz. Daima nefsimizden ziyade sever, nefsimizi uðruna feda ederiz”

Namýk Kemal

...

-I-

-Kendi aralarýnda konuþan arkadaþlar sussunlar ki sorularý duyayým, evet... Soru mu?...

-Sadece 3 sorumu?

-Daha fazla... 9-10 civarý... Evet, diðer arkadaþ?

-Fakat ben sorumu sormadým henüz?

-“Sadece 3 sorumu?” soru deðilmi?... Hakkýnýzý böyle kullandýnýz.

-?

-Peki, sorun... Unutmadan, herkesin Ramazan Bayramýný kutlarým. Evet?

-Dýþiþleri bakanýnýn açýklamalarý, Türkiye Cumhuriyeti’nin ABD’nin isteklerini kabul ettiði anlamýna mý geliyor?

-ABD istekleri deðil, talepleri... Nasýl ki AB talepleri diyorsak, öyle... AB ve ABD taleplerini kabul edenler, bu iki gücün iradelerinin yüzyýllardýr gerçekleþtirmeye uðraþtýðý “Lazistan’lý, Kürdistan’lý, Ermenistan’lý, Pontus’lu, Bizans’lý” etnik projeleri yýllardýr savunan milli-üniter devlet düþmaný unsurlardýr ki, milli iradeyi temsille alakalarý, sadýk kalmaya deðil, aykýrý davranmaya yeminli olduklarý milletvekili yemin metnini kürsüde okumaktan ibarettir. Kendileri gibi, yemin töreninde çekim yapan görevli kameramanlarýnda bildiði bu gerçeðe, yemin töreninden hemen önce, “sadýk kalmayacaksanýz, bu yemini etmeyin” ikazýnda bulunarak dikkat çekmiþtik, biliyorsunuz.

-Milli iradeyi temsil etmiyorlar mý demek istiyorsunuz?

-Sizce ediyorlar mý?... Diðer arkadaþ?...

-Dýþiþleri Bakanýn sözleri, görüntüsü, bana 80 sonlarýnda, Türk bakanýn AB’ye üyelik baþvurusunu AB yetkilisine teslim ederken çekilmiþ resimdeki pozunu hatýrlattý. Ayný ezik, uyumlu hal.

-Hatýrladým... Devlet Bakaný Ali Bozer’di galiba... Jack Delors’da o yýllarda görüþmelerde bulunduðu Türk heyetlerini, toplantýlarda, “bir dahaki sefere þu þahsý toplantýda görmek istemiyorum!” diye azarlardý. Jack Delors’un, Türk heyetleriyle yaptýðý görüþmelerde, onlarý azarlayarak toplantýlarý terk etmesi, Ankara’da siyasetçiler ve bürokratlar arasýnda hala anlatýlýr. Buyrun, dinliyorum.

-Irak’la BM arasýnda anlaþmaya varýlmasýndan sonra, hele silah denetçilerinin görevlerine baþlamasýyla birlikte, üçüncü þahýslarýn susmasý, medyanýn ABD ve Ýngiltere tarafýndan yapýlan açýklamalarý asla haber yapmamasý gerekmezmiydi?. Çünkü ortada iþleyen bir hukuki süreç var, Türkiye’de bulunan ABD Savunma Bakan Yardýmcýsý Wolfowitz’in söyledikleri, Türk Dýþiþleri Bakaný Yakýþ’ýn sözleri halen iþleyen hukuki süreci menfi yönde etkiliyor, sizin görüþünüz?

-Doðru söylüyorsunuz. Onlarda zaten etkilemek için söylüyorlar. Medya, derseniz içlerindeki vatanseverleri ayýrarak söylüyorum, hükümetler devirip hükümetler kuran, komþu ülkelere kefen biçen, Kýbrýs’ta Yunan milli iradesinin sözcülüðünü yapan, AB-ABD iradelerine baðlý bir isyan ocaðý... AB ve ABD, bunlarýn tanrýlarýdýr biliyorsunuz. Mesleðinizi öðrenebilirmiyim?

-Hukukçu.

-Tahmin etmiþtim.

-Ortada, haklý yada haksýz, BM güvenlik konseyinin aldýðý ve Irak’ýnda kabul ettiði bir karara dayanan bir hukuki süreç iþlerken, Bush, Condoleeza Rýce, Blair, Wolfowitz ve Yakýþ gibi üçüncü þahýslarýn, araþtýrma sonuçlarý bir raporla güvenlik konseyine bildirilinceye, kamuoyuna açýklanýncaya kadar susmalarý, kamuoyunu Irak aleyhine döndürecek, silâh denetçilerini etkileyecek yorumlarda bulunmamalarý gerekiyor.

-Üstelik araþtýrma süresi, raporun ne zaman verileceði bile belli... Baþka ülkeleri kendi imzalamadýðý Genova antlaþmasýna uymamakla suçlayýp, terörist ilan eden Bayan Condoleeza Rýce’da “hukukçu”... Asrýn þakasý... Siz?.. Niþanlandýnýz mý?... Kim?... Söylemek istemiyorsunuz...gizli... Buyrun,

-Ýlginç bir husus, ABD’li senatör Lieberman geldiðinde, “üsleri açarýz, ABD’yi destekleriz”gibi çok açýk ifadeler kullanmadýðý halde, sýrf senatörün söylediklerine sessiz kaldýðý için bizimde tenkit ettiðimiz zamanýn Dýþ Ýþleri Bakaný Ýsmail Cem’i eleþtirenlerin Yakýþ'a sessiz kalmalarý, mukaddesatçý kesim içindeki Türk düþmanlýðýyla açýklanabilir mi?

-Türk ordusu düþmanlýðý demek daha doðru olur. Batýnýn tarihi geliþimi içinde ortaya çýkan “sivil toplumculuðun” çok vülger bir kavranýþýyla, Türk milletini, yine hiç anlamadýklarý, çok kötü bir þey olduðunu zannettikleri “ordu-millet gerçeði”yle mücadele adý altýnda, askerlerle-asker olmayanlar diye ikiye bölenler için Türk ordusu düþmanlýðý esas deðerindedir. Hangi gazetedensiniz?..."Taþlýtarla Fýrtýnasý"mý?... "Geceyarýsý Fýrtýnasý”mý?

-“Günlük Rivayet” dergisinden...

-Hiç anlaþýlmýyor halbuki.

-Diðer sorum ise,

-Baþka soru yok... Diðer arkadaþ?

-Çevrecilikle ilgili bir soruydu.

-En sonunda sorarsýnýz.

-Bayram tatiline gidecektim.

-E, ben ne diyebilirim ki?... Diðer arkadaþ, evet?

-Baðdat’ý bombalamak için havalanan uçak, roket görüntülerinin yayýnlanmasýný soracaktým. ABD’yi erkek tanrý, bölgemizide kahpe kadýn gibi görmek alýþkanlýðýndan kurtulamýyorlar, belki anlayamýyorlar, üzerinde tekrar dururmusunuz?

-Bu konuda yeterince konuþtuk, yayýnlarda da mevcut, onlarý bir daha okuyabilirsiniz. Kýsaca hatýrlatayým, ABD’nin yenilmez-erkek tanrý, bölgemizin ise bir kahpe kadýn olduðu fikri,
bunlarýn bilinçaltlarýnda bir saplantýdýr, hepsi bu... Türk ordusu düþman, Amerikan ordusu ise onlarýn ordusudur, bilinçaltlarýnda bu var. Kiþilikleri, mutlak liberalizm propagandasýnýn en yoðun olduðu 80’lerin baþlarýnda þekillendi. Bu görüntülere maruz kalan çocuklarýnýza bu açýklamalarý mutlaka yapýnki, körpe ruhlarý ABD ordusunun milli ordu, Türk ordusunun ise düþman ordusu olduðu saplantýsýyla þekillenmesin, yoksa ilerde düzelmeleri çok zor olur.

-Irak’ý üç parçaya bölünmüþ gösteren “Uçuþa yasak bölge” haritalarýný tekrar göstermeye baþlamalarýnýn sebebi, Türk milletini Pontuslu, Lazistanlý, Kürdistanlý haritalara alýþtýrmak olamazmý?... Kaba cinsellikte var gerçi.

-Doðru... Haber izlemek bir savaþ faaliyetidir demiþtik, iþte böyle...

-Siirt’te seçimlerin yenilenmesi ise, “Lâz-Kürt kardeþliði” oluyor. “Kurtuluþ savaþý ruhu”na karþý...

-Böyle göreceksiniz. Siz?

-Belçika modeli, Bask modeli, Ýsviçre modeli, Ýrlanda modeli, Korsika...

-Yeter anladým, sorunuzu sorun.

-Efendim, Türk deðilmi bu siyasetçiler?...Niye Türk modeli diyemiyorlar? Kýbrýs’ta boþunamý savaþtýk

-Sizin mesleðinizi öðrenebilirmiyim?

-Önemli deðil.

-Ayaða kalkta konuþ.

-Boþunamý savaþtýk, soruyorum.

(“Ayaða kalkamaz”... “Kýbrýs’ta savaþtý” sesleri)

-Öylemi?... Ben ayaðýna gelirim senin.

-Bunlar ne biçim insanlar!...

-Bakma sen onlara... Vücudun yarýsýmý?... Hiç mi?

-Önemli deðil. Televizyonlara, gazetelere baktýkça... savaþmadýklarý topraklar için ver kurtul demeye ne haklarý var?... Ýncirliði terör yuvasý haline getirmiþler.

-Baþlatma þimdi Ýncirliðine... Kolaymý öyle vatan topraðýný vermek? Ya, sen savaþ görmüþ adamsýn, sinirlenecek baþka bir þey mi kalmadý bu dünyada?

-Aklýma öyle þeyler geliyor ki.

-Ne dedin?...

-Acayip þeyler.

-Sakýn öyle þeyler... Kurtuluþ Savaþý tarihini okudunmu? Okuyormusun?

-Biraz okudum... Caným sýkýldýkça iþte.

-Bilirsin o zaman... Bizim milletimiz, çok uzun yýllar savaþtýktan sonra, ordusu daðýtýlmýþken... ha? ... Bunlarý okumuþsundur. Bu milletten bir halt olmaz demiþlerdi. ‘Biz adam olmayýz’ demiþlerdi... Fakat olduk...Yine yaparýz. Gâvurun evlâdý Atlantiðin öbür tarafýndan gelip silah arýyorsa, “Milli Ýradenin Denetçileri"de onlarýn terörist yuvalarýný denetler...

-Denetleyebilirmiyiz?

-Niye denetleyemeyecekmiþiz? Vatan topraklarýmýz üzerinde “Milli Ýradenin Denetçileri”nin adým atamayacaðý bir toprak parçasý, giremeyeceði bir bina olabilirmi? Soðukkanlýlýðý kaybetmeden adým adým boðacaðýz düþmaný...

-Gazeteciler, televizyoncular gidip, uydurma röportajlar yaparlar, “üsler kapýlarýný açtýlar” derler. Erkek-tanrýnýn uçak gemileri gelince yaptýklarý gibi...

-Geçti artýk o devirler...

-Bir þey geldi aklýma.

-Bir saniye... Arkadaþlar, ara veriyoruz. Çay kahve ikramýda yapýlsýn bu arada... Söyle.

-Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtý’nda alýnan topraklar için geçenlerde “fazla aldýk” demiþlerdi ya, bu seferde, “PKK ile mücadeleyi, ‘ilerde 20 yýllýk karþýlýklý demokratikleþme mücadelesi’ olarak adlandýrmak için bilerek abarttýk” þeklinde bir açýklama yaparlarmý dersiniz?




11.21.2002

-II-

-Mevcut çoðunluðu teþkil eden partinin içinden çýktýðý eski partinin 95 seçimlerinde saðladýðý çoðunluðun millet iradesinin geri kalan yüzde 75'ini temsil etmediðini söyleyen ayný medyanýn bugün Türk milletinin yüzde 65'in iradesini yüzde 35'e baðlamasý gülünçtür.

-61 parçalýk düþman donanmasý bir eksiklik sayýlmazsa, AB ve ABD iradelerine teslim olan Ankara'nýn, 20'lerin Istanbul'undan hiç bir farký kalmamýþtýr.

Bu zavallý görüntüsüyle o, "Kurtuluþ Savaþý Ruhu"nun Ankarasý deðil, olsa olsa yüz karasýdýr.

-Kuzey Irak Kürt devleti, "8 Mart 91 süreci"nin bir ürünü olarak, Türk siyaseti ve medyasý içindeki etnik ittifak tarafýndan Ankara'da kuruldu... Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin iç ve dýþ politikasý, medyasý, etnik ittifakýn ipoteði altýndadýr.

Özel televizyonlarýn çoðunluðu, Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyet düþmaný konumda, Türk Milletine "Ya baðýmsýzlýk, ya demokrasi" gibi, mevcut olmayan bir ikilemle "demokratik müstemleke" propagandasý yapmaktadýrlar.

Türkmenlerin haklarýný gözetir görünerek, en iyi ihtimalle gözettikleri zannýyla, tarihi gerçeklerin Arap Milleti aleyhine çarpýtýldýðý, Kuzey Irak'taki etnik ayrýlýkçýlara ise, "her ne zaman isterlerse uluslararasý güvence altýnda ayaklanma hakkýna sahip, tanrýnýn sevgili ayrýlýkçýlarý"ymýþ gözüyle bakýldýðý TRT-2'deki "Terör çemberi" adlý "program"da olduðu gibi, etnik ittifak Devlet televizyonlarýnada hakimdir.

-Irak Cumhuriyeti Devleti'nin Kuzey Irak Kürt devleti'nin hazýrladýðý bir "taslak"la kendi iradesi dýþýnda ve eskisinden farklý özelikte, etnik federal parçalara ayrýlmasý, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sýnýrlarý dahilinde benzeri parçalanmanýn ön adýmýdýr.

Federal Irak'ýn yolu Erbil'den geçerse, Diyarbakýr'dan geçecek olaný tahmin etmek zor deðildir.

-Merkezdoðu coðrafyasýnda bir savaþ sürecinden geçmek, ayný zamanda bu savaþý yürütenlerin "milletleþmesi" sonucunu verir. Batýdan yönelen saldýrgana karþý 12 yýldýr mücadele eden Irak halký, siz istemesenizde, "milletleþmiþtir"...

Kuvayý-Milliyeci olarak, Irak'ta bir "millet" olmadýðýný ispata çalýþanlar, "ABD, Musul'u, Kerkük'ü Türkmenlere verecek, bizde bir federal devlet kuracaðýz" demeden, veya bu bir açýklama olacak ise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sýnýrlarý dahilinde, Diyarbakýr'ýn baþkent olacaðý bir baþka federal devletin nasýl olupta kurulmayacaðýný, buna hangi gerekçelerle karþý çýkacaklarýný, nasýl engelleyeceklerini Türk Milletine açýklamalýdýr.

Irak'ta etnik federalist, Türkiye'de milli-üniter devlet savunucusu olunamaz. Irak'ta, Kürt Devleti kurduysan, bir tanede Türkiye'de kurmamanýn gerekçesi olamaz, zaten Irak'ta bir millet olmadýðýný söyleyenlerin maksadýda bir tanede Türkiye'de kurmaktýr.

-Kurucu önderden bugüne, dünyada bütün vatansever hareketlerin önder kadrolarýna uygulanan kuþatma, umutsuzluk aþýlama, hele "intihara zorlama" taktiði karþýsýnda vatanseverler dikkatli olmalýdýr. Aksi halde mahvolursunuz.

Kullanamayacaklarý hiç bir yüce deðer yoktur.

-Türkiye, Irak, hangi vatan olursa olsun, milli kurtuluþ savaþlarýnda, ölüm uykusundan uyanan millet, zengini ve yoksuluyla fedakârlýðý paylaþýr.

1. Kurtuluþ Savaþýnda, Aðustos 21 günlerinde uygulanan tedbirlerin uygulanma zamaný gelmiþtir. Dini veya baþka motiflerle, "Para kötüdür, þudur, budur" diye yayýn yaparak milli seferberliði engelleyenlere itibar etmemelidir.

Ýmkâný olandan mutlaka alýnacaktýr...


Birlik ve Bütünleþme
"Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyet", biri diðerinden koparýldýðýnda diðeride ölen bir bütündür.


"ÖZAL RUHU"NA KARÞI "KURTULUÞ SAVAÞI RUHU"...

Her kesimden gerçek Türk vatanseverleri, toplum içerinde bulunduklarý her yerde, Mecliste, devlet kurum ve kademelerinde, medyada, "Özal ruhu" adý alet edilerek, bu ad altýnda atýlacak "Baðýmsýzlýk ve milli devlet düþmaný" her adýma, her propaganda saldýrýsýna "Kurtuluþ Savaþý Ruhu"yla anýnda cevap vermeye, þimdiye kadar atýlmýþ bütün milli devlet düþmaný adýmlarý, uygulamalarý, anlaþmalarý ve "kanun" larý, hiç bir saptýrma teþebbüsüne fýrsat vermeden teker teker iptal etmeye baþlamalý.

Her türlü kýlýk ve kisve altýnda elli yýldýr yürütülen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yok etme, milli varlýðý budama, bütün Merkezdoðu'yu federal etnik parçalama operasyonuna, operasyon adlý isyan hareketine milletçe kesin olarak bir dur demek, yerine getirilmediði takdirde mevcut Anayasa ve kanunlarca, mevcut yýkýcýlýða, bozgunculuða suç ortaklýðý demektir.

Savcýlar harekete geçmiyorsa, o savcýlarýn hakkýnda vatansever savcýlar harekete geçer. Yok, eðer ölüm uykusu bütün devlet kademelerini, meclisi ve medyayý sarmýþ ise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti topyekun iþgal altýndaysa, o takdirde iradesi temsili iradenin üzerindeki büyük Türk milleti, Kýbrýs'tan Kuzey Irak'a, onu her yerde dýþ iradelere yalvar yakar eden, aciz durumlara düþüren isyan hareketine karþý vatanýn her sathýnda, kurumunda harekete geçer, kaderine el koyar.


Nasýl Kurduysak Öyle Koruruz

Kurduðumuz Gibi Koruruz


Birlik ve Bütünleþme

21 KASIM 2002

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"
..

"Türkiye, yönetimini Türk Milletinden baþka milletlere teslim edenlerden söküp alacak bir Kurtuluþ Savaþý vermeye mecbur bir ülkedir"

..

-ABD ve Avrupa'nýn baskýsýyla, "alýnmasý gereken yerler alýnmadan bitirilmiþ, tamamlanmamýþ bir harekât olduðu" þu sýra AB'nin ortaya attýðý "yutma projesi"yle ilgili tartýþmalarda konuya vakýf uzmanlar tarafýndan "keþke"yle baþlayan açýklamalarlada teyit edilen Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtý'nda, "Sonradan vermek üzere fazla toprak alýndýðý" iddiasý, elbette doðru deðildir.

"Sonradan vermek üzere fazla toprak alýndýðý" iddiasý "emekli bir askerin bile itiraf ettiði bir gerçek" deðil, fakat iktidarda olduðu dönemde, durup dururken deðil elbette, "General Rogers'in ricasý üzerine" Yunanistan'a sonradan karþýlýðýný almak üzere büyük bir taviz vermiþ olan bir emekli askerin, Yunan milli iradesine uygun bir açýklamasýdýr.

-Dýþiþleri bakanýnýn, Smitis ve Papandreu'yla yapýlan toplantýya alýnmamasý þeklindeki uygulamalar yeni deðildir, 12 yýl evvel vaktin Dýþ iþleri Bakaný Akbulut'un ABD Dýþiþleri Bakaný Baker'la yapýlan görüþmelere alýnmadýðý "8 Mart Süreci"yle Kuzey Irak kürt devleti kurulmuþtu... bu toplantýlar ise, Kýbrýs Türk Cumhuriyeti'nin yýkýlmasýný amaç edinen bir sürecin parçasýdýr.

-Türkiye, "Baðýmsýzlýk ve demokrasi"den birini diðerine tercih etmek zorunda deðildir.

11.19.2002




"Türk Milleti, geri dönülemez son noktaya gelindiðinde, askeri ve siviliyle, tek bir yürek, tek bir ses, tek bir yumruk halinde bütünleþerek, topyekün savaþ vermeyi göze almýþtýr"

"Birlik ve Bütünleþme" yaptý bu tespiti... duyurdu. Þöyle devam ediyordu, çok iyi hatýrlýyorum;

"Þartlar icap ettirdiðinde, 'memleket ve milletin maddi mânevi bütün kuvvetlerini bu sonucun alýnmasýna yöneltmek için, hiç bir tedbir ve teþebbüste müsamaha etmeden, ne yer ve zamanla ve ne de vatan mefhumu karþýsýnda teferruattan ibaret olan diðer düþüncelerle kayýtlý olmadan' evvela Sakaryayý, hemen bir yýl sonra 'Büyük Taarruz'u baþaran Türk Milleti, 80 yýl evvel bu baþarýlarý kazandýrýp, devleti kuran kadrolarýn sahip olduðu 'yüksek azim ve imân ile' bunu bir defa daha yapacaktýr.

Ve "Þartlar icap yoluna giriyor...hýzla"...


Atila
..
BAÐIMSIZLIK ANAHTAR KAVRAMDIR...

"Milli Kararlýlýðý, heyecaný korurken, dahada yükseltirken, iç bozgunculuða, iç kargaþa kýþkýrtýcýlýðýna düþülmeyecek... Fakat, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluþunu saðlayan "Ya istiklal, Ya ölüm... Ya teslimiyet Ya baðýmsýzlýk!" þiarýný reddeden bir uyuþukluða, Milli-ulusal devlet yýkýcýlýðýna göz yuman bir çekingenliðe, tam teslimiyetçiliði örten bir kuru hoþgörü rehavetine kapýlmak, Türk milletinin ruhu demek olan "ordu-millet gerçeði"ni unutmakda doðru deðildir"...

-Demekki arkadaþlar, "gerilimi artýrmayalým... Türkiye'yi germeyelim" gibi açýklamalarýn adresi, "Kurtuluþ savaþý ruhu" deðil, fakat Kýbrýs'tan Kuzey Irak'a gerilimi týrmandýran AB ve ABD iradeleri ile bunlarý iç cephedeki, yani 22.dönem meclisi ve Türk medyasý içindeki uzantýlarýdýr.

22. Dönem Meclis'in, "Kurtuluþ Savaþý Meclisi" olduðu gerçeðine dikkat çeken, "Kurtuluþ Savaþý ruhu"na sadakatini ilân eden AKP baþkan adayý Arýnç'ýn göreve seçilmesiyle birlikte, tam bir "Kurtuluþ Savaþý Meclisi" gibi davranacaðý, Kýbrýs'tan Kuzey Irak'a, bugünün Konstantin'lerine, Harbord'larýna, Ali Kemallerine karþý Türk milli iradesinin yýkýlmaz sarsýlmaz kararlýlýðýný yansýtan peþpeþe benzeri açýklamalarla, "Baðýmsýzlýðý ve Cumhuriyeti koruma mücadelesi"nde önderliði ele alacaðý tabiidir...

19 KASIM 2002

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"
..

"Temel olan iç cephedir".

"Meclisin anlayýþý, yürütümü ve durumu düþmana umut vermedikçe iç ve dýþ cephelerimiz hiçbir zaman yerinden oynatýlamaz"...
..

"Askerimizin, Yunan ordusunun kalp ve vicdanýna verdiði dehþet çok önemlidir. Yunan ordusunun vicdanýnda hasýl olan bu korku ve haþyet, bütün Yunan milletine sirayet etmiþti. O kadar ki, adalarda bulunan Yunanlýlar bile, Türk ordusu geliyor diye firara teþebbüs ediyorlardý. Bunlar arada deniz olduðunu unutuyorlardý.

Kaçamadýðýndan, kaçamayacaðýný anladýðýndan, delirenler vardý"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

..

"Türkiye, yönetimi Türklere býrakýlamayacak kadar önemli bir ülkedir"...

Düþman iradesi
..


"Türkiye, yönetimini Türk Milletinden baþka milletlere teslim edenlerden söküp alacak bir Kurtuluþ Savaþý vermeye mecbur bir ülkedir"

"Türk milleti, onun iradesini Kýbrýsta Yunan, Irak'ta Amerikan iradesi sayanlarýn yönetimine boyun eðmeyi kabul etmeyecek kadar, büyük ve diridir"

Türk milli iradesi





11.15.2002

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"
..

"Temel olan iç cephedir".

"Meclisin anlayýþý, yürütümü ve durumu düþmana umut vermedikçe iç ve dýþ cephelerimiz hiçbir zaman yerinden oynatýlamaz"...
..

Büyüklük odur ki, hiç kimseyi aldatmayacak, hiç kimseye gereksiz yere yüz vermeyecek, vatan için gerçek ülkü ne ise, onu görecek, ona dosdoðru yürüyeceksin...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder



-Buyrun iþaretleri kýsýmlarý sadece... Çizdiðim yerler, evet. Rauf Bey'in Mondros'ta yaptýðý görüþmelerle, Amiral Colthorpe'la ilgili izlenimleri... Çabuk söyleyin, okumamýz lâzým.

-AB planý karþýsýnda milli refleks üzerindeki tutukluk dikkatinizi çektimi?. Kuzey Irak üzerinden Türkiye ve Irak'ý etnik temelde bölme plânlarýyla ilgili haberleri büyük bir coþkuyla, ABD tarafýný tutarak verenlerin, AB plânýný, "Yunan tarafýnýn görüþleri böyle, Türk tarafýnýn görüþleri þöyle" gibi "tarafsýz" bir gözle deðerlendirmeleri acayip deðilmi?

-Türk uçaklarý da yok o haberlerde... Tarafsýzlýktan öte, "Engel" olarak görüyorlar, tarafsýz filan deðiller. Þaþýrdýnýz mý?

-Acayip bir durum. "Milli dava" Kýbrýsý "engel" olarak görüyor, Kuzey Irak üzerinden Türkiye ve Irak'ý etnik temelde bölmeyi ise "milli dava" coþkusuyla Türk milletine propaganda ediyorlar, böyle Türk medyasý olurmu?

-Olmaz... Þu son 12 yýlýn haberlerini, gazete baþlýklarýný, köþe yazýlarýný, baþlýklarýný bir inceleyin bakalým, milli dava Kýbrýs'la ilgili kaç haber bulacaksýnýz. Milletin beynini Kuzey Irak'la doldurup iðdiþ ettiler, nasýl hatýrlasýn milli dava'nýn Irak ve Türkiye'yi federal parçalara ayýrmak deðil, Kýbrýs olduðunu?... "Push technology" diyorlar. Hangi bilgiyi vermek istiyorlarsa, onu haberleþtirip pompalýyorlar. Fransýz kazlarýný duymuþmuydunuz?

Demin çay, kahve molasýnda, ayak üstü sohbet ederken, Istanbul'un iþgal tarihini sordum, bir kiþi hariç kimse bilemedi. Istanbul'un beþ yýllýk iþgal döneminde þehit düþmüþ vatanseverlerden bir tekinin adýný sayamadýnýz... Sokaktaki adama Kýbrýs Türk Cumhuriyeti Devleti'nin Ankara'daki elçisini sorsanýz, doðru cevap alacaðýnýz þüphelidir, fakat ayný kiþiye, Kuzey Irak'taki yapýlanmanýn temaslarý ezberletilmiþtir.

Durum böyle... Son saniyesinde, "asýlsýz çýktýðý" belirtilmek üzere, dakikalarca "tartýþýlan" uydurma bir Atropin haberiyle, New york Times'ýn bürosundan Türk Milletinin beynine anýnda ulaþabiliyorlar.

-Niye son saniyede "asýlsýz çýktý" diyorlar?

-Mesela, 39 dakika New York Times'ýn palavrasýný propaganda ettikten sonra, son saniyede, "haber asýlsýz çýktý" deyince, "halkýn doðru haber alma ihtiyacýný karþýlamýþ" oluyorlar da ondan... "Vicdanlarý rahatlýyor"... Bu da bir ihtiyaç. Gece aklýna gelebilir, rahatsýz olabilir. Ramazan ya.

Doðru yönde adýmlar atanlarý ayýrdýðýmýzý söylemeyi de unutmayalým, sonra "bizi hiç beðenmiyor" diye... Buyrun iþaretleri kýsýmlarý sadece...


-"ÝNANILMAZ BÝR AYMAZLIK!...

..Amiral Sir Arthur Calthorpe tarafýndan saygýdeðer bir konuk olarak karþýlanmýþtýr... Sanki bir düþman deðildir... Rauf Bey, "bizi güvertede samimi bir tarzda kabul eden Amiral, istirahatimizi saðlamak maksadýyle, geminin kendisine mahsus mevkilerini bize ayýrmak centilmenliðini gösterdi" der.

27 Ekim sabahý baþlayan ateþkes görüþmelerinde de Ýngiliz Amiral, centilmenliðini sürdürür. Oldukça yumuþak görünür. Rauf Bey'e 24 maddelik bir anlaþma taslaðý sunar. Ýngilizler bunun ilk dört maddesiyle yetinebileceklerdir. Ama tabii bu, Rauf Bey'e söylenmez.

Ýngilizlerin bu esnekliðinden habersiz Rauf Bey ve öteki kurul üyeleri, karþýlarýndaki Ýngilizlerin centilmenliðine hayrandýrlar. Görüþmelerde, yenik bir ulusun temsilcilerine acýmasýz davranan bir düþman komutaný yok gibidir. "Kayýtsýz-þartsýz teslim"den hiç söz edilmez. "Savaþ suçlusu" lâfý aðýzlara alýnmaz. Türk delegasyonunun endiþeleri daha çok Yunan emelleri konusundadýr. Yoksa Ýngilizlerin ne kadar centilmen olduklarýný bilmektedir.

-"Endiþelerin giderilmesi"... Hiç deðiþmiyor. Sonra?

-Amiral Calthorpe, "açýk sözlü", "dürüst", "geniþ görüþlü", "anlayýþlý" kiþidir. Ýngiltere'nin Türkiye'yi yok etmeyeceðini, Ýngiltere'de bir Türk düþmanlýðý olmadýðýný söylemektedir.

-Yüzyýllarýn sömürgecisi...

-Rauf Bey... 2 Kasým 1918 günü Yeni Gün gazetesinde yayýnlanan demecinde þöyle der:

"...Sizi temin ederim ki, Ýstanbul'umuza bir tek düþman askeri çýkmayacaktýr. Adana eskiden olduðu gibi Osmanlý yönetiminde kalacaktýr. Batum ve Kars'ta þimdilik boþaltýlmayacaktýr. Size tekrar ediyorum ki, Ýngilizler bize olaðanüstü bir iyiniyet gösterdiler. O kadar ki, askerimizin ne kadarýný terhis etmemiz gerektiðini saptamak hakkýný bize býrakmýþlardýr. Evet, yaptýðýmýz mütareke, umudumuzun üstündedir. Devletin baðýmsýzlýðý, saltanatýn hukuku, milletin onuru tümüyle kurtarýlmýþtýr"

Ve iþte Rauf Bey, bu imzadan çok deðil sadece altý ay sonra Ýstanbul'dan Anadolu'ya kaçmak zorunda kalacak, Erzurum ve Sivas Kongreleri'ne katýldýktan sonra son Osmanlý Mebusan Meclisine Sivas Milletvekili seçilerek Ýstanbul'a dönecek, sonra tutuklanacak 18 Mart 1920 günü Benbow gemisiyle Malta adasýna gönderilecek 30 kadar Türk siyasi suçlusundan biri olarak, Polveristia kampýnda tel örgülerin arkasýnda, "2776 Rauf Bey" diye numarayla anýlacak biridir. Artýk Ýngilizlerin bir konuðu deðil, yargýlayacaklarý bir sanýktýr. Hakkýnda tutulan gizli sicilde Ýngilizce, "Eski Bahriye Nazýrý, Milliyetçi hareketin baþlýca teþkilâtçýlarýndan biri. Sivas mebusu" yazýlýdýr. Bir de Numara: 2776 Rauf Bey"...

-"Bir tek asker çýkarmayacaðýna" teminat verdiði düþman 11 güne kalmadan Ýstanbul'u 61 parçalýk bir donanmayla gelip iþgal eder. Umudunu düþmana baðladýnmý, onun "projeleri"ne inandýnmý, "devletin baðýmsýzlýðý, saltanatýn hukuku, milletin onuru tümüyle" fakat böyle "kurtarýlmýþ" olur...Baðýmsýzlýk, anahtar kavramdýr arkadaþlar... Vekil, asker, aydýn, medya mensubu, iþçi, müteþebbis, köylü, sanatçý, kýsaca bütün bir millet olarak unutunuzmu, hapý yuttuðunuzun resmidir, þu veya bu gücün parçasý olursunuz...

-"Avrupa'nýn bir parçasý olmak, cumhuriyetten sonra en büyük çaðdaþlaþma projesidir" denmesi gibi.

-"Cumhuriyetten sonra"... O "sonra" zarfýnýn zamaný, cumhuriyet tarihinin içinde bir anmý, yoksa, Osmanlý Devleti'nden sonra kurulan Türkiye Cumhuriyetinin tarihe karýþmýþ olduðu bir aþamamýdýr?

Adý "proje" olan bir devlet tipi yok. Osmanlý Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden "sonra" ki devlet tipininin adý "proje" olamaz, "Avrupa'nýn parçasý olma"nýn veya "proje"nin devlet tipi, siyasi-idari örgütlenmesinin adý, devlet tipi nedir?... "Etnik temelde idareciklerin toplamý" bir yapýmý?

Bu "sonra" ile, mevcut "cumhuriyet"in tarihi geliþimi içinde, milli-üniter devlet yapýsýnýn, kayýtsýz þartsýz millet egemenliðinin korunduðu bir aþama kastediliyorsa, adýna devlet politikasý, temel politika, ne derseniz deyin, AB üyeliðinin, egemenliðin devri pahasýna bir kader deðil, fakat bu noktaya gelindiði takdirde bir dur denilecek, Türkiye-AB iliþkileri kapsamýnda, bir "siyasi tercih" olduðunu kabul ediyorsunuz demektir.

"Egemenliðin AB'ye devri baþtan beri biliniyordu. Türkiye bunu bilerek müracaat etti" þeklinde ki itirazlar doðru deðildir, bunun bilenler kendileriydi, gerçeði gizledikleri Türk milleti deðil.

1918 Kasýmýnýn 13'ünde, adeta þeref misafiri gibi Istanbul açýklarýna demir atan dev gibi düþman gemilerinin yanýndan geçerken, Anafartalarda ulaþamadýðý maksadýna masa baþýnda eriþen mütecavizin, "mütareke basýný" denen Türk düþmanlarýnýn "dostluk operasyonu" adýný taktýklarý, iç cephe hainlerinin çiçekler atarak, alkýþlayarak tempo tuttuklarý bu tasallutu karþýsýnda üzüntüye kapýlan yaveri Cevat Abbas'ý, "Geldikleri gibi giderler" diye teselli eden Mirliva Mustafa Kemal Paþa'nýn o anda "Avrupa'nýn parçasý olmayý" düþlediðine, Milli Kurtuluþ Savaþý'nýn, kayýtsýz þartsýz millet egemenliðini, 80 küsur yýl sonra yalvar yakar ayný karþý iradeye teslim etmek üzere gerçekleþtirildiðine, milli üniter devletin ilerde ayný karþý iradenin siyasi, idari, iktisadi, birliðinin bir parçasý olsun diye kurulmuþ bir "ön-proje" olduðuna inanmak mümkün deðildir.

-Üniter bir devletde kukla olabilir.

-Fakat baðýmsýzlýðý esas olmaktan çýkarýlmýþ Türkiye Cumhuriyeti'nin kuklalaþmasýný üniter biçim içersinde tutmak, sürdürmek imkânsýz... Mevcut milli üniter devlet 20'lerde etnik parçalanma sürecini yenerek, durdurarak kuruldu.

-"22. Dönem Parlâmentosu Genel Kurulu, en yaþlý üye sýfatýný taþýyan CHP Ýstanbul Milletvekili Þükrü Elekdað baþkanlýðýnda, toplandý". Yemin etti. Baþkan, "bütün dünyanýn gözlerinin üzerlerinde olduðu, demokrasi sýnavýyla karþý karþýya bulunduklarý" anlamýnda bir konuþma yaptý.

-Meclis mi, parlâmentomu?

-Medya, "22. Dönem Parlâmentosu" diyor...

-Niye acaba?... Size sormuyorum, evet.

-Bu "Meclis"in, "Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi'yiz. Ýçte ve dýþta, AB ve ABD'ye teslimiyet politikasýný reddediyoruz, Türk siyasi yapýsý, bu yapý içinde Türk Devletini tasfiye faaliyetlerini son sýnýrýna getiren etnik parçalanma yanlýsý iþbirlikçi kliklerden arýnmaya mecburdur. Merkezidoðu'da rejim deðiþikliði, devlet yapýsýnýn tasfiyesi anlamýna gelir. Ermenistan'a gösterilmeyen düþmanlýðýn daha fazlasýnýn gösterildiði komþu Irak Devletiyle, Ýsrail'le kurulan iyi komþuluk iliþkilerinden daha az olmayan bir komþuluk iliþkisinin derhal kurulmasý gerekir" þeklinde veya buna benzer bir metin yayýnlayabileceðine gerçekten inanýyormusunuz?

-Niçin inanmayayým?... Brüksel'deki Washington'daki meclislerden birimi bu bahsettiðiniz meclis?...

-Ankara'da...

-Yemin ortada... Þöyle ezberden, "Biz varýz!" der gibi, gürül gürül okusun bir arkadaþýmýz. Siz, evet.

-"Devletin varlýðý ve baðýmsýzlýðýný, vatanýn ve milletin bölünmez bütünlüðünü, milletin kayýtsýz ve þartsýz egemenliðini koruyacaðýma; hukukun üstünlüðüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkýlaplarýna baðlý kalacaðýma; toplumun huzur ve refahý, milli dayanýþma ve adalet anlayýþý içinde herkesin insan haklarýndan ve temel hürriyetlerinden yararlanmasý ülküsünden ve Anayasa'ya sadakattan ayrýlmayacaðýma; büyük Türk milleti önünde namusum ve þerefim üzerine ant içerim"

-"Dakika geciktirmeden" sahip çýkmakla mükellef olduklarý bu yemindende anlaþýlacaðý üzere, bir defa "dünya" adýnda bir millet yok.

1-Yemin ederek göreve baþlayan TBBM, "Dünya"ya deðil, Türk Milletine sorumludur...

2-Üzerinde hissetmesi gereken gözler, mevcut olmayan bir "dünya" milletinin mevcut olmayan gözleri deðil, egemenlik üzerindeki kayýt ve þartlarýn dakika geciktirilmeksizin, kayýtsýz þartsýz kaldýrýlmasýný talep eden milli iradenin sahibi, Türk Milletinin gözleridir...

3-Sýnav, üzerindeki kayýt ve þartlar kaldýrýlmadýðý takdirde, þimdi olduðu gibi Milli dava Kýbrýs'ý engel, Irak ve Türkiye'nin federal parçalara bölünmesini milli dava olarak gören "sefaretler demokrasisi"nin tahteravalli oyunundan ibaret kalacaðý milli egemenliðin saðlanmasý sýnavýdýr...

"Baðýmsýzlýk sýnavý"dýr...


11.13.2002

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"
..

'Baylar, maddi ve özellikle ruhi çöküþ, korkuyla, güçsüzlükle baþlar. Güçsüz ve korkak insanlar, herhangi bir yýkým karþýsýnda milletin de duraksamasýna yol açarlar. Güçsüzlük ve duraksamada öyle ileri giderler ki, sanki kendi kendilerini alçaltýrlar. Derlerki:

'Biz adam deðiliz ve olamayýz. Varlýðýmýzý, kayýtsýz þartsýz olarak yabancý bir devletin eline býrakalým. Balkan Savaþýndan sonra milletin, özellikle ordunun baþýnda bulunanlar da, baþka biçimde ama gene bu anlayýþla iþ görmüþlerdi.

Türkiye'yi böyle yanlýþ yollarda daðýlma ve yok olma uçurumuna sürükleyenlerin elinden kurtarmak gerekir. Bunun için bulunmuþ bir gerçek vardýr, ona uyacaðýz. O gerçek þudur:

'Türkiye'nin düþünen kafalarýný büsbütün yeni bir inançla donatmak. Bütün millete saðlam bir manevî güç vermek'...
..

"Yalnýz, ben, ordumuzun varlýðýný ve gücünü paramýzla orantýlý bulundurmak kuramýný kabul edenlerden deðilim. "Paramýz vardýr, ordu yaparýz; paramýz bitti, ordu daðýlsýn...' Benim için böyle bir sorun yoktur. Baylar, para vardýr, ya da yoktur; ister olsun, ister olmasýn, ordu vardýr ve olacaktýr. Bu noktada bir anýmýda canlandýrayým.

Ben ilk defa bu iþe baþladýðým zaman, en akýllý ve düþünür geçinen birtakým kiþiler bana sordular:

'Paramýz var mýdýr? Silâhýmýz var mýdýr?'

'Yoktur' dedim.

'Öyleyse ne yapacaksýn?' dediler.

'Para olacak, ordu olacak ve bu millet baðýmsýzlýðýný kurtaracaktýr' dedim.

..

"Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti,
milletin yaþam ve baðýmsýzlýðýna suikast eden
emperyalist ve kapitalist düþmanlarýn saldýrýlarýna karþý
savunma ve dýþ düþmanlarla iþbirliði yapýp
milleti aldatmaya ve bozmaya çalýþan iç hainlerin cezalandýrýlmasý için Orduyu güçlendirmeyi ve onu millî baðýmsýzlýðýn dayanaðý bilmeyi ödev sayar"...

Atatük
Kurucu Ulusal Önder
..



-Arkadaþlar hazýrsa, toplantýyý açýyorum...

Bugün, 13 Kasým 2002... Bundan tam 84 yýl önce, düþmanýn 61 parçalýk bir armada ile Istanbul önlerine gelip demirlediði, vatanýn incisi Ýstanbul'a tecavüz ettiði kara gün... Türk Milli Kurtuluþ Savaþý tarihinde, ölüm uykusundan uyanýþýn þart olduðunun idrak edildiði gün...

Ýstiklâl Marþýmýzý okumak üzere, herkes ayaða kalksýn... Herkes... Duyulmadý sanýyorum. Þu sýrada oturanlar... bakýnanlar. Yabancý gazeteci, medyacý olmasý farketmez. Amerikalý, Avrupalý olmasýnýn bir önemi yok, ayaða kalkacaklar.

Bunun münakaþasý olmaz, deðil Pearson'dan, ister Bush'dan, Brüksel'den kartviziti olsun... oturmakta ýsrar edenleri dýþarý çýkarýn. Bir an evvel... Evet, buyrun.


Bugün 13 Kasým 1918

Anavatana Düþman Tecavüzü 84 Yýl Evvel Bugün Baþladý...
Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtýný "sorun" olarak gören, ABD'nin adýndan tir tir titreyen, tamamen sansür uygulamalarý gereken psikolojik savaþ yalanlarýný yüzleri kýzarmadan tekrarlayýp duran günümüz "mütareke medyasý"nýn o dönemdeki temsilcilerinden tüyler ürpertici misallerle birlikte;

O Kara gün...
..

DÖRT BAÞI MAMUR ÝÞGAL

-"Evet, Istanbul, 16 Mart 1920'de deðil, 13 Kasým 1918 tarihinde iþgal edilmiþtir. Üstelik de dört baþý mamur þekilde...

Çanakkale Boðazýný zorlayýp da 1915'de aðýr bir yenilgiyle yüzgeri eden Ýtilâf Donanmasý, 30 Ekim 1918 Mondros Býrakýþmasýndan sadece ondört gün sonra, 61 parçalýk bir armada ile, Ýstanbul önlerine gelip demirlediðinde, karaya çýkan Bahriye silahendazlarý, Kumkapý, Ahýrkapý, Sarayburnu, Galata, Salýpazarý, Dolmabahçe rýhtýmlarýna asýlmýþ yüksek binalardan sarkýtýlmýþ Ýngiliz, Fransýz, Ýtalan ve Yunan bayraklarýyla alkýþ tutan, "Hurra" çeken, "Zito" diye baðýrýþan çýlgýn ve sarhoþ kalabalýklarla, ellerinde çiçekler bulunan Rum, Yahudi, Ermeni ve Levanten kýz ve kadýnlarýyla karþýlanmýþlardýr.

Galata, Yüksekkaldýrým, Beyoðlu, Niþantaþý, Þiþli yollarý ve sokaklarý, kurtarýcýlarýný alkýþlayýp kucaklayan azýnlýklarla doludur. Bunlar sokaklarda dans etmekte, pembe ablak yüzleri, baþlarýnda yana eðilmiþ mavi bereleriyle Fransýz, soðuk ve küstah görünüþlü Ýngiliz ve buralara neden, nasýl ve niçin geldiklerine karar verememiþ ürkek ama þamatacý Ýtalyan deniz piyadeleri ve hele Yunan gemilerinden çýktýklarýnda çan sesleri arasýnda, baþlarýna çiçekler serpilip, ortodoks papazlarýn üzerlerine okunmuþ sular döktükleri, kutsanan Yunan efzon askerleri süngülerini, tabancalarýný, meçlerini cakalý cakalý sallamaktadýrlar.

Bir tek müslüman Ýstanbul'dur ki, Fatih'i, Çarþamba'sý, Süleymaniye'si, Beþiktaþ'ý ile içine çekilmiþ, durgun ve aðýrbaþlý bir yenilgi acýsý içindedir.

-Son cümleyi bir daha... lütfen.

-Bir tek müslüman Ýstanbul'dur ki, Fatih'i, Çarþamba'sý, Süleymaniye'si, Beþiktaþ'ý ile içine çekilmiþ, durgun ve aðýrbaþlý bir yenilgi acýsý içindedir.

-"Müslüman Istanbul", iþgalden, Baðýmsýzlýðýn çiðnenmesinden müteesir... Her kesim içersinde olduðu gibi, müslümanýnda, "baðýmsýzlýk esastýr, münakaþa edilemez!" diyeniyle, "bölünüp parçalanmaktan" yana olanlarý var. Batý Anadolu'da 20'lerde Yunan kuklasý bir devlet kurmak isteyenler Ortodoks Hristiyaný deðillerdi.

Kolay bir soru, "içinde bulunulan durumun imkân ve þartlarý düþünülmeden göreve atýlarak korunmasý" istenen neydi?...

-"Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyet"!

-Peki, Mustafa Kemal Atatürk'ün "içinde bulunduðunuz durumun imkân ve þartlarýný düþünmeden göreve atýlarak koruyun" dediði "baðýmsýzlýk ve cumhuriyet"in devlet tipi, "korunmasýný istediði devlet tipi" neydi?...

-Milli üniter devletin kurucusu olduðuna göre...

-Sýr deðil diyorsunuz... Milli veya ulusal-üniter devlet yapýsý... Ha, demekki "Demokratik, laik cumhuriyet" sloganýyla geçiþtirmek yok. Tuzaðý farketmenizi isterim. Milli üniter devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ikiz kardeþ gibi bir arada tuttuðu, "Baðýmsýzlýkla, Cumhuriyeti" birbirinden ayýran, "Baðýmsýzlýk" kavramýný esas olmaktan çýkarýp, sadece "Cumhuriyet"i tutan bu formülasyonu, "baðýmsýzlýða ve milli-üniter devlet yapýsýna" karþý olan her kesimden unsurun uzlaþtýðý bir formülasyon olarak anlamak gerekir.

"Baðýmsýzlýðý" kapý dýþarý edip, sadece "cumhuriyet" diyerek mevcut devlet tipini savunmanýz mümkün deðil, "cumhuriyet"in federalide var düzüde. "Etnik federal parçalarýn toplamý"da "demokratik-laik cumhuriyet"olabilir, "baðýmsýz bir milli-üniter devlet"de...

Esas olmaktan çýkarýlan "baðýmsýzlýk" kavramý yerine konulan "demokratik-laik" kýsmý ise, sihirli...

Bulunduklarý kesim itibarýyla milli-üniter devlet yapýsýný korumalarý gerektiði halde, yapýnýn tasfiyesi için faaliyet gösteren veya seyirci kalanlar, hiç telaffuz etmedikleri "baðýmsýzlýðý", dikkatleri sadece "laiklik" üzerinde toplayarak korumuþ oluyorlar.

-Bulunduklarý kesimi oyalýyorlar...

-Dangalak yerine koyuyorlar..."Demokratik" kýsmý ise, gerçekleþirken "demokratik kurallar"la sýnýrlanmasý mümkün olmayan Baðýmsýzlýk Savaþý için milli iradenin seferber olmasýný engellemek maksadýyla kullanýlýyor. Bir milletin ölüm uykusundan uyanmasý demek olan Baðýmsýzlýk Savaþýnýn kendisinin harfi harfine demokratik gerçekleþmesi mümkün deðil. Aksi halde Kurtuluþ savaþýna önderlik etmekten kaçýnan bir meclisin yerine yenisini açamazsýnýz,

"Memleket ve Milletin maddi mânevi bütün kuvvetlerini bu sonucun alýnmasýna yöneltmek için, hiçbir tedbir ve teþebbüste müsamaha edilmeyecek, ne yer ve zamanla ve de vatan mefhumu karþýsýnda teferruattan ibaret olan diðer düþüncelerle kayýtlý olmayarak, düþman ordusunun yokedilmesinden ibaret olan bu gayenin elde edilmesi için gereken herþey yapýlacaktýr".

Bugün "baðýmsýzlýk" kavramýný telaffuz etmekten çekinenlerin, Kurtuluþ Savaþý'nýn "anti-demokratik usullerle" yürütüldüðünü söyleyenlerin, kürsüsünde yemin ettikleri "Meclis"in duvarý üzerine "egemenlik kayýtsýz þartsýz milletindir" ibaresinin yazýlmasý, milli iradeyi topyekün seferber etmekte bu kadar kararlý,"anti-demokratik bir öncü kafa"nýn iradesiyle mümkün olabildi.

Yaptýðýný demokratik bulmayan, "hiç bir kitapta yazmýyor" diyen bir hukukçuya, "Ben onu yapayým, kurayým, sizde sonra kitabýný yazarsýnýz" dediði Meclis, böyle kuruldu.

"Demokratik laik Cumhuriyet" deðil, "Demokratik, laik, baðýmsýz Cumhuriyet"...

Yarýn Meclis'te, onlarý seçip gönderen Milli iradeye, "Baðýmsýzlýðý ve Cumhuriyeti koruyacaklarýna namusu ve þerefi üzerine yemin ederek" söz verecek vekiller, eðer bu yeminlerini tutamayacaklarsa, amaçlarý egemenlik üzerindeki kayýtlarý þartlarý teker teker kaldýrmak deðilse, hiç yemin etmemeli, tersine, Milli-üniter devlet yapýsýný tanýmadýklarýný açýkça ifade etmeli.

Buyrun,

-...Ýþte Mustafa Kemal Paþa, Ýstanbul'a ayak bastýðý gün bu azgýn karþýlayýcý ve þýmarýk "sözde kurtarýcýlarýn" arasýndan geçerek önce Akaretler'deki annesinin evine gitmek istemiþ, yol bulamamýþ, bunun üzerine Beyoðlu'na doðru yürümüþ, Pera Palas'a yerleþmiþtir.

Ýþin aslýna bakýlýrsa, Mondros Býrakýþmasý'ndan sonra, Ýstanbul'un iþgali için ortada hiçbir gerekçe yoktur. Nitekim, 30 Ekim 1918 tarihinde, Mondros Ateþkesini Osmanlý Devleti adýna Ýngilizlerin Akdeniz'deki Donanma komutaný Amiral Calthorpe ile imzalayan Türk Delegasyonu Bakaný, Bahriye Nazýrý Rauf Orbay, Ýngiliz Amiral'den,

"Hiçbir Yunan savaþ gemisinin Ýstanbul'a veya Ýzmir'e gitmemesi, Ýstanbul'un iþgal edilmemesi konusundaki kuvvetli isteðinizi hükümetime bildirdim..." diye yazýlý bir "sözde" güvence de almýþtýr.

Bir vatansever olduðu kuþku götürmemekle birlikte daha sonraki yaþam çizgisinde de görüldüðü gibi, politik kývraklýktan hayli uzak biri olduðu anlaþýlan, Hamidiye Kahramaný Rauf Bey, ateþkes andlaþmasýný imzalayýp Ýstanbul'a döndüðünde 2 Kasým'da gazetecilere, Ýngiliz Amiralinin sözde güvencesine dayanýp,

"-Sizi temin ederim ki, Ýstanbul'umuza tek bir düþman askeri çýkmayacak" diye demeç vermiþtir.

Rauf Bey bu demecinde þunlarý da söylemektedir:

"Yaptýðýmýz mütareke umudumuzun üstündedir. Devletin baðýmsýzlýðý, saltanatýn hukuku, milletin onuru tümüyle kurtarýlmýþtýr"...

-Þu vaziyete bakýn... Rauf Bey gibi bir vatansever, bu kadar saf olabiliyorsa, düþmana güvenebiliyorsa, varýn hesap edin o vaktin hainlerindeki ecnebi tutkunluðunun çýlgýnlýk derecesini... Benle konuþmaya niye korkuyor?... Ýþte anlayýn artýk. Evet?

-...Düþman sözüne güvenmenin sakýncalarýný Rauf Bey kýsa bir süre sonra, gözleriyle görmüþ, bilfiil yaþamýþ, Ýstanbul'dan Anadolu'ya zorlukla kaçabilmiþ, Mustafa Kemal'le birlikte Erzurum ve Sivas Kongre'lerine katýlmýþtýr.

Tarihin garip bir cilvesidir, Rauf Bey, Anadolu Direniþçilerinin, ulusal kurtuluþçularýn iki numaralý adamý olarak Ýstanbul'daki Padiþahýn, yeni bir Millet Meclisi toplanmasýný kabul etmesinden sonra mebus (milletvekili) olarak yeniden Ýstanbul'a geldiðinde, 16 Mart 1920'de Ýngilizlerin bu meclisi basmasý üzerine tutuklanýp, Malta adasýna sürülmüþtür.

-Bölüm bittimi?... Arkadaþlar dinlensinler biraz.

11.12.2002

Öðrendiklerinizi unutmayýn...Meselâ 13 Kasým 1918'den 84 yýl sonrasýna denk gelen yarýn, haberleri, gazeteleri bugün öðrendiklerinizi hatýrlayarak dinleyip, okumaya baþlamak için uygun bir gün...

Hatta bu gece baþlayýn.




5- "Filistin mülteci kampý"

-Filistin halkýnýn, üzerinde doðup büyüdüðü kendilerine ait topraklarý, vatanlarý olmadýðý, aksine, týpký, Amerikan yerlileri gibi, medeni insanlar gelip yerleþtiði sýrada, kýrda, çölde, "uygarlýk alanlarý dýþýnda" yaþayan bir takým insanlar olduklarý anlamýnda kullanýlýr...

Bir insan veya millet üzerinde doðup büyüdüðü topraklar üzerinde, hangi durumda ve mekanda yaþýyor olursa olsun "mülteci" olamaz.

"Mülteci", kendi vatanýndan baþka bir ülkede yaþamak zorunda kalan insana denir.



6-"Yahudi yerleþimciler"

Savaþla iþgal edildiði, yerleþildiði ABD tarafýndan dahi kabul edilen topraklar üzerinde bulunmanýn adý da "yerleþimci" olamaz.
2 -"Uçuþa yasak bölge uygulamasý"

-Kendi uluslararasý sýnýrlarý dahilindeki kayýtsýz-þartsýz egemenlik hakkýna bir baþka ülkenin müdahelede bulunmasýna haklý olarak karþý çýkmayý sadece kendisi için bir "hak-ayrýcalýk" olarak gören belli bir gücün, taleplerine boyun eðmeyen baþka bir ülkenin teoride ayný derecede kayýtsýz-þartsýz egemenlðini, o ülkenin bir kýsým topraðý üzerinde ona "yasaklamasý" korsanlýðý...

"Irak'ýn güneyinde günlük keþif uçuþlarýný sürdüren Amerikan savaþ uçaklarý" deðil,

"Irak'ýn güneyinde hava sahasýna tecavüz eden Amerikan uçaklarý"...

"Irak radarlarý, uçaksavarlarý tarafýndan tehdit edilen Amerikan savaþ uçaklarý kendilerini savunmak amacýyla..." deðil,

"Irak hava sahasýný ihlâl eden düþman uçaklarýna kilitlenen, ateþ açan Irak radarlarý, uçaksavarlarý"...

3- "Saddam'ýn Saraylarý"

Hakkýný hiç bir zaman tam olarak ödemedikleri Merkezdoðu petrollerinin payý büyük olan çok daha lüks malikanelerde, saraylarda bolluk içinde yaþayan aç gözlü mütecavizlerin, Merkezdoðu petrolleri üzerinde tam bir hegemonya kurmalarý önünde engel gördükleri Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin'in, "petrolden kazandýðý paralarla keyfine bakan birisi" olduðu anlamýný kuvvetlendirmek için kullanýlýr...

Irak, Körfez Savaþý'ndan önce, eðitim ve saðlýk hizmetlerinin kalitesi bakýmýndan bölgenin sayýlý ülkelerinden birisiydi.

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin"



Haber Dinlemek Bir Savaþ Faaliyetidir



1-"Uluslararasý sorun":

-Mevcut þartlarda, belli bir bir siyasi, iktisadi "durum"un "sorun" ve niteliðininde "uluslararasý" olduðu üzerinde "bütün dünya"nýn ittifak ettiði anlamýnda gerçek bir "uluslararasý toplum" ve bir defa "uluslarasý sorun" olduðuna "karar verilmiþ durum"lara bulduðu "çözümler" her halükarda doðru ve haklý olan "uluslararasý kurumlar", çoðu halde belli güç ve karar merkezlerine istemesede boyuneðen BM'nin kararlarýndan, tasarýlarýndan, "çözüm önerileri"ndende anlaþýlacaðý üzere... yoktur.

Aksine, "aralarýnda" belli bir "durum"un "sorun... hem de uluslararasý nitelik taþýyan bölgesel sorun" teþkil ettiðine karar veren" güç ve karar merkezleri, bu merkezlerin "sorunlarý" yeterince ortaya çýkarmak için, Yugoslavya'dan Irak'a, Türkiye'ye, adým adým uyguladýklarý, adýna "Balkanlaþtýrma" denilen "parçalama operasyonlarý" ve "çözüm önerileri, çözüm modelleri" adý altýnda "taraflara sunduklarý", kabul ettirmeye çalýþtýklarý kendi projeleri vardýr...

"Aralarýnda" belli bir "durum"un "sorun" olduðuna "karar verip" "çözüm önerileri"ni "taraflara sunan"larýn "sorun" kabul ettiði durumlar, bu güçlerin kendi menfaatlerine göre oluþturup, çözüm önerisi adý altýnda kabul ettirmeye çalýþtýklarý "projeler"den zarar gören taraflar için, ya zaten "çözülmüþ"tür, ya da çözüme en yakýn olan durumdur...

-Meselâ, Ege kýyýlarýna bitiþik adalar gibi, iki adým ötesinde bulunduðu Anadolu Yarýmadasý'nýn doðal ve ayrýlmaz bir parçasý olan Kýbrýs'ta, AB ve ABD'nin "Ýsviçre modeli... Belçika modeli" gibi "projeler"le "çözmeye", daha doðrusu ulaþmaya çalýþtýðý maksat anlamýnda bir "sorun", Türk Milleti açýsýndan yoktur...

Türk Milleti, kendisi için Kýbrýs'ýn dün olduðu gibi, bugünde dolaylý-dolaysýz Yunanistan hakimiyetine baðlanmasý tehlikesi demek olan "Kýbrýs sorunu"nu, vaktin Kýbrýs Cumhurbaþkaný Makarios'un "mesafeli enosis" stratejisini yetersiz bulan unsurlarýn iktidarý ele geçirmeye teþebbüs ettikleri 1974 yýlýnda, hemen hemen 30 yýl evvel, ordusu ve meclisiyle birlikte "tek ses, tek yürek" olarak gerçekleþtirdiði Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtý"yla çözmüþ, çözüme esas teþkil edecek adýmý atmýþtýr.

Kýbrýs'ý Anadolu Yarýmadasý'nýn ayrýlmaz bir parçasý olarak görmeyenler, "milli dava" saymayanlar, tam da bu yüzden Kýbrýs Kurtuluþ Harekâtýný çözüm, çözüme zemin teþkil edecek adým olarak deðil, fakat "dolaylý enosis" demek olan AB-ABD projelerini engelleyen mevcut durumun; "Kýbrýs sorunu"nun baþlangýcý olarak kabul ederler. NTV'nin "30 yýl evvel baþlayan Kýbrýs sorunu" edebiyatýnda olduðu gibi.

-"Uluslararasý sorun"larýn ve bunlarýn çözümü için yapýlan "öneriler"in, önerilen modeller"in belli güç ve karar merkezlerinin kendi menfaatlerine yönelik projeler olduklarýný, AB'nin "tek ses" olma çaðrýsýna, "30 yýl evvel baþlayan Kýbrýs sorunu" icat ederek uyan Ntv ve benzeri kafadaki medya kuruluþlarýnýn iddialarýnýn tersine, 1974 Kurtuluþ Harekâtý'ndan öncede zaten birarada yaþamayan Kýbrýs adasýnda ki farklý dinden toplumlar tek bir merkezi otoriteye baðlanmaya çalýþýlýrken, 12 yýl evvel "uçuþa yasak bölge" gibi kavramlar uydurularak ülkeden koparýlan Kuzey Irak'ýn ise, ayný dine mensup olduðu merkezi otoriteye baðlanmasýnýn engellenmesinden anlamak güç olmasa gerek...

Merkezidoðu coðrafyasýnda yaþayan milletler ve devletler için "uluslarasý sorun"un adý, "Kýbrýs sorunu" denilen "durum"da dahil, bölgeye yönelik projeleri baþlý baþýna "sorun" teþkil eden 'AB ve ABD sorunu'dur"...

11.11.2002



Haber Dinlemek Bir Savaþ Faaliyetidir


Anafartalarda ulaþamadýðý maksadýna masa baþýnda eriþen mütecavizin, 1918 Kasýmýnýn 13'ünde baþlattýðý Türklüðün mahremiyetine alçakça tecavüzünü, "dostluk operasyonu"... "geçiçi iþgal" olarak adlandýran "mütareke basýný"nýn faaliyetlerinin günümüzde devamý olan bu tür manipülasyonlara "bir dur demek" zorundayýz.

Türkiye'de dahil bütün dünyayý, gücüne kayýtsýz-þartsýz teslim olunmasý gereken bir "kararlý-erkek-tanrý" saydýklarý ülkelerin "uçuþ" adýný taktýklarý bir serbest bölge-tecavüz yataðý, Merkezdoðu'nun mazlum milletlerinide onun kötü kadýný olarak görenlere dur demek, yürüttükleri psikolojik savaþa anýnda müdahelelerle etkisiz kýlmak her gerçek vatanseverin birinci görevidir.

Nasýl yapacaðýz?

"Kararlýlýðýnýn" propagandasýný yaptýklarý mütecavizlerin gücü, aslýnda millet içinde hiç bir güçleri bulunmayan bu propagandacýlarýn gazete baþlýklarý, ekran altý yazýlarýndan ibarettir.

Bunlarý okumak, dinlemek, bir savaþ pratiðidir.

Hiç bir habere anýnda inanmayacak, doðrusunu ortaya çýkaracak ve o doðruyu inatla yayacaksýnýz.

Mücadelemizin yüzde yetmiþi budur.


Birlik ve Bütünleþme

"...çoktandýr kullanmadýðý "uçuþa yasak bölge" gibi uluslararasý hukukta yeri bulunmayan bir korsan tabiri birdenbire "hatýrlayan" Türk medyasý içersindeki "haber bültenleri"nin bu gibi yanlý "haber"lerine Türk vatanseverleri, milliyetçileri asla itibar etmemeli"

"29 Ekime Doðru..."

10 Ekim 2002, AYA



Evet,

1918 Kasýmýnýn 13'ünde adeta þeref misafiri gibi Istanbul açýklarýna demir atan dev gibi düþman gemilerinin yanýndan geçerken üzüntüyle bunlarý seyreden yaveri Cevat Abbas'ý teselli eden Mirliva Mustafa Kemal Paþa'nýn gördüðü, 1915 yýlýnda Çanakkale kýyýlarýnda boðduðu mütecavizin yüz kýzartýcý saldýrýsýydý...

Anafartalarda ulaþamadýðý maksadýna masa baþýnda eriþen mütecavizin, iç cephe hainlerinin çiçekler atarak, alkýþlayarak tempo tuttuklarý, "mütareke basýný" denen Türk düþmanlarýnýn "dostluk operasyonu" adýný taktýklarý bir tecavüzdü.

"Dostluk gösterisine gelmiþ Müttefik kuvvetler" rahatlýðýndaki düþmanýn bu tasallutunu görmekten üzüntüye kapýlan subayý teseli edecek gücü kendinde bulmuþsa, bu manzara karþýsýnda midesi bulanmadýðýndan, dünya baþýna yýkýlmadýðýndan deðil, fakat üç yýl önce silâhla durduðu saldýrganý bir kere daha silâhla yeneceðinden adý gibi emin olduðundandý.

Üç yýl evvel nasýl yapmýþsa öyle yapacaktý ve Türk milletinin bu zaferi kazanmaya yetecek maddi manevi saðlamlýkta olduðuna inancý tamdý.

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin



13 KASIM 1918: "Anavatana Düþman Tecavüzü Baþladý..

"Tarihi Yanýlgý"


Pek iyi, pek güzelde, o zaman Kasým 1918'den beri Istanbul limanýna demir atmýþ yüzden fazla düþman savaþ gemisini, Kilyos'tan Çatalca ve Yeþilköy'e, Anadolu yakasýnda Beykoz'dan Haydarpaþa ve Bostancý'ya kadar pek çok yere yayýlýp daðýlmýþ düþman askeri birliklerini, Ýstanbul'daki Yüksek Komiserliklerini, Komutanlýklarýný neyin nesi sayacaðýz?

Bütün bunlar, yoksa, dostluk gösterisine gelmiþ Müttefik kuvvetleri miydi?

Peki, gene Nutuk'ta yer alan þu telgrafa ne diyeceðiz? 9 Mart 1920 günü, yani Ýstanbul'un resmen iþgal edildiðinin açýklanmasýndan tam bir hafta önce Ýstanbul'daki 10. Tümen komutaný bir þifre ie Ankara'daki Yirminci Kolordu Komutanlýðýna yazmýþ. 465 numaralý þifre, þöyle:

"Mustafa Kemal Paþa Hazretlerine;

Ýngilizler tarafýndan Türkocaðý binasýnýn iþgali üzerine Milli Talim ve Terbiye binasýna nakleden Ocaðýn bu yeni iþgal ettiði bina, dün zevalde Ýngilizler tarafýndan tekrar iþgal edilmiþtir efendim. Mart 1920 (âdi)" *


Demek ki, Osmanlý Baþkenti Ýstanbul'da, resmi ve cebri iþgalin öncesinde de Ýngilizler, diledikleri resmi binalara, bir iþgal ordusunun doðal davranýþý içinde el koymaktadýrlar.

Bu bir tek örnek... Böylece yüzlerce, binlerce örnek var.

Bu böylece bilindiði zaman, bir tarihi yanýlgýyý düzeltmek gerek. Bu yanýlgý da, Ýstanbul'un iþgal tarihi, gerçekte 16 Mart 1920 deðil, 13 Kasým 1918'dir. Dolayýsýyla Ýstanbul, Osmanlý Devletinin 466 yýllýk baþkenti, -Ýstanbul 1457 yýlýnda Baþkent yapýlmýþtýr- Üçbuçuk yýl deðil, tam 1784 gün, yani beþ yýla yakýn süre iþgal altýnda kalmýþtýr. 13 Kasým 1918'den, 2 Ekim 1923 tarihine kadar...

Ýþgal tarihi'nin 16 Mart 1920 deðil, 13 Kasým 1918 olduðunun bir baþka tanýðý da gene bizzat Mustafa Kemal Paþa'dýr. Yýldýrým Ordularý Grup Komutanlýðýndan istifa eden Mirliva Mustafa Kemal Paþa o gün, yani iþgal donünmasýnýn Çanakkale'den geçip Ýstanbul limanýna demirlediði ve taretlerini Ýstanbul üzerine çevirdiði günün akþamý, Haydarpaþa Ýstasyonunda, Adana'dan beri geldiði trenden inmiþ, bir istimbotla bu düþman zýrhlýlarýnýn arasýndan karþýya, Ýstanbul tarafýna geçmiþtir.

Geçerken de, yanlarýndan geçtikleri dev gibi düþman gemileri karþýsýnda üzüntüyle bunlarý seyreden yaveri Cevat Abbas'a;

"-Geldikleri gibi giderler..." demiþtir**

Gidecek olanlar kimdir? Kim olacak? Elbetteki Ýstanbul'daki iþgalciler...


Ýlhami Soysal - Kurtuluþ Savaþ'ýnda Ýþbirlikçiler

* Kemal Atatürk - Nutuk, c. I, s. 410

**Þevket Süreyya Aydemir - Tek Adam. c. I. s. 323

11.10.2002

Ýstiklâl Marþý... Tam.

"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"



Milli iradeyi temsil eden meclisi ve ordusuyla "kan revan içinde tutunduðu Sakarya kayalýklarýnda, varlýðýnýn derinlerinden bir çaðlayan gibi boþanarak þahlanan" bütün bir Türk milleti olarak, egemenlik üzerindeki bütün kayýt ve þartlara son vermek, "Baðýmsýzlýðý ve Cumhuriyeti korumak" imtihanýndan geçtiðimiz bu çetin dönemde, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ebediyete intikalinin 64. yýldönümünde saygý ve rahmetle anmaktayýz.

Birlik ve Bütünleþme

11.06.2002



-Þimdi bu "Yeni yüz-eski yüz" davasý gelince... Soruyorum, bir mankenden, "Kýbrýs'ta izlenmesi gerekli stratejiyi bilmediði için" mankenliði býrakmasý istenebilirmi?... "Mankenliðe daha fazla ihanet etmeyin, çekilin" denebilirmi?

-Yani nasýl ?

-Soruyorum iþte, meselâ bir programcýdan, "... 'kahveden gelir sesi' türküsünü bilmediði, hatta sevmediði, belkide 'nefret ettiðine göre', Yemen'e Kuzey Irak'a yönelik politikanýn ne olmasý gerektiðinide bilemeyeceði için" bir an evvel programdan vazgeçmesini isteyebilirmiyim?

-Ne demek istediðini anladým. Siyasetçilerden "yüzü eskidiði için" siyasetten çekilmesini isteme modasý...

-Evet... "Siyaset vitrininde yeni yüzlere ihtiyaç var"... Siyasetçi sanki "yüzüyle düþünüyor"...

-Þampuan markasý gibi...

-"Amerikadan ithal" siyaset anlayýþý bu... Biliyorsunuz, son yirmi yýldýr böyle... Bu anlayýþa göre arkadaþlar, siyaset, "yüzlerin seyredildikçe eskidiði" bir tüketim faaliyeti, siyasetçi ise, pazarlanan bir maldýr. Kafasýnýn içi deðil, kamera karþýnda nasýl durduðu önemli. Cumhuriyet tarihini bilip bilmemesi hiç dert deðil, hatta kötüdür... Bilirse, el birliðiyle önüne "Poe duvarý" örerler...

Seçimlerden sonra yapýlmýþ deðerlendirmelerin çoðu þöyleydi: "Siyaset vitrininde yeni yüzlere ihtiyaç var. Halk sandýkta bunu söyledi"...

Bu ve benzeri sözleri yazanlarýn çoðu da, 30-40 yýldýr, onlarýn tabiriyle söyleyeyim, "gazete vitrini"nde... Yani siyaseti seyre daldýðýndan, yüzlerinin epey eskidiðini farkýnda deðiller ve zaman zaman "bizdeki siyasi yapýnýn siyasetçiyi öðüttüðünü, halbuki batýda öyle olmadýðýný" söyleyip, Churchill, Brandt gibi isimleri misal gösterenlerde... herhalde baþkalarý deðil.

Yüzü, görünüþü deðil, baþarýlý olup olmadýðý önemli. Baþarýdan ne anlaþýldýðý ayrý tabii. Eðer seçim kazanmaksa, bu anlamda birçok defa baþarýsýz olmuþ genel baþkanlarýn çekilmesi tabiidir. Sebeb, yüz eskiliði deðil. Demin "gerekmez" derken bunu kastettim, bir seçim kaybetmek çekilmeyi gerektirmez.

-Geçen Cuma Ev ödevi verilmiþti, cevabý?

-Soruyu hatýrlatsanýza... Kahvemi getirdiniz?... Ne kadar düþüncelisiniz, teþekkür ederim. Kalabilirsiniz, ceza içerde geçerli... Dargýnmýyýz?... Ben deðilim... Cevap yok mu?... Gitti... Bir yere kaybolmayýn!...

-Hatýrlatýyorum...

-Hatýrlat...

-Son kýsmý þöyleydi... Sorulduðunda, çoðu, görevlerinin halký eðitmekten ziyade eðlendirmek, eðlendirirken eðitmek olduðunu söyleyen, fakat "tarih" gibi, "gerçek hayatta (iþ hayatý anlayýn) hiç bir iþe yaramayan, karýn doyurmayan bilgiler" dýþýnda, belli konularda, meselâ, arýzi durumlar hariç... hiç de öyle sanýldýðý kadar ayrýntýlý ve bu ölçüde; 7 yaþýndaki çocukla 20 yaþýndaki yetiþkine ayný lisanla ve ayný anda ulaþarak... "öðretilmesi" gerekmeyen "güdü"yü, dolaylý dolaysýz, sabahtan akþama kadar seyircilere öðreten ve de bu arada önemli bir görevlerininde halkýn doðru haber alma ihtiyacýný karþýlamak olduðunu da reddetmeyen, bir siyasi görüþüde þüphesiz bulunan her hangi bir medya organý olarak verdiðiniz cevaplardan sonra, size göre, Kuzey Irak'taki "durum", gazete-bülten baþlýðý veya alt-yazý olarak, içinde ABD ve BM kýsaltmalarýndan birini, ikiside olabilir, kullanmak þartýyla, tek cümlede nasýl haberleþtirilirse, milletimize "gerçek" söylenmiþ olur veya olmaz?

-...fakat "tarih" gibi, "gerçek hayatta (iþ hayatý anlayýn) hiç bir iþe yaramayan, karýn doyurmayan bilgiler"mi demiþim?... Þimdi aslýnda "tarih" bilgisi, bilinci olmayýnca "iþ hayatý"nda da baþarýlý olmak mümkün deðil artýk. Irak'a ambargo uygulamaktan vazgeçilemiyorsa, tarih bilgisi, bilinci yetersizliðinden... Cevabý veriyorum;

"Kuzey Irak'ta BM Desteðinde Kürt Devleti Hazýrlýðý"

"Kuzey Irak'ta ABD Desteðiyle Kurulan Kukla Oluþum"

Cümleleri verdim, hangisinin "gerçek", hangisinin "haber" olduðunu söylemiyorum, siz bulun. Þu kadarý... Türkiye Cumhuriyeti'nin Eylül ayý sonunda medya bültenlerine yansýttýðý görüþü, alt-yazý olarak bu cümlelerden birine çok benziyordu...

Toplumuzdaki ahlâki bozulmayý, pornolaþmayý konuþalým mý?... Çocuklar tehlikede.

-Devlet kademelerinde de bunun rahatsýzlýðý var. Jandarma Genel Komutaný, yanýlmýyorsam devir teslim töreninde ahlâki çürümeden bahsetmiþti... Devir teslim törenlerinde bu meselerin konuþulmasý adetten deðil herhalde bilmiyorum...

-Ýnsanlarýn çoluðu çocuðu var... Medya mensubu, asker, istihbaratçý, siyasetçi, farkeder mi?...Çürümenin, kokuþmanýn boyutlarýný gördükçe, geleceðe iliþkin rahatsýzlýk duyuyorlar... "hiç de öyle sanýldýðý kadar ayrýntýlý ve bu ölçüde; 7 yaþýndaki çocukla 20 yaþýndaki yetiþkine ayný lisanla ve ayný anda ulaþarak... 'öðretilmesi' gerekmeyen 'güdü'yü, dolaylý dolaysýz, sabahtan akþama kadar seyircilere öðreten" medya sorumlu davranmaya mecbur... Televizyonun etkisi, kitaba, yazýya benzemez arkadaþlar, benzemediði meydanda.

-"Eðitim gayesiyle bu programlarý yapýyoruz" iddiasý var.

-Þimdi iki noktayý birbirine karýþtýrmayýn. Zira, "bu tür konular milletin içinde bu ölçüde konuþulmaz, mahremiyet, özel hayat" deyince, hemen bazý "seks terapistleri" ve bu terapistlerin yazdýklarý kitaplarý okuyup, tesirinde kalanlar size, "Ahlâk bekçisi!... Pederþahi aile tipi savunucusu..." etiketini vurmaya bayýlýrlar.

-"Millet cahilmi kalsýn!" derler, Batýdan örnekler verirler. Türkiye'de ise, köyde hayvanlarla... diye baþlarlar.

-Halbuki o tür iliþkiler, bu tür terapistlerin görüþlerine uygun olarak eðitilmiþ batý toplumlarýnda daha çok...Bunlar kliþedir. Ýstatistiklerle, yüzdelerle gerçeði istedikleri gibi gösteriyorlar...Endüstri... Elbette eðitilecek, fakat biri, ait olduðu seksin bilincine varmýþ, belli deðer yargýlarýna, ölçülerine sahip, fiziki geliþimini tamamlamýþ yetiþkin, diðeri ise, buluð çaðýna gelmemiþ çocuða, ayný lisanla ve ayný anda ulaþarak" eðitim verilemez. Bir defa eðitimin prensiplerine aykýrý. Yararýndan fazla zarara yol açar. Bu anlamda, geleceði, çocuklarý düþünüyorsak, elbette "ahlâk bekçisi"yiz... Jandarma Genel Komutanýndan hekimine, medyasýndan istihbaratçýsýna kadar, herkes de "ahlak bekçisi" olmak zorunda... sorumlu olmak zorunda...

-"Ahlak bekçiliði" ve "sorumlu olmak" deyince, dizilerdeki, "iki yüzlü, fýrsat düþkünü ahlâk bekçisi" tiplemesiyle, ývýr-zývýr her meseleye burnunu sokan "mahallenin iþgüzarý" karakterini anlýyorlar...

-Doðru ... Erkek erkeðe rahat konuþuyoruz, meselâ evlendikten bir ay sonra, bir kadýnýn kocasýnýn sertleþme problemini veya bir adamýn karýsýnýn, bilmem kasýlmasýný konuþacacaðý yer, yediden yetmiþe herkesin seyrettiði ekranmý olmalý?...

-Yüz yüze görüþeceði bir merkez olmalý. Daha rahat anlatýr derdini. Bu imkâný saðlamakta devletin sorumluluðu deðilmi?

-Öyle... Okullarda da olmalý. Ýnsan, mahremiyet duygusundan mahrum bilimsel bir hayvan olsaydý, ki bilim ahlâksýz filanda deðildir, her davranýþ, iyi-kötü bir ahlâka dayanýr, mesele kalmazdý... fakat deðiliz... Deðiliz... Kadýnýyla erkeðiyle deðiliz... Ýçinizde organýnýn ebadýnýn, kabiliyetinin bu þekilde eðitim vesilesi yapýlmasýndan mutlu olacak bir erkek varmý?...Yani milyonlarca insan onlarý hiç alakadar etmeyen bu kadar özel bir problemi niye bilmek zorunda kalsýn?

-Bilmek isteyen çok...

-Niye çok?...Eðitimden geçtikleri için olmasýn?... Bilmek istemesi, o davranýþýn, o istemenin doðru olduðu anlamýna gelmez ki... Haber yerine, arkasýndan, "sertleþme ve kasýlma problemleri"nin de "tartýþýlacaðý" bir porno kaset, "eðitim amacý"yla gösterilse, "herkes seyreder"... Bu "ilgi" o kasetin gösterilmesini haklý, ahlâki kýlarmý?

-Porno tavsiye eden terapistler, "herkesin 'hayal gücü' kuvvetli deðil, yardýmcý oluyorsa, yararlýdýr" diyorlar.

-Karþýlýklý, bir baþka kadýn veya erkek olarak hayal etmek suretiyle gerçekleþtirilen birleþmenin, ayný anda ihanet etmekten hiç bir farký yok. Bir erkeðin ve kadýnýn, erkek ve kadýn olarak baþlarýna gelecek en büyük felaket, karþýsýndaki tarafýndan bir baþka insan olduðu hayal edilerek dokunulmaktýr. Aklým almýyor. Böyle terapistlere inananlar kendilerini þartlarlar, ziyan ederler. Porno, dozajý giderek arttýrýlan uyuþturucular gibi bir iptiladýr, hem kadýný, hem erkeði iktidarsýzlaþtýrýr. Ýnsanlarýn hayal gücü de sanýldýðý kadar zayýf deðildir arkadaþlar... Eski Yunandan Hinte, býrakýlmýþ yazýlý eserler ortada.

Þehveti kendinden doðmayan birleþmelerden aþk çýkmaz, tekniktir. Yapýlan deðil, düþülen gerçek aþkýn ise þehveti bitmez, çünkü... yaratýcýdýr.
Ýstiklâl Marþý... Tam.

"Temel olan iç cephedir".

"Meclisin anlayýþý, yürütümü ve durumu düþmana umut vermedikçe iç ve dýþ cephelerimiz hiçbir zaman yerinden oynatýlamaz"...





-Yanlýþlar neydi peki.

-Seçim öncesi dönemde çok sýk söylenen þuydu: "AB'ye karþý deðiliz, fakat onurumuzla girmek istiyoruz".

Þimdi bu slogandan hareketle, evvela hatalarý görelim.

1-"Bütün talepleri yerine getirilsede, Haçlýlardan bugüne bir türlü unutmadýðý dini, siyasi, kültürel, iç içe bir dizi sebebten ötürü Türkiye'yi üyeliðe kabul etmeyeceði belli" olan,

2-"Yerine getirilsede Türkiye'nin üyeliðe alýnmasý sonucunu vermeyecek sözkonusu taleplerin, PKK'nýn talepleriyle örtüþtüðü, dolayýsýyla asýl maksadýnýn vataný parçalamak olduðu görülen",

3-"Bu maksatla, Türkiye düþmaný teröristleri barýndýran, onlarý terörist ilân etmeyen çifte standart uyguladýðý ortada olan AB"ye, bütün bu tespitlerde bulunan ve onlarý Türk Milleti önünde inanarak savunan siyasi irade olarak, evvela "karþý olmayý" vurgulamak gerekirken, evvela "karþý deðiliz, hedefimizdir" þeklinde açýklarsanýz, devamýnda ki "onurlu olmak þartý" inandýrýcýlýðýný yitirir.

Sizin niyetinizden baðýmsýz olarak, ortalama bilinç, "Mademki hedeftir, rüyadýr, medeniyet projesinin tamamlanmasýdýr, o halde ince eleyip sýk dokumaya gerek yok, üye olunca, maaþlar 10 katýna çýkýnca hepsi düzelir" diye düþünür ve tercihini "AB üyeliðine karþý olmadýklarý gibi hiç bir þarta da baðlamayan" siyasi yapýlanmalara doðru yapar...

Temel konularda, "ama"yý tersten kurararak gönderilen siyasi mesaj adrese ulaþmaz. Örneði yok...

-"AB ile PKK talepleri örtüþüyor" tespitinin inandýrýcýlýðýda kalmýyor.

-Evet, doðru söylüyorsun... Ayný ortalama bilinç, "vatanýn bütünlüðünü, siyasi birliðini, üniter devlet yapýsýný bozmayan bir etnik federasyonlaþma, ABD projesi olarak Kuzey Irak'ta, Irak'ta mademki mümkün, o halde AB'nin talepleriyle PKK'nýn taleplerinin örtüþmesi sanýldýðý kadar tehlikeli olmayabilir" diye düþünür... Dolayýsýyla, AB'nin "cennet olduðuna inandýrýlmýþ" bir seçmenin, "eðer seçilirlerse, AB'nin bütün taleplerini kabul edeceklerini, 'Avrupa hükümeti' kuracaklarýný" söyleyen siyasi partilere yönelik tercihini deðiþtirmemesi için, ona bir sebeb daha vermiþ olursunuz...Dikkat ederseniz, yeni olan hiç bir söylemedik, bunlar daha önce söylediklerimizin bir tekrarýdýr.

-"Avrupa Birliði için çalýþacaðý" diyorlar...

-Kimler?

-CHP ve AKP'li yetkililer...

-Görüyorsunuz, bilinç, o kadar Türk deðilki, Türkiye bilinçlerinde o kadar mevcut deðilki, "Türkiye için çalýþacaðýz" deðil, "Avrupa Birliði için çalýþacaðýz" diyor. Bilinçlerinde, Türkiye'nin "T"si yok.

-Haber bültenlerine göre, ABD büyükelçisi Pearson, Türkiye Baþbakaný...

-Zaten miliyetçi haber bültenlerini seyrederken yüksek sesle söyledim, hatýrlayacaksýnýz... Seçmen, sadece þu haber bültenlerini izlese, oyunu milliyetçilere vermemek için yeteri kadar sebeb bulacaktýr. Bilinç Türk deðil, Türkiye'den deðil, Amerikan uçak gemisiden bakýyorlar. Baktýklarý içinde, mesela bu sabah Avrupa'da kendilerini bir askeri üsse zincirleyen kadýnlarýn, Irak Cumhuriyeti Devletine önelik ABD tehditini önlemekte "ne kadar kararlý olduklarýný" göremiyorlar...

Pazar günü ABD'nin Alaska eyaletinde, Alaska'dan ABD'ye uzanan petrol hattýný darmadaðýn eden büyük bir deprem oldu, ABD uçak gemilerindeki bültenciler yine göremedi... Ev ödevi deðil, niye?... Türkiye ve Irak'ta, "Kaçýnýlmaz Bozgunda Kararlý" ABD"nin gerekçesinin petrol ihtiyacý olduðu hatýrlanmasýn diye... Teksas'ta zengin petrol yataklarý filan yok, ABD, petrolsüzlükten ölmek üzere, biliyormuydunuz?

-Peki Bahçeli çekilmelimi.

-Gerekmez. Her seçimde genel baþkan deðiþmez... Eleþtirirsin. Fakat illede çekil diye bir þey yok... "Yeni yüz-eski yüz" hikâyesinden evvel, unutmadan þunu söyleyeyim. Milliyetçi hukukçular, AB methiyesi yapmayacaklar: "Kriterler yanlýþ anlaþýldý... Oraya girmek isteyen zavallý Türkiye için konulmuþ engeller deðil"...24 Hazirandý galiba... Hukukçular dikkatli konuþacaklar...

Kesin Türkiye-Irak zaferi... Kaçýnýlmaz ABD bozgunu... ABD sonrasý dönem... Huzur... Barýþ... Aþk...Merkezdoðu... Türkiye...Irak...Suriye...Ýran...

"Türk" Medyasý... Medya... Tii-vii... Med... Sinyal müzikleriyle "haberleþme"... Milli Kurtuluþ Savaþýný Unutturma... Etnik ittifak... Etnik parçalanma... Sevr... 1920'lerin Istanbul Hükümeti... "Istanbullaþmýþ Ankara"... Tükenme... Ýflas...

Haber bülteni... Türk düþmanlýðý... Etnik propaganda... Manipülasyon... Pentagon... Megafon... Uyuþturma... Ýktidarsýzlaþtýrma... Vatansýzlaþtýrma... Teslimiyet...

"Bir Millet Uyanýyor"... Mustafa Kemal ve silâh arkadaþlarý... Sakarya Ruhu...Irak Devlet Baþkaný Saddam Hüseyin... Kesin kararlýlýk...Vatan savunmasý...Vatanseverlik... Baðýmsýzlýk... Ýrade... Zafer...


11.05.2002

"Tarih, geçmiþ hadiselerin üzerinde ittifak edilmiþ versiyonudur"

N. Bonaparte



"Bilindiði gibi 12 yýl evvel Irak'ýn Kuveyt'i iþgali üzerine baþlayan Körfez Savaþý..."

Medya


"Bilindiði gibi 28 yýl evvel Türkiye'nin Kýbrýsý iþgali üzerine ortaya çýkan 'Kýbrýs'ýn bölünmüþlüðü' sorunu..."

Medya



-Arada hiç bir dolayým olmadan görüþlerinizi birbirinize iletiyorsunuz, hilesiz, saptýrmasýz demokrasi bu iþte arkadaþlar... Ýnsan sesi menziliyle sýnýrlý... Bir kahvede, bir mecliste mümkün... þu masanýn etrafýndaki yedi kiþi arasýnda mümkün... bir odada mümkün... Mesafe olunca, sesli, görüntülü dolayýmlar girince, demokrasi, dolayýmlara hakim olan güç ve karar merkezlerinin yönlendirdiði bir oyun oluyor. Mesafe, illede mekan uzaklýðý anlamýnda deðil.

-Yanlýþ anlamalarada sebeb oluyor mesafe.

-Yani, dolayým zincirinin belli bir halkasýnda bulunan kiþi ve kurum, sizin düþüncenizi ya saðýrlýðýndan yanlýþ anlýyor veya bilerek saptýrýyor... Kulaktan kulaða oyununu bilmeyeniniz var mý?... On kiþi yanyana oturur, bir baþtaki, yanýndakinin kulaðýna, yalnýz onun duyacaðý alçak bir sesle, meselâ, "Özür dilemek isterim" diye fýsýldar... Ve o lâf arkadaþlar, sonuncu kiþiye ulaþtýðýnda, "Ölüp gitmek isterim" olur... Düþüncenin kulaða fýsýldandýðý orjinal haliyle, sýnýfa yüksek sesle ifade edildiði zincirin son halkasýnda aldýðý muhteva arasýndaki farka bakýn.

Ve bu cümle, sonradan gereði yapýlmak üzere, önceden bir irade beyaný olmuþ olsa, çocuk hapý yutmuþtu... Öyle demediðini ispat edemez ki...

-40 yýl düþünsem aklýma gelmez.

-Fýsýldayan çocuk da zaten þaþakalmýþtý... Bir Ortaokul anýsý...Komik deðilmi?...

-9 tane kapý gibi þahit var.

-9 kiþinin hepsini saðýr veya kötü niyetli kabul edemeyiz. Fakat sözün sadece son halkada bulunan kiþi tarafýndan çarpýtýldýðý durum hariç, yinede cümleyi son haliyle duyduðuna yemin billah edecek yeter sayýda þahit çýkacaktýr... Toplum ölçeðinde düþünün bu oyunu bir de.

-Sýnýfý millet olarak kabul etsek...

-9 kiþide, iþte gazeteler, yorumcular, haberciler, araþtýrmacýlar oluyor... Tabii bu saydýklarýmý, mesajýn bir uçtan öbürüne fýsýltýyla gittiði kulaktan kulaða oyunundakinden farklý olarak, "fýsýltý"nýn yerini "uðultu"ya býraktýðý bir "dünya" olarak düþünüyorsunuz...

-Sýnýfta katýlýyor. Halkda konuþuyor, düþüncesini söylüyor, bu farkda var...

-Ancak halkýn düþüncesini söylemesi, çoðu durumda, interneti kullanmasý gibi... Tartýþýlan konuyla ilgili düþüncesi, "Çok iyi tartýþtýnýz" demekten ibaret...

-"Uðultu" tabirini, "ifade özgürlüðü"nden þikâyet olarak anlayabilirler... "Yeter, kafam þiþti!" manasýna.

-O zaman bende çabuk davranýrým... "Doðru düþüncenin millete ulaþabilmesinin þartý olan 'ifade özgürlüðü', bunun garantisi olmadýðý gibi, ayný zamanda engeli"... Teori ve "fact" birarada...

-Kent'in kendi durumunu tarifine benzedi...

-Yani doðruluðu teorik planda kesin olan bir prensib, uygulamadaki haliyle birlikte düþünülmeli... Yoksa, Türkiye-AB iliþkilerinden Kuzey Irak'a, bunca tartýþmaya raðmen Türk milletinin neden hala meseleleri tam olarak bilmediði anlaþýlmaz...Kahvemi getirdiniz? Teþekkür ederim...

Ne diyordum, burda hiç bir dolayým olmadan görüþlerimizi birbirimize iletiyoruz dedik. Yolda birisini durdurup, "Körfez Savaþý niye çýktý, hatýrlýyormusunuz?" diye sorsanýz, alacaðýnýz cevap, çok büyük bir ihtimalle, "Irak'ýn Kuveyt'i iþgal etmesi üzerine" olacaktýr. Niçin? Çünkü 12 yýldýr, "Bilindiði gibi Irak'ýn Kuveyt'i iþgal etmesi üzerine baþlayan Körfez savaþý"...diye baþlayan "haberleri" dinlemiþ, köþe yazýlarýný, gazete baþlýklarýný okumuþ.

-Baþkalarýda Kýbrýs'taki durumu, "Bilindiði gibi Türkiye'nin 74 Temmuz-Aðustosunda Kýbrýs'ý iþgal etmesi üzerine ortaya çýkmýþtý"... diye açýklýyor.

-Ayný... Halbuki Körfez Savaþý, Irak'ýn Kuveyt'i 90 Aðustosunda iþgal etmesinden çok önce baþlamýþtý. ABD, Irak'a karþý, yönetimi devirmek amacýyla, Kuveyt'inde katýldýðý bir savaþ yürütüyordu. "Irak'ýn Kuveyt'i iþgali, çoktan baþlamýþ bulunan Körfez Savaþý'nda, Irak tarafýndan atýlmýþ bir adýmdý"...

-Körfez Savaþý iktisadi sahada bütün hýzýyla sürüyordu. Amerikan þirketleri karýþmýþmýydý bilmiyorum, fakat Kuveyt, çölün altýndan uzattýðý borularla Irak petrollerini çalýyordu.

-Doðru... Þimdi burda, Körfez savaþýný konuþmaya baþladýk diyelim...Benim dýþýnda kalan herkes, "Körfez Savaþý, Irak'ýn Kuveyt'i 90 Aðustosunda iþgal etmesinden çok önce baþlamýþtý. ABD, Irak'a karþý, yönetimi devirmek amacýyla, Kuveyt'inde katýldýðý bir savaþ yürütüyordu. Irak'ýn Kuveyt'i iþgali, çoktan baþlamýþ bulunan Körfez Savaþý'nda, Irak tarafýndan atýlmýþ bir adýmdý" deyip dursun... Elimde hepiniz ayný anda konuþsanýz dahi sesinizi duyulmaz kýlacak güçte bir megafon var ve ben çevredekilere "Bilindiði gibi Irak'ýn Kuveyt'i iþgal etmesi üzerine baþlayan Körfez savaþý" diyorum. Bu durumda etraftaki izleyicilere, dinleyicilere Körfez savaþýnýn, Kýbrýs'ýn bölünmüþlüðünün sebebi olarak hangi versiyon ulaþýr?

-"Doðru düþüncenin millete ulaþabilmesinin þartý olan 'ifade özgürlüðü', bunun garantisi olmadýðý gibi, ayný zamanda engeli"... Teori ve "fact"...

-Ne demiþti "Korsika'lý"?... konuþtuðumuz konuyla ilgili olan sözü...

-"Tarih, geçmiþ hadiselerin üzerinde ittifak edilmiþ versiyonudur"...

-Özal'da bir referans olan ABD baðlantýsýnýn Kemal Derviþ'te tenkit konusu yapýlmasýda böyle bir þey... Özal zamanýnýn ANAP'ýnda yer alýrken, tenkit konusu yapmadýðýnýz ayný durumu, bir baþkasý söz konusu olduðunda "Amerika'dan ithal politikacý" diye tenkit konusu yapmaya kalkarsanýz, inandýrýcý olmazsýnýz. Ýnandýrýcýlýk meselesinden seçimlere... Türk milliyetçilerinin hatalarýna geçelim mi?... Etraf ne kadar sessiz deðilmi?... Ne gürültü, ne patýrdý...

-N'oldu?

-Sanki bir "medya mensubu" bahçenin kenarýndan þöyle bir göz atýp kaçtý gibime geldi...Ne kadar kötüyüm di'mi?...



-Paltolarý almakla iyi ettik... Aðzýmdan buhar çýkýyor, bak...

-Benimde çýkýyor... Sis dumaný gibi ayný...

-Masanýn üzerindeki yapraklarý... þöyle elinin tersiyle...süpür...Uzun zamandýr çýkmamýþtýk bahçeye, bu protesto iyi oldu bir bakýma... Deðilmi?...

-Bilmem.

-Yaylanýnca adam ýsýnýyor. Sanki Zümrüt'e benziyor... Bakýrköy'deki...

-Sandalyeler benziyor... Sandalyeler eksik?... Ýki kiþi ayakta kaldý.

-N'apýyor bu orda?... Seslensene þuna, gelsinde baþlayalým. Boðazým bir türlü açýlmadý.

-Bu mevsimde gece koþulur mu?... 20 yaþýnda deðilsin.

-Boðazým savaþ alaný gibi... Kadastrocumu bu? Seslensene.

-Annesini kaybetmiþ gibi duruyor...

-Geliyor... Dur bakalým... E, ne haber?

-Bu toprak kazýlmaz?

-?

-Adamýn beli kayar. Cam gibi...

-Sakarya'da nasýl kazýldýysa yine kazýlýr...

-Herkes tamamsa... havadan sudan sohbet edelim... böyle gidelim bugün...


Ýstiklâl Marþý... Tam.

"Temel olan iç cephedir".

"Meclisin anlayýþý, yürütümü ve durumu düþmana umut vermedikçe iç ve dýþ cephelerimiz hiçbir zaman yerinden oynatýlamaz"...




-Toplantýyý açmasýna açacaðýmda... Pek tenha. Deðerli medya mensuplarýný göremiyorum, medya bayramý mý?

-Protesto ediyorlar. Dünkü hadise nedeniyle "özgür medya federasyonu" bir bildiri yayýnladý, hortlayan faþist Sakarya iradesine karþý "sansür hakký"ný kullanacaklarýný ilân etti... Haber ambargosu uyguluyorlar.

-Zaten öyleydi.

-Toplantýlarýda izlemeyecekler. Süresiz olarak...

-ABD Irak Cumhuriyeti Devleti'ni bölene, "Anadolu Federasyonu" ilân edilene kadar demek istemiþler... Peki, bizde bugün bahçede, açýk havada sohbet ederiz. Uygunmudur arkadaþlar?... Ormanýn kenarýnda, masanýn etrafýnda bizbize?...

-Çok güzel!... Eski günlerdeki gibi... Sergerdelerin dönüþü...

11.04.2002

Herþey olup bittikten sonra deðil, yolun baþýnda söylenmiþ, icabý yerine getirilmiþ sözler bunlar arkadaþlar.

29 Ekimin 79. Yýldönümünde milletimizin, "Baðýmsýzlýðýnýn korunmasý" yönünde kararlýlýðýný ortaya koyduðu Cumhuriyetin kurucu iradesi budur.

-Meclis'in, "Biz Türkiye Büyük Millet Meclisi'yiz. Ýçte ve dýþta, AB ve ABD'ye teslimiyet politikasýný reddediyoruz, Türk siyasi yapýsý, bu yapý içinde Türk Devletini tasfiye faaliyetlerini son sýnýrýna getiren etnik parçalanma yanlýsý iþbirlikçi kliklerden arýnmaya mecburdur. Merkezidoðu'da rejim deðiþikliði, devlet yapýsýnýn tasfiyesi anlamýna gelir. Ermenistan'a gösterilmeyen düþmanlýðýn daha fazlasýnýn gösterildiði komþu Irak Devletiyle, Ýsrail'le kurulan iyi komþuluk iliþkilerinden daha az olmayan bir komþuluk iliþkisinin derhal kurulmasý gerekir" þeklinde veya buna benzer bir metin yayýnlayabileceðine gerçekten inanýyormusunuz?

-Niçin inanmayayým?... Brüksel'deki Washington'daki meclislerden birimi bu bahsettiðiniz meclis?

-Elbette Ankara'daki Meclis...

-Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin baþkenti olan Ankara'daki meclis...

-Onu biliyorum.

-Ankara'daki Meclis, Baðýmsýzlýðý ve Cumhuriyeti korumaya yemin edecek vekillerden oluþacak... Milletin vekilleri "milli-ulusal isteði, her türlü iç dýþ baskýya direnerek yiðitçe belirtsinler ve bunun gereklerini inanarak uygulasýnlar" diye seçildiklerine göre aksi düþünülebilir mi?... AB'ye, ABD'ye sadakat bildirisi yayýnlamalarýnýmý ummalýyýz?...

-Ýsyanmýþ gibi olmazmý?

-Gene ayný... Beþ gün önce konuþulmadý bu isyan meselesi?...

-"Fakat bu isyan olmazmý?"... diye sormuþtum.

-Ne cevap vermiþtim?

-"Hangisi?...Milli iradeyi temsil yetkisini, 'kayýtsýz-þartsýz olmasý þartýna baðlý millet egemenliðinin esas olduðu ibaresi' duvarýna milletin kanýyla yazýlmýþ mevcut Meclis'in kürsüsünde ettikleri 'Baðýmsýzlýðý ve Cumhuriyeti koruma' yeminini tutmak için deðilde, baþka güç merkezlerinin iradesiyle oluþturulmuþ etnik-siyasi-idari projeleri korumak maksadýyla kullanmak mý, yoksa 'Bu gidiþe bir dur demek'mi?" demiþtiniz... "Bu gidiþe bir dur demek" gerektiðine bütün kalbimle inanýyorum da, bunu "isyaný bastýrmak" olarak görmek... yani "isyan" aðýr bir kelime gibi durmuyormu?

-Bana da tam tersi gibi duruyor... Hem "isyan"ý siz çýkardýnýz o gün.

-"Ýsyanýn bastýrýlmasý" demek istiyorum... biraz.

-"Kanun dýþý, hukuka aykýrý" gibi mi duruyor?... Peki etnik proje?... O da "demokratikleþme süreci" gibi görünüyor gözünüze sanýrým...

-Kabul etmiyorum!...

-Türkiye Cumhuriyeti'nin tasfiyesini maalesef çoðunuz "hukukun üstünlüðü" ile açýklar oldunuz. Siz medya mensuplarý, kendi kendinizide þartladýnýz, "haber"iniz yok...

-Kabul etmiyorum!... Medya bir kere daima halkýn sözcüsüdür ve de medya olmasa...

-"Seçimin sonucunu medya belirledi" tespitini düþünen birisi olarak son söylediðiniz cümledeki fikri o þekilde düþünüp, formüle edemezsiniz.

-Medyaya tahammül edemiyorsunuz, ne oturumlarda, ne de ev de!..."Demokratik tahammül" duygunuz yok.

-Ýnsaf, daha dün sabah... Hanýmefendiye bir oturumdan men cezasý uygun görülmüþtür. Güvenlikle ilgili arkadaþlar not etsinler, bir dahaki toplantýda patýrdý gürültü istemem. Toplantý sona ermiþtir arkadaþlar.

(..."Doðru!"... "Toplantýnýn huzurunu kaçýrmaya ne hakký var?"... "Çiftlikmi burasý?"... Yüksek sesle protestolar, uðultular)
-"Medya bu seçimlerde sonucu belirledi" diyorlar. Medya içinde yapýlýyor bu tespit.

-"Medya sorunu" temel... Aþkýn Yolu Sana'da var. Zahmet edip öðreneceksiniz. "Medyanýn, medyadan þikâyeti"ne baktýðýnýzda, çoðu durumda kayýtlý-þartlý bir bilinçle karþýlarsýnýz. Bu konuda misallerle eleþtiri getirdik, haberlerden programlara, gazete baþlýklarýndan ekran altý yazýlara kadar... Yararý olmadý deðil, ancak bir türlü karþý olduklarýný söyledikleri tarafa alýnmasý gereken tavrý aldýramadýk. Teorik yuvarlama gibi gelmesin, görüþünüzün gerektirdiði tavrý alamadýðýnýz her faaliyet, yol açtýðý sonuçlar, etkiler itibarýyle karþý görüþün faaliyetidir... Hadi, bir gün sonra kýrýcý olmayalým...

Meselâ "Vatanseverim, ulusal deðerlere, inanca saygýlýyým"diyorsun, fakat Türk Milletine tavsiye ettiðin yazýlar, kitaplar, "Vatan diye bir þey yoktur... Türk Milleti, Malazgirt'ten girdi, Kemalizm'de zirvesine ulaþan bir canavarlýk olarak bütün uygarlýklarý ezdi... Sevgi ise, 'tükedildikçe bir diðerine koþulan kandýrmalarýn tarihi'dir" diyor... Ve yanýnda yer aldýðýný söylediðin "biz"e ambargo uygulamakta gösterdiðin dikkat, güya þikâyetçi olduðun medyadan az deðil...

-Korkunç!...

-Evet... Ne akla ne mantýða sýðýyor...

-Tenkitler için söylüyorum... Özellikle "medyadan þikâyetçi olan medya"yla ilgili olarak yaptýðýnýz son tespit...

-Asýl korkunçluðu görmeyip, tenkitteki korkunçluðu anýnda "teþhis" etmeniz ne kadar korkunç, biliyormusunuz... Nesiniz siz?

-Her Türk vatandaþý gibi, ben de vatandaþlýk hakkýmý kullandým. Rengini size söylemek mecburiyetinde deðilim...

-?

-Oyun gizliliði esastýr.

-Ne sordum size?... Milliyetçilik "sýr"mý?... "Çok gizli" vatanseverlik olabilirmi?

-Deðil, olamaz.

-"Gizli" yurtseverliðin sonu, Molla Mustafa Barzani'nin rüyasýný gördüðü ABD eyaleti Kürdistan'la, parça parça olmuþ Anadolu'dur, fakat buna müsaade edilmeyecek.

-Peki seçim sonuçlarý, 99 yýlýndaki parçalanmýþlýða göre bir bütünleþme deðilmi?

-"Göre"... diyorsunuz... Arkadaþlar...Renk olarak kompüter ekranýnda gördüðünüz bütünleþme, nihai sonuca baðlanmadan, çözülmeden, iki taraftan biri kazanmadan hiç bir adýmýn atýlamayacaðý "Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyetin korunmasý" ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni resmen yýkýp, Anadolu ve Trakya'yý, ABD veya AB'ye baðlý eyaletçiklere bölme, parçalama" arasýndaki mücadelenin bu aþamasýnda, biri etnik ittifaka, diðeri milli kurtuluþ kuvvetlerine götürecek iki farklý yola girmek üzereyken, mevcut Türk siyasi hayatýnýn, sizin tabirinizle "büyük medya"nýn ýsrarýyla alýnmýþ son toplu fotoðrafýdýr...

Çoktan ölmüþ evliliklerin, "kandýrmak" üzerine kurulu "birliktelikler"in bulanýklýðýdýr o gördüðünüz "bütünlük"... Toplu bir tereddütün, bir þaþkýnlýk anýnýn fotoðrafý...

Hüzün, bunun hissedilmesi. Herkes biliyor sorunun ne olduðunu.

Bunlar bir asýr evvel söylendi. Arkadaþlar, genç arkadaþlar hergün hatýrlamalý.

"... Günün basma kalýp yollarýna sapýp, her budalaya kendini beðendirmeye kalkýþma. Bunun hiç bir deðeri yok...Çevremiz gerçeklerle boðuþamayan insanlarla dolu...

Büyüklük odur ki, hiç kimseyi aldatmayacak, hiç kimseye gereksiz yere yüz vermeyecek, vatan için gerçek ülkü ne ise, onu görecek, ona dosdoðru yürüyeceksin...

Herkes senin arkandan konuþacak, attýðýn her adýmda önüne sonsuz engeller yýðacaklar, herkes seni yolundan döndürmeye çalýþacak, olsun... Ýþte sen burada direneceksin!... Kendini vasýtasýz bilerek, hiç kimseden yardým gelmeyeceðine, tek baþýna olduðuna inanarak bu engelleri aþacaksýn... Ve sonra sana "büyüksün" dedikleri zaman da onlara sadece güleceksin"
-Medya, bu seçimleri "Anadolu Ýhtilâli" olarak adlandýrýyor.

-Hangi medya?

-Büyük medya...

-"Büyük" sýfatýný sermaye anlamýnda kullanýyorsunuz yani... "Anadolu Ýhtilâli", Sabahattin Selek'in "Milli Mücadele''yi konu alan 2 ciltlik bir çalýþmasýnýn adý... Büyük sermayenin "Anadolu ihtilali"nden kastý o "Anadolu Ýhtilâli"mi?...

-Bilmiyorum, o kadarýný söylemiyorlar.

-Ben biliyorum... O "Anadolu Ýhtilâli"yle, Sabahattin Selek'in "Anadolu Ýhtilâli" ayný "ihtilâl" deðil... Onlarýnki, "izmihlâl"...

-O nedir?

-Ýstiklâl Marþýný okuyun, orda var... Bence tam zamaný...

-Ayrýca yeni bir merkez doðdu deniyor.

-Doðdu deðil, doðuyor... Türk siyasetinde "merkez"in ve "milli hedef"in ne olduðu 6 Haziran Belgesi'nde anlatýldý.

Ýstiklâl Marþý... Tam.


"...Birgün, Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyetini korumak zorunda kalýrsan, göreve atýlmak için, içinde bulunduðun durumun imkân ve þartlarýný düþünmeyeceksin!"
..

"Temel olan iç cephedir".

"Meclisin anlayýþý, yürütümü ve durumu düþmana umut vermedikçe iç ve dýþ cephelerimiz hiçbir zaman yerinden oynatýlamaz"...

Atatürk
Kurucu Ulusal Önder

..



Bahane Kalmadý...


Bazýlarýnýz neþeli, bazýlarýnýz üzgün. Sonuç itibarýyla çok sevinenler, öyle görünenlerde dahil, havada bir hüzün. Uykusuzluktan deðil, sebebi var.

-Siz nasýl görüyorsunuz?

-Nasýl gördüðümüzü þimdiye kadar söylediklerimizde görebilirsin.

-"Birlik ve Bütünleþme"nin görüþlerini biliyorum, seçim sonuçlarýný kastetmiþtim. Beklenmiyordu.

-O kanaatte deðilim...

-Ýyimser görünüyorsunuz.

-Her zamanki gibi...Hatta daha fazla. Þu nedenle ki, Bir defa seçimlerin büyük farkla kazanýlmasý, ayný farkla kaybedilmesi, nihai sonuca baðlanmadan, çözülmeden, iki taraftan biri kazanmadan hiç bir adýmýn atýlamayacaðý "Baðýmsýzlýk ve Cumhuriyetin korunmasý" ile "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni resmen yýkýp, Anadolu ve Trakya'yý, ABD veya AB'ye baðlý eyaletçiklere bölme, parçalama" arasýndaki mücadeleyi hýzlandýrmasý, berraklaþtýrmasý bakýmýndan olumludur...

Kaybedilirse, böyle dibe vurarak kaybetmeli... Bu "maðlubiyet"ler, kararlý bir insan olarak siz istemeseniz dahi, çevrenizdeki mütereddit eðilimler tarafýndan, adýmlarýn atýlmamasý için bahane edilen "kýl payý galibiyet"lerden çok daha iyidir...

Milletler içinde böyledir... Kurtuluþ savaþý þartlarýnda, Milliyetçi kadrolarýn "karþý karþýya kaldýklarý gizli ve açýk binbir türlü güçlük ve entrikalar"a karþý "nasýl direndikleri" hatýrlanmalý...

"Bu 'maðlubiyet'ler, kararlý bir insan olarak siz istemeseniz dahi, çevrenizdeki mütereddit eðilimler tarafýndan, adýmlarýn atýlmamasý için bahane edilen 'kýl payý galibiyet'lerden çok daha iyidir" tespiti, kazananlar içinde doðru... Yeterli çoðunluðu saðladýlar, "kýl payý" deðil...

1-Türkiye-AB iliþkilerindeki "siyasi belirsizliðe" kesin olarak son vermekten,

2-Irak Cumhuriyeti Devleti'yle siyasi-iktisadi iliþkileri olmasý gereken seviyeye çýkaracak kararlarý alýp uygulamaktan kaçýnamazlar.

Ýktidar, ya 1923 Baðýmsýzlýðýný ve Cumhuriyeti kurulduðu gibi görünür kýlacak, ya da onu bir daha kimsenin adýný hatýrlamamak üzere Türk tarihinden çýkarak, tasfiye etmek için kullanmaya çalýþacak.